Nisan Yağmurları

ÇARIKTAN, SANDALETE KUNDURACILIK… 
 
İnsanların en önemli gereksinimlerinden birisi hiç şüphesiz ayakkabıdır… 
Ya da ayağa giyilen nesnelerdir… 
Ayakkabının önemi her zaman her zaman kavranmıştır. Çünkü her insan yürüyecek, dolaşacak, çalışacak, karda kışta soğukta, sıcakta, her türlü zeminde ve şartlarda bulunacaktır. Bunları yaparken de buralarla ilk temas eden ayaklar olacaktır. 
Bugün bize kadar ulaşan her gereksinimi ve medeni kullanma araçlarını, teknolojiyi bulan insanlar, geçmiş zaman içinde de günümüzün modern ayakkabıları olmasa da, hayvan derisinden çarık yapıp ayağına geçirmeyi bulmuş ve geliştirmeyi başarmıştır… Çarık ilk insanlardan günümüze kadar gelmiştir. Bu gün, Türkiye’de, hatta bizim bölgemizin bazı yörelerinde hala çarık giyenlerin sayısı hiçte az değildir. 
Ayakkabıcılık, ya da kunduracılık modern sanayi halini almış, hatta fabrikasyon üretime dönüşmüş ve bu modern sanayi yapımı ayakkabıları insanlarımız beğenmez olmuştur, daha fazla modernlik beklentisi içine girilmiştir. 
 
BİZİM İLDE AYAKKABICILIK ZANAATI 
Bir zamanlar benim şehrim, ayağa giyilen her çeşit nesnenin imal edildiği, yurdun dört bir yanına satıldığı bir yerdi. Hatta bu öneminden dolayı, malum olunduğu üzere şehrimin göbeğine denilecek bir yere “Kunduracılar Sitesi” bile kurulmuştu.
Bizim ilde yapılan ayakkabı çeşitleri saymakla bitmez. Bugünkü kadar modern modelleri de çoktu. Genellikle mesh, yemeni, erkek ve kadın ayakkabıları, çocuk ayakkabıları, kışlık bot ve çizme çeşitleri, ayak ve ayakkabıyla ilgili ne aranırsa bulunurdu… 
Kunduracılığı kendine zanaat edinen, senelerce el emekleriyle geçimlerini temin eden ustalar, kalfalar ve çıraklar el emeğiyle işlerini özenle yaparlar, imal ettikleri ayakkabılar, taş gibi olduğundan, senelerce giyilir giyilir eskimezdi… 
Bu yazıyı yazmak için konuştuğum çıraklıktan yetişme imalatçı kunduracılardan duydum ki, gül şehrimde kunduracılık can çekişiyor. Artık bu işi yapanda yokmuş, heves edende. Çırak, kalfa yetişmediği için kunduracılık adeta bizim ilde ölüme terk edilmiş. “Bir bakıma el sanatı öldü, fabrikasyon da komada” gibi… 
Kunduracılar Sitesinin imalat yapan katları bomboş. 20- 25 kadar zanaatkâr imalatçı usta, başka yörelerdeki fabrikasyon imalatı karşısında adeta direniyor. Ekonomik zorluklardan dolayı el imalatı tamamen durma noktasına gelmiş, gençler bu meslekte gelecek görmediklerinden, ustaların yanına çırak kalfa olmak hevesinde değiller. Bu durumda ekmeğini zor çıkaran ve kıt kanaat geçinmeye çalışan bir insanın teknolojik üretim karşısında dayanması düşünülebilir mi?
Devamını oku...

Nisan Yağmurları
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Nisan 2019 04:41

