DDTLİ DÜNLER

Kalitenin aranmadığı yegâne meslek

Aklın, eğitimin, birikimin, dürüstlüğün aranmadığı tek meslek var Türkiye’de: O da “politikacılık”.

Politikacılık, siyaset meslek midir diye düşünenleriniz olabilir. Eğer siz binbir vaadle ceylan derili koltuğu kapmışsanız ve her seçimde vaadlerinizi tutmamış olsanız da, mutlak seçilme  ihtimali yüksek olana dönüp duruyorsanız bu döneklikle (pardon) bu sebeple aynı işi 4-5 yıldan çok, hele de 10 yıldan fazla yürütüyorsanız, o iş artık sizin için bir meslek olmuştur.

Ülkemizi yönetenlerin ya da yönetmeye talip olanların bazılarına bir bakıverin. Bizleri yönettiler. Çocuklarımızı yönettiler. Korkarım torunlarımızı da yönetecekler. bizim ülkemizde koltuğu kapan, geride bekleyene fırsat tanımıyor. hele gençlere, gençlik kollarında gençliğini heba etmemişse, yüzüne bakılmıyor.

Şöyle bir gözlemim var. Bilmem katılır mısınız? Ülkemizdeki siyasetçileri dört grupta topluyorum.

Birinci grup: Gerçekten vatanını, milletini seven hizmet aşkıyla bu işi yapanlar. Ne yazık ki sayıları çok çok az. Bu ortamda barınmaları da zor, hatta yağcılık yetenekleri yoksa çok güç!

İkinci grup: Siyaseti zenginleşme aracı olarak görenler. Bu gruptakileri muhalefet olmaya tahammülleri hiç yoktur. Her devirde düşüncesi ne olursa olsun mevcut iktidarın şak şakçılarıdırlar. Tıpkı manda pisliğine çöküşen sinekler gibidirler. Amaçlarına ulaştıklarında bala batan sinekler gibi olurlar, tatlı ortamdan kurtulmak istemezler.

Üçüncü grup: İşini, gücünü, sosyal itibarını yitirmiş, cebine girip çıkanın adresini ve hesabını bilmeyen, sadece sayılmak sevilmek peşinde olanlardır. 

Devamını oku...

DDTLİ DÜNLER
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 09 Ağustos 2017 16:30

DDTLİ DÜNLER

altHaberlerde izledim, DDT ilacı sıkılan tavuk kümeslerinden toplanan yumurtalar insan vücuduna zehir yayıyormuş. Avrupa kıtasındaki 17 ülkede üretilen yumurtalar risk taşıyormuş. Tavuğu, horozu kapalı mekanda karanlıkta hapis tutarsan, sıklıklada kaldıkları yere böcek ilacı sıkarsan olacağı budur işte.  Tavukların etine haşarat dadanmasın diye düşünüp ilacı basanlar, yumurtaların bu ilaçlardan zehiri kapıp insanı hasta edeceğini akıl edememişler. Ne de olsa her Avrupalı akıl küpü olmuyor.

Biz çocukluğumuzda çoğu Anadolu insanı gibi ahşap evlerde oturduk. Malum ahşap evlerin çoğu bahçeli olurdu. Bahçe demek topraklı alan demek. Toprakta da her ne ararsan bulunur. Kedisinden, köpeğine, böcüsünden, börtüsüne. En çok da sırma bıyıklı, kalın kuyruklu; filmlerde, resimlerde sevimli, her türlü hastalığın taşıyıcısı fareler dolu olurdu ahşap evlerde.  Çıyanı, sümüklü böceği, kırkayağı, hamam böceği, bunlar sıradan sayılır. Bazısının üzerine tuz ekerek ömrü sonlandırılırdı.

Belediye, şayet evde küçük çocukları bulunan ailelerce talep edilirse, yılda iki kez evleri DDT ile dip köşe ilaçlardı. Sabahtan mesai saati başlar başlamaz, sırtlarında pompalı ilaç makinesi, üzerleri uzaylı gibi giyinmiş belediye işçileri eve gelirdi. Ev halkından dişiler komşuya, erkekler kahveye yahut çarşıya giderlerdi. Ekip tüm haneyi; kiler mutfak dahil, bolca ilaçlardı. Vee gün boyu ev hava almayacak şekilde kapalı kalırdı. Akşama doğru eve ilk giren anne olurdu. kapıları, pencereleri açıp evi havalandırırdı. Sonra çoluk çocuk eve doluşur, ilaçlama yapılmış mutfaktan hazırlanan aşla ailecek karın doyurulurdu. Allah'ın takdiri, hiç birimize bir şey olmazdı. O zaman ki DDT mi masumdu dersiniz, yok canım kalın kuyruklular bile kuyruğu titretir kalırdı. Belli ki şimdi ki ilaçlarda ilaçlamaya muhtaçlar.

Belediyenin köpek itlaf ekibi de vardı. Elleri tüfekli, ayakları çizmeli adamlar mahalle aralarında dolaşırlardı.10 kuruş karşılığı havlamasından şikayet edilen köpeği öldürürlerdi. Sonra hayvan sevenler sahneye indi. İtlaf olayı birden kalktı. Bu defa köpekler toplanıp zabıta ekiplerince yakın illerin sınırlarına bırakılmaya başladı. Belki o illerde gece yarısından sonra aynı kurnazlığı yapıyorlardı. Şükür ki artık köpek katliamı yapılmıyordu.

Belediye ekipleri daha ne işler yaparlardı bir bilseniz, yeri geldikce biz bildiririz.

 

 
 

Turkish Arabic English