Kışın Ekmeksiz Yazın Gömleksiz

Zıkkımın kökünü yiyin. 

 
Bu sözüm çok medeni sandığımız, onlara benzemek için benzimizi soldurduğumuz, bizden görme Avrupalılara... Hakikatte onlar parayı masumları sömürmekten, medeniyeti de bizden öğrenmekten edinmişlerdir...
 
Avrupalılara ben hiç imrenmiyorum. görüntüleriyle sabit bu vaziyetten sonra hala Avrupalı'ya özenen varsa "Pes" yani derim...
 
Tenkidim başta Fransızlara... Neden mi? Ta 17. yüzyıldan beri Noel ve Paskalya günlerinde sabah akşam kaz ciğeri yiyorlarmış. Lüks lokantalarda en pahalı yiyecekleri  kaz ciğeriymiş...
 
İyi, hoş... Kaz ciğerini biz de yeriz, helaldir. Ve çok lezzetlidir. Mesele yemelerinde değil. Avrupalı daha lezzetli ve daha büyükçe kaz cigeri yemek için kazların ağızlarından hortum sokup canlı canlı hayvanın ciğerine hava basıyorlar. Ciğeri olduğundan on misli büyütüyorlar. Sanki yastığa pamuk basıyorlar. 
 
(Böyle yapmayanlara Allah'ın yarattığı cana saygı duyanlara, hayvan haklarına gerçekten değer gösterenlere sözümüz yok elbette. Onlar zakkumdan, zıkkımdan alınmasınlar. Sözümüz yarası olanı gocundurmaktır.)
 
Gözümle gördüm. Bir Alman kanalından canlı yayınlarını izledim. Hem şaşırdım, hem masum hayvanlar adına çok üzüldüm. Ne acı çekiyorlardır Allah bilir. Modern dünyanın insanları sanılan Avrupalı hormonlu et yemek için hayvana eziyeti, işkenceyi umursamıyor. Aç gözlü acımasızlar, şarap fıçısının dibini bulana kadar kaz ciğeri tabaklarında tükenmeden duracak. Hayvanın acı çektiğini, halini arzedemediğini geçin, o hayvanı Yaratan'a karşı gelmektir bu. "Sen bizim gözümüzü doyuracak kadar kazın ciğerini büyük yaratmamışsın, bizde bu işi kendi yöntemimizle hallederiz" demektir HAŞA. 
 
Pis boğazlar kendi ümüklerini tatmin için, hayvanların boğazını kazıyorlar. Merak etmeyin Rabbim'in melekleri bu yaptıklarınızı bir güzel hanenize yazıyorlar... Hangi tür yiyecek istediğiniz büyüklükte olsa siz yine de kanmaz daha da büyüğünü talep ederdiniz., gözünüzden ziyade ruhunuz aç. Hayvan hakları savunucuları nerdeler, onlar luzümsuz işler peşindeler, Nerede reklam kokan alaka var, oradalar.
Devamını oku...

Kışın Ekmeksiz Yazın Gömleksiz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 22 Aralık 2012 18:25

altBizlerden önce yaşamış, bu dünyadan kurtulup öte âleme geçmiş büyüklerimiz, atalarımız hayatlarında hata yapmamak adına Kur'an âyetlerine göre yaşamaya îtinâ eder, ihtimam gösterirlermiş. Velhâsıl Kur'ân-ı Kerîm'i hatim edip, hatip olup, hâfızaya almakla kalmıyorlarmış. Okudukları Allah kelâmlarını, hayatlarının her anlarına harfiyen uyarlıyorlarmış. Kur'ân edebine tam vâkıf olamayanlar da, Sevgili Peygamberimizin hadîslerini, sünnetlerini rehber ediniyorlarmış.

Bu dikkatli atalarımızın hâl ve hareketleri, ağızlarından çıkan her harf ve kelimeler bir araya getirilerek atasözleri hâlini almış. İşte onlardan birisinde denilmiş ki: "Kışın ekmeksiz (azıksız), yazın gömleksiz yola çıkma!

Bu ne demek; biraz açalım: Kışın yola çıkıyorsan, nereye gidersen git, yanına mutlaka bir torba içinde ekmeğini, katığını al. (Eskiden çıkın yaparak azıklarını taşırmış, gelmiş geçmişlerimiz; doğru yolu seçmişlerimiz.) Yolculuk hâli; kar yağar, yollar kapanır. Yağmur yağar, sel olur. Her kolaylık zor olur. Yani bir şekil aksiliğe mâruz kalarak, mahsûr kalıp, ekmekten mahrûm olabilirsin. Sen açlığa karşı tedbirini al da, takdiri Cenâb-ı Allah'a bırak...

Yazın gömleksiz yola çıkarsan da; elaleme, mahremiyetine haram görünüp utanç yaşarsın. Bunun yanı sıra güneş tenini yakar, hastalığa batarsın. Yani güneş çarpmasına uğrarsın...

"Günümüzde bu tür tedbirlere lüzûm yoktur, her yer yeme-içme ve giysi satıcısı dolu." denildiğinin farkındayım. Lâkin bu imkânlardan yararlanamayan (Hele ki kış vakti), parasız-pulsuz nice aç, bîçare insanımız mevcuttur. Çok uzaklarda aramayalım. Gün boyunca dikkatli bir şekilde çevrenize bakının, bu karda-kışta hem ekmeksiz, hem de giysisi üzerinden dökülen, viran kalmış insanlarımızın varlığını göreceksinizdir.

Âhirette aç ve açıkta kalmamak adına, Cenâb-ı Allah'ın rızâsını kazanmak uğruna, bu vatandaşlarımızı kollayalım. Düşmez kalkmaz bir Allah! Âhireti düşünmüyorsak da, bu dünya üzerinde de yarın kimin ne olacağı bilinmez. En zengin adam bile bir gecede servetini kaybedip, gömleksiz ve ekmeksiz hâle düşebilir. "Ne oldum deme, ne olacağım de." demiş atalarımız... Bu söz doğrultusunda düşünürsek, düşene el uzatmayı alışkanlık ediniriz. İnanın bu alışkanlığın verdiği haz, ne futbol seyrinde var, ne sigara tellendirmede... Deneyin, vicdânınızı da huzura erdirin. Yüce Allah katında emeğiniz ve niyetiniz iyi yönde karşılık bulacaktır.

 

 
 

Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