Güçlülük mü Haklılık mı Önemli

Güçlülük mü Haklılık mı Önemli
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 20 Mart 2018 10:14

altMemleketimde amma çok yeni gazete çıkmış. Ortalık gazete bolluğu kaynıyor. Bu durum yerelde, genelde aynı. Gazete çokluğununda ağaç katliamı olduğunu kimse dile getirmiyor. Yoğurdu bol bulmuş olmalılar, amma sayfalarını yoğurtla değil, yağla bulamışlar. Her biri, bir taraf.

Gazetenin kurulma gayesi memleketin menfaatini ve halkın hakkını savunmak olmalı, herkesin fikrine saygı duymalı, yanlışları araştırıp doğruları bulmalı. Lakin gazetelerin kurulma ve yayınlanma amaçları hiçbir zaman öyle olmamış. Maksat yandaşı olduğunu övecek, aferinden ötesi nemalanacak. Özellikle iktidar kimlerse, ondan yana yön değiştiren gazeteler her dönemde görülmüştür. Bunların arasından sıyrılıp öne çıkmak isteğiyle yeni gazetelerde yıllar içinde çokça gündeme kurulmuştur.

Okuyanın az olduğu günümüzde onlarca gazete türemiş. Bir sebepten işsiz bırakılmış gazeteciler mi bu oluşumu gerçekleştiriyor, yoksa başka iş bulamamış, siyasetçi arkalık bulmuş, işsiz yeni yetmeler mi, gazeteciliği iş ediniyor. Bilemiyorum. Bildiğim, okuyan olmasa da televizyon ekranlarından, yanlı haber yayınlarından bu gazetelerinde manşetleri dile getiriliyor. İster istemez ekrana takılanın kulağına denilenler çakılıyor. Taraf nasıl toplanıyor sanılıyor? İkna, kabileyete kalmış bir şey; samimi görünmek, içimizden biri gibi olmak, gülümseyerek gönüllere girmek ilk madde; sonrasında zihinleri ele geçirmek çok kolay. Onun için birilerini dinlerken, izlerken çok dikkatli olmak gerek…

 Adıyla sanıyla Amerikalı olan bir kanal var. Bu kanalın haber sunucuları halkımızca cesaretli biliniyorlar. Arkasında Amerikalı patronlar olunca, onların isteği doğrultusunda esip gürleyen bu haber sunucuları güya cesur tavırlarıyla hayli de taraf topluyorlar. Amaçlarını Allah bilir. Zaman, ömrümüz varsa bizede gösterir.

Bu kanalda sabah kuşağında haber programı yapan gazeteci zat, herkesten önce Çanakkale’ye gidip canlı yayın yapmış. Demokrasi meydanı adı altında her yere varıp, vatandaştan yana görünüp, inandırabildiklerini taraflarına çekiyorlar. Güya halkın yararına görünüyorlar. Bu sabah baktığımda Hataylı köylüleri ekrana taşımışlar. Masum köylüler diyor ki, “biz yöremize çimento fabrikası istemiyoruz, cumhurbaşkanımız duysun çimento tozu yutmak istemiyoruz.”

Gazeteci bu görüntülerin üzerine yorumlar yapıyor. Sözde halkın hakkını savunuyor. Güleç yüz takınmış, nasılda masumluk yapıyor. Gazeteci olan bilir ki bu ülkede büyükler bir şey yapılacak dedi mi yapılır. Halkın değil, gücün dediği olur.

Benim şehrimde bir dönem bugün o gazetecinin yaptığının âlâsını ben yapmıştım. İyi verim alınan ekin tarlalarına çimento fabrikası kurulacaktı. O bölgedeki köyleri tek tek dolaşıp köylülere ekin tarlalarına çimento fabrikası yapılmaması için direnmeleri konusunda salık vermiştim. Hatta onların önüne düşüp tepkimi hem görünümümle hem de gazetemdeki yazdıklarımla gözler önüne sermiştim. “İyi insanlar çok bu memlekette, mutlaka onların desteğiyle haklılığımızı savunuruz” demiştim. Lakin çimento fabrikasını kurmak isteyen paralarıyla güçlü adamlar, diğer gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar verdiler. Fabrikanın yöre halkının insanını işsizlikten kurtaracağına dair beyanlarda bulundular. “Ekin ekince ürettiğinin karşılığını alamıyorsun, fabrikada sigortalı çalışanların sigortaları bulunacak, sağlık giderlerini devlet karşılayacak” gibi söylevlerle halk ikna edildi. Benim çabam heba oldu. Güç kazandı. Çimento fabrikası ekin alanlarının yerine konduruldu.  O civardaki köylü erkekler fabrikaya işçi olarak dolduruldu. Müdürler, amirler saltanata kuruldu. Çevre duman altında kaldı, insanlar nefes darlığından kırıldı… Velhasıl haklı değil, güç konuşur kardeşim. Amerikan kanalıda güçten gürlüyor, bilesiniz…