Kolay Gelsin

Kolay Gelsin
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Mayıs 2019 07:44
HANIMLAR  BAYRAM TEMİZLİĞİ SEZONU BAŞLAMIŞTIR
SUYA SABUNA DOKUNUN TEMİZLİKTE DAHA DİKKATLİ OLUN 
 
altMüslüman insana temiz bir evde, temiz bir çevrede yaşamak yaraşır. Çoğumuzun evleri her daim temiz olmasına rağmen bayram temizliğine ayrı bir önem veririz. Bayrama yakınlaştığımız günlerde, arife gününden de önce evlerimizde genel temizlik yaparız. Elimizde renkli bezler camları, kapıları sileriz. Evimizin dört bir yanını çamaşır suyuyla, kimimiz beyaz sabunla, sirkeli- limonlu suyla ovar dururuz. Bal dök yala, durumu oluştururuz. Sonrasında mis kokulu, pırıl pırıl bir evde tertemiz giyinmiş kuşanmış olarak bayram ziyaretçilerimizi bekleriz.
Yine yeni bir bayram öncesindeyiz. Evet hanımlar, bugün itibariyle bayram temizliği sezonu açılmıştır, hayırlı olsun. Islak yerlere naylon terlikle basmayın, kayarsınız. Eviniz yüksekse camların dışını silerken ucuna bez sarılmış sırık kullanın. Sakın sarkarak, balkondan halı çırparak temizlik yapmayın. Allah muhafaza canınız malınızdan değerlidir. Mübarek günde çok yorulmayın, arada bir dinlenmeye özen gösterin. Ev işleri nankördür, kadir kıymet bildirmez. Sürekli yaşanılan yerlerde evi devamlı temiz tutmak  çok zordur.  Bu bakımdan bayram öncesi evlerimizi derinlemesine temizlemek görenektendir. Kollar sıvanır, analardan görülegeldiği gibi bayram temizliğine başlanır. Bu geleneği sürdüren tüm hanımlar! İşleriniz kolay gelsin, Allah kaslarınıza kuvvet versin. Temizlik ürünlerinize zeval vermesin. Emeğinizin karşılığını bayramda evinize çok misafir gelerek alasınız. Bu duaya âmin dedikten sonra sokaklarımız içinde tertemiz demek isterdim. Ama bizim sokaklarımız o kadar bakımsız ve kirli ki, “Biz bu kirlilikle nasıl Müslüman’ız” dedirtiyor insana. 
Avrupalıların cadde ve sokaklarını kimimiz gidince, kimimiz filmlerden görüyoruz. Hıristiyan insanlar bizim dinimizde emredileni bizden iyi uyguluyorlar. Çevrelerinde bir çöp kırıntısı bile görülmüyor. Biz çevre temizliğimizi maalesef sadece Dünya Çevre Günü’nde etkinlikler yaparak ve bu etkinliklerde nutuklar atarak kutlamasını biliyoruz. Ancak, ertesi gün de dün yaptığımızı, ağzımızdan çıkan nutuklarımızı unutuyoruz. Tıpkı bayramlar haricinde evimize haberli gelecek misafir öncesi, evimizi paklayıp, misafirin ardından normale dönüşümüz gibi, yalnızca çevre gününde çevremize önem veriyoruz.
Sözde dünya insanlarına o gün için ayak uyduruyoruz. Hâlbuki yaşadığımız yer bizim ülkemiz, bizim şehrimiz. Elâleme göstermelik iş yapmayalım. Bu şehrin içinde kendimiz yaşadığımız için çevremizi temiz tutalım. Özellikle içinde bulunduğumuz Ramazan ayı ve bayram günleri çevrenin daha temiz olmasına vesile olsun. Ramazan Bayram’ına tertemiz girelim ve hep temiz olalım.
Belediyenin temizlik işleri özelleştirildi. İşçiler daha bir sıkı çalışır oldular. Ama “özelleşti” diye adamlar gece gündüz bizim atıklarımızı toplayacak değiller ya. Onlar nihayetinde mesaili çalışan işçiler, belli saatlerde gelip çöplerimizi alıyorlar, yolları süpürüyorlar. Sonra ertesi günkü mesailerine kadar evlerine gidiyorlar. Normalide bu, onların temizlediklerini kirletmesek mesele kalmayacak. Fakat sanki temiz çevre bazılarına batacak gibi, kısa sürede etraf kire pise dönüştürülüyor.
Hani ev hanımları bilir. Evin dağınıklığını toplar, süpürürsünüz de, ardından çocuklarınız kirletir eviniz hiç temizlenmemişe döner ya. Biz de çevremize karşı aynını yapıyoruz. Temizlik işçilerinin süpürdüğü sokağa elimize geçeni atıyoruz. Etrafı hiç temizlenmemişe döndürüyoruz. Çöp bidonlarına yemek artıkları döküyoruz, çevremize pis kokular yayıyoruz. Çevreyi korumakta esas yük insanın üstündedir. İnsanlar benimserse temiz olmayı, sağlıklı çevrede yaşamayı, çevre daha kolay ve daha iyi korunur.
Bana göre çevre sorununun en büyük nedeni nüfus artışıdır ve önlenemeyen iç göçtür. Kimse gücenmesin ama yorganını sırtına vuran bir yerlerden geliyor, şehirlere yerleşiyor ve şehirde nasıl yaşanırsa çevreye ayak uydurabilir, bilmiyor. Belediyelerin bu konuda, göç etmiş vatandaşlara seminerler düzenlemesi ve  bu vatandaşlara çevre bilincini aşılaması gerekir.
Şehre göçmüş din kardeşlerim lütfen alınmasınlar, ama içlerinde çevre temizliğine önem vermeyenler var. Çoğunluğu tenzih ederim. Bazıları bizden daha temizler ve her konuda duyarlılar. Onları benimsemişiz, her birini seviyoruz, pek çoğunu sokakta görüp selam veriyoruz. İçlerinde komşumuz olanları var. Fakat ne yazık ki, kimileri köylerindeki yaşamlarını şehirde de aynen sürdürdüklerinden çevreyi kirletmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar. 
Şehir merkezindeki mahallemden bir örnek vereyim. Köyden gelip şehre yerleşmiş manavlık yapan komşum, çöp bidonunun boşaltıldığını görür görmez, satamadığı çürük domatesleri gelişi güzel bidona boşaltıyor, domateslerin yarısı bidon dışına taşıp caddeye yayılıyor. Temizlik işçileri bir daha gelene kadar caddenin domates görünümlü manzarası hiç değişmiyor. Görüntüden rahatsız olduğumdan bazen komşumu uyarıyorum. Aldığım cevap beni daha fazla rahatsız ediyor. Komşum: “Belediyeye onca temizlik vergisi ödüyoruz, işçiler temizlesinler.” diyor, işçilerin de insan olduğu ve belli bir güçleri bulunduğu hiçe sayarcasına...
Sizin mahallelerinizde de vardır. Köydeki ahır uygulamasını şehirde de yaşatan komşularınız. Evinin bahçesinin bir bölümünü briketle çevirmiş besihâne yapmış, içinde inek, koyun besliyor. Besihânenin atıkları çevreye yayılmış, sıcak havayla birlikte kokusu insanların evlerinin içine kadar girmiş, insanlar nefes alamaz olmuş, onların umurlarında değil. Komşuyla iyi geçinmek adına mahalleliler bu duruma ses çıkartmayınca, köyünden kopup şehre yerleşen, köyünde gördüğü gibi yaşıyor. Bazı şehirli geçinenlerde evindeki temizliği dışarıda özenmiyor, çevreyi kendine özel kullanıyor. Oysa çevre herkesin ortak alanıdır ve herkesin menfaatine yönelik bakımı, korunması sağlanmalıdır.
Birkaç gün sonra Ramazan’ı uğurlayıp oruçlu geçirdiğimiz günleri bayram yaparak kutlayacağız. Temiz bir ortamda bayram yapalım düşüncesiyle, evlerimizin görüntüsüne günler öncesinden özen gösterip, temizliğini yapıyoruz. Sonra da evlerimizden çıkan çöpü götürüp çöp bidonunun yanına döküyoruz. Bu, biz Müslümanlara yakışan bir davranış değil. Önce kendimize saygısızlık yapmış oluyoruz, sonra çevremize. Çünkü bizim evimizden çıkan kirli atıklar, çevremize zarar veriyor. Kediler ve köpekler bile bu kirlilik ortamında çöpten yiyecek temin edemez duruma geldiler. Gelişigüzel, birbiri üzerine atılan çöpler hayvanların beslenmesine de darbe vuruyor. Yazıktır, günahtır. Biz günahı bilen insanlar olarak, bu yanlışlardan kaçınalım. Dünyamıza gereken önemi önce temizliğe özen göstererek verelim. Temiz bir ortamda sevdiklerimizle güzel bir bayram yapalım inşallah. Yurduma milletime iyi bayramlar. 
 
Ayfer AYTAÇ