Çevreci Hanım Gözüyle

Çevreci Hanım Gözüyle
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 03 Ağustos 2019 09:34
altİstanbul’da yaşayan eski arkadaşlarımdan, emekli hanım öğretmen, bir süredir misafirimdi. Bizim ilimizdeki sakinliğe hayran kaldı. Fakat şehrimizdeki pis kokuları ve etraftaki kirliliği beğenmedi...
Bu sayfaya geçtiğimiz haftalarda yazdığım Karadeniz gezilerime yönelik yazılarıma bir müddet ara verdim. Çünkü İstanbul'dan yaz tatili için evime yatılı gelmiş misafirlerim var. İstanbul’un Bakırköy ilçesinde oturan emekli öğretmen ve kızı ile iki erkek torunu...
Neriman öğretmen ve ailesi bizim ile her hangi bir Anadolu şehrinden ve kasabasından değil, Türkiye'nin en büyük ili İstanbul’dan, yine Türkiye'nin en büyük ilçesi Bakırköy’den geldiler. Ve şehrimdeki güllerin güzelliğinin ruhlarına verdiği huzuru hemen fark ettiler...
Hem kendi söylediklerine, hem de bizim algıladığımıza göre, Neriman öğretmen  şehrimin fiziki görünümü çok beğeniyor. Gezdiği bazı başka illere göre gelişmiş, sokak ve kaldırımları düzenlenmiş, her tarafları rengarenk çiçek ekili, güzel, yaşanılabilir bir şehir olarak değerlendiriyor... 
Ne var ki Neriman öğretmen güllerin göklere güldüğü yer olarak bildiği şehrimi mis gibi gül kokması gerekirken pis kokulu buluyor. 
-"Gül kokusuna doyacağımı sanıyordum. Ama şehrinizde gül kokusunu bastıran acayip bir çöp kokusu var" diyor. 
-“Geldiğimde çöpleri akşam saatlerinde düzenli toplanan, şehir merkezi pis olmayan temiz bir il buldum. Yalnız şehir merkezi dışındaki yerler kötü kokuyor. Bilhassa ara sokaklarda çöp bidonlarının dışa taşmışlıkları göze hoş gelmiyor. Bu sanırım birazda bu ilde yaşayan insanların dikkatine bağlı bir durum. Herkes evinin önünü temiz tutarsa şehir kirlenmez. Çöp bidonları da dışa taşmadan boşaltılmalı ve üstleri kapalı tutulmalı. Bu sıcakta çöp sineklerinin ısırıkları hiç çekilmiyor” diyerek çevre temizliğe karşı önerilerde bulunuyor..
Bunları söyleyen hanım sadece İstanbul Bakırköy’de yaşayan bir vatandaş değil, aynı zamanda çevrecilikle ilgili bir hanımefendinin görüşü. Yani “Çevreci Hanım” gözüyle bakarak şehrimin değerlendirilmesi yapılıyor. 
Bu gözlemleri sonucu emekli öğretmen Neriman Hanım, tatilinin geri kalanını devam ettirmek için kendi akrabalarının çoğunlukla bulunduğu Muğla'nın Fethiye ilçesine gitmek istediğini söylüyor.
-"Devamlı olarak şehrin içerisinde olanlar etrafa yayılan kimyasal karışımların etrafa saçılmış hali gibi ağır bir kokudan ve ısırıkları can yakıcı küçük sineklerden belki rahatsızlık duymuyor olabilirler. Fakat dışarıdan seyrek gelenler ve bu şehrin öncesini çok iyi bilenler, bilhassa akşam saatlerinde yoğun yayılan bu ağır kokunun ve çöp bidonları etrafına atılan çöp yığınlarının görüntüsünün insana verdiği rahatsızlığı daha iyi görme ve fark etme imkânına sahip olurlar"diyerek hoşnutsuzluğunu dile getiriyor. 
Ev sahibi olarak  mahcubiyet duyuyorum. Bol gül suyu ikramıma rağmen bile çevreden duyduğu rahatsızlığı gideremiyorum...
Çevreci Neriman öğretmen:
- “Gerçekten asfaltlamasıyla, çevre düzenlemesiyle ve sakinliğiyle günden güne gelişen, güzelleşen bir şehre sahipsiniz. Böyle nezaketli insanlara da çevresi güllerle bezeli güzel bir şehirde yaşamak yaraşır, şehrinizin kıymetini bilin ve buralı olmaktan gurur duyun. Biz yıllar önce koptuk ata ocağından İstanbul'a yerleştik. Kurulu düzeni dağıtıp tekrardan yerimize dönme şansımız yok. Keşke olsa” diyerek, baba toprağının bulunduğu Muğla'ya olan özlemini ve sevgisini dile getiriyor.
 
