İLMİN ŞEHRİ

 
Geldi Gördü Gidiyor
 
Çok şükür gönlümüzden gelen hürmeti özenle göstermeye gayret ettik. Rabbimiz uzun günleri serinlikle kolay eğledi.
Gayri misafir kapıda; uğurlamak üzereyiz. Ne mutlu böyle bir misafirin kadrini anlayana, bilinci şuuru idrak'ına varana.
Ömrü ahir'i vefa edermi? Gayb'i İllallah Şehri Sultan'ı Ramazan'a kavuşmaya bir daha inşa'Allah?  Amin.
 
Bereketiyle, feyziyle, neşesiyle bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakırken, inşallah bir bayram sabahını daha karşılamanın heyecanı içerisindeyiz... Hamdolsun, şükr'olsun...
 
Mevlâ, bizlerle birlikte dünyanın dört bir yanında; sıkıntılar, zorluklar, zulümler altında boğuşan TÜM ÜMMET-İ MUHAMMED'e selamet versin, inşirah lutfetsin inşallah... O, ne güzel YÂR ve YARDIMCIDIR...
 
 
Allah bilir belki bir sonraki bayramı göremeyiz.. Onun için mümkün mertebe; öncelikle yakın akrabalarımızı ziyaret edip gönüllerini almalı, varsa eğer dargınlıklara son vermeliyiz. Akabinde, komşularımızı, arkadaşlarımızı ve gidebildiğimiz, görebildiğimiz tanıdıklarımızı aramalı, sormalı ve bayramlarını tebrik etmeliyiz...
 
Mümkün olduğu kadar yine bu güzel bayram günlerinde de hayır ve hasenata bolca devam etmeli, yetimin, öksüzün gönlünü yapmalı onları çeşitli hediyelerle neşelendirmeliyiz.
 
Ve yine her fırsatta Rabb'ul-Alemin'e halimizi arz edip AF ve AFİYET istemeliyiz.
 
Bayramı, münferid değil de birlikte yaşamaya gayret etmeliyiz...
 
Rabbim, tüm Alem-i İslam'ın Ramazan Bayramını mübarek etsin inşallah...
Devamını oku...

İLMİN ŞEHRİ
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mart 2017 18:43

İlmin Şehri: Hz.Muhammed İlmin kapısı:Hz. Ali

altBilindiği üzere, Peygamber Efendimiz, yetim kaldığında O’nu yanına alıp, bakımını üstlenen amcası Ebu Talip’tir. Hz.Muhammed, 8 yaşından itibaren 25 yaşına kadar amcasının yanında yaşamış ve amcasının hanımına ‘’ anneciğim’’ diye hitap etmiştir. İşte böyle bir ortamda, amcasının çocuğu olarak dünyaya gelen Hz.Ali,  Peygamber Efendimize adeta bir kardeş olmuştur. Kendisi de ’’ Ey Ali, sen benim kardeşim,  vasim, vezirim ve eminimsin.’’ diyerek bu bağlılığı ifade etmiştir.

598 yılında Mekke’ de dünyaya gelen Hz.Ali , Kabe’nin içinde doğan ilk ve tek insan olma özelliğine sahiptir. Doğumunda Peygamber Efendimiz tarafından yıkanmış, “Ali” ismi de kendisine Hazreti Muhammed tarafından  vermiştir.‘’Ya Ali, doğumuna şahit olmasaydım, hikmetinin sırrına akıl erdiremezdim.’’ diyerek Hz. Ali’nin doğumuyla başlayan sırlı yaşamına işaret etmiştir.

Çocukluğunda Hz.Ali’nin en büyük arzusu Peygamberimizle bir arada olmaktı. O günleri şöyle anlatır: “Çocuktum henüz, o beni bağrına basar, yatağına alırdı, beni koklardı, lokmayı çiğner, ağzıma verir yedirirdi… Her gün bana huylarından birini öğretir ve ona uymamı buyururdu. Her yıl Hira Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu. Onu ben görürdüm, başkası görmezdi. Beni omuzuna alır Mekke’nin dağlarında, vadilerinde, sokaklarında dolaştırırdı. ‘’

Hz. Muhammed’in  evlenmesiyle birlikte, yanına aldığı Hz.Ali, 5 yaşından itibaren Peygamber efendimizin evinde büyümüştür. Resulullah’a iman ettiğinde 10 yaşında idi. Bu anlamda İslam’ın ilk ‘’Nurlu Çocuğu’’dur. Hz. Ali, Hz. Muhammed’ in canı gibi sevdiği ve değer verdiği sağ kolu idi. Bu sevginin ve saygının en güzel örneğini de değerli  varlığı sevgili kızı Fatıma’yı Ali ile evlendirerek göstermiştir.‘’Ali benden, ben de Ali'denim’’ hadisi de bu anlamda bütünlüklerini ifade etmektedir.

Yaşamı boyunca Allah yoluna  hizmet eden Hz.Ali, İslami inanışın yayılmasında tüm varlığını ortaya koymuştur. Maddenin ve mananın bir ve bütün olduğu Muhammedi anlayışla her şeyin özünde ve şuurunda " Allâh"ı görmenin derinliğini hissetmiştir.

 ‘’Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır. Kim  ilim isterse kapıdan girmelidir.’’ diyen Peygamber Efendimiz ilmini aklının hikmetiyle birleyen Hz .Ali’yi her daim desteklerdi. Hz. Ali, Efendimiz’in vahiy katiplerinden biri olmanın yanında, Kur’an-ı Kerim’ın tamamını ilk ezberleyenlerden arasındaydı. Ezberlemenin de ötesinde anlama ve uygulama  hususunda ashabın en önde gelenlerinden idi. Kendisine  Kur’an ilmiyle ilgili türlü sorular sorulur, O’da her soruya bıkmadan usanmadan ikna edici, keskin zeka ürünü cevaplar verirdi.

Bir keresinde : “ Doğu ile batı arasındaki mesafe ne kadardır?”  diye soran birisine “ Güneşin bir günlük mesafesi kadar” diye cevap vermişti.“ Yer ve gök yaratılmadan önce Allah nerede idi?” diye sorulduğunda da “‘Nerede sorusu mekân ifade eder. Hâlbuki her hangi bir mekân bulunmaz iken de Allah mevcuttu. Hak Teâlâ bugün de mekândan münezzehtir.”  demiştir.

Hz.Ali’nin, Hz.Fatıma ile evliğinden Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin ‘in dünyaya gelmiştir.Bu şerefli aile, Ehl-i Beyt olarak bilinir.Bunurlu aile, İslamı ve Kur’an’ı her şeyin hatta kendi canlarının bile üstünde tutmuşlardır. İlimlerini bizzat Resullah’tan almışlardır. İlahi, insani değer ve fazilet sayılabilecek bir çok özelliklere sahiptirler.

‘’Kıyamet Günü olunca, kul bir adım atmadan dört şeyden sorgulanacaktır. Ömrünü nasıl tükettiğinden, bedenini nerede eksilttiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve Ehl-i Beyt'in sevgisinden.’’(Hadis )

‘’Ya Ali, benim Ehl-i Beyt’im Nuh’un gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur. Ve kim Ehl-i Beyt’ime buğz ederse helak olur.’’(Hadis)

İşte iç içe geçmiş bir hayatın kahramanlarıdır  Hz.Muhammed ve Hz.Ali. Biri birinden ayrı düşünülemez.

‘’ Bir kimse beni sevdiğini söyleyip Ali’ye buğz ederse, beni sevmiyor demektir.’’(Hadis )

‘’Sen bendensin ve ben de sendenim, senin etin etim, kanın kanım, ruhun ruhum, sırrıyetin sırriyetim ve senin adaletin benim adaletimdir. Sana itaat eden kişi ne saadetlidir ve sana karşı asi olan kişi ise ne bedhahtır.’’(Hadis)

Hazreti Muhammed’in vefatında 33 yaşında olan Hazreti Ali, Peygamberimizin yıkanması ve kefenlenmesi işlemini bizzat kendisi yapmıştır. Böylece kucağına doğduğu, ilmiyle büyüdüğü Zat-ı Şahaneyi son yolculuğuna uğurlamıştır.

Yaşamları her Müslümana örnek teşkil eden bu üstün aile, İslamiyet’in şerefidir. Hz. Ali ve Hz. Muhammed, asla ayrı düşünülemez. Günümüzde gelinen bölücü, ayrımcı algılayış şahısların dimalarında mevcuttur. Hiç bir zaman bütüne dokunamayacak ,ilmi ilke edinmiş zihniyetler de yer edinemeyecektir.

Muhammedi anlayışı ilke edinmiş sırlara açılan Hz.Ali’nin ‘’İlim Kapısı’’ her OKUyana nasip olsun İnşa’Allah .          

 
 
Turkish Arabic English