NİSAN YAĞMURU İLE GELEN ŞİFÂ

altŞifalı olan Rumi nisan yağmurları, Nisan ayinin 14 de başlar, Mayıs ayının 14 de biter.
Bu zaman içinde yağan yağmurlara “Nîsân yağmuru” denir ve bir çok hastalığa deva olup bir çok faydası vardır.
* Yılanların zehiri, Balıkların incisi, Hatta bal arısının balı gibi pek çok harikulade nimet hep bu yağmurun suyundan oluşur.
* Nisan yağmuru zahmetlere rahmet, dertlere devâ, hastalılara şifâdır.
* Sular içerisinde en saf su Nisan yağmurunun suyudur.
* Nisan yağmuru ile mayalanan yoğurt tutar. (Tecrübe ile de sabittir)
* Nisan yağmurunda ıslanan yeni elbise çürümez. Saç dökülmez. Hele okunan! Nisan yağmuru suyu, Allâh’ın izniyle sar’a hastalığına şifâ, Ruh hastalıklarına deva, Ağrıları gidericidir. Nisan Yağmurunun faydalı ve şifalı olduğuna dair hadisi şerifler vardır.
Nisan yağmuru hakkında Hadisi şerifler:
Peygamber Efendimizden (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) rivayet olundu ki;
"Cebrail (Aleyhisselâm) bana öyle bir ilaç öğretti ki, o ilaç sayesinde insanların doktorların ilacına hiç ihtiyaç kalmaz.
Eshâbı Kirâm o ilaçtan bizede haber ver Ya Rasûlullah dediler: Efendimiz (Aleyhissalâtü vesselâm) "Nisan yağmurunu toplayınız .
Ona; 70 Ayetel Kürsi,
70 Fâtiha-i Şerife,
70 defa İhlâs-ı Şerif,
70 defa Felâk,
70 defa Nâs Sûresini
70 defa tesbih duâsını "Subhanallahi vel hamdu lillâhi ve lâ ilâhe illellâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm." Sonra yedi gün devamlı olarak sabah akşam birer bardak içiniz. Beni hak Peygamber olarak gönderen Cenabı Hakka yemin ederim ki,Cebrail bana dediki;Bu sudan içen kimsenin cesedinden , damarından, sinirinden, etlerinden o kimseye ağrı, acı veren rahatsızlığını Cenab-ı Hak giderir, O kimseye sıhhat ve afiyet verir.
Yine Başka bir Hadisi şerifte:
"Beni hak Peygamber olarak gönderen Allaha Yemin ederim ki, Çocuğu olmayan bir erkek, bu sudan hanımına içirse, Allahü Teâla’nın izni ile Hanımı hamile kalır. Hanımının başı ağrıyan bir erkek bu sudan hanımına içirirse, bu su ona sıhhat için yeterli olur. İçen kimsenin balgamını keser. Rüzgar ona zarar vermez. Çirkin haller kendisine isabet etmez. Bel ağrısından, karın ağrısından,şikayeti kalmaz.Alaca hastalığından korkmaz.göğüs ağrısı çekmez.kalbine gelen vesvese (evham) gönlünden çıkar gider. Kendini çok beğenmek, haset, kibir, düşmanlık, gıybet ve koğuculuk (gibi manevi hastalıklar dahil), dünyada yaşayan her fani (geçici)olanlar için Allahü Teâla’nın izni ile fayda vericidir."(tefsir-i Kebir.Kuran tefsiri)
Ayrıca, Kur'an-ı Kerim ve Ezan-ı Muhammedi okunurken, düşman korkusuyla karşılaşınca, yağmur yağarken ve zulme uğrayınca yapılan duâlar kabul olunur (Teberânî)
Hz.Enes (Radıyallâhu Anh) anlatıyor :Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken , yağmur yağmıştı, hemen başını açtı ve "Yağmur Rabbimin yeni yarattığı ve indirdiği Rahmettir" dedi.
Diğer bir rivayette ise, Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem)'in elbisesini açtığı bildirilmiştir. (Müslim 2/615,Ebu Davud 5/3309)
Ebu Hureyre (Radıyallâhu Anh) anlatıyor: Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ve sahabeleri senenin ilk yağmuru yağdığında, gökteki ilk damlalara, (değmesi için) başlarını açarlardı ve Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Şöyle derdi: "Yağmur, rabbimizin en son, ve yeni yarattığı bir mahluktur ve bereketi en çok olandır." (Ebu şeyh ,Ahlakun-Nebiyyi 823

NOT: Nisan yağmurunu alma şekli: Kap yüksek bir yere konmalı, yağmur direk kaba dökülmeli, oluktan olmaz.

Unutmayalım Nisan ayının on dördünde başlar, Mayıs ayının on dördünde biter.

 
 
Turkish Arabic English