Sevgili Peygamberim

 

Seçim sonuçlarının ülkemize hayırlı olmasını dilerim.

SEÇİMLER VATANA MİLLETE HAYIRLI OLSUN. 
HER SEÇİLENE GÖREVLERİNDE BAŞARILAR DİLİYORUZ.
Bir seçimi daha noktaladık çok şükür,vatana millete hayırlı olsun. Seçim sonuçları ülkeme güzellikler getirsin.Bu süreci eşini,dostunu hatta hiç tanımadığını kırmadan,incitmeden geçiren herkese selam olsun.
Millet seçimini yaptı, makama layık bulduklarını sevindirdi. Bu seçim siyasi iradenin de çok ders çıkarması gereken bir seçim oldu. Kimseler seçmeni çantada keklik görmemeliler. Makamların tapusu olmadığını bilmeliler.
Seçimin galibine yönelik ben siyasileri üzecek veya sevindirecek bir yorum yapmayacağım. Onlar kurmaylarıyla bir durum değerlendirmesinde bulunurlar. Bana göre hizmetinden memnun olduğunu tekrar seçen, hizmet edeceğine inandığını tercih eden, memnun olmadığını değiştiren seçimin galibidir. 
 
Belediyelere başkan olarak seçilenlerin makama kurulup kalmamaları, şımarmamaları, makamların kimseye yar olmayacağını bilmesi gerekir. Sevgili Yunus Emre'mizin şu sözü tüm reisler için de geçerlidir."Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan." 
Kısaca seçilenlerin kararlarında temkinli olması, hak yememesi, her ‘paşam’ diyenle kendini ‘paşa’ sanmaması gerekir. Seçmen seçtiklerini, can simidi olarak tercih ettiklerini akıldan çıkarmadan yakından takip etmelidir. Verdikleri sözü tutuyorlar mı, dürüstlükle hizmet ediyorlar mı, öyle ya seçimler öncesi verilen vaatler var. Vatandaş oyunun hakkını arayan olmalıdır."Oyumu verdim, benim görevim bitti." olmamalıdır. Vatanın ve milletin menfaati için seçmeye layık gördüğünü yanlış yapmaması konusunda da izlemesi, uyarması gerekir. Kapılar yüzüne kapatılıyorsa, bir daha ki seçimde oyumla oyununu bozarım, demesini bilmelidir. Seçilenlerin de yağcılığa başlayanları yanından uzaklaştırıp, yandaş kayırması yapmadan tüm halkı kucaklaması beklenir. 
Devamını oku...

Sevgili Peygamberim
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 13 Mayıs 2019 04:32

KÂİNATIN GELMİŞ, GEÇMİŞ, GELECEK EN MUHTEŞEM İNSANI
Kuran'da Sevgili Peygamberimiz için "Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik" denilmektedir.Her peygamber kendi ümmetine gönderilmiştir. Hz Muhammed ise sadece bir ümmete, dünyaya değil, bütün alemlere gönderilmiş bir peygamberdir. Yani insan,cin, melek bütün yaratılmışların Peygamberidir.

O yaratılanların en şereflisi, en güzeli ve en üstünüydü. Yaşayış bakamından ise en mütavazisi ve en merhametlisiydi. Hiç bir zaman kendisini düşünmedi. Kendisine yapılan bütün kötülükleri,bütün eziyetleri bağışladı. Sadece ümmetini düşündü,onlar için üzüldü, onlar için ağladı, onlar için yaşadı.

Tebliğ için gittiği Taif'de taşlanmış,kanlar içinde kalmıştı. Bu ona Habibim diyen Allah'ın çok ağırına gitti, meleği Cebrail'i gönderdi. Cebrail :"Ey Muhammed, emret şu dağı başlarına yıkayım" dedi. Hz Muhammed: "Hayır onlar beni bilmiyorlar. İleride içlerinden belki inanan hayırlı insanlar çıkabilir" dedi.

Resulullah hurma lifinden bir yatakta yatardı ve sağ yanına hasırın izleri çıkardı. Bir gün ziyaretine giden Hz .Ömer Resulullahı bu durumda görünce ağlamaya başladı. Resulullah sordu. “Niye ağlıyorsun ya Ömer?” O da; "Sen Allah'ın Peygamberisin, bu halde olmana kalbim dayanmıyor" deyince. Resulullah :"Dünya benim neyime ya Ömer. Sen bu dünyada garip bir yolcu gibi ol, dünyaya kıymet verme" Buyurmuştu.

O sadece ümmetini düşünüyordu. Miraç gecesi Cebrail'in bile çıkamadığı Allah'ın katına çıktı, hiç kimseye nasip olmayacak kadar Allah'a yaklaştı. Allah "Ey Habibim dile benden ne dilersen "deyince.Hz Muhammed "Bu nimeti ümmetime de nasip et" dedi: Allah: " O halde namaz kılsınlar" buyurdu ve beş vakit namaz o gece emrolundu.

Peygamber Efendimiz geceleyin namazda ayakları şişinceye kadar kıyamda dururdu, bir o kadar da secdede kalırdı. Secdede o kadar uzun süre kalırdı ki Hz Ayşe validemiz endişelenir, ruhunu teslim ettiğini düşünürdü. Yanına yaklaştığında peygamberimizin gözyaşlarıyla secde ettiği yeri ıslattığını, ümmettinin affı için Allah'a yalvardığını görürdü.

Hz. Muhammed’in vefatından sonraki yıllardır. Bir akrabası Hz. Ayşe’yi ziyaret eder. Hz.Ayşe onun için bir sofra hazırlar. Ve sonra dayanamayıp ağlamaya başlar. Akrabası sebebini sorar. Hz.Ayşe: “Ben doyuncaya kadar her yemek yediğimde ağlarım,” der. Akraba daha da meraklanıp nedenini sorar.Hz Ayşe: "Çünkü Allah’ın elçisi bütün ömrü boyunca doyuncaya kadar hiç yemedi. Bir günde iki öğün yemedi. Ekmek yediği zaman hurma yemedi, hurma yediği zaman ekmek yemedi. Sürekli başkalarını kendine tercih ettiği için hep böyle yaşadı" der.

Bir gün ayağa kalkıp, gözlere görünmeyen gelecekteki ümmetini karşılamış, “Kardeşlerim gelmişler” demişti. Bu manzarayı gören sahabe, “Biz senin kardeşin değil miyiz ya Resululah? ” dediler. Efendimiz onlara döndü “Hayır” dedi. “Siz benim ashabımsınız. Sizler beni gördünüz, benimle birlikte yaşadınız. Ama beni görmeden bu dava için mücadele edecek kardeşlerim olacak. En kötü zamanlarda bensiz mücadele edecekler. İşte onlara selam olsun.” dedi

Salat ve selam bizden olsun .Bütün selamlar ve övgüler sanadır ey Efendimiz. Ne büyük nimet Senin kardeşin olmak, ne büyük nimet Senin şefaatine nail olmak, ne büyük nimet ahirette Seninle olmak.Ya Rabbi sen bizim günahlarımızı bağışla, Peygamberimizin huzuruna alnımız açık, yüzümüz ak çıkmayı nasip et.

 
 
Turkish Arabic English