Masum Görünüşten Korkmalı

Masum Görünüşten Korkmalı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 06 Aralık 2017 07:25
altMasum olmak ayrı, masum görünmek ayrıdır. Her masum görüneni, masum bellememek lazım. Şeytan; masum görünenleri kullanarak saf niyetli, karşısındaki insana koşulsuz güvenen, duru masum insanları kolayca kandırır. Ben de kanıp evimi ve yüreğimi böylelerine açıyorum bazen; sonradan sinsi niyetlerini sezip, hayli üzülüyorum. İnsanız, mazlum sandığımıza kanıyoruz.
Neleri var,  günümüz dünyasında; şeytana bile külahını ters giydirecek, iki cümlesiyle kandırıp,  tuş edecek, bildiğimiz- bilmediğimiz nice insanlar vardır. Bu şekil insanlardan korkmak lazımdır.
Televizyon ekranlarında böylelerinden çok bulunuyor. Onların hakikat yüzlerini bilseniz, bir daha sıfatlarını görmek istemezsiniz. Ama aldıkları para kadar gülücük saçarak, baygınca göz süzerek, cilveyle gözümüzün içine bakarak, yüreği sevgi dolu, ilgiye aç insanları kolayca kandırıp kendilerine bağlayıveriyorlar. Azıcık güzel ve işveli olmanız yeterli oluyor.
Böyle birini örneklersek, kutunu aç yarışmasına katılımıyla dramını sergiledi. Türk halkı merhametli, ajans gülü demedi hemen duyduğuna inanıverdi. Onun da istediği buydu, dolayısıyla kolayca seyredenlerinin kalbini çeldi. İzleyicisi bol şöhret oldu. 
Artist Ajanslarında niceleri var bu tür, lakin masum görünüşlüsü düşmüyor her zaman. Özel ve özenle seçilmiş kişiler bunlar. Hiç bir şey bilmese de eğitilip öğretilir her bir şey, yeterki insanları etkileme kapasitesi ve meyli olsun.
Kitleleri etkilemeyi becere bilene şeytan çok kazandırır. Kandır kazan sistemi, ekran buna elverişli. Ne kadar çok masumiyet,  arkanda o kadar çok millet. Sonrası kolay, gelsin paralar ve şöhret.  Hatta bir de zengin koca bulursun, geçmişini unutturup bir anda hanfendi olursun...
BİRİ DAHA VAR
İYİ BİR ŞEY YAPIYORUM SANIYOR, SEYİRCİSİ ONA BAYILIYOR
SANKİ İZLEYENLERİN KOYUN OLDUĞUNU MEŞRULAŞTIRIYOR
Bir yol tutturmuş gidiyor. Her sabah televizyon ekranından yaşlıya, gence, kadına-ekeğe, şişmana- zayıfa "kuzum" diye hitap ediyor. Bilmiyor ki anaç olan, yavrusuna kuzum der. Doğurmamış, dokumamış. Elaleme iki lafının birinde "kuzum"diyor.. Sarı boyalı saçlı, sahte sarışın gacı. Sanırsınız herkese bacı. Gülümsemesi bile yavan, samimiyete yabancı, kurgusu reyting amaçlı. Lakin herkes kuzu hitabından hoşnut ki, itiraz edeni bulunmuyor.
Eskiden ne güzel televizyon, internet yoktu. Reyting uğruna radyolardan riyakarlıklar yapılmıyordu. Camda görünmek kolay olmasa gerek. Kim ne kadar seyircisi ekrana bağlarsa, Allah"tan uzaklaştırıp şeytanla oyalarsa o kadar çok ekranda kalıcı olabiliyorlar. Reyting kavgaları öyle basit mesele değil, anladığımız kadarıyla.
Radyolu günlerimiz öyle güzeldi ki, keyfimiz bozulmazdı hiç. Sunucuların yüzünü göremezdik, ama seslerindeki samimiyeti alabiliyorduk. Yalın, nezaketli cümlelerle ülkemizde olup biteni aktarırlardı. Türkü, şarkı anonsları yaparlardı. Arkası yarınlarla gözleri yorulasıya oyalanmazdı kadınlarımız; hem  dinlerler, hem oya örerlerdi. Kulakları piyesde, gözleri işlerindeydi. Televizyonun ilk yıllarında da bir adap, edep vardı. Ne zaman ki özel kanallar, yayıldı; ekran gülü olmak isteyenler bu işlere bayıldı. Her gün beleşe "sponsorlardan" şık giyinmenin, süslenip püslenip kameralar önünde salınmaya ve herkesce tanınmaya ve bir de bunların üstüne dolu para almaya alıştılar tabi ki, bu imkanları kaybetmemek için ne mümkünse yapıyorlar.
İlim irfan vermek, yaymak değil maksat. Gül, gülümse milleti oyala. Dünyalık vakitleri boşa harca. Hoca da çıkartsa karşısına; değişmez hiç işvesi, kakara kikiri, ak gerdan gözler önüne serili, sanırırsınız böyle verilir dini bilgi.  
Kimbilir kimlerce arkalıklı bu sunucu hanım kimden tiyo aldıysa, yahut nerden diline doladıysa, haftanın beş gününün sabahı magazinsel yayınına katılan yaşlı genç, kadın erkek herkese "Kuzum" diye hitap ediyor. Ben bir yakınım gelince, onun hatırına zorunlu bakıyorum bazen, inanın gına geldi aynı kelimeyi sıklıkla duymaktan. Kabak tadı verdi, desem nimete yanlış olacak. 
Millete yapılan yanlış konusunda uyarıda bulunayım derken, kabak sebzesini koydum araya. Kabak demişken; bu hanımın sunum yaptığı yer,yemek tarifleri olan, arada bir sağlık konusuna değinen, her yılın tekrarı olan sıradan bir yayın. Ama işte o kuzumlu sahte gülücükleri sahneye koymasını, yiyor olmalı ki seyirci; o hanım da yayınını aynı şekilde sürdürüyor, sündürdükçe, sündürüyor demek daha doğru olur.
Ey güzel yurdumun, emekli olunca eli boşluktan canı sıkılan insanları; seyirci olarak dizilip fitneye ortak olmayın. Biliyorum ekranda görünmeniz sizin içinde avantajlı. Hani tanınmış olmanın getirisini görüyorsunuzdur elbette. En azından bakkalınızdan, manavınızdan. Lakin bir de dönüp arkanıza bakın, arkadan kimler sizin bu kadar basitce kandırılmanıza işaretler ediyor. Şeytanın oyununa gelmeyin, ekran başındakilere nispet vermeyin. Bir düşünün o kuzum dedikçe, siz kuzuya dönmüş gibi hep onu izlemeye devam edeceksiniz. Parayı ve ünü koparan o oluyor. Sizler mi, gelmesenizde olur, yerinize mutlaka biri bulunur. Ajanslar fügüranlığa bile razı sizin gibi pek çok insan kaynıyor.  
"Hikmet taşımayan söz gevezelik, tefekkür bulunmayan sükut gaflet ve ibret taşımayan bakış oyalanmaktan ibarettir. "Hasan-ı basri Hazretleri bu sözüyle Peygamberimiz Aleyhisselamın "Ya hayır söyle, ya da sus" hadisini bir kez daha bize hatırlatmış. Manayı anlayıp, yaşamında uygulayanlara ne mutlu... 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytaç.com