Yeni Sene

DOĞDUĞU KÖYÜNE VEFATIYLA GERİ DÖNÜYOR.
Gelecektin niye gittin, gidecektin niye geldin?
 
Dünyaya gelme sebebimiz gitmeye hazırlık içindir. İnsanoğlu birgün döneceği ebedî âlem için bu dünya pazarında alacağını alır, vereceğini verir. Yazgı böyledir. Türk siyasî hayatının önemli isimlerinden biri olan, siyaset dünyasında "Baba" lakabıyla tanınan 9'uncu cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 65 yıllık hayat arkadaşı Nazmiye Demirel, dün akşam itibariyle dünyadan yolunu ayırdı. Rotasını âhirete çevirdi. "İslamköylü Çoban Sülü" diye de nam salan Süleyman Demirel  yıllar 

boyunca Türkiye'nin siyaset sahnesinin en kalıcı, en renkli ve en çok tartışılan karakteriydi. Kendisinin aksine eşi Nazmiye Demirel, gerekmedikçe konuşmayan sakin görünümde bir insandı. Muhtemel "Önemli bir makamdayız, pot kırmayayım, eşim zor da kalmasın, basına malzeme olmayayım" diye düşünüyordu. Belki bilmiyordu, bu haliyle " "Ya hayır söyle, ya sus" Peygamberimizin (s.a.s) sözüne, sünnetine uymuş oluyordu... Ne de olsa kökü Anadolu'ya çakılı ya, genç kızlığında anası evinde tarlada çapa yapmış, evde halı dokumuş, ekmek hamuru yoğurmuş duru bir köylü kızı ya; bir defasında gazetecilerle yaptığı görüşmede "kısa kollu esbapla sokağa çıkmam. Eşim devletin emrinde genel müdürken çıkardım,ama" demişti. Bunu anlayabilmemiz için dinimizi iyi biliyor olmamız lazım gelir. Demek istemişti ki, "Eşim laik düzenin emrindeyken sisteme zorunlu uyardım. Şimdi laikte olsa düzenin başına biz geleli beri, sistem umurumda değil"

Gazetecilerin çoğunda nerede o cümleden ne dendiğini anlamak, bu ince ayrıntı kendi kafalarına göre yazıldı bitti...

 
1927 yılında doğan Nazmiye Demirel,  Süleyman Demirel ile 12 Mart 1948'den beri evliydi. Nazmiye Demirel, 2005 yılından bu yana Alzheimer hastalığıyla mücâdele ediyordu. 
 
Nazmiye Demirel'in cenazesinin perşembe günü Isparta'da İslamköy'de defnedilmesi bekleniyor. Velhasıl doğduğu, büyüdüğü topraklara geri dönüyor. 65 sene önce köylü safiyaneliği üzerinde olarak kadem bastığı kentli dünyası, dün akşam itibariyle kararmış oldu. Kendisiyle gazeteci kimliğimle pek çok konuşmalarım, röportajlarım oldu. Nasıl ki, ben günümüz çirkinleşmiş basının içinde var olmamak adına köşeme çekilmiş olarak siyasetçi ve daha pek çok kişiyle hiç konuşmamışa dönmüşsem, Nazmiye Demirel'de dünden bugüne hiç yaşamamışa döndü... 
Devamını oku...

Yeni Sene
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 01 Kasım 2013 19:50
 
 
4 Kasım 2013 Pazartesi günü Muharrem ayına giriyoruz.
Bu ayın diğer aylar arasında farklı bir yeri var.
alt
 
Çünkü içinde 10 peygambere 10 ikramın verildiği aşure gibi önemli bir günü barındırıyor.
4 Kasım 2013 Muharrem ayının ilk günü yani hicri yılbaşı. Bu ayın diğer aylar arasında farklı bir yeri var. Çünkü 
 
içinde ‘aşure’ gibi önemli bir günü barındırıyor. Bugünde on peygamberine on farklı ikramda bulunan Allah (cc), 
 
bizlere de af ve mağfiret için imkânlar sunuyor. Peki, bu kutlu ayı nasıl değerlendirmeli? Asr-ı saadet döneminde 
 
sahabeden biri Peygamberimiz’in (sas) yanına gelir ve “Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” 
 
diye sorar. Peygamberimiz, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Bu ayın onuncu gününde tutulan alt
 
orucun Allah katında, o günden önceki bir senenin günahlarına kefaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.” cevabını 
 
verir.
4 Kasım 2013 Pazartesi günü bu mübarek aya giriyoruz. Aynı zamanda hicri takvime göre yeni bir yılın başlangıcı. 
 
Hicretin 1435‘inci yılına girilecek. Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye hicretini esas alan bugün, İslam tarihinde bir dönüm noktası. Bu mübarek gün, Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edildi ve 1 Muharrem hicri yılbaşı oldu.
Hicri senenin ilk ayı olan Muharrem’in 10′u aşure günü. Bu ayın diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, 
 
aşure gününün de diğer günler içinde bereketlibir yeri var. Allah katında önemli olduğu Fecr Sûresi’nin ikinci 
 
ayetinde, “On geceye yemin olsun.” ifadeleriyle anlatılıyor. Allah (cc), bu gecelere yemin ederek onların 
 
bereketini bildiriyor.
Muharrem ayı ve aşure günü, Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da kutsal sayılırdı. Nitekim Peygamberimiz Medine’ye 
 
hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. Bunun ne orucu olduğunu sordu. 
 
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gün. Hz. Musa, şükür olarak 
 
bugün oruç tutmuştur.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz de, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok 
 
yakın ve hak sahibiyiz.” buyurdu. O gün oruç tuttu ve tutulmasını da emretti. Ancak ertesi sene Ramazan orucu farz 
 
kılınınca isteyenlerin tutmasını söyledi. Peygamberimiz (sas), bu günle ilgili olarak, “Zilhiccenin son günü ve 
 
Muharrem’in birinci günü oruç tutan, o yılın tamamında oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.” buyuruyor.
Bir gün ikramda bulun, bir sene kazan
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” hadis-i şerifi, 
 
bugünlerde tutulan orucun önemini ifade ediyor. Bu hadisin açıklamasını İmam-ı Gazali şöyle yapıyor: “Muharrem ayı 
 
hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı 
 
daha fazla ümit edilir.” Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam aşure gününe denk getirmemek için, 
 
Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye ediliyor.
Bugünde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetler de yaşatılmalı. Herkes, bugünlerin faziletini 
 
bildiren hadiseleri hatırlayarak ailesine, akraba ve komşularına ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alır. 
 
Peygamberimiz, müminin aile efradına aşure gününde her zamankinden daha çok (fazla külfete girmeden, aile bütçesini 
 
zorlamadan) ikramda bulunmasını tavsiye ediyor. Bir hadiste şöyle buyuruyor: “Her kim aşure gününde ailesine ve ev 
 
halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”
***
Şükürler olsun Ehli Beyt’in sonu kesilmedi
Muharrem Ercan (Alevi dedesi): Muharrem ayının onuncu günü Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehadetine denk geldiğinden 
 
Aleviler olarak 12 gün oruç tutarız. Bu orucun adı ‘yas orucu’dur. 12. günden sonra İmam Hüseyin’in oğlu Zeynel 
 
Abidin sağ kurtulduğu için hem aşure kaynatır hem de kurbanlar keseriz. “Şükürler olsun Ehli Beyt’in sonu 
 
kesilmedi.” diye. Kerbela’da İmam Hüseyin’e su verilmediği için su içmiyoruz. Muharrem orucunda 12 gün boyunca su 
 
ihtiyacı başka sulu gıdalardan alınıyor ve et yenilmiyor.
***
On peygambere on ikram
Bu güne aşure denmesinin sebebi, Arapça “aşûra” kelimesinin onuncu gün anlamına gelmesi. Allah (cc) bu günde, on 
 
peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunuyor:
1. Hz. Musa’nın denizi yarması üzerine Firavun ile ordusu sulara gömüldü.
2. Cudi Dağı’nın üzerine Hz. Nuh gemisini demirledi.
3. Balığın karnından Hz. Yunus, bu günde kurtuldu.
4. Hz. Âdem’in tövbesi kabul edildi.
5. Hz. İsa, aşure günü dünyaya geldi ve o gün semaya yükseldi.
6. Kardeşlerinin attığı kuyudan Hz. Yusuf bu günde çıkarıldı.
7. Hz. Davud’un tövbesi kabul edildi.
8. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail doğdu.
9. Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı gözleri kapanan Hz. Yakub görmeye başladı.
10. Hz. Eyyûb, hastalığından o gün şifaya kavuştu.
Hicri yılbaşı kutlanmalı mı?
Prof. Dr. Orhan Çeker (İlahiyatçı): İslâm’da mübarek sayılan zaman dilimleri bellidir. Yılbaşı diye bir zamanın 
 
kutlanması ne Kur’an’da ne de sünnette mevcut değil. Çünkü Peygamberimiz zamanında hicret, yılbaşı ilan 
 
edilmemişti. Müslüman, her an muhasebe ve kontrol içinde olmalı. Aslında Allah için zamanların birbirinden farkı 
 
yok. Ramazan orucunun, miladî takvime göre yılda 11 gün kayarak 36 yılda bir, tüm ayları dolaştığı biliniyor. Demek 
 
ki yılın tüm günlerini Ramazanmış gibi geçirmeliyiz. İnsanların, “yeni yılın hayırlı olsun” gibi dileklerde 
 
bulunmasının sakıncası yok. İslam’ın kabul etmediği eğlence çeşitlerinden uzak durmamız gerekiyor.
Takvim, neden hicrete göre belirlendi?
Yrd. Doç. Dr. Emanullah Polat (İlahiyatçı): Hicret’in Efendimiz’in hayatında olduğu gibi, İslam ümmetinin hayatında 
 
da ehemmiyeti büyük. Hicret, İslâm’ın tahakkümden kurtulup kendi ayakları üstünde durmaya başladığının başlangıç 
 
günü ve sembolü. İmanın gereği bir ibadet. Hicret edenlerin Allah katındaki yerleri başka hiçbir varlığa nasip 
 
olmadı. Bu kutlu olayın takvim için başlangıç sayılması Hz. Ömer tarafından uygulandı. Hz. Ömer ki; 15 civarında 
 
ayet, onun Allah Resulü ile olan istişarelerinde ileri sürdüğü fikirleriyle teyit edildi.
Muharrem Ayı Ne Zaman Kutlanır , Muharrem Ayı Ne Demektir , Muharrem Ayı Hangi Tarihlerde Kutlanır , Muharrem 
 
Ayının Anlamı Nedir , Muharrem Ayının Önemi , Muharrem Ayı 
 
 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