İbret Alınırsa...

İbret Alınırsa...
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Nisan 2012 18:30

Zengin bir adam yaşlılığa erişince, ölümü aklına getirmeye başlamış ve henüz hayattayken görkemli bir mezar yaptırmış kendisine. “Arkamda kalanlar beni umursamazlar nereye olursa gömer, sonra da bir güzel paramı yerler” diye endişeli düşünerekten… Sonra da bu şatafatlı mezarlığın içine mevta olarak gireceği ilk gecenin endişesi sarmış bütün bedenini… Zira bilirmiş pek çok kişinin hakkını gasp ederek zengin olduğunu, o yüzden de ilk gece sorgu meleklerinin suallerini atlatırsa, gerisi gece ve gündüzlerini zorluk çekmeden, uykuda geçireceğini sanmaktaymış. Bu yüzden de ölümü hâlinde kendi yerine mezarda bir gece kalacak bir gönüllü aramaya koyulmuş. Kim ki onun yerine mezar çukurunda bir gece yatarsa, ona dilediği yerden güzel bir ev almayı vaat etmiş. Ne var ki, çevresindeki tüm yakınları şaşırtıcı bir şekildeki bu teklifi geri püskürtmüşler.  Oysa etrafında ev sahibi olma düşleri kuran pek çok yakını bulunmaktaymış.

 

Derken kendilerini çok sevdiği, ne isterse yapacağını düşündüğü üç çocuğuna götürmüş teklifi, “Yavrularım siz benden gençsiniz kalbiniz benden sağlam. Hanginiz benim yerime bir geceyi o çukurda geçirirse, ona fazladan şahane bir ev alacağım” demiş. Lakin evlatlarının üçü de bu teklifi anında reddetmişler. Adamcağız bu tavra çok kızmış ve kalabalık bir meydana giderek, gördüğü ahaliye teklifini yinelemiş. “Eğer kim ki, bir gece benim yerime mezarımda yatar, sorgu meleklerini atlatırsa, çocuklarıma bırakacağım tüm servetimi ona bağışlayacağımı herkesin huzurunda beyan ederim “ demiş.

 

 Lafı fazla uzatmaya gerek yok, arz olununca talep eden de bulunurmuş. Oradan sırtında tek sermayesi iple rızık aramak için geçmekte olan bir hamal, yaşlı adama yaklaşıp: “Senin namına ben mezarında bir gece yatarım” demiş… Velhasıl aralarında anlaşma yapmışlar. Hamal hava kararınca gitmiş mezarlık âlemine, zengin adamın en kaliteli mermerden yaptırdığı kabrin içine girip kıvrılmış yatmış…

 

Akşam olup, hava kararıp, ortalıktan el ayak çekilince gelmiş sorgu melekleri, başlamışlar zengin adamın yerine yatan hamalı sorgulamaya…  İnancıyla ilgili neredeyse tüm sorulanları doğru cevaplamış hamal… Fakat omuzundaki ipin hesabı sorulmaya başlanınca adeta nutku tutulmuş, bir türlü hatırlayamamış; kimden kaç paraya aldığını, ipi satana hak ettiği parayı verip vermediğini, o iple kursağına haram lokma taşıyıp taşıyamadığını… Kısacası, bir metrelik bir sicimin hesabını layıkıyla verememiş adam, sabaha kadar korkudan çıldıracak gibi olmuş. Sabah ezanına yakın, namaz vakti için sorguya ara verilmiş. Hamal var gücüyle mezarlıktan çıkmış, kaçarcasına o muhitten uzaklaşmış. Doğruca zengin adamın yanına gitmiş. Zengin adam merakla: “Geceyi nasıl geçirdin, kolay mıydı?” diye sorunca, hamal: “Her şeyi Rabbin rızasınca yaptıysan kolay, lakin takıldığın bir nokta oldu mu, çok zor. Ben bir metrelik ipin hesabını veremedim, sabahı dar ettim. Seni bilmem artık onca servetinin hesabını nasıl vereceksin?” demiş…

 

“Haram helal ver Allah’ım, bu kulun bir güzel yer Allah’ım” diyenlere, bu temsilî hikâye dikkat ettirir mi? O kadarını bilemeyiz artık…