Ne İdik Ne Olduk
Ne İdik Ne Olduk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 15 Haziran 2021 18:11
 
alt
NELER OLUYOR BİZE?
Dünkü günlerde aktif, dinamik, makam sahibi, saygı gösterilen nice kişiler bugün pek çoğunlukça hatırlanmıyorlar. İnsanoğlu dediğimiz Adem atamızın torunları "kim, kimdir, dünlerde nedir, necidir,"" bununla pek ilgilenmiyor. Bugün nasıl olduğunla, ne şekil göründüğünle seni, beni değerlendiriyor. Çok hızlı bir şekilde yozlaştık, manen yoksunlaştık. Allah her birimize selamet versin, yanlışımızdan bir an önce doğru yöne döndürsün inşallah...
 
Bir apartman dairesine taşındığımda apartmanın diğer dairelerinde oturanlar hep başka yerlerden gelme, köylü, kentli karı koca çalışanlardı. Beni asansör boşluğunda gördükleri yerde selam vermeye bile eriniyorlardı. Niçin derseniz, onların gördükleri ben orta yaşı geçmek üzere olan; evde oturup duran, arada bir öksürüğü duyulan kimi kimsesi bulunmayan yeni taşınmış teyzeydim. Durup hatır sorma yok, nerelisin, necisin ilgilenme yok. Karşılaştığınızda soğuk bir selam verme ve parfüm kokularını ardında bırakarak geçip gitme... beton yığını apartmanların, gün görmüş geçirmiş ahşap binalarına tepeden bakar gibi... Oysa o ahşap binalarda ne değerler bulunuyordu. Ne güzel aileler, ne iyi insanlar yetiştirmişlerdi. 
 
Dünlerde benim aktif çalışma hayatım olduğunu, bugün iyi bir mevkiden emekli olmuş biri olduğumu, çocuklarım büyüdüğü için kendi hayatlarını kurduğunu, kendi yollarında yürüdüklerinden, yanımda bulunmadıklarını bana sormazlarsa nereden bilecekler. Evli miyim, bekar mı, neden yalnız olabilirim? Bu soruları akıllarına bile getirmiyorlar ki, benim yalnızlığımı garipsiyorlar. Belki çocuğum var mı, yok mu onu bile bilmiyorlar. Yaşlılık günlerimde sade giyimimle, yakın çevremde sadece yürüyüş yapmak için sokağa çıktığımı, gözlerime bakmaktan bile imtina ederlerken nasıl anlayacaklar? 
 
Bizim gençliğimizde mahallelilerden biri ya da bir kaçı ayaklı gazete gibiydiler. Herkesle ilgili son havadisleri anında verirdiler. Şimdi kalmadı kapı komşular, duvar diplerinde oturup çekirdek çıtlatanlar. gelene gidene hatır sorup merakını giderenler. O zaman onlardan da şikayet eden olurdu. "Gizli bir yere gidemiyoruz, hemen görünüyoruz" denirdi. Emin olun öylesi daha iyiydi. Şimdi kimsenin kimseden haberi yok. Hasta olsanız bilen yok, hatta ölseniz duyan yok.
 
Kimse kimseyi umursamıyor artık. Sen onları çalışıyor biliyorsun, onlar seni sıradan bir teyze... Dış görünüşe ve son gördükleri hal üzerine karar verme... Nasıl bu şekil olduk biz, önceki yıllarda mahalleye yeni taşınana tencere dolusu yemek hazırlanıp ziyarete gidilirdi. Kimdir, kimlerdendir, bir güzel sorulup öğrenilirdi. Komşum denilerek sıklıkla yoklanır, sıkıntısı varsa giderilirdi. Komşunun akrabadan yakın olduğu bilinirdi. her hangi bir durumda akraba duyup gelene kadar, komşu imdada yetişen olurdu. Geçmiş zamanda kaldı tüm değerlerimiz, değerlilerimiz... Önce aile sıcaklığımızı bozdular, sonra komşuluk bağlarımızı kopardılar. Küresel güçlerce istenilen buydu, nihayet yıllar içinde bunu başardılar. Ellerine ne geçecek, hadi geçti. İstediklerinde zafere ulaştılar, elbet birgün bu düzende değişecek.
 
Her neyse yeni dünya düzeni bizlik değil, iyi ki vakti zamanında gençliğimizi, iş hayatımızı yaşamışız. Güzellikleri kana kana içimize sindirmişiz, çocuklarımıza da çok şükür bildiğimizi öğretmişiz. Saygı da sevgide kusursuzlar, lakin yeni dünya düzenine onlarda uymaktalar. Çark böyle dönüyor artık, önünde oyalananı çark biçer atar, acımasız zamanlardayız. Şimdi için bu kadar şikayet eder olduk, bizden sonraki nesillerin hali hayli zor. Gelecekte insani ilişkiler umutsuz vaka, maneviyat bugünden çökkün, edeb edepsizliğe mahkum, arkadaşlık dostluk değerleri yerle bir, bir çok insanın bu monotonluktan moralleri mahvoldu.
 
Bir örnek daha: Yakın geçmişte bakanlık yapmış, benim doğduğum topraklardan da hemşehrim olan, bir vakitler arkadaşım bildiğim biri vardı. İyi insandı. Lakin son zamanlarında çok değişkenlik gösterdi. Aktı duruldu. Koştu yoruldu. Siyaseti bıraktı, sanki kabuğuna çekildi. Sesi çıkmıyor, sedası duyulmuyor. Emin olun onun dününü bilmeyenler, bilhassa yeni yetmeler mahallelerinde ara sıra gördükleri bir amca sanıyor. Vefa diye bir şey kalmamış, zaman çarkı böylesine acımasız diyoruz. Lakin zaman değil suçlu, insanlar hızlılar. Hemen önlerine geleni benimsiyorlar, sonra onu unutup başka bir yeni gördüklerine meyilleniyorlar. Yani ünlü olmanız, popüler durmanız pek bir şey ifade etmiyor. Bir süre sonra siz de unutulur olursunuz; yenilikler eskiyi çabuk unutturuyor.
 
Bir de profesör unvanlı ilimin üniversitesinde rektörlük bile yapmış biri vardı, kibrinden yanına varılmıyordu. Sonra o da siyasete girdi. Bir partiden millete vekili bile oldu. Bu adam rektörlük görevindeyken nasıl biriydi ?
 
Haşa kendini Tanrı sanıyordu. Yanına yaklaşılmazdı. Konuşurken insanların yüzüne bakmazdı. Burnu düşse yere, tiksinir burnundan eğilip almazdı. O derece kibir abidesi adamdı. Bir gün o da görevden şutlanınca bir hiç olduğunu anlayacak. Sokaklarda yalnız başına dolaşan bir avare hükmüne geçecek. Kimseler kendisini tanımayacak, çevresindeki yalakaları bile gün gelecek yan gözle bile kendisine bakmayacak. Şimdi henüz bu olabileceklerin farkında değil, kimse yarın ne olacağım demiyor. Bugünün havasında havalanıyor. Görevden şutlananlar, eşekten düşen karpuz misali oluveriyor. Nice politikacılar gördük, nice müdürler, amirler tanıdık. Dün kral gibiydiler, bugün sözleri kimseye geçmeyen bir zavallı durumundalar. Bazıları milletten saklanıyor vaziyetteler. Kılık kıyafetini farklılaştırıp görünmemek, bilinmemek için gayret göstermekteler... 
 
Durun, biri daha aklıma geldi. Benim Belediye Basın Müşavirliği yaptığım dönemde, valilikte müdür olan bir arkadaşımız vardı. Ona ne oldu, o sonra nasıl oldu? Onun da akıbetti yukarıdakilerden beter oldu. Makam imkanlarına doymamış, yanlışa bulaşmış. Sonra hataları ayağına dolaşmış. Akıbeti hoş olmadı. Şimdi görünmez yerlerde köpek nallıyor...
 
Daha birkaç kişi daha var... Mesela bir futbol hakemi, dünlerde yolda gören " hocam hocam" diyerek iltifatlar düzerken, hoca hasta oldu, futbolu, futbolcuyu bıraktı. İnsanlar hızla çevresinden uzaklaştı. Daha dünlerde itibar gören nicelerinin durumunu da söyleyeyim mi? Meslek hayatım süresince tanıdığım namlı doktorlar, valiler, rektörler, mecliste sükse yapmış vekiller, belediye Başkanları, oda başkanları ve benzerleri... Neyse boş verin, gerek yok. Üzülürler şimdi. "Ne idik ne olduk, neden böyle olduk" der dururlar. İnsan çabuk unutandır. Gün gelecek herkes bilinmeyecek. Bugün toprak üzerinde bilinerek yürüyenler, yarın toprak altına dürülünce unutulacak. Dünyaya kimler gelmiş, kimler geçmiş. Nice canlar makamlardan düşmüş. Bizler asıl bu hakikati unutmayalım. 
 
Ne yazık ki dünya makamına gelen 'Müslüman Kimlikli' insanların büyük bir kısmı, altındaki makamın, elindeki imkanın geçici olduğunu düşünemiyor. "Ne oldum," havasına giriyor. Makamda iken yamuluyor, deforme oluyorlar, insanlıktan çıkıyorlar... Sonrasında toplumda kimi hiç hatırlanmıyor, çabuk unutulan oluyor. Kimi ömrü süresince yanlış anılanlardan oluyor. Daha ne söyleyeyim? Nasihat olarak alınırsa, halen o tür kendilerine göre çok önemli görevlerde bulunanlar var. Görevlerinin hakkını vermezlerse, Hakka hukuka riayet etmezlerse, onları bekleyen akıbet de yukarıda bahsettiğimiz kişilerle aynı olacaktır. Allah u âlem...AYFER AYTAÇ
 
Ayfer AYTAÇ