ÂLİM KİMDİR ?

BAŞLADI BİTMEZ SANDIM 
 
ÇOK ŞÜKÜR ALLAH KORUDU
Ege Bölgesi birbirine komşu pek çok yerleşim yeri dolu. Bizim ilimiz öyle bir yerdeki ege de bir yerin karnı ağrısa Isparta hisseder, Akdeniz tarafında bir yer hapşırsa Isparta'nın da hapşırığı tutar. 
Bu sabah  İzmir yakınlarında 4.8 şiddetinde deprem olmuş, bizim yerde de az da olsa sarsıntıyı duyduk. "Hayır olsun inşallah," dualarıyla günlük yaşama koyulmuşken öğle saatlerinin ikindiye geçmeye hazırlandığı sıralarda saat 14.25 te (gündüz 2.25 şi) geçmek üzereyken ve ben koltuğumda oturmuş, öğle yemeği sonrası çay içerek dinlenirken, evimiz birden beşik gibi sallanmaya başladı. Aman Allah'ım nasıl bir sallantı anlatamam, onca yıllık yaşantımda ve de evimizde otururken böylesine şiddette bir sallantıya daha öncesinde hiç rastlamadım. Geçmiş yıllarda Burdur ve Dinar depremini mesleğim gereği yakından takip etmiş biri olarak hayli endişelendim. 
Önce gözümü tavandaki avizeye diktim. Durmadan hızla sallanıyordu. Karşımdaki televizyon ünitesi üzerindeki eşyalar yere düşüyordu. Hemen açık olan ve sendeleyip duran televizyonu kapattım. Bir yandan da oturduğum yerde büzüşerek  sarsıntının durması için dualar ediyordum. O an neler geliyor insanın aklına, ölüm korkusundan öte şeyler. 
Geçmiyordu, bitmeyecek gibiydi. Çok saniyeler sürdü, bana bu anlar dakikalarca gibi geldi. "Aman Allah'ım, sen koru!" Çok şükür Allah korudu. Aksi halde bu şiddete pek çok çürük bina yerle bir olabilirdi. Hamd olsun yüce Rabb'ime...
Elimdeki çay bardağını fırlatıp yakınlarımı aramaya koyuldum. Konu komşu bağır çağır can havliyle sokağa yaydan fırlamış ok gibi hızla çıkıyorlardı. Can tatlı, o anlarda malın değeri akıla gelmiyor olmalıydı. (Kıyamet kopunca bu insanların hali nasıl olurdu? Düşünemiyorum. Bu can korkusu başka türlü bir şey, Allah Allah!)
Saatler 2.49 u gösterirken, insanlar panik halinde nefes alıp verirken, birden yerden bir sarsıntı daha geldi. Bu artçı dedikleri mi neydi? Yoksa bana mı öyle gelmişti...
Ben çıkmadım evimden, oturduğum yerde çakıldım kaldım sanki; avizenin sallantısı azalmaya başlayınca endişem artı. Acaba nerede, ne olmuştu?
Telefondan depremin yerini öğrenmeye çalıştım. Merkez üssü Denizli'nin Bozkurt ilçesi 6 büyüklüğünde, yerden sarsıntıyla falan deniliyordu. 6 büyüklüğünde deprem ürkütücüydü.  Bizim ilden çok güçlü hissedildi. Denizlililer Allah bilir ne haldeydi.
Sonrasında öğrendiğim kadarıyla çok şükür can ve mal kaybı yaşanmamış. Yıkım olmadığı sevindiriciydi elbet, ama insanın yüreğinde "Ya bir daha olursa, ya uykuda bizi bulursa," endişesi yer ediyor. Tedbirli olmakta fayda var, takdir elbet Allah'tan. Allah her türlü afetten hepimizi muhafaza eylesin.
Devamını oku...

ÂLİM KİMDİR ?
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 03 Mayıs 2019 06:01

ÂLİM KİMDİR ?

Ulemâ demek, başı sarıklı ma'nâsına değildir. Kim Allah'ı biliyorsa, o âlimdir. Ondan gayrı ilim kuru bir emekdir. Kim Allah'ı biliyorsa, kim O'nu celâliyle, cemâliyle, kemâliyle tanıyorsa, kim O'na gönül verdiyse, Allah'ı sevdiyse, Allah'a teslîm olduysa, Allah'ın kulu olduğunu bildiyse, o âlimdir. Ondan gayrısı isterse yirmi kamyon dolusu kitap okusun, bunlardan birisi kendisinde bulunmazsa, hepsi kuru emekdir. Çünkü insan yirmi tâne, otuz tâne de fakülte bitirse, hepsinin diploması kabrin hâricinde kalır, içeriye vâsıl olmaz. Âhiret âleminde insanın yâveri ancak Allah'a îmân, Allah'a aşk ve muhabbet, Hazret-i Muhammed aleyhissalâtüvesselâma muhabbet ve Allah'a kullukdur, bunlardan başka hiç bir şey fayda vermez. "يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ Yevme lâ yenfa'u mâlün velâ benûn illâ men etallahe bi kalbin selîm" âyet-i celîlesi bunu i'lân etmekdedir. 
Bu iş ölümle başlar. Ölüm yatağına yattığın vakit, etibbâ yani doktorlar senden el çektiği zaman, ilacın sana fayda vermediği anda, bu iş başlar. Ne çoluğun, ne çocuğun, ne kasan, ne kesen, ne rütben sana fayda verecek ancak kalb-i selîm sana fayda verecekdir. Demek ki mâsivâyı kalbden çıkarmak, kalbi Allah'a îmân ile, Allah'a muhabbet ile, Allah Resûlüne muhabbet ile süslemekle lâzımdır. Onların muhabbetini kalbe koymak lâzımdır. Bir tek bunun faydası vardır, ondan gayrı hiç bir şeyin faydası olmaz. Eğer faydası olsaydı, işte ehrâmları ve Firavunların ahvâlini görüyorsunuz, onlara ne kasaları ne keseleri ne de orduları fayda verdi.
Her kim ki Allah ve Resulullah muhabbetini kalbine koydu, dîn sâhibi oldu, îmân tâcını başına koydu, kulluk kemerini beline doladı, Allah'a kıyâm, rükû' ve secde etti, Allah'ı zikreyledi, kulluğunu bildi, o kişi ârif oldu, o kişi sultân oldu. Çünkü Allah'a kul olan, iki cihâna sultân olur. Nefsine kul olan iki cihânda rezîl ve rüsvây olur. Saâdet, selâmet, refah, felâh hepsi Allah'a îmânda ve Allah'a kul olmakdadır. Allah'a kul olan kişinin ahvâl u harekâtı Hakk'lı olur, Hakk'la olur.

 
 
Turkish Arabic English