Kur’an-ı Kerim OKU

CENNETE GİREN İLK KADIN

Bir gün Rasulallah (s.a.v) efendimiz kızı Hz.Fatıma'ya şöyle der:

- Cennete giren ilk kadın kimdir biliyor musun?

Hazreti Fatıma cevap verir:

- Ey Fahr-i Kâinat ben değil miyim?

Rasulallah efendimiz der ki:

- Hayır, filan yerde filan evde bir kadın var o dur.

Hazreti Fatıma merakla sorar:

- Ne amel işlemektedir de cennete giren ilk kadın olacaktır?

Devamını oku...

Kur’an-ı Kerim OKU
Furkan İleri tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 29 Mart 2017 05:20

altYunus denince sevgi gelir aklıma, yeryüzündeki bütün in­sanları, hayvanları, bitkileri, cemâdatı içine alan evrensel bir sevgi. Ancak tevhidi görüşe varanlar, böyle bir sevgiye ula­şabilirler. İnsan Allah’a yaklaştıkça sevgisi artar. Bakın çevre­mize asık çehreli, nursuz, pirsiz, saygısız, sevgisiz nice insanlar yaşıyor. Şeytan, Allah’tan uzaklığın sırrıdır. İnsan Allah’tan uzaklaştıkça şeytana yaklaşır. Sevgiden uzak, nefretle yaşamak ne acıdır. Nefret tuzlu su içmek gibidir.... İçtikçe susuzluğu artar insanın. Bir çeşmeden akan su acı tatlı olmaya derken Yunus tevhidi ne güzel anlatır. Aslında cemâl ve celâl tecellileri bir­birlerini tamamlar. Her an bir sınavdayız. Sorular öyle de gelir, böyle de gelir. Önemli olan sınav bilinci içinde yaşamaktır. Ce­sedi ile dünyada, gönlü ile sonsuzlukta yaşayanlar ne güzel insanlardır. Gönlünde Allah aşkı olmayanlar gafillerdir. Kim olur­sa olsun netice değişmez. Gerçek mutluluğun anahtarı mihrap denilen oyukta asılıdır. Kafalarında Hak bilgisi olmayanlar cahil­lerdir. Gerçek mutluluğa erenler, gözün buğusundan gönlün kaynayışını sezenlerdir. Onlar hakiki bahar rüzgarı gibidirler. Gittikleri yere huzur, sükûn, güzellik götürürler. Allah her yerde­dir. Onsuz boş mekân yoktur. Bize şahdamarımızdan daha yakındır. Kâinatta her zerre harekettedir. Her şeyde devamlı, intizamlı, ahenkli bir kaynaşma vardır. Kâinattaki bu intizamlı kaynaşmanın ismi tesbihattır. Her şey Hak’kı tesbih ediyor. Bu Allah’ın eseridir. Hürmeten yavaş konuşmak gerekir. Allah, ya­vaş sesle konuşanları sever. Gürültünün, bağırarak konuşmanın beyni rahatsız ettiği ilmen ispat edilmiştir. Fazla gürültülü müziği uzun süre dinleyenlerde, beyin hücreleri birer birer ölmektedir. Hak her yerde hazır ve nâzır olduğuna göre fazla yüksek sesin, en azından İslâm edebine ve inceliğine saygısızlık olduğu or­tadadır. Kur’an-ı Kerim OKU diye, Mesnevî DİNLE diye başlıyor. Acaba hangi kitap KONUŞ diyor, konuş diye başlıyor. Günü­müzde kimse kimseyi dinlemek istemiyor. Sormak lâzım, kaç kişinin söylenecek bir sözü var? Bu nefsin azgınlığından, tekme atmasından başka nedir? Unutmayalım, çok konuşanların, yük­sek sesle bağıra bağıra konuşanların göğüsleri içindeki kalpleri hastadır. Allah şifâlar versin. Taze bir yumurta yanında kuvvetli çalan bir sirenden etkilenir, yumurtanın beyazı otuz saniyede pişiyor. Düşünmek lâzım.

 
 
Turkish Arabic English