Eczanede Gördüm

Eczanede Gördüm
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Nisan 2019 04:01
YILAN YAĞI KARINCA YAĞI BULUNUR
PEKMEZ SATAN, MÜRDÜM ERİĞİ KURUSU SATAN ECZANE GÖRDÜM AMA 
YAĞ ÇEŞİTLERİNİ VİTRİNİNE DÖŞEYEN ECZANEYİ İLK KEZ GÖRÜYORUM.
 
altEczanenin birinde bol miktarda yılan yağı ve karınca yağı gördüm. Özenle vatandaşın gözünden kaçmayacak bir nizamla vitrine dizilmiş. Ayrıca vitrine küçük şişeler konulup kabak çekirdeği yağı olduğu belirtilmiş. Üzerine yapıştırılan bir kağıda basura iyi geldiği yazılmış. Ve buğday özü şurubu ve çimen suyu şişelerinin de vitrine dizildiğini gördüm. Şaşırdım kaldım. Şişeler dolusu Keçiboynuzu pekmezi satan eczaneyi daha öncesinde de görmüştüm, ama bu gittiğim eczanede daha önce duymadığım yeni ürünler ilgimi çekti. 
Sizin böyle yağ çeşitlerinden haberiniz var mı? Daha öncesi hiç yılan yağı, karınca yağı diye bir madde duydunuz mu?  Ben ilk defa duyuyorum ve görüyorum. Görür görmez de şok oldum dersem, yalan olmaz.
Daha önce bitkilerden yağ çıkar biliyorduk ve neredeyse her bitkinin yağı çıkarılmaya başlandı. İçlerinden de bazılarının çok faydalı olduğu söyleniyor. Nane yağı, kekik yağı, çörek otu yağı gibi. Aslan pençesi, çalı dikeni türü bitkilerin bile yağı çıkartılıyormuş, bilmiyordum. Kullananlar nasıl kullanır görmedim. Alternatif tıp diye bir şey söylüyorlar, ben tıbbın alternatifini doğru bulmuyorum. Yıllarca modern tıp ilmi yapmış doktorlar bile ekranlara çıkıp hangi otun, hangi hastalığa iyi geldiğini anlatıyorlar ve de "Şu kadar şunu, bununla karıştırır günde üç kez içersen şıp diye hastalığın iyileşir." diyorlar. Sunuculuğun şirinliğine kapılarak bu anlatılanları dinleyenlerden biri çıkıp da "Yahu madem öyle muayene için yanınıza geldiğimizde niçin bize onca ilacı dayatıyorsunuz? Hangi otu kullanacağımızı önerseniz ya" demiyorlar.
Eskinin kocakarı ilacı dediklerine, doktorlar yıllarca inanmamışlar. Modern tıpbı savunup ilaçlara sarılmışlar. Her ağrılı yerimize destansı, anlamakta güçlük çektiğimiz prospektüs denilen güya açıklaması olan ilaçları reçetemize donatmışlar. Ekranlara çıkınca günümüzde alternatif tıp diyerek otları yararlarını savunuyorlar. Biz elhamdülillah yüce Allah'ın hiç bir şeyi sebepsiz yaratmadığını bilincindeyiz. Her yaratılanda bir hikmet var, insana şüphesiz faydası var. Ama Allah'ın izniyle ilim diye de bir şey var. İlimsiz bilim olmaz.
Ekran gülleri değerli doktorlarımız; madem sizler şimdi ot sunumları yapıyorsunuz, ıtriyat okusaydınız, yahut otlar ve baharatlar bölümüne gitseydiniz, modern tıpta ne işiniz vardı?.
Tıp ilimle, bilimle ilgilidir. kocakarı ilaçları kullanılıyorken neden ilim yapıp tıpbı geliştirmişler? İnsan bilinçli ilaç kullansın, daha sağlıklı yaşasın diye; zaten ilaçların pek çoğu yine bitkilerden elde ediliyor. Haşa dünyada olmayan bir şeyi kendileri türetiyor değil ya bu kimyacılar. Hangi hastalığa neyin iyi geleceğini araştırıp bulmuşlar, dozunu ona göre ayarlamışlar, ilaç yapıp kutulara doldurmuşlar.İçine bizim bilmediğimiz zararlı maddeler karıştırıyorlarsa günahları boynuna. Hoş rant uğruna ilmi de bozar oldular. 
İlaç sektörü büyüyüp geliştikçe, adamların para kazanma hırsları artıkça, ilaç yapmasını bilen hastalık üretmesini de bilir. Ne kadar hasta o kadar ilaç satımı, sonra gelsin paralar. Hangi hastaneye gitseniz, doktorlar habire ilaç sektörüne para kazandırıp dururlar. Sonrada bazı ismi ünlenmiş doktorlar ekrana çıkıp magazin yayınlarında alternatif tıp diye, kendi elleriyle hazırladıkları ot karışımlarıyla ünlerine ün katıyorlar.
Her neyse, sadede gelecek olursak: Zeytinyağı, ayçiçeği yağından sonra, haşhaş yağı, mısır yağı, fındık yağı ve soya yağı yemek pişirilme de, özellikle bilirkişi bildiklerimizce öneriliyor. Güvenilir sağlıkçılarımız bilhassa kolesterol sorunu yaşayanlara “Katı yağ tüketmeyin, zeytin yağını tercih edin. İçeriği vitamin ve mineral dolu ve hafiftir” diyorlar. Sıvı yağ tüketirsek, damarlarımızda yağlanma olmazmış. (Bergamot, Kayısı, Ceviz, badem yağı, pamuk yağı da üretiliyor biliyorsunuz.)
Doktorlar böyle diyor da, herkes bütçesine göre bir yağ tüketiyor işte. 
Peki, “Yılan yağı ve karınca yağı nereden çıktı,” diyecek olursanız. 
Onlar yemek yapımına yönelik değilmiş. Vücut gelişmesine, saç uzatmasına yönelik yağ türleriymiş. Balık yağından sonra, bilim adamları gelişme çağındaki çocuklar için, yılan yağı ile karınca yağını keşfetmişler, geliştirmişler. Sonra da firmalar patentini almış, kutulayıp tüm eczanelere dağıtmış.
İnanmazsanız, gidin bir eczaneye sorun. Yadırganmazsınız, dahası yakından tanıyıp öğrenmiş olursunuz. Bu yağlar cilde sürüldüğünde, gerginlikte veriyormuş. Botoks yaptırmak isteyip de, para bulup yaptıramayanlar, alsınlar bir şişe karınca yağı, bolcana sürsünler oralarına buralarına, buruşukluktan kurtulsunlar. Buruşuk giysiyi ütü düzeldiği gibi, buruşuk yüzü de bu yağlar dirileştiriyormuş.
Hadi yılanın zehrinin çıkarıldığını biliyorduk. Bu işten para kazanan adamlar bile var. Tutuyorlar zehirli yılanları, ağzından zehrini alıyorlar. Cesaret isteyen bu işi yapabilen insanlar, para kazanmaktan öte, insanlığa yardım ediyorlar. Yılan zehri bilindiği gibi, yılan ısırıklarında panzehir olarak kullanılıyor. Ayrıca başka hastalıklar için yapılan ilaçların içine de konuluyor, şifa niyetine yani. 
Acaba bu soğuk görünümlü sürüngenin yağı nasıl alınıyor, öldürüldükten sonra mı, yoksa diri diri mi, işte onu bilmiyorum ve çok merak ediyorum. Ya karıncanın yağı? O mini minnacık hayvanın eti ne ki, yağı ne kadar olsun? Ufacık karıncanın yağı nasıl çıkarılıyordur, sizin merakınızı çekmez mi?
Acaba bir kilo karınca yağı için, kaç karınca kolonisi kullanılıyordur? Karıncaların yağları hangi büyüklükteki şırıngayla alınıyordur? Ve o karıncalar yağı alındıktan sonra, zaten cılız vücutlarıyla ayakta kalabiliyorlar mıdır?
Ha bir şey daha, karıncanın karın gerginliğine iyi geldiğini söylüyorlar büyüklerimiz. (Aman çok sorup araştırmadan kimsenin ne dediğine inanmayın. Bir duyumla gidip eczaneden de olsa her gördüğünüzü almayın.)
Diyelim ki bakliyat yemeği yediniz, ama herkes ağır makineli gibi atış yapıyorken, siz gaz çıkaramıyorsunuz. İşte bu nokta da iki adet karınca yutacaksınız, bağırsaklarınızda ne kadar sıkışmış gaz varsa, silkelenmiş baca gibi, temizlenip atılıyor. Bu kocakarı tarifi bir ilaç, deneyin diye söylemiyorum. Aman ha, sağlık şakaya gelmez.
İşin ciddiyetine bakarsak, şöyle bir düşünce geliyor akla. 
“İnsanların boyunu büyüteceğiz, hanımları güzelleştireceğiz” diye, bilim adamları hayvanlar âlemini gözden çıkarmış olmalılar.
Gerçekten çok ilginç değil mi? Büyüme sorunu yaşayan çocuğunuza eczane gidip karınca yağı alıyorsunuz. Çocuğunuz bu yağı içince uzayıveriyor. Karınca dediğinin kendisi ne kadarcık ki zaten? Haşaratın yağı çok olsa, kendi bedenini geliştirecek.
Hadi yılan yağına aklımız yattı diyelim, karınca yağına mantıklı bir cevap bulamıyorum. Yakında kalorifer böcüsü sütü, kakalak yumurtası gibi ürünlerde eczanelerin vitrinlerinde boy gösterirse, hiç şaşırmayacağım.
Doktorlarımız buna ne derler, yılan ve karınca yağını tavsiye eden uzmanlar var mıdır? Bilemiyorum ama böyle bir şeyin gerçeğini eczane vitrinlerinde görmüş olmam, “biraz da insanlar ne yapacaklarını saçmaladılar gibi geliyor” dedirtti bana. Siz ne dersiniz? 
 
 
Ayfer AYTAÇ -ayferaytac.com