KADİR KIYMETİ

İnsanoğlu dünyanın her yerinde aynıdır. Yüzleri birbirine benzemese de, kalpleri birebir aynıdır. Yani insanoğlunun kalbinde sevgi, nefret, öfke, hararet hep aynı oranda gizlidir. Ancak fren sistemimiz vardır. Bu sistem irade olarak içimize, Yüce Allah tarafından yine tüm insanlara eşit olarak yerleştirilmiştir. Bunu kullanabilmek önemlidir.

İrademizi çoğunlukla nefsimiz yönlendiricidir. Nefsimize ne kadar hâkim olabilirsek, yanlış bulduklarımızdan o kadar kaçınmış oluruz.

Ama nedir yanlış olan?

Devamını oku...

KADİR KIYMETİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 21 Haziran 2017 07:18

alt

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:

- Ey Allah'ın Resulü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim? diye sordum.

- "Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni bağışla! diye dua et" buyurdu.

Tirmizî, Daavât 84,İbni Mâce, Dua 5

    Kadir Gecesi. Peygamber Efendimiz o gece Hz. Ayşe’nin hanesinde. Gece kalkıyor, abdest alıyor, saygı ile Hz. Ayşe’nin önüne gidiyor. “Ya Ayşe müsaade edersen ben bu gece Rabbim ile beraber olmak istiyorum.” diyor. Soruyorum size, bütün kitapları alın, bütün feministleri de biraraya toplayın, acaba bir feminist hanımın aklı, hafsalası oraya kadar ulaşır mı? Peygamber düşünün ki, ibadet etmek için hanımından izin istiyor. Ruh bu kadar yücelir, ruh bu kadar mânâ âleminde yol alır. Öyle muhteşem bir kimse ki ResûluIlah Efendimiz, her hareketinde ayrı bir incelik, ayrı bir güzellik, ayrı bir zarafet. Hayatında kimseyi kırmamış, incitmemiştir. Bir gün Mekke’de yolda giderken biri yaklaşıyor ve “Efendim, size bir şey söy­leyeceğim, yalnız çok acele bir işim var bana biraz müsaade edin” diyor. Peygamberimiz iki saat, beş saat, on saat geçiyor hâlâ orada bekliyor. Ertesi gün o adam oradan geçerken, ki bazı kitaplarda üç gün diye okudum. Allah bilir orasını bilemem. Biz gene bugünün sabırsız insanları olarak o bir günü kabul edelim. Adam oradan geçerken, ne bekliyorsun burada diyor. Peygamberimiz, seni bekliyorum diyor. Düşünün, insanlık tarihi böyle bir şey yazmış mıdır? Sen bana dedin ki, beni bekle, bir işim var görüp geleceğim. Pekâlâ dedim, ben de seni bekledim. O fotoğraf karelerini lütfen unutmayalım.

Bir gün sokaktan geçiyormuş Resûlullah Efendimiz. Bir çocuk bağırıyor, Peygamber amca, beni biraz bekle gelip elini öpeceğim ama şu oyun bir bitsin diyor. Çocukluğun bütün temizliği, sâfiyeti, gü­zelliği içinde. Peki diyor Peygamber Efendimiz. O kâinatın gel­miş geçmiş en büyük insanı, o çocuğun gönlü olsun diye bir süre ayak üstünde öyle bekliyor. Sonra çocuk geliyor, Pey­gamberimizin elinden öpüyor, Peygamberimiz de onu yanak­larından öpüyor ve onun gönlü yerine gelmiş oluyor. Bu da müthiş bir kare

.Bir yaz tatilinde Hadis okumaya karar verdim. Ve başladım. Nedendir bilmiyorum, okuduğum bir Hadis beni çok etkiledi. O gün bugün, hâlâ o Hadisi düşünüyorum. Hayat hâdiseleri karşısında ister istemez onu hatırlıyorum. Hayatın çeşitli dilimlerinde karşıma çıkıyor. Aile hayatı, iş hayatı, meslek hayatı ve ferdi hayatımız. Hangisini ele alırsak alalım, bu Hadisin ihtişamı ile karşılaşıyoruz. Önce aile hayatını ele alalım. Bir aile düşünün, orada herkes bu Hadise riayet ederek yaşıyor. Orada münâkaşa olur mu? Kırgınlık, dargınlık olur mu? Taraflar birbirlerine sevgi, saygı gösteriyorlar. Birbirlerine edeple, incelikle hitap ediyorlar. Orada sadece sulh, sükûn vardır. Mutluluk, güzellik ve karşılıklı yar­dımlaşma vardır. Yalnız güzel olan, doğru olan, hayırlı olan söylenecek, bütün negatifliklere, olumsuzluklara kapılar kapanacaktır. Bir işyeri düşünelim. Oradaki insanlar birbirlerine karşı, “Ya hayır söyle, yahut sus” Hadisi gereğince, yalnız doğru olanı söyleyecekler, onun dışında her şeye kapılarını kapatacaklardır. Deminki ailede olduğu gibi bu işyerinde de insanlar bir cenneti yaşayacaklardır. İnsanları, aile hayatında olsun, iş hayatında, sosyal hayatta olsun, mutlu veya mutsuz eden, içinde bulundukları sosyal şartlardan ziyade, kalplerinde, kafalarında taşıdıkları duygular, düşüncelerdir. Çevreye nasıl bakıyorsak onları görürüz. Önemli olan hayattaki olaylar değil, o olaylar karşısında takınmış olduğumuz tavırdır.

 
 
Turkish Arabic English