TEMİZ BİR ŞEHİR YABANCININ AYNASIDIR
 
Şehir bizim evimiz gibidir. Ne kadar temiz olursa, o kadar huzur verir...
Ne yazık ki, şehrimiz temiz değil, kaynak su diye bildiğimiz çeşmelerimizden akan su bile pis kokuyor. Akşamdan içip sürahide yarım bıraktığınız suyu sabah içemiyorsunuz. Dinlendikçe tatlanması gereken su acılaşmış, asit kaplanmış oluyor. İnsanımız hasta olmaktan korku duyuyor. Bilmem ki belediyemizi yönetenler bu işe ne diyor. Hazır suların satışına katkı sağlamak için mi didiniyorlar.
Emekli öğretmen Neriman Hanım'ın da dediği gibi ilimizin özellikle çarşı pazar kesimi zaman zaman temiz, bazı zamanda olumsuz görünümde oluyor.
Bu şüphesiz, yalnız şehrin temizliğinden sorumlu belediyeden kaynaklanmıyor. Belediyeden kaynaklanan durumlarda var elbette. Ne mi? Örneğin Pazar günleri çöpler alınmadığından, çöp kapasitesi fazla olan yerlerde bidonlar dolup taşıyor, bidonların etrafları çöp yığınlarıyla doluyor. Bir de çöpün nakli ve dökülmesinde meydana gelen olumsuzluklar var. Detaya dikkat edilmediğinden, çöplerin bir kısmı yerlere saçılıyor ve bir daha gün gelinene kadar, öylece o çöpler yerlerde duruyor.
Esas olumsuzluklar ise vatandaşın kendince yapılıyor. Elindeki bir artığı rastgele yerlere atması, dükkân ve mağazalardan da çöplerin gelişi güzel kaldırımlara veya bordür taşlarının üzerlerine döküyorlar.
Şehrimizi yalnız temizlikten sorumlu görevliler değil, vatandaşlardan bu konuya önem verenler değil, şehirde yaşayanlar olarak hepimiz temiz tutmaya çalışmalıyız. Şayet olumsuz davrananları görürsek, onları gayet nazikâne bir şekilde uyarmalıyız. 
Uyarılan vatandaşlar, bu konuda uyarıldıkları için gücenmemelidirler. Uyaracak olanlarda (bana ne) diye, toplumsal bir görevden kaçmamalıdır.
Şehrimizde en hareketli ve tekâmül etmiş caddesi olan Cumhuriyet Caddesindeki bazı evlerin önlerindeki çöp bidonlarının etraflarında büyük büyük kemik parçaları görmek, belki bu semt insanının dar gelirli olmadığını, her gün etli yemek yediklerini, yani şehrin zengin yüzünü yansıtıyor. Ama köpekleri o kemikleri sıyırırken görmek ve kemik kokusunu duymak pek hoş olmuyor doğrusu.
Bunlara bir son vermeli, ya da son verecek tedbirler alınmalıdır. 
Aslında temiz, tertemiz bir şehir, bu şehre gelen yabancılar için aynadır. Yabancılar şehrin temizliğine ve bizlerin bu konuda ki titizliğine göre not vereceklerdir.
Birkaç gün önce, bir temizlik işçisinin çarşı içindeki davranışı ve duyarlılığı oldukça güzeldi. Dahası herkesi düşünmeye sevk edecek hareketti.
Temizlik işçisi çarşı meydanının temizliği ile uğraşıp, ortaya rastgele atılan çöpleri faraşına alırken, midesi bulanmış olacak o anda tükürme gereği duydu ve faraşını kaldırıp başını yere doğru eğerek topladığı pisliklerin arasına tükürdü. Bir an olsun alenen faraşın üstüne tükürmeyi düşünmedi. Herkes aynı düşünce de olsa ve uygulasa keşke...
 
 ŞEHRİMİZ GÜZELLEŞİYOR DA
 
Bir de şu tür kirlilikler var. Her ne kadar biz içinde sürekli yaşayanlar fark etmesek de, şehrimiz her geçen gün büyürken, aynı zamanda güzelleşiyorsa, bu duruma belediye katkısı olduğu kadar şehir sakinlerininde katkılarının olduğu yadsınamaz. Şöyle ki; şehrimizin güzellikleri, birbirinden güzel mağazaların ve dükkânların vitrinlerinin güzel görüntülerinin de şehrin albenisine katkısı bulunuyor.
Şehirde sayıları hayli kabaran konfeksiyon giysi mağazaları, hediyelik eşya satan dükkanlar vitrinlerini dikkat çekici şekilde düzenleyecek olurlarsa, güzel şehirciliğe görkemli vitrinleriyle armağan sunmuş olurlar. 
Esnaf hemşehrilerimizin çabası yalnız kendilerine alüminyum doğrama ile yeni dükkân yapmak, ya da dükkânın görünümünü yenileyerek değişiklik yapmak olmamalı. Vitrincilik konusunda yenilikler yaparak, aynı zamanda şehrimizin güzelleşmesine yardım etmek olmalıdır.
Birçok hemşehrimiz şehirciliğimize güzel çalışmaları ve çabalarıyla katkıda bulunurken, bazı dükkânların vitrinlerinin de tabiri caizse çirkin ve pis görünümlü. Bu durum, insanda ilgi çekicilik değil, iticiliğe yol açıyor. 
Şehrin güzelleşmesi ve güzelliğinin korunması, vatandaşlarında katkılarıyla mümkün olur. Yapılacak her güzel hizmet, yapanların yanına kârdan çok, şehrin geleceğine yönelik kârına vesile olur.
 
Ayfer AYTAÇ