Hayat Onlara Pahalı

Hayat Onlara Pahalı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Eylül 2019 12:01
BAŞ BÜYÜDÜKÇE BÜTÇE DE BÜYÜR
altÇoğumuzun kanını alarak sağlık sektörüne hizmet yaptığını bildiğimiz, felaket anında yardıma koştuğunu gördüğümüz Kızılay kuruluşunun, baş yöneticilerinin maaşlarına yüklüce zam gelmiş. Günümüzün gündeminde şimdi bu konu var. Ağzı olan kendince konuşuyor, kalem kullanan aklı yettiğince değerlendirme yapıyor. Kızılay: "Karşılıksız yarar sağlanan kurum, niye bu adamlar yaptıkları işte gönüllü değiller, yüklüce para alıyorlar?" Soruları havada uçuşuyor. Kelimeler herkesindir, isteyen istediği gibi sarf eder elbet...
Ben aslında duyduklarıma değerlendirme yapmayacaktım. Lakin telefona gelen mesaj beni de düşündürerek bu konuya dahil etti. Mesajın içeriğinde koca koca harflerle deniliyordu ki:
SN. BAĞIŞÇIMIZ YOĞUN KAN İHTİYACI SEBEBİYLE STOKLARIMIZ AZALMIŞTIR SİZİ YARIN SAAT 10.00 18.30 ARASI FİLAN CAMİ ÖNÜ CADIRA KAN BAĞIŞINA DAVET EDİYORUZ GÖNDEREN:Kızılay
"Kanı biz veriyoruz, kaymağı onlar yiyor. Sanki kan bağışı hiç durmadan onlardan alınıyormuş gibi, adamları iyi beslemek adına maaşlarını artırmışlar."
Telefonuma gelen notu okuduktan sonra ilk aklıma gelen tepki cümleleri bunlar oldu.
(Kendileri de kan veriyorlar mıdır?
Bizler: "Bir gün bize de gerekli olabilir, bir kan vererek bir hayat kurtarabiliriz." İyi niyetiyle yılda bir ya da iki kez kanımızı Kızılay'a bağışlıyoruz. Onlar kanlarımızı depolayıp ihtiyaç fazlasını bir ilaç firmasına ilaç yapsınlar diye satıyorlarmış. İnsan kanından ilaç, insan kasının onarımında kullanılıyormuş. Başka hangi alanlarda kullanılıyor bilmiyorum ama bu iş, özel bir firmaya devredilmiş diye gazetenin birinde okumuştum. Kan satışının geliriyle sanırım Kızılaycılar felaket zamanlarında düşküne yardım ediyorlar.
Vatandaşımız duyarlı çok şükür, her yardım çağrısına canla başla koşuşturuyorlar. Kızılay denildiğinde imkanları oranında kuruma maddi manevi desteklerini esirgemiyorlar. Kızılay yönetimi de halktan alınanların idaresini iyi yapıyor olmalı ki, mükafatlarını maaş artırımıyla alıyorlar. 
Makamlar büyüdükçe bütçeyi de büyütmek gerekiyor. 
Nasıl ki oturdukları koltukların kaliteleri artar, bindikleri arabalar en konforlusundan olur, kapılarına korumalar kondurulur, maaşları da başları oranında büyütülür. Herkesten farkı, heybeti, büyüklüğü görünsün istenir makam sahibinin.. 
Büyük başın ağrısı daha çok hissedilir. Yani giderleri fazlalaşır, geçim sıkıntıları yoğunlaşır. 
Nasıl mı? 
Nasılı var mı? Maaşlar yükseldikçe insanın çevresi genişler. Eş dost araması sıklaşır, yağcısı, balcısı çoğalır. Her birine ikram gerekir. Yağcıların cebini ara sıra görmek lazım gelir. Hiç değilse karınları tok tutulmalıdır ki, her ortamda teklemeden takdir edip dursunlar.
Ayrıcana makam büyüdükçe müdürün amirin evleri de değişir. Daha geniş, daha ferah, daha çok ve son moda eşyalar. Bunlar neyle alınır, ufak maaşlar yeterli olur mu? Olmaz bu hayat pahalılığına onların takatları yetmez. 
Makam büyüdükçe büyük başların evindeki giderlerde büyür. Misal hanım ve çocuklar daha iyi yer içerler. Evvelinden farklı daha şık giyinirler. Marka tutkuları falan girer devreye. Çocuklar özel kolejlere gider, hanım derneklere üye olur. Bunlar hayli yekun tutan giderlerdir. 
Sen ben eve gelene bir çay ikram etsek gönül almış oluruz. Fakat onlar konuklarına kırk çeşit ikram çıkarmazlarsa mahcup olurlar. Misafirler arkadan konuşmaya başlar. "Koskoca genel müdür olmuş, bir kuru pastayla savuşturdu." dedirtilir mi? 
Makamın hakkını yedirip içirip de vereceksin. Endamını, adının şanını orada burada duyurmak için lüks arabalara bineceksin. Her çağrılan yere giyinip kuşanıp gideceksin. Bunlar hep para, maaş artışı olmazsa bu pahalılıkta nasıl geçinecekler. hayat onlara daha pahalı, maaşları mutlak artmalı...
Gariban bildiklerimiz gelire göre giderini ayarlar. "Yorganına göre ayağını uzat" ata sözünü en iyi şekilde uygularlar. Onların azıcık aşları, ağrısız başları vardır. Lakin büyük makamlara gelmiş olanlar, azla yetinmemeliler. Çünkü her halleriyle hakim görünmelidirler. Yoksa bizden bir farkları olur mu? 
Mesela Kızılay yöneticilerinin artan maaşı gündemde madem onlardan örnek verelim. 
Biz vatandaş olarak kanımızı verip eve geliyoruz. Ama oranın başına amir, müdür, genel müdür olmuş zatlar, o kanları alandan tutunda, ayrıştıran herkesle muhatap...  Onlar olmasalar, ben Kızılay'ı Ankara'da bir semt olarak bilmekle kalacağım. Onlar olmasalar, Kızılay'a kan lazım olduğunu nerden bileceğim? Adamar beni bilgilendirmekle bile çok iş yapıyorlar. Yazıktır, bu hayat pahalılığı altında ezilmesinler.
İşin şakası bir yana onlar hep olsunlar, ama içlerindeki daha çok kazanma hırsını törpülesinler.
Düşmüşe, felakete uğramışa yardım ederken, hiç mi akıllarına gelmiyor. "Her şey insan için bir gün böyle olabiliriz" diye. 
Gelmez, belki de baş oldukları kurumda neler yapılıyor onu bile bilmez. Onlar seçilmiş insanlar, makamda daha bir seçkin oluyorlar. Baş koltuklarda kuruluyorlar, ellerinde imza yetkisini bulunduruyorlar. Asıl hizmeti memurları yapıyorlar.
Adamlar emir verip alt çalışanlarından birini görevlendirmişler, o kişi telefonlara toplu mesaj atarak bizleri kan vermeye davet ediyor. Oturduğu yerden olsa da, mesaj ücretleri bizim cebimizden alınsa da kolay iş değil gibi, zaman alıcı; o zamanı bizler film seyrederek geçirirken onlar bu işe mesai harcıyorlar. 
Bazıları torpille mi işe girmişler? Neyse ne canım, günahları boynuna! Hak etmeden maaş alan varsa çıkar bir yerlerinden, Allah affetse de Allah'ın kurduğu adil sistem affetmiyor. Herkes ektiğini biçiyor, ne zaman? Hasat vakti gelir bir zaman...  
Zaten eleştirileri umursamamış adamlar güya demişler ki: "Amerika'da müdürlerin, genel müdürlerin maaşları bizden çok yüksek." 
Vay canına dış hatların her yaptığı halt tatlı geliyor. 
Amerika'da yüksek maaş alanlar yüzünden mi sokakta yatanların, evsiz barksız kalanların sayıları her geçen gün artıyor. Biz vatandaşların da öyle olması mı isteniyor? En iyisi kendileri Amerika'ya mı gitseler. 
Yok, orada bizimkiler yapamazlar. Ağır şartlarda çalışamazlar, korumasız gezemezler. Yanlış yaptıklarında istifa etmeyi göze alamazlar. 
Varın gelin Amerika'ya özenmeyelim. Gidere göre gelir talep etmek yerine, giderleri kısıtlayalım. Sen yedin güllaç, ben yedim bulamaç. Sabah kalktık, sen aç ben aç. Ee, sen ölene kadar güllaç yesen, ben bulamaç. Sonrasında yine sende aç, bende aç; hepimiz Allah'ın merhametine muhtaç... 
Müslüman aza kanaat edendir. 
Bir gün 'zaten hiç yokmuş'a dönen, elde kalmayan makamlar için, dünya hırsı için açgözlü davranmayalım. Ülkemizin ekonomik şartlarına göre elde olana şükredelim. Neyimiz ne kadar fazlalaşırsa, vebalinde de o kadar artış olur. Kimsenin hakkını yemeden elimizden geldiğince hizmet etmeye gayret edelim. 
Makamlar geçicidir, saltanat sürerek tadını kaçırmayalım. Giderleri kısalım, üretimi artıralım. Ülkemizi el birliğiyle kalkındıralım. Kalkınmanın kaymağını hep birlikte yiyelim inşallah. 
Aman ha, kul hakkı yemeyelim. Çünkü kul hakkı ağır ve acıdır. Sonrasında yedi neslinizi acıtır. 
Yüce Allah vatanımızı, milletimizi ve gelecek neslimizi yokluktan, kıtlıktan, darlıktan, zorluktan korusun inşallah. Âmin...
 
Ayfer AYTAÇ- ayferaytac.com