TEVÂZU

 

"Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun,

ne de o senin dilinle günah işlememiştir" Hz. Muhammed (s.a.v)

Bismillâhirrahmânirrahîm

 Allahım, Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), O'nun âl ve ashâbına, indiği günden itibâren tâ kıyâmete kadar, onu okuyan her okuyucunun her kelimesini okuması esnâsında Allah'ın izniyle hava dalgalarının aynasına yansıyan bütün Kur'ân kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm eyle… Bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere bu salavâtlar adedince merhamet et... Bunu Rahmetinle yap, Ey merhametlilerin en merhametlisi... Duâmızı kabul buyur... Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun… Âmin.

Devamını oku...

TEVÂZU
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Nisan 2017 09:10

Bir çiçek diğer çiçekle rekabeti düşünmez.
Benim renklerim daha güzel diye böbürlenmez, sadece açar...

altResûlullah Efendimiz bir hadis-i şerifte “Size, Allah’ın kulla­rının en kötüsünün kimler olduğunu bildireyim mi? Kibirli ve katı yürekli olanlardır.” buyuruyor. Tevâzu, kibrin zıddıdır, alçak gönüllü olma halidir. İyiye, doğruya ve güzele saygılı ol­mak, Hak’ka boyun eğmek, kibirden uzak olmak, bütün mahlû­kata karşı edeple hareket etmek, güleryüz göstermek, ince, zarif ve nazik olmak tevâzunun bazı tezâhür şekilleridir.

Tevâzu, Peygamberlerin, velilerin, ilim ve adalet sahiplerinin, Allah’ı tanıyanların, Allah dostlarının ilk görülen vasıflarındandır. Şuara suresinin 215. âyetinde, Peygamberimize “Sana tâbi olan müminlere kanadını indir, tevâzu göster” buyruluyor. Peygamberimiz, çarşıya pazara giderek, evinin ihtiyacını bizzat temin eder; fakirlerle, kölelerle birlikte sofraya oturur; fakirlerin hâl ve hatırlarını sorar, gittiği yerde en müsait köşeye oturur, kendisine hürmeten ayağa kalkanlara engel olur, bu suretle İslâmî tevâzuyu fiilen göstermiş ve yaşamış olurdu. Kendisini aşırı methedenlere karşı, “Ey insanlar, Allah’tan sakınınız, şeytana uymayınız. Ben sadece Abdullah’ın oğlu Muham­med’im. Allah’ın kuluyum. Yüce Allah beni Peygamberlikle şereflendirdi. Bana bundan fazlasıyla tâzim göstermenizi istemem.” buyurmuştur.

Bir gün bir adam Peygamberimize “Allah’ın ve Senin di­lediğiniz olur” demişti. ResûluIlah Efendimiz üzüldü ve “Sen Allah’a şerik koştun. Yalnız Allah’ın dilediği olur de” buyurdu.

“Biri size gelir de, her biri birinden kötü oldu, hiçbir iyi insan kalmadı derse, bilin ki, en şerli insan odur.” sözündeki yüceliği yaşayıp gördükçe, her gün biraz daha iyi anlıyorum.

 

 

Tefekkür, kainatı imanına şahid kılmaktır.. mevlana hz. şöyle demiştir: "şahidin yoksa davayı kazanamazsın.."

En ufak bir sıkıntıları olunca, karamsarlığa düşen insanlar vardır, sanki dünya yıkılmış, onlar altında kalmışlardır. Açarlar ağızlarını, yumarlar gözlerini... Başlarlar, cahiliyeden kalma ne kadar söz varsa sıralamaya... Her zaman kaçtım böylelerinden, davranış tarzlarına akıl erdiremedim. Kuzum siz hayatı ne sanıyorsunuz Allahaşkına... Tabii sıkıntılar olacak, üzüntüler olacak, anlaşmazlıklar, maddi sıkıntılar, hastalıklar, ölümler ola­cak. Biz de gücümüz yettiği kadar, olanca varlığımızla bunları yenmeye çalışacağız. Sorunlar, sıkıntılar bizlere, demire su verilip çelik haline getirilişi gibi, daha fazla mücadele gücü kazandıracak. Daha güçlü olacağız. Ondan daha önemlisi onlarla yoğrulup olgunlaşacağız. Her gün daha iyiye, daha güzele gitmenin sevincini yaşayacağız.

 

Bismillahirrahmanirrahim.
De ki;
Ben,ağaran sabahın
RABB'ine sığınırım
(Felak,1)...

 
 
Turkish Arabic English