Bir Kar Manzûmesi: Kasîde-i Berf-i Şitâ

Kriz bahane insanların yaşantısı şahane. Bu klasik başlığı bizim basıncılar sıklıkla manşete çekerler. Örneğin bir yemekli toplantı mı var. Gazetecinin o gün manşete çektiği haber başlığı şöyledir.  “Yemek Bahane Dostluk Şahane..."
Okur merak eder, bu şahane dostluk da neyin nesi diye. Habere göz atmadan geçemez. Aradığı dostluk emarelerini  satırlar arasında bulup seçemez. Gösteriştir gördükleri, okuduğuyla kalır bildikleri...
Ben de daha bu sabah, seher vakti sonrasında, şöyle bir çevreme bakmadan geçemeyecek şekilde geniş bir caddesi üzerinde kaldırım boyunca yürüyorum. Gördüklerim gözlerimi kamaştırdı. Caddenin iki tarafı lüks arabaların park yeri olmuş. Yol resmen lüks işgaline uğramış. Yayaların geçeceği kaldırımlarda bile sıfır arabalar, model model, renk renk sıralanmışlar. İçlerinde büyük cipler bile var. 
Düne kadar dağ arabası, arazi arabası bildiğimiz cipler, şimdinin gösteriş belgesi. Kapıların önünde park halinde duruyor. Üstelik hanımın ayrı, erkeğin ayrı marka arabası; oğlanının ki en havalısı, yoktur hiç kiri pası...
Kriz vardı değil mi? Ee, o da ülkemiz üzerinde duruyor, henüz kalkmışlığı yok. Bu krizin kalkma ihtimali bulunmadığı gibi, yılbaşından sonra, sanırım Nisan ayından itibaren deprem etkisi şekliyle gümleyecek bu kriz, görürsünüz siz. Ekonomik tedbirler falan sarılanacak ip değil. Lakin çoğunluğun bunlar umurunda değil. Gördüklerime göre  bu lüks araba sahiplerinde keyifler gıcır. Borçları, dertleri var mıdır? Bunlar bilinmiyor. Evleri güzel, arabaları güzel, ya yaşantıları? Zenginlikte yaşantıda güzeldir her halde bilemiyorum. 
Vay garibanın haline?! 
İşin ilginç yanı gariban sesini çıkartamıyor, şikayet etmeden gününü geldiği gibi yaşayıp geçiyor. Zengin olan, böyle lüks arabalarda dünyalık saltanat sürenler krizden, ekonominin darlığından etkilendiklerinden yakınıyorlar. 
Sanırım onların etkilenişleri lükslerini gözler önüne serecek kadar tam sağlayamadıklarından olsa gerek. ‘Ne olur, ne olmaz’ı dikkate alarak, lüks tüketimi biraz kısıtladılar gibime geliyor ve rahatsız oluşları bundan dolayı. Her gün alışkın oldukları savurganlıklarını gözümüzün içine sokarcasına yapamıyorlar. 
Ben bu hükumetin başkanı olsam, bütün lüks arabalara benzin alma yasağı getirtirim. Bisiklete falan binin, derim. Ama önce bunun örneğini kendim gösteririm. Biraz gaddarca mı buldunuz bu fikrimi, yanlış mı söyledim, niye? Korumalarım koşturamaz mı yanımda? Merak etmeyin başkanlık hayali yok yarınlarımda. Hem siz yanlış da bulsanız fikrimi beyan ettim. Demokrasi ülkesinde değil miyiz? Yanlış bulduğumuzu söyleyebilmeliyiz.
Devamını oku...

Bir Kar Manzûmesi: Kasîde-i Berf-i Şitâ
Abdurrahman Mert tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Ocak 2016 16:53
Ma'lûm pek çok yerlerde kar var... Bir kar manzûmesi de benden...
 
Kasîde-i Berf-i Şitâ Der Medh-i Fahru’l Ümerâ Hasan Beg
 
Fe`ilâtün Fe`ilâtün Fe`ilâtün Fe`ilün
 
Rûzgâr ile cihâna tagılup berf-i şitâ 
Gösterür şimdi cihân sahnını bir ak deryâ
 
kar manzumesi, şiir, kaside-i berf-i şita
 
Yazda ısınmış idük zevkine bâg-ı dehrüñ 
Geldi kış mevsimi sovutdı bizi serd-i hevâ
 
Hût burcını güneş var ise sayd itdi yine 
Kazır anı dökülen pullarıdur berf-âsâ
 
Ag iderken yüzini dökdi sefîd içini bâd 
Zişt görinse bu dem pîre-zen-i dehr n’ola
 
Kar yagar sanma cihâna niçe zenbûr-ı sefîd 
Hâsılı bal yirine getürür oldı belâ
 
Karlar yagdırıcak sun`-ı Hudâ-yı Cebbâr 
Akça pul saçdı sanurdum şeh-i gerdûn gûyâ
 
Kar yagdukça düşer hâtıra bu turfe hayâl 
Âsiyâb-ı felek un atdı ne gam yir fukarâ
 
Bilmezin kar mı yagar yohsa felek bâgında 
Şecer-i Sidre bahârın mı döküpdür âyâ
 
Beyza-i mihr ü mehi var ise ekl itdi felek 
Hurde yumurda kabıdur dökülüşler meselâ
 
Yırtup atdı var ise defter-i sayfi gerdûn 
Hurde-i kâgıda beñzer dökilen berf-i şitâ
 
Kavs burcın ele mi aldı felek hallâcı 
Penbesi mi dökilür sahn-ı zemîne `acebâ
 
Tut ki ta`mîr olıyor hâne-i vîrâne-i dehr 
Kireçin dökdi yaparken anı bennâ-yı kazâ
 
Ejder-i âhum ider tevsen-i gerdûnı zebûn 
Berf sanma deheninüñ kefi saçıldı şehâ
 
kar manzumesi, şiir, kaside-i berf-i şita
 
Şimdi ak kara bakup baht-ı siyâhum añarın 
N ’oldı kim nesneye mâlik degülem ag u kara
 
Derdi mi dökdi saçın pîre-zen-i dehr yolar 
Dökilen ak saçıdur berf degüldür hakkâ
 
Gördi dil-ber leb-i esrârına hayrânem ben 
Berf yagdursa felek hey’et-i sükkerde n’ola
 
Ben niçe ıssı sovuk çekmişem ey lutf ıssı 
Dergehüñ oldı sovukdan baña âhir me’vâ
 
Arsa-i gussada kış basdı vücûd ise za`îf 
Kurtar Allâh içün ey menba`-ı ihsân u `atâ
 
Mesnedüm yok bu cihânda işigüñden gayrı 
Dergehüñde olur olursa baña zevk ü safâ
 
Sensin ol muhsin-i bî-misl Hasan Beg ki senüñ 
Hüsn ü ihsânuñı tahsîn ide Hassân şehâ
 
Menba`-ı cûd u kerem melce-i erbâb-ı hüner 
Ma`den-i lutf u sahâ mazhar-ı eltâf-ı Hudâ
 
Zulmet-i gamda kalurdum niçe ay u niçe gün 
İrmese matla`-ı mihrüñden eger nûr-ı ziyâ
 
Serdlik yüzini gösterdi felek ta`n itme 
Vâki` olursa kelâmumda eger bâr dâdâ
 
alt
 
Bagrumı deldi benüm tîşe-i derd-i tûşe 
Gam-zâd itdi ziyâde elem-i dil peydâ
 
Ger azıkdan azacık baña iderseñ ihsân 
Birine biñ vire gül-zâr-ı cinânda Mevlâ
 
Gerçi şermendeyem ihsân-ı safâ-bahşuñdan 
Beni söyletdi zarûrî n’ideyin fakr u fenâ
 
Ârzû eyler iken tûşe-i ihsânuñdan 
Kar yagsun başuña dir isen ey vây baña
 
Kûşe-i gamda sovukdan gice ditrerdi yürek 
Hâtif-i gayb hemân eyledi bu resme nidâ
 
Ey Ziyâ’î ne umarsın bu sovuk sözlerden 
Ol kemâl ü kerem ıssı bege var eyle du`â
 
alt
 
Beglerüñ gerçi yüzi ıssıdur ammâ var ümîd 
Seni sovutmaya nevmîd idüp ol kân-ı sahâ
 
Zât-ı pâkı ola ıssı vü sovukdan mahfûz 
Geldügince bu cihân gül-şenine sayf u şitâ
 
Aña Allâh nasîb ide yüz aklıklarını 
Ola mâdâm ki ak berf ile rûy-ı dünyâ
 
 
Mostarlı Hasan Ziyâî Dîvