Asıl Suçlu Oğullardır

Asıl Suçlu Oğullardır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 26 Eylül 2018 12:22
BURSA'DA BİR GELİN KAYNANASINI SOKAK ORTASINDA DÖVÜYOR, ÇEVREDEN KİMSE GELİP KURTARMIYOR.
GERÇEKTEN UMARSIZLIĞIN, DUYARSIZLIĞIN, VURDUMDUYMAZLIĞIN NİRVANASINI YAŞIYORUZ TOPLUM OLARAK.
 
altBursada kaynanasını döven gelini bütün Türkiye öğrendi. Olayın videosunu izledim. Sokaktan geçenler, perde aralıklarından seyredenler hiç bir müdehalede bulunmuyor. Çekimi yapan şahıs, belki iyi bir şey yaparak bu olayı gündeme getirmiş. Lakin o annenin yerden yere savrulmasını gördükçe, soğuk kanlılığını koruması akıl alır gibi değil.
Anaya kalkan eller kırılsın, denilerek ülkem halkının çoğunluğu bu olaya tepki gösterdi. Kaynanasını döven gelinin görüntüleri sosyal medyada hızla yayılınca, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı devreye girdi ve dövülen anneyi devlet, himayesi altına altı. Gelin de savcılığa sevkedildi.
O sahneyi gözlerim nemlenerek izledim. Bakanlıktan gelenler anne ile ilgilenirken, evin içinde yüzü gözü dayaktan mosmor olmuş o annenin, çevresinde dikilip duran dört tane evladı vardı. Ve oğulları büyük bir pişkinlikle "Sırayla birer ay yanımıza alıp bakıyoruz annemize" diyordu.
"Bakacaksın tabi, be adam! Allah geline, damada değil, evlatlara hükmetmiş. Anaya babaya "Öf" bile demeden bakın, diye. Ne o mahçubiyet?!"
Birden nabız atışım yükseldi, strem arttı. "Gelini değil, şu dirgen gibi duran  oğulları tutun götürün. Asıl suçlu onlardır" diyerek avazımı kulağıma duyurdum. 
Ne demek pişkince "birer ay bakıyoruz" demek? Dul aylığı var da onun için mi, parası ayda bir bakanın olsun, fikriyle mi bu bölüşüm? Çünkü vicdanlı olan süre gözetmez, ölene dek sahip çıkar anasına. 
Anne babaya bakmakla yükümlü olan, dinimizce gelin değildir. Kendi evlatlarımızdır. 
Damat mecbur değildir hasta kaynanaya bakmaya, ama kız evlat mecburdur. 
Gelin bakmaz kaynanaya, o da mecbur değildir, oğul bakar. Rabbim böyle buyurmuştur. 
"Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara "öf" bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söz söyle." İsra suresi : 23
"İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: "Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et." İsra: 24
Kanunlarımızda da "anaya babaya muhtaçlıkları halinde kendi evlatları bakmakla yükümlüdür" diye yer almıştır. 
Nasıl ki her çocuğun sorumluluğu kendi ana babasındadır. Anne yahut baba yaşlandığında sorumlulukları evlatlarının boynunadır. Düşünmüyorlardı ki, anneleri onları küçüklüklerinde bir yerlere bırakıp ayda bir sıralamasıyla bakmamış. Kanatları altına alıp, koruyup kollamış. Belki yemedi, yedirdi. Giymedi giydirdi. Belki de tam tersini yaptı, çocuklarını bir yerlere verip anne kendi dünyalık keyfine baktı. Her ne şekil olursa olsun. Bir anne, baba dayağı hak etmiyor. Tıpkı küçükken onlar bizi koruyup kolladıkları gibi, anna babalarımızda yaşlılıklarında korunup kollanmayı evlatlarından hak ediyor. 
Burası imtihan dünyası, burada imtihan kağıdını boş verip çıkanlar, son anda vicdanlarını susturup şeytana uyunlar, yaptığı iyiliği harcayıp sınavı kaybedenlerdir. 
