Yakınımızdaki Uzaklık

Yakınımızdaki Uzaklık
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 21 Ocak 2019 09:38
Bu İnsanların Geçmişlerine de 
Geleceklerine de Saygısı Yok!
altHafta sonlarını siz nasıl değerlendirirsiniz bilmem, ben bazı zamanlar mezarlıkları ziyaret ederim. Belki size garip gelebilir, ama ben mezarlıklarda geleceğimi görürüm. Bu dünya da bir süreliğine konaklayıp göçmüşlerin ıssızlığa gömülmeden evvel nasıl bir hayat yaşadıklarını, üzerlerindeki toprağa ve mezar taşlarına bakarak anlamaya çalışırım. Onların her birine Fatihalar okurum.  Gezdiğim mezarlarda akrabalarımın bulunuyor olması benim için önemli değildir. Toprak altında gömülü olan her mevtaya, bizim geçmişlerimiz olduğu bilinciyle saygıda bulunurum. Dünyadaki adımlarımızın yönü hep oraya doğrudur. Mezarlıklar bizim son durağımızdır. Mezarlıklar, ebedi âleme geçiş güzergâhıdır...
Geride bıraktığımız hafta sonu şehitlikteydim. Çoğunun vefat tarihi 1968’li olan şehitlerimizin bakımlı bir mezarlıkta istirahatte olmalarına sevindim. Doğum ve ölüm yıl dönümlerinin arasındaki ince çizgide 20, 22 yıl fark oluşuna içerledim. Duygulandım, ağladım. İçim titreyerekten her bir kahraman için dualar ettim. Bu dünya da bulamadıkları umutlarının fazlasıyla, gerçek âlemde karşılarına çıkmasını diledim yüce Mevla’dan...
“Şehitlerimiz güvenli ve temiz bir ortamda, durmadan dalgalanan gönderdeki bayrağın gölgesinde, layık oldukları âlâkayla huzurla uyuyorlar.” düşüncesiyle ardıma bakmadan şehitlikten ayrıldım. Daha sonra evime fazla mesafesi olmayan Gülcü Mezarlığına yöneldim. Cesaretimi toplayıp mezarlığın içine daldım. 
Cesaretimi toplama nedenim, mezarlığa girme korkusundan değil, kabristan ziyaretlerimi hemen her fırsatta gerçekleştirdiğimi söylemiştim. Gülcü Mezarlığına girmekteki ürpertim, bu mezarlığın son derece bakımsız olmasından; yanlışlıkla bir ölünün üzerine basma riski çok fazla olduğundan...
Bizim ilde bildiğim kadarıyla iki parasız mezarlık var. Bunlardan biri Yenice Mahallesi Mezarlığı, diğeri de Gülcü Mahallesi mezarlığı. Kimsesizler ve garipler mezarlığı da denilebilir bu iki mevkiye. Gerçi mahalle sakinleri de yakınlarının cenazesini yakın olduğundan buralara defnediyorlar. Ama sanki ölülerini toprak altına koymuş gitmiş, bir daha gelip bakmamışlar gibi. Ne yazık ki bu iki mezarlıkta son derece bakımsız hallerdeler. İçindeki kimsesizlerin kimliğini gizler gibi, her bir çevrelerini ot bürümüş.  Bu mezarlıklarda, yeşillik toprak ananın üzerine pelerin olmuş örtülmüş. Mezar taşları aralarda yıkık, viran, yerinden kopuk durumdalar. Uzaktan bakıldığında çoğu mezar taşları görülmüyor, alabildiğince toprağa gömülmüş. Mezar taşların bir kısmı da yaramaz çocuklarca, ya da tiner koklayıcılarca kırılmış. Ölenin kimliğine ait bir kırıntı kalmamış. 
Bu her iki mezarlıkta da tarihin derinlikleri gizli. Nice gelinler gelmiş, gerdek yerine toprağın koynuna girmiş. Kimi genç kadın doğum yaparken ölmüş. Bazısı yavrusuyla birlikte aynı çukura gömülmüş. Ne hikmetse bir vakitte genç gelinler ve bebeler sıklıkla ölmüş, başlarına al yazmalar konulmuş. İki satır neden öldüğü yazılmış. Bazısının başucundaki taşına "Dünyaya doymadan" diye yazı kazınmış. İnsanların o anki ruh hallerine yorum yapamıyorum. Nutkum tutuluyor, genç mezarlarına bakamıyorum. Seneler geçmiş, onların yaşı taşlarında yazıldığı gibi kalmış. Hüzünlü. Ağaçlar buranın sessiz sakinlerinin ahbapları olmuş, bazıları bakımsızlıktan kurumuş. Selviler yaşamak için yağmuru, karı beklemeye durmuş. Mermer mezarların bile etraflarını çalı çirpi bürümüş. belediyenin mezarlık müdürlüğünce buraları görmezlikten gelinmiş.
Toprağın altında ne sırlar gömülü. Sessizlik âleminde çaresizlik hâkim. Ruhlar semada olsa da, bedenler çürümüş, toprağa karışmış. Dün neydiler, ne oldular? Ey insan evladı varım deme, bir an sonrası yoksun işte. Dün bunlarda evlerindeydiler, bugün ıssız mezarlıkta sessizler. 
Canlılarla ölülerin arasında bir duvar var. Duvarın ardındaki geniş alanın ölülere ait olduğunu belirtici bir metre yükseklikteki taş dizimi etrafı çevrelemiş. O duvarın bir yanı yeryüzünde yaşayanların, öteki yanı yaşamış yer altına göçmüşlerin... Ölülerle aramızı ayıran ince bir duvar. Hâl böyle olunca onlar hem çok yakınımızdalar, hem de çok uzağımızdalar. Varlardı, yoklar. Çoğu unutulmuşlar. İnsan düşündükçe ürperiyor. Göz gerçeği gördükçe gönül hüzünleniyor.
Mezarlığın kenarlarında, duvar diplerinde boynu bükük taşlar yığılı. Topraktan fırlamak, kaçmak istemişler de, fışkıramamışlar gibi. Gidin bakın Arapça, farsça kitabeler önemsizce kıyıya köşeye atılmış. Bazıları çalınmış, yerlerinde kalan boşluklara böcekler yuva yapmışlar. Üstelik bu iki mezarlıkta da ermiş dedeler, yani Allah’ın özel sevgisini kazanmış kulları yatıyor. 
Yenice Mezarlığında Murat dede Türbesi bulunduğu gibi, Gülcü Mahallesi Mezarlığında da Aldan dede türbesi bulunuyor. Türbelerin bakımları bildiğim kadarıyla çok şükür, ön kapıdan giren ziyaretçileri tarafından özenle yapılıyor. Lakin ölüler Müslümanlığa yakışmayan bir perişanlık içindeler. Ha, bu perişanlık ölüp gitmişi ne kadar ilgilendirir? O yaşamışlığı sırasında ne yapmışsa, onunla göçmüş, toprağa karışmış gitmiş. Fakat geride kalan bizlere bu bakımsızlık yakışmıyor. Hatta ayıba kaçıyor. Bu olumsuz tabloyu görmek insanın ruhunda derinlikler açıyor. Resmen ölülerimize ilgisizlikle işkence yapıyoruz. O mezarlıkların aynı zamanda bizim geleceğimiz olduğunu hiç hesaba katmıyoruz. Bizler geçmişimize sahip çıkamazsak, geleceğimizde bize de sahip çıkanımız olmaz. 
Mezarlıklar bizim geçmişimiz olduğu kadar, geleceğimizdir de; dünyaya her gelenin bir gün kesin gideceği yer, mezarlıktır. (Çoğunluğun diyelim buna, zira bir mezar yeri bile nasip işidir. Mezara hasret ne mevtalar vardır.)Bunu hepimiz biliyorsak neden mezarlıklarımızı temiz tutmuyoruz, bakımını yapmıyoruz? Yaşarken, bir gün oraya bizim de gideceğimizi neden hatırlamıyoruz? 
Ben biraz da bu yüzden, gelecekteki mekânımın bakımını şimdiden görmek için mezarlıkları geziyorum. Sizlerde gidin ara sıra, ana vatana daha yakın hissediyorsunuz kendinizi, sıla hasreti çeker durumuna bürünüyorsunuz. Bu dünyanın geçici olduğunu, hiçbir çabanın, hiçbir mükâfatın değmeyeceğini mezarlıklarda daha iyi anlıyor insan. Hırsın, dahası nefsin terbiyesine de birebirdir mezarlık ziyaretleri...
 Kendi ölülerinizin yattığı yerler şart değil, netice de her ölmüş bizim geçmişimizdir. Bu yüzden mezarlıkları ziyaret edin, hem onlara, hem de kendiniz için dualar okuyun. Zira ölenden çok biz yaşayanların duaya ihtiyaçları vardır. Ölen ölmüştür zaten, bizim ona dualarımızla katkı sağlayacağımız şüphelidir. Zira kişi dünya da ahreti için ne hazırlamışsa, toprak altında o götürdüğüyle kalır. Kim ne yapmışsa, ahiretine onu götürür. Bizden verilecek olan, onun ruhunu dinlendirmeye katkı sağlamayabilir. Bu yüzden mezarlıkların ziyaretini kendimiz için, bakımlarını da yine kendimize hoş görünmesi için yapmalıyız.
 
Ayfer AYTAÇ
ayferaytac.com