Vay Maşaallah

ABD'nin henüz makama oturmamış yeni Başkanı Trump ile ilgili bir video izledim. (President Trump works as a Waiter at his own Hotel) Türkçesi: Başkan Trump kendi otelinde çalışıyor. Komi oluyor, garson oluyor, temizlik yapıyor, hatta müşterilerin köpeklerini gezdiriyor. Bunları yaparken iş üniforması giyiniyor. Gocunma yok, kibir yok, yüzünde hoş bir tebessümle herkese selam verip hatır soruyor.
Şov amaçlı bir çekim yapılmış olsa dahi, ben başkanın samimiyetine hayran kaldım. "Trump' u teprik için tokalaşmak lazım. İyi ki Hillary Clinton seçilmemiş" diyerek, değerlendirmede bulundum.
Amerika hayranlığım falan yoktur, hatta her taşın altından çıkıyorlar diye, tepki verdiğim çoktur. Lakin mevkisi yükseldikçe kibre kapılmayan insanlara karşı sempatim ve takdir yönüm vardır. Herkes Yüce Allah'ın kulu, mütavazı olan gavur da olsa, ben onu bizim sonradan görmelere örnek gösteririm.
Bizim makam sahiplerinin çoğu nereden geldiklerini, daha öncesinden nasıl olduklarını unuturlar; makama oturunca buldumcuk olurlar. Yapmacık tavırlarla talkım verirler, kendileri salkım salkım götürürler. Üşüştükleri daldan, düşmeden rahatlığa eremeyiz. Biri gider, diğeri gelir. Beri gelen gideni aratır. Bunlar bir de kendilerini Müslüman sanır. Hırs, haset, kıskançlık kanlarında dolanır.
Trump sonradan görme de değil, adam karun kadar zengin. Bu zenginlik nereden gelmiş ve ne ile ölçülmüştür?Orasını Allah bilir. Gayret kuldan, takdir Allah'tan. Rabbim dilediğine, dilediğini verir. Bizim mevzumuz Trump'un zenginliği yüzünden kibirlenmeyip, halkına riya yapmamasıdır. 
Devamını oku...

Vay Maşaallah
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 22 Ağustos 2014 09:31

On altıncı asır ok atıcı pehlivanlarının en namlılarından..

altKanunî Süleyman’ın şehzadeliğindeki İçoğlanlarındandı, cülûsunda Manisa’dan beraber getirmiş, İstanbul sarayında Has oda ağaları arasına yerleştirilmişti; buradan da Mîrialemlik ile çirağ etmişti.

Daha Manisa’da bir taze yiğit iken odun yüklü bir merkebi bacaklarından tuttuğu gibi havaya kaldırır, bir deve yavrusunu omuzuna alıp gezdirir, kesilmiş iki koyunu, iki serçe parmağına takar, kasaplara yüzdürürmüş.

Kanunî Süleyman’ın Rodos cenginde bulunan Mirîalem Ahmed Ağa, bir gün bir kantar demirden yapılmış bir gülleyi Rodos kalesi duvarlarından aşırarak içeriye düşürmüştü; yaşı yetmişi aşmış iken bir gün, at ile Yaycılar Çarşısı’na gitmişti.

Yaycı esnafından bir haddini bilmez adam;

- Gayrı kocadınız!.. demişti.

Bunun üzerine Ahmed Ağa, atını çarşının zincir gerili kapısı altına sürmüş, iki kolunu zincire geçirmiş, bacak ve ayaklari ile de hayvanı kıskaçlamış, kolları ile kendini yukarı çekince, altındaki hayvanı da beraber havaya kaldırmış:

“Yay gerip ok atamayacak kadar kocamamışız!” cevabını vermişti.

Bu daha bir hizmetçi, Osmanlının özel timlerinden bahs bile edilmiyor ki,

 Bir de onları bir düşünsek ?! Yüz binlerce Maşaallah…

Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi

 
 

Turkish Arabic English