Hayat Anlık

Hayat Anlık
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 16 Ocak 2020 06:07

altHAKKANİYET YOLUNDA BİLDİĞİN HAKİKATİ SÖYLEMEK BÜYÜK SEVAPTIR. AHİRETİMİZ İÇİN KÂRLI KAZANÇTIR...

Yaşarken öleceğini bilen tek varlıktır insan; buna rağmen kalp kırar, gönül yıkar, kötülük yapar, arkadan konuşur, kuyu kazar, sinsilik yapar. Üstelik hiç kendisi ölmeyecekmiş gibi, hem de kendisi sınav salonunda değilmiş gibi, yarınlara yönelik mükemmellik garantisi varmış gibi bugünlerini umursamadan yaşar.

Hayatımız hakikatte bir anlık. Hatta iki kirpiğimiz arasında hayat açıldığında varsın, kapandığında yoksun. Zira hiç birimiz bir an sonramızı, gözümüzü kapayıp açtığımızın sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Bir an sonra ölebiliriz, bir an sonra Allah korusun sakat kalabiliriz, bir an sonra suçlu olabiliriz, bir an sonrası bir suçlunun mağduru olabiliriz. Bir an sonra hafızamızı yitirebilir, düne ait her şeyi unutabiliriz. An sonrası zengin yada fukara olabiliriz. Velhasıl bir an sonramızı bile bilmediğimiz bir hayat için ne fesatlıklar yapabiliyoruz. Bizimle dünyaya gelmemiş ve bizimle dünyadan gitmeyecek olan kaygılarımız için ne çok telaşlanıyoruz. O yüzden ilim sahibi büyük alimler "Hayat bir andır, o da şu andır" demişlerdir. Düşününce ne demek istediklerini idrak edebiliyoruz. Önemli olan içinde bulunduğumuz an, nefes aldığımız o an iyiye, güzele dair ne yapabiliyorsak, kaznçlı çıkacağımız kesin.

Yarını bilmiyoruz, yarına çıkarmıyız, yarınımız varsa ne yaşarız, önceden hiç birimiz haberdar değiliz. Bilsek zaten bir an sonramızı ona göre alırız tedbirlerimizi... Bu adil olmazdı zaten, sınav sonuçlarını evvelden almak gibi. Oysa hayatımız sınav üzerine kurulu. Bazen fırtınalara, bazen güneşe maruz kalacağız ki, her iki şartta da alacağımız tavırla sınav sorularını cevaplamaya çalışacağız. Sınav sorularımız ve vereceğimiz cevaplarda anlarda gizli... yanlış cevabın telafisi zor, çünkü maalesef geriye dönüşümüz olmuyor. Günlerimiz süresince bolca gönül alalım; kimseyi kırmayalı, kırılmayalım. Yalan dünya uğruna insanlarla uğraşmayalım, kimselere darılmayalım.

Dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." Hz.Mevlâna bu sözüyle düne takılmamamız gerektiğini vurgalamıyor mu, içinde bulunduğumuz anın önemine değinmiyor mu?

KENDİMDEN MİSAL, DÜNLERİM ÇOK ŞAALI GEÇTİ. Neredeyse her anım insanlarla içiçeydi. Her gün en az üç yeni insanla tanışıyordum. Herkesten ilgi, sevgi görüyor, yönetici konumundaki zatlardan her karşılaşmamda takdir alıyor, iltifatlara maruz kalıyordum. Hemen herkesce seviliyor, beğeniliyordum. Gazetecilik gibi aktif bir görevde kırk yıla yakın çalışmışlığım var. Medya dünyasının (TELEVİZYON DAHİL) her alanına emek vermişliğim var. Bugün bakın "var" deyip geçiyorum. Kırk yılı bir 'var' kelimesine sığdırıyorum. Çalıştığına dair isbatın var mı, diye bir soru gelecek olsa bugünün yeni yetmelerinden; isbat edemem, çünkü içinde bulunduğum şu anlarda evde kalp, yüksek kolestorol, troid ve hipertansiyon hastası durumunda ilaçl kullanarak yatıyorum. Allah korusun! "Dert geldi mi, zengin,fakir farketmiyor. Servetin olsada,harcasanda huzur asla kapına uğramıyor." Şu anlarımda gerçeğim böyleyken, dünüme dair neyi, kime, nasıl isbatlıyayım? Bana bugünüme yönelik ne faydası olacak dünlerde kalmış olan yaşantımın? Kaldı ki kendim bile hiç çalışmamış gibi, dünlerimi hatırlayamaz olmuşken... Buyüzden diyorum ki: Hayat yolunda yürürken çok dikkatli olmalı. Kimseyi kırmadan, incitmeden yaşamanın yollarını aramalı, kimseye karşı kin tutmamalı. Kimseden nefret etmemeli. Ne zaman Hakk’a göçeceğimiz belli değil. Kimbilir belki yarın, belki yarından da yakın. Bu nedenle son nefesimizi verirken nedâmet içinde olmayalım. Allah’a kavuşmanın sevinci ve heyecanı içinde olmaya çalışalım. İnsanlardan ne kadar zulüm, kötülük, ihanet görsek de kimseye karşı içimizde en ufak bir kin, nefret, düşmanlık, intikam duygusu olmasın. İçinde bulunduğumuz anları iyi insan olarak değerlendirelim.

" HAYAT" İki kirpik arasinda! Açıldığında varsın, Kapandığında yoksun...