Kifayetsiz Kalanlarız

Kifayetsiz Kalanlarız
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 05 Ekim 2018 08:41
 
İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raci'un 
“Şüphesiz Biz ALLAH'tan Geldik ve Şüphesiz Dönüşümüz O'nadır."
 
altVATAN SAĞ OLSUN, MİLLETİMİN BAŞI SAĞ OLSUN,
ŞEHİTLERİMİZE HAKKIN RAHMETİ BOL OLSUN.
 
”Batman'da 8 can toprağa düştü. Batman'da şehit olan oğulların anaları kaderlerine küstü.
Şehitlikte bir nasip meselesidir. Şehitlerin sualsiz, doğrudan cennete girmesi anaların tek tesellisidir.
Türk Milleti bu günde üzgün. Sabırlara basılacak taş kalmadı. Gözlerimizde yaş kalmadı. Şehitlerimizin ardından söylenen sözler kifayetsiz kaldı. Duyarlı insanların bu acı haberle yürekleri dağlandı.
Dün akşam haberlerinde Cumhurbaşkanımız ekranlara çıktı ve Batman'da şahadet mertebesine erişen yedi vatan evladımıza yönelik konuşmasında "Şehitlerimizin ruhlarına Fatiha okuyalım" dedi. Halkı teskin etmek istercesine, en güzel sözünü söyledi.
Allah kabul etsin, şehit haberini duyar duymaz, millet olarak çoğumuz bütün gün şehitlerimizin cennet mekanlarındaki huzurları için defalarca Fatihalar okuduk zaten. Tabi Cumhurbaşkanımızın ağzından Fatiha kelamını duyar duymaz, hemen derlenip toparlandık Fatiha'mızı yine okuduk. Allah kabul etsin. Ağzımızdan samimice dökülen her Fatiha Suresi, tüm şehitlerimizin ruhlarına ulaşsın inşaallah.
Bizler, (vatandaşların pek çoğu) bu güzel ülkede bulunmanın kıvancı içinde yaşarken, bize bu huzuru sağlayan, güvenliğimizi koruyan kahraman askerlerimize ve asayişimizi düzenleyen fedakar polislerimize, her duamızda Allah'tan güç kuvvet diliyoruz. Şehit düşmemeleri için gözlerimiz yaşarana kadar Allah'ımıza yalvarıyoruz. Onlar bu ülkenin aslan parçası evlatları. Her biri analarının kuzusu, sevgililerinin yavuklusu, kız kardeşlerin ağabeyleriler.
Sevecen kalpli, imanlı insanlar olarak şehitlerimizi Fatiha'sız toprağa bırakır mıyız hiç? Fatiha açılış, başlangıç demektir. Cennetin tüm kapıları şehitlerimize daim açık olsun isteriz ve başka dualarıda dilimizden eksik etmeyiz.
 
Çünkü evlat yetiştirmenin zorluğunu çoğumuz iyi biliyoruz. İmkan varsa, maddi güç arkalığınsa, dünyada rahatlıkta var. Yoksa paran, zordur yaşam. 
Pek çoğu sıkıntılı hayat şartlarında büyüyen evlarımızdan erkek olanları. Askere gitmeyi bir onur meselesi sayar. Atadan intikal edeple Peygamber ocağı bellemiştir kışlayı. 
Kış, yaz demez. Önce muradına ermez. Vakti gelen çoşkuyla asker olur. Ailesi o an sevinir. Askerliği de bir mürüvet bilir. Analar, babalar hislenir. 
Yürekleri hasretlikle burulsa da, ayrılık yaman ses verse de, analar asker uğurlamasında sevinçlerini sergilemekten geri durmazlar.
"Asker Anası" olmanın tarifinde de kifayetsiz kalınır. Asker anasının duyguları anlaşılmaz, edebi sözlerle bile anlatılmaz. 
Asker anasının yüreğini, ancak asker anaları bilir. Lakin şehit anasının acısını anlatmakta yine kifayetsiz kalınır.
Yaşarken ölüp ölüp dirilmek ne demektir, bunun cevabını en iyi asker anaları bilir.
Çoğumuzun evlatları halen maneviyat dolu çok şükür. "Ölüm Bizim İçin Değil" dercesine, korkusuzca  koşuyorlar asker ocağına. Anaları arkaları sıra ağlıyor. Askere yakılmış ne kadar türkü, ağıt varsa dinliyor. için için özlem duyarak inliyor.
Gözlerinde nem, ağızlarında dua, yürekleri yavrucuklarına yönelik küt küt atmakta kuzucukları için anaların uykuları kaçmakta. Oğulların sevdiği yemekleri, analarda yemezler oğullar askerden dönene kadar. Giyinip, salınmazlar oğlumuz gurbet kuşudur diye. Her dem kulakları kapıda, gözleri yolda yaşıyor asker anaları. 
Ben de oğullarını askere göndermiş vakarlı bir anayım. Benim oğullarımdan biri acemiliğini Erzincan'da, ustalık dönemini Mardin ilinin kışlasında 15 ay süreli yaptı. Terörün en civcivli dönemleriydi. Çok şükür sağsalim yuvasına döndü. Üniversite eğitimine, askerden sonra devam etti. Askere gitme arzusu baskın gelmişti. üniversite okumayı ertelemişti.
Oğlumun biri de Van'da kaldı usta erliği boyunca hudut karakolunda vatan borcunu ödedi. Oğlum her telefon edişime cevap veremediğinde, ömrümden ömür gidiyordu.
Görüşebildiğim nadir zamanlarda kirpi denilen askeri araçlarla, konvoy halinde bir yerlere gittiklerini söylüyordu.Benim yürek ağızda, can çekişiyordu. 
Evet Cumhurbaşkanım, vatandaş olarak bizler ettiğimiz her duada şehitlerimizi unutmuyoruz zaten. Yalnızca onların ruhlarının huzuru için değil, ailelerin de acılarının dinmesi, yüreklerinin serinliğe erişmesi için dua ediyoruz. Ne mutlu o aziz şehitlerimize ki, merhametli her yürekten,ağız dolusu dualar gönderiliyor.
Ya bizlerin, sizlerin arkasından da fatihalar okunur mu bilmem. 
Sayın Cumhurbaşkanı bir de dediler ki "Onlar bizden yedi şehit aldı. Biz onlardan 700 can alacağız. Kısasa kısas yapmayın sayın Cumhurbaşkanım. 700 terörist geberse, leş olsa ne olur, kaç bin yedi yüzleri gelir daha Allah bilir. Teröristlerin kökünü kurutacak formüller bulunmasını sağlayın. Bilgili beyinleri seferber edin,kesin çözüm bulucu fikirleri geliştirin.
Şehitleri lanet beyanları yürekleri soğutmuyor! Çoğu gariban evlerinde yaşayan askerlerimiz, hain tuzaklarla dünyadan göçmesin. Kalleş saldırılarda sinsice, analarının bağrından sökülmesin.
Onlar bizim kıymetlilerimiz.
Çok iyi hatırlıyorum. Tansu çiller Hanımefendi de, Başbakanlık makamındayken teröristleri kınıyor,lanetliyordu. "Köklerini kazıyacağız" diye gürlüyordu ekranlardan ve halkın içinde nutuk attığı kürsülerden. Sanki o gün bugün kökleri daha bir sağlamlaştı. Kazınmaları çok zorlaştı.
40 yıla yakın bir süre bu ülkenin en tepelerinde bulunmuş olan, rahmetli Cumhurbaşkanlarımızdan, Süleyman Demirel'de halkın kafasını karıştıran üslübuyla konuşarak, terörü lanetlerdi. Ne var ki teröristler onca öldürülmelerine rağmen, onca lanet bombardınına tutulmalarına karşın,sanki dipdiri bir yerlerde duruyorlar. Öldür, öldür, bir türlü sonları gelmiyorlar.
 
"Bunlar lanete karşı efsunlular" diyebilir miyiz, diyemeyiz.
Bunlar bitmiyorsa bir sebebi var, Türkiye'yi tüketmek ve Türk halkını yıldırmak için dost görünen düşmanlarca çoğaltılıyorlar. Beslenip eğitiliyorlar.
Doların, terörün, her şeyin suçlusu Amerika mı? biliyoruz ki başka etkenlerde var. Amerika ve diğer ülkeler karşısında paramızla, pulumuzla güçlü olamayışımız. Oldurmamaları. 
60'lı yıllardan kalma Amerika sevdamızın solmaması. Trump'la aynı havayı solumak için, oralara gitmeye can atmalarımız. "Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olsun" diye bebeğini Amerika'da doğurma arzusunda olan anacıklarımız. Üretme yerine, tüketip durmamız. Çalışma azmimizin ve imkanlarımızın giderek eksilmesinden, sorunlarla mücadelede tükenmişliğimizden, fikir adamlarının çözüm üretememesinden, gavuristan aleminin, dinsizlerin, donsuzların gülüşlerine güvenmemizden, vb.
Bu virgüller uzar gider de, 'de'si başımızı ağrıtmasın.
Hitabet gücünüzü takdir eden bir vatandaşınız olarak dilim döndüğünce iki kelam etmek istedim. Umarım, sizi gücendirecek bir laf etmemişimdir. 
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com