HAYAT BİR BÜTÜN

Başbakan iki sene sonra cumhurbaşkanıymış. "Bu günün küçüğü, yarının büyüğü" der gibi. Yarına çıkmayı garanti altına almış gibi. Hz. Azrail ile karşılaşmak, görüşmek Amerikalı Obama ile görüşmeye benzemez.

Bir gazeteci adından söz ettirmek için, "iki yıl sonra başbakan cumhurbaşkanlığına çıkacak "diye köşe yazısı yapmış. Bunu bir gazeteci böyle yazmış diye, gerçekten de tüm kanallar gündem yaptılar.

Devamını oku...

HAYAT BİR BÜTÜN
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 11 Temmuz 2017 05:26

Daima göz önünde bulundurulması gereken nokta şudur:

Hayatın en küçük hareketleri bile geleceği yapar veya yıkar.

Her yanlış hareket hayatta faturası ödetilecek bir durumdur.

altAlmanya’da konsolosluk yapan biri anlatmıştı. Bir gün, bir hamal tutması gerekiyor. Yolda beraber gidiyorlar. Konsolos mesleğinin dışında çok okuyan, gerçekten kültürlü bir insandı. Hamalla konuşurlarken bir şey dikkatini çekiyor. Hamal Goethe’den bir cümle söylüyor. Konsolos hayret içinde. Hamala soruyor; “Bu cümle size mi ait, bir yerden mi aldınız?” Hamal; “Efendim,” diyor, “bu cümle Goethe’nin Faust isimli eserinin filanca sayfasında var.” Konsolosun hayreti daha çok artıyor. “Siz nereden biliyorsunuz?” diyor. Hamal; “Efendim,” diyor. “Ben on iki yıldır Goethe ve Faust üzerinde çalışıyordum. Bir kitap hazırladım, basılması için matbaaya verdim. Eğer ilgiliyseniz baskı bittikten sonra size kitabımı hediye edebilirim. Aradan yıllar geçti. Konsolostan dinlediğim bu hatırasını hiç unutmadım.

Mesele diploma değil. Acaba bugüne kadar Alman Edebiyatı kürsüsünde profesörlük yapan kaç kişi Goethe ve Faust hakkında bir eser verebildi? Hatta kaç kişi bir makale yazabildi. Adam olmak için, gerçek kültürlü bir insan olmak için ille de diplomalı olmak şart değil. Benim gençlik yıllarımda edebiyat âleminde gerçekten herkesin çekindiği bir insan vardı: Nurullah Ataç. Profesörler bile Nurullah Ataç ile münakaşa yapamazlardı. Çünkü pek çoğu onun kadar kitaba ve okumaya düşkün değildi. Ama bu Nurullah Ataç, ilkokul mezunu idi. Kendi kendini yetiştirmişti. Türk edebiyatının en büyük romancılarından ve fıkra yazarlarından biri olan Peyami Safa da orta ikiden ayrılmıştı. Hayatı boyunca Peyami Safa ile polemiğe girip de kaybetmeyen bir kişi olmadı. Son devrin büyük velilerinden Mamaklı Ahmet Kayhan Hazretleri hayata hamal olarak başlamış, bahçıvan olarak bitirmişti. Ama ben nice profesörlerin, bakanların, Efendi Hazretlerinin elini öpmek için kapıda kuyruğa girdiklerini gördüm. Hayat bugünkü bazı insanların sandığı gibi paradan, puldan, mevki, makam, rütbeden, diplomadan ibaret değil. Önemli olan insan olabilmek, insan-ı kâmil olabilmek. Hazret-i insan makamına yükselebilmek.

Aman dikkatli olalım. Çocuğumuzun diploma sahibi olmasından evvel adam olmasına, bir beyefendi, bir hanımefendi olarak yetişmesine gayret edelim. Bugün öyle servet sahibi insanlar var ki, öyle makam sahibi insanlar var ki, yüzüne tükürseniz, tükürüğünüze yazık olur. Hani herkesin bildiği bir Anadolu hikâyesi vardır. Adam vezir olmuş, sonra babasını ayağına çağırtmış. Bak baba demiş, gördün mü? Sen bana adam olamazsın derdin. Bak gör, ben vezir bile oldum. Adamlarıma emir verdim, seni buraya getirttim. Baba gülmüş. Ah evlâdım demiş. Ben sana vezir olamazsın demedim ki. Ben sana adam olamazsın dedim. Nitekim beni ayağına çağırtmakla bunu ispat etmiş oldun. Hayat bir bütün, bir kompozisyon. Diploma onun bir nüansı.

 
 
Turkish Arabic English