HERKES KUZU O KOYUN BU NASIL BİR OYUN?

HERKES KUZU O KOYUN BU NASIL BİR OYUN?
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Kasım 2017 02:10

İYİ BİR ŞEY YAPIYORUM SANIYOR, SEYİRCİSİ ONA BAYILIYOR

SANKİ İZLEYENLERİN KOYUN OLDUĞUNU MEŞRULAŞTIRIYOR

altBir yol tutturmuş gidiyor. Her sabah televizyon ekranından yaşlıya, gence, kadına-ekeğe, şişmana- zayıfa "kuzum" diye hitap ediyor. Bilmiyor ki anaç olan, yavrusuna kuzum der. Doğurmamış, dokumamış. Elaleme iki lafının birinde "kuzum"diyor.. Sarı boyalı saçlı gacı. Gülümsemesi bile yavan, samimiyete yabancı, reyting amaçlı. Lakin herkes kuzu hitabından hoşnut ki, itiraz edeni bulunmuyor.

Eskiden ne güzel televizyon, internet yoktu. Reyting uğruna riyakarlıklar yapılmıyordu. Kim ne kadar seyircisi ekrana bağlarsa, Allah"tan uzaklaştırıp şeytanla oyalarsa o kadar çok ekranda kalıcı olabiliyorlar. Reyting kavgaları öyle basit mesele değil, anladığımız kadarıyla.

"Hikmet taşımayan söz gevezelik, tefekkür bulunmayan sükut gaflet ve ibret taşımayan bakış oyalanmaktan ibarettir. "
)Hasan-ı basri Hazretleri bu sözüyle Peygamberimiz Aleyhisselamın "Ya hayır söyle, ya da sus" hadisini bir kez daha bize hatırlatmış. Manayı anlayıp, yaşamında uygulayanlara ne mutlu.)

Radyolu günlerimiz öyle güzeldi ki, keyfimiz bozulmazdı hiç. Sunucuların yüzünü göremezdik, ama seslerindeki samimiyeti alabiliyorduk. Yalın, nezaketli cümlelerle ülkemizde olup biteni aktarırlardı. Türkü, şarkı anonsları yaparlardı. Arkası yarınlarla oyalanmazdı kadınlarımız, oya örerlerdi. Kulakları piyesde, gözleri işlerindeydi. Televizyonun ilk yıllarında da bir adap, edep vardı. Ne zaman ki özel kanallar, yayıldı. ekran gülü olmak isteyenler bu işlere bayıldı. Her gün beleşe "sponsorlardan" şık giyinmenin, süslenip püslenip kameralar önünde salınmaya ve herkesce tanınmaya ve bir de bunların üstüne dolu para almaya alıştılar tabi ki, bu imkanları kaybetmemek için ne mümkünse yapıyorlar.

altBu aslen doğulu ve kimbilir kimlerce arkalıklı sunucu hanım da kimden tiyo aldıysa, yahut nerden diline doladıysa, haftanın beş gününün sabahı magazinsel yayınına katılan yaşlı genç, kadın erkek herkese "Kuzum" diye hitap ediyor. Ben bir yakınım hatırına zorunlu bakıyorum bazen, inanın gına geldi aynı kelimeyi sıklıkla duymaktan. Kabak tadı verdi, desem nimete yanlış olacak. millete yapılan yanlış konusunda uyarıda bulunayım derken, kabak sebzesini koydum araya. kabak demişken; yemek tarifleri olan, arada bir sağlık konusuna değinen, her yılın tekrarı olan sıradan bir yayın. ama işte o kuzumlu sahte gülücükleri yiyor olmalı ki seyirci, o hanım da yayınını aynı şekilde sürdürüyor, sündürdükçe, sündürüyor demek daha doğru olur.

Ey güzel yurdumun, eli boşluktan canı sıkılan insanları; biliyorum ekranda görünmeniz sizin içinde avantajlı. hani tanınmış olmanın getirisini görüyorsunuzdur elbette. en azından bakkalınızdan, manavınızdan. Lakin bir de dönüp arkanıza bakın, arkadan kimler sizin bu kadar basitce kandırılmanıza işaretler ediyor. bir düşünün o kuzum dedikçe, siz kuzuya dönmüş gibi hep onu izlemeye devam edeceksiniz. Parayı ve ünü koparan o oluyor. Sizler mi, gelmesenizde olur, yerinize mutlaka biri bulunur. Ajanslar fügüranlığa bile razı sizin gibi pek çok insan kaynıyor.