GÜZEL DÜŞÜN

"Karanlık içinde" yaşayanlara câhil, "İçinde karanlıkla" yaşayanlara gâfil denir...

Gafil ahmakın dini olmaz. Gafil ile sohbet, cam kırığı ile g.tünü silmek gibidir, dikkat etmezsen keser.

Kimsenin ayağına basıp canını yakmadım, kimsenin gözünde yaş oldurmadım. Çelme takılıp düşürülmüş olsamda, elimi yere dayadığımı kimseye belli etmedim... Kendime ters geleni, başkasına düz göstermedim. Eğriye doğru demedim. Vicdanımı rahatsız edici vakalarda bulunmadım.

Ben alaylıyım. Mesleğimi, mesleki edebi olandan usta çırak öğretisiyle cahil cesaretiyle kaptım. Cinliğe, hinliğe bulaşmadım. haksız bulduğuma yandaşlık, yoldaşlık yapmadım. Para uğruna uğraş vermedim. Kalemimi daima Hakk rızası kazanma arzusuyla kullandım. Benim cehâletim saflıktı; öfkeden uzaklık, mutluluğa yakınlıktı... Merhamet masum olduğu için her kalbe misafir olmaz… Benim kalbim çok şükür merhametçe istila edilmiştir.

Yalaka insanları hiç sevmedim, yanlış yapanların yanlışına sessiz kalmadım. Zor da, darda olanın da haklarını aramaya imkânım ölçüsünde gayret ettim... Bu yönlerim şeytanlaşmış insanlara batıyordu; onların maddi manevi güçleri beni yıkmaya yetiyordu. İçlerinin kararmışlığıyla gaflete dalmış olan bu kimseler, şunu iyi bilsinlerki burası dünya; burada işler hep yarım kalır.

Hiç Ölmeyecek Gibi Yaşayanlara HAYRET...

Devamını oku...

GÜZEL DÜŞÜN
Furkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 30 Mart 2017 06:04

Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen sağlıklı, mutlu ve başarılı olur, hayatından zevk alır. Resûlullah Efendimiz: “Benden şer hakkında soru sor­mayın. Hep hayırdan sorun bana” buyuruyor. Ne olur her söze “Hâl” katabilsek... Bir Veli zat “Ben hüsnü zanna memu­rum” diyor ve ilâve ediyor, “Kötüye, çirkine, bayağı olana davetiye yazmayın ki gelmesin...”

alt

Oğlum ananı atanı say, bereket büyüklerle beraber olmadadır. Büyüğünü bilmeyen Allahını bilmez.

(Şeyh Edebali)

Rahmetli büyüklerim çok küçük yaşımdan itibaren “Aman yav­rum” derdi, “elektriği lüzumsuz yere bir dakika yakma. Suyu bir yudum da olsa gereksiz yere akıtma.” Bir kere dahi olsa rahmetli büyüklerimiz çöpe yemek atmadı. Ecdadımız evliliklerinde kavga döğüş, ağız dalaşı yapmadı. Annemle babamın kırk yedi yıllık evlilikleri içinde bizim evde ne bir tabak, ne bir bardak, ne bir fincan kırılmadı. Nezih, temiz, güzel bir hayat yaşamanın yolu dikkat, saygı ve tasarruflu yaşamaktan geçiyor.

Banka kartları yüzünden günümüzde nice insan helâk oldu. Banka kartını bir mirasyedi dikkatsizliğiyle berbat ettik. Birçok insan cebimde banka kartı var diye israf yoluna gitti. Kanaatkâr olmaktan, tasarruflu yaşamaktan uzaklaştı. Bunun acı sonuçlarını hepimiz, her gün televizyonlarda görüyor, gazetelerde okuyoruz. Yıkılan aileler, bozulan sosyal ilişkiler, boşanmalar, intiharlar, cinayetler birbirini takip ediyor. Pek çok insan banka kartıyla alışveriş yaparken bir ay sonra bankadan ekstrenin geleceğini hiç dü­şünmüyorlar. Hırsla alınan kilolarca yiyecek, içecek israf olup çöpe atılıyor. Hepimiz bunları görüyoruz. Ama ibret almıyor, nice felâketlere kucak açıyoruz. Bu insanlara küçük yaştan itibaren ailede ve okulda tasarruf terbiyesi verilse, ayağını yorganına göre uzatması öğretilseydi bunlar olur muydu? Fert olarak, toplum olarak borçlanmaların ne acı sonuçlar getire­ceğini bir türlü görmek istemiyoruz.

İnsan vardır, mütevazı sofrasına oturur, çorbasını içer, Allah’ına sonsuz şükürler eder. İnsan vardır, yemeklerini Hil­ton’un kral dairesinde yer, yine de şükretmez. Şükürle açıl­mayan dudaklarında, hep bir memnuniyetsizlik çizgisi vardır. Bunalım içindedir. Zaman zaman intiharı düşünür ve dudak­larından dökülen hep şikâyet sözcükleridir. Toplumdan şikâyet, insanlardan şikâyet, hayattan şikâyet.

Acaba insanları bu kadar farklı durumlara iten nedir? Aklıma Yunus’un bir mısraı ...geliyor:

“Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı”

Huzursuzluğunun, mutsuzluğunun, sıkıntısının, daha çok para pul ile, mal mülk ile geçeceğini sananlar, ebedî bir aldanış içindedirler. Onlar tıpkı susadıkça tuz yalayan insanlar gibidirler. Bugüne kadar, madde hiçbir insanı doyuramadı ki onları do­yursun. Ne diyor büyük Yunus:

Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan, mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

Allah’tan Tevfik dilen. Gönül âlemi gam ile kirlenir, tövbe ile temizlenir. Bütün güzellikler, incelikler bu âlemin cefasında gizlenmiştir. Ne güzel anlatılır bir ilâhide:

“Güzel âşık cevrimizi çekemezsin demedim mi?

Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi?”

Asırlar ötesinden Büyük Yunus, ne güzel anla­tıyordu: “Hiç kimse bilmez bizi, biz ne işin içindeyiz.” Bâtın ilmini öğrenmeden, zâhir ilmiyle ahkâm kesenler, farkına var­madan helâke gidiyorlar. İyi, güzel, sâlih kişilerin kadrini bil­meyenler, onların arkasından atıp tutanlar, acaba en büyük kötülüğü kendilerine yaptıklarının farkındalar mı?

İlâhi aşkla yananlar, çevrelerine renk, ışık, güzellik verirler. Onları ara, bul, ziyaret et. Sohbetlerine katıl. Ellerini öp. Hayır dualarını al. Renklerine boyan. Katı, sert, yoz insanlardan uzak dur. Münâkaşadan kaç. Akıllı insanlar münâkaşayı sevmezler. Münâkaşa ile kimse bugüne kadar bir şey elde edemedi. Mü­nâkaşada tek kazanan, kibir, gurur, benlik ve nefsaniyettir. Seni AIlah’a yaklaştıracak kimselerle dost ol, görüş, sohbet et.

ALLAHIM MUTLULUK SENİNLEDİR

NEDEN CENNETİ GOSTERIYORSUN

(Seyyid Ebul Hasan harikası.K.s

*NİCE NEŞELİ VE SEVİNÇLİ İNSANLAR

VARDIR Kİ ONLARA NASİP OLACAK

KEFENLİKLER DOKUNUP SATIŞA

ÇIKARTILMIŞTIR BİLE

(Fudayl b.iyaz.k.s

*İKİ ŞEYİ İSTERSİNİZ

AMA BULAMAZSINIZ BUNLAR

NEŞE VE RAHATLIK OLUP HER İKİSİDE

CENNETTE OLUR

(Ebu Turab_i Nahsebi.k.s

 
 
Turkish Arabic English