Gelin Hanım, keşke az daha sabrediverseymiş, şüphesiz kanananlardan oluverirmiş. Sabır için her şeyden önce Allah korkusu olmalı insanda; merhamet, vicdan bulunmalı. 
Yaşlı kadın Alzheimer hastasıymış, bu hastalık hastaya bakan içinde zordur. Bu insafsızlığı yapması için, sabrının taşmış olması gerek gelinin. Allah bilir kaynana da neler çektirmiştir geline. Oğlu girecekti devreye, anasını bağrına basacaktı. Nasıl bakarsa, bakacaktı. 
Bana göre suçlu yaşlı kaynananın evlatlarıdır. Gelin haklı değil elbet, hiç bir gerekçe anaya kalkan eli haklı gösteremez. Lakin gelin, kaynanaya bakmaya da mecbur değil. Ancak kocasını seven, merhemeti ve edebi yüksek bir gelin kaynanasına dövmeden, Allah rızası ve kocasının hatırı için bakabilir. Bunun dışında başka bir ailede büyümüş gelinden, damattan medet ummamalıyız. 
İyi niyetli insanlar olmamız ve bu olaylara seyirci kalmamamız için, diken uzatana gül vermeyi, surat asana gülüvermeyi öğrenmemiz lazım bizim. Yoksa bu öfke, bu nefret, bu tahammülsüzlük bitirecek bizi.
Ben rahmetli teyzemden biliyorum. Yatalak hastaydı kaynanası ve çok huysuzdu. Kolay değil, bütün gün yatmakla etleri çürüyor insanın. kaynanası can sıkıntısını teyzeme eziyet ederek çektirirdi. Yattığı yerde ne yapabilir,"  diyenlere diyeyim ki "Başına böyle bir durum gelmeyen bilmez. Teyzeme diliyle zulmederdi. Yetmedi akşam eve gelen oğluna şikayet eder, gelininin koca dayağı yemesini isterdi. 
Teyzem yeni evli gelin olarak kaynanası ve ailesiyle birlikte otururken, hastalığa yakalanan kaynanasına ve orta eğitim yapan kayınbiraderine güle bakar gibi sevgiyle baktı. Tam dokuz sene bebek büyütür gibi kaynanasının her anını gözetledi. Yemeğini aksatmadan yedirir, ilaçlarını tam saatinde verir. Banyo yaptırır, saçlarını tarar, tertemiz giydirirdi. O zamanlar hazır hasta bezi bulunmadığından, altına serdiği bezleri pislendiğinde atmaz, kendi elleriyle yıkardı. Teyzem ahretliğini kazanmışsa, muhtaç düşmüş kaynanasına bakmakla kazanmış olmalıydı. Allah bilir. 
Kaynanası ölene kadar, gençliğinin hayrını görmeyen, çok eziyetler çekmiş olan teyzemin sabrına hayrandım. Kaynanası tarafından onca horlanmasına rağman, Bir kez bile sesini yükselttiğini duymadım. Olması gerekende budur.  Etme bulma, dünyası bu dünya. Bursalı gelin denilen kişide yaptığı yanlışın karşılığı olarak, aynı muameleye maruz kalıcakdır bir gün elbet.
Rabbim her zorluğa sabredenlerden eğlesin bizleri inşallah.
 
NE EKERSEN ONU BİÇERSİN...
 
Bu konuda şöyle bir hikaye var.
Geçmiş bir zamanda bir adam, yaşlanan babasını küfeye koyup yola düşmüş.
Bir süre gittikten sonra, küfeden babasının sesini duymuş. Babası gideceği yolu ve yeri tarif ediyormuş.
Şaşıran adam babasına sormuş, "sen nereden biliyorsun" diye.
Babası cevap vermiş: 
"Zamanında ben de babamı oradan aşağı atmıştım" deyince, oğlanın kafasıba dank etmiş...
"Demekki çocuklarım da bana aynını yapacaklar diye" kederlenmiş.
Pişman olup babasını evine geri götürmüş ve ondan sonra saygıda kusur etmemiş.