ŞİMDİ Mİ ADALET

"Kaşarla mutlu olan tek canlı fare değildir !"

Siyasi sahnelerde gençlik kolları boşuna kurulmuyor, geleceğinize baş hazırlanıyor. Bu hazırlamayla ister başınızı ütüleyici, ister başınızın üstünde gezdirici hatta tutkunu olacağınız, öl dese öleceğiniz varlıklar ortaya şişiriliyor. Biz, siz ekranlarda kolbastı havaları izlerken, onlar gençleri nasıl istenirse o kıvamda yetiştiriyorlar.  Halk olarak bilemeyiz, olanı biteni, nasılını, ne şeklini, Hakk bilir ancak. Biz biraz meraklıysak tahmin yürütebiliriz o kadar. Fazla merakta iyi değidir, bir şekil mezarlığa gönderiverirler. Güçlerine karşı koyacak takat bulamazsın zira hem kalleşçe, hem karanlıkta ama kararlılıkla iş bitiricidirler. Her konuda, her şekilde…

Ahir zaman para şişmanları onlar, nerde mi bulunur, dururlar? Belki yamacımızda, belki alt katımızda, belki çok yakınımızda, karşımızda, çarşımızda, yukarımızda... Belki çok iyi bildiğimiz, belki çok iyidir dediğimiz biri, velhasıl belki bizden bilinen biri, yahut birileri. Hakikatte Hakk bilir kim bu fitneci para güdücüleri...

Para gücü malum dünya gücü, o güçle onların yapamayacakları yoktur. İnsanları uyuturlar, göbekleri büyütürler, planlarını yürütürler. Ellerini bile sürmezler hiçbir şeye, iki dudakları arasından çıkan bir çift söz yeterlidir. Kısık gözle bir bakış, yana kaldırılmış bir kaş çatış bazılarının tehdit unsurudur. Genelde işaret parmaklarıyla iş yürütürler, o parmakları Hakk’a teslimiyetleri için kaldırılmaz, gözlerine kestirdiklerini kandırmak için ve o kişiyle haksızlıklarını yaymak için bir güç simgesidir işaret parmakları. “Allah kırıverse, kaldırmaya mecalleri olmaz, ama ahir zaman alemetleri olacak bunlar.”

İşte bu zat-ıharamzadeler paralarıyla besledikleri ve besledikleri oranda güven duydukları adamlarınca birilerini toplatırlar. O birilerinin önceleri kim oldukları pek önemli değildir. Sokak serserisi olabilir, sokakta dinlenen mazlum biri olabilir, okumuş aydın genç olabilir, ailesi fakir zor durumda genç olabilir. Debresyonda biri olabilir, değnekçi, köpekçi, haylaz, hırtapoz, huysuz, huylu ne olursa… Kim ne yolla ikna edilirse; iyi kötü denmeden, gençliğince toplanır bir araya getirilir. Parasızın cebine para, havasıza hava verilir, şefkat bekleyenin başı sıvazlanır, tava getirilir, tamam edilir. Sonra her birine alaka gösterilir, perde arkasındakilerin belirleyeceği kıvamda bazıları özel yetiştirilir. Hatiplik yeteneğine, el maharetine, kandırma kabiliyetine göre gençlere dersler verilir. Usulsüzlükler, göz boyanarak nasıl kitabına uydurulur, kitapsızlarca bir iyice belletilir. Çeşitli, vaadlerle istikbal göklerde, gökler havalarda, idealler tavanlarda nutuklarıyla; yani beynin algıladığı, kafaların aldığı türden söylevler yeterlidir. Gençler; adları üstlerinde, kanları tazzikli akıyor, akarken kaynıyor, taşacak yerler arıyor. “Dünyayı yakarsın, yıkarsın” diye gaz ver, yaparlar doğrusu; o derece hevesli gençler…

Fakat birden gaza yükleme yapamazsın, geri vitese takanlar ve yetiştiricisinin başına dünyayı yıkanları olabilir. Ne de olsa, tohumu tarlası Allah’tan... “Ben Rahmana uyarım, şeytanın maşası olmam” deyiverirse genç, ürkütmemek lazım. Bir genç bir kuvvet demek, her genç çok kuvvete dönüşmek manasında, hangi amaca yönelik değerlendirilirse artık… İşte kayıplara, kaçmalara fırsat vermemek için, başka mecralara sızmamaları için yavaştan yağlanırlar. Belli bir süre ayak işlerine koşturulurlar. (Afiş as, broşür dağıt, mitinglere adam topla vs) işte bu süreç zarfında büyükleri, yani  kaşarlanmış pişmişlerce gençler süzgece alınıyor. Yani içinde cevher olan, çevik, atak, gözü pek ve gözü açıklar ayrılıyor, ötekilerden ayıklanıyor. Gençlik kolları bir nevi seçmenin nabzına şerbet yapma kazanları, gençler bu şerbetin nadide meyveleri...

Devamını oku...

ŞİMDİ Mİ ADALET
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 06 Temmuz 2017 07:31

Yasalar karşısında hepimiz eşitiz. Hangi yasalar karşısında? İlahi yasalar...

Yeryüzü yasalarında eşitlik her zaman ve her yerde eşitsizliğe dönüşüyor.

Çünkü kim ikdidar, o adalettir. Ne yazık ki ülkemizde iktidarın adalet terazisinin kefelerinin birinin üzerinde oturmak gibi bir huyu vardır. İktidarlar kadrolaşır, taraflı kadrolar kendinden olmayanı kendi usluplarınca oldururlar. Keyifleri dilerse, nefisleri haddince ve nefesleri yettiğince  gonca gülleri bile soldururlar.

altÖNÜME DÜZGÜN BİR ADALET GETİRİN, YALIN AYAK DÜNYAYI DOLAŞAYIM 

Sana lazım olduğunda adalet aranmaz. Etten duvarlar arasında yürüyerek yolda, gar da, bar da adalet aranmaz. Nüfus kütüklerinden de "bir Adalet Teyze vardı, mefta mı oldu" diye aranıp, sorulmaz. Nutuklarla, youtublarla da adalet aranmaz. "Adalet istiyoruz" demekle de adalet alınmaz. Adalet varsa, herkes için hep var olmalıdır.

Demem o ki beylik laflarımızın bozacıların soluğu kadar hükmü yok.Şıracılarda bozacılaın peşinde...

Hasılı adalet ya vardır, ya yoktur.

Ben mesleğimi yaptığım yıllar boyunca pek çok haksızlığa uğramışların hakkını adalet bulma umuduyla aradım, bulamadım.

2000 li senelere adım atalıdan beridir de kendim ve ailem adına yapılan yanlışları reva görenlerle hukuk mücadeleleri başlattım. Bu sitemden adaletin olmadığına dair sitemlerimi yansıttım. Kimse oralı olmadı. Gördüğüm adaletin gücün yanında olduğu, parası ve makamı olana şirinlikte bulunduğu... 

İnsan herkes için bir şey yapamaz belki, ama biri için her şeyi yapabilir. Bir parti başkanının peşine takılıp, kalabalık oluşturarak hiç sorgusuz sualsiz adalet yolculuğuna çıkılmış. Medyaya gündem oluşmuş. Ne menem bir anlayışa sahipmişiz be! Gariban mazlum adalet arayınca kulak üzerine yat: Ama kendine dokunan olunca adaleti sen belirle...

Parti liderince "Kimsenin burnu kanamadan, en barışcıl eylemimiz" deniliyor.Gandi gibi tek başınıza aç, susuz yürüyünde görelim halinizi...

Ülkemde menfaatçilik, utanmazlık ve riyakarlık diz boyu.Bu gün yürüdünüz de ne değişti? Tartışmalıdır. Ülkemde çok şey tartışmalıdır. Fakat tartışmak istemek tartışmasızdır.

Haksızlıkları gölgeleyen ya da perdelen her türlü politik anlayışı ve duruşu reddediyorum.

 
 

Turkish Arabic English