Bir cimrilik hikâyesi: Mervli ve Misafiri

Bir cimrilik hikâyesi: Mervli ve Misafiri
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Şubat 2012 18:20

Merv: Büyük Selçuklu Devleti'nin eski başkentlerinden olup günümüzde Türkmenistan hududları içerisindedir. Horasan'a yakınlığıyla bilinir.alt

Horasan halkıyla başlıyoruz söze... Merv şehrinin halkına özel bir yer veren Horasanlılarla..

Mervli'nin birisi, zengin bir tüccar. Eğer bir misafiri gelir ya da bir iş için gelen birisi gitmek bilmezse, ona: "Bugün yemek yedin mi?" diye sorar. O da; "Evet, yedim" diye cevaplarsa, "Eğer yemeseydin sana lezzetli bir yemek yedirecektim." der.

Şayet misafirin cevabı: "Hayır, yemedim." olursa, bu defa ev sahibi tüccar, "Yemiş olsaydın sana beş bardak su getirecektim" der. Yani cevabı ne olursa olsun ziyaretçinin eli de midesi de boş kalır.

Tüm Ortadoğu ve Afrika'da olduğu gibi su, şimdi olduğu gibi o zamanlarda da Merv ve Horasan (İran, Afganistan vb.) bölgesinde en kıymetli ikramların başında gelmektedir. Bilhâssa buzlu su çok pahalı ve özel bir ikramdır.

 

Lâmba ışığında bile cimrilik

Mervliler cimrilikleriyle meşhûr insanlar... Şimdi de şu kıssaya bakalım:

Birkaç Horasanlı günün birinde bir evde kalmışlar. Akşam olmuş, sabredebildikleri kadar kandil kullanmadan karanlığa dayandıktan sonra, çareyi kandil yağının masrafını paylaşmakta bulmuşlar. Fakat aralarından biri bu işbirliğini ve ödeme usûlünü reddetmiş. Bunun üzerine onlar da, lâmba yandığında  onun gözlerini bir mendille bağlamışlar. Kandili söndürüp yatana kadar böyle oturtmuş, gözlerini ancak lâmba sönünce açmışlar.

 

Tartışmak zihinleri dölleralt

Bir Horasanlı kav ve çakmakla ilgili bir sıkıntı yaşıyormuş. Çakmaktaşı, kenarları kırılıp yuvarlaştıkça köreliyor, iyi kıvılcım çıkarmıyormuş. Keskin bir ses çıkarsa da ateşi yakmıyormuş. Bu Horasanlı bazen de yağmurun azizliğine uğruyormuş. Derken, ucu elmas olan pahalı bir demir ve sert bir çakmaktaşını can yakıcı bir fiyata satın almış Horasanlı. Ayrıca kav yapmak ve rahatsız edici kokuyu gidermek de başa düşüyormuş. İğrenç kav kokusu. Ayrıca boyalı paçavralardan,  kirli çaputlardan, keten bezi ve eski giysilerden kav üretilmediğinden bu iş epey tuzlu oluyormuş. Derken birkaç gün sonra Arap bedevîlerinin, biri çabuk tutuşan, diğeri kıvılcım çıkaran iki cins ağacı sürterek ateş elde ettiklerini görmüş. Horasanlı'nın bir arkadaşı, "Hurma salkımının çöpü bütün kavların yerini tutar" diye bir görüş ileri sürer. Ve sonra bunun nasıl kullanılacağını Horasanlı'ya anlatır. Horasanlı da artık hiç masraf yapmadan bahçedeki salkım çöplerini kullanır. Ve bu hâdiseyi arkadaşlarına anlatır. Arkadaşları, "Bugün çok faydalı şeyler öğrendik. Bu yüzden olsa gerek eskiler, görüş alışverişinde bulunmak, zihinleri döller, yeni ufuklar açar" demişler.

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir