Karatay'a Kandım

Karatay'a Kandım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Ekim 2019 07:52

altDoktordu, profesör olarak ünvanı vardı. Amerikalar da mastır yapmıştı. 70 yaşından sonra ülkemde her dediği kabul görüyordu. Kurumlar kuruluşlar ona hayrandı. Neredeyse bütün dernekler kendisine ödüller veriyordu. O herkeslerce kalp dostu olarak biliniyordu. Yağlara dost, şekere ve ekmeğe düşman deniliyordu. Bunun nedenlerine dair onlarca kitap yazmıştı (Hiç birini okumadım, ama katıldığı televizyon programlarında elinde tanıtımlarını gördüm.)ve kitaplrıyla yurdumda çok satanlar, çok takip edilenler listesine girmişti.

Yaşı yetmişi aşmış bu hanım tıpçı, binlerce fanlarınca da değer verilip hoca diye hürmet gösterilip neredeyse gün aşırı bir yerlerde etkinliklere davet ediliyordu. Yaptığı her davranışla, ettiği her kelamla sıklıkla ekranlra çıkıyordu. Her çıkışında kameralara bakarak "Bolca tereyağ yiyin, on yumurtayı kırın tereyağına yumulun. Yanında asla ekmek yemeğin! Çay kahve için ama içine şeker koymayın." Demesini samimi buluyordum. Ben onun Amerika'da eğitilmiş olmasını, oralara özentisini bildiğim halde, yüzündeki geçen seneleri yansıtan çizgilere saygı duydum. Güven verici bakışlarına ikna oldum. Dediklerini denemekte bir sakınca görmedim. Aklımı da devreye koydum. Mantığımın da dediğini duydum. Ve geçtiğimiz yaz mevsimi boyunca denilenlere uydum. neredeyse her öğün bastım tavaya halis diye bulduğum köy tereyağını ve gezmelerden gelmeyen dedikleri tavukların yumurtasını, günde en az beş altı yumurtayı mideme indirdim. Üç ayın sonunda durumum ne mi oldu. hastanelik... Çünkü kolestorolüm tavan yapmış, kalp çarpıntım artmıştı. Yeni ilaçlar, yeni masraflar bütçemi de, bünyemi de hayli sarsmıştı.

"Doktorların lüks yaşamı için mülkünüzü ve hayatınızı vermemelisiniz.Aslen, ilaçlara ya da hastanelere ihtiyacımız yok." 

Bu fikirle tereyağına ve yumurtaya yumuldum. sonrasında bir gözümden de oldum. Bu durumda İbni Sinacı oldum. Büyük tıpçı zat vakti zamanın birinde hem söylemiş, hem de şöyle yazmış. "Ayazdan ve boğazdan korunursanız hasta olmazsınız." Ne müthiş bir öğüt. Soğuktan bedenini, çok yemektende boğazını sakındır, hastalıklardan kurtul. Anladım ki bugün televizyonlarda boy gösteren tıpçılar, yahut otçular benden önce davranıp İbni Sinayı okumuşlar. Kendileri ilmi bulmuş gibi, kimbilir kime hizmet ederekten ekranlarda ahkam kesiyorlar. 

YAZIK BİZLERE...

 Sorunu kendileri çıkartıyor, çözümü yine kendileri buluyor. Trilyonlarca dolarlık kavgaların olduğu bir arenada, dünya kapitalizminin devreye girdiği bir uluslar arası sektörde ilaç yapımcıları insan sağlığını mı düşünürler, kendi menfaatlerini mi? bulaşıcı virüsleri üretiyorlar. hayvanlara enjekte ediyorlar. neyin neye karıştığını bilmeyen biz insanoğlu hijyen koşullarına dikkat etsekte hasta olmaktan kurtulamıyoruz. Bize zarar verenlerin ilaçlarını kullanarak elimizle avuç avuç paraları kasalarına akıtıyoruz. yazık bize, yapalan zararları bilmiyoruz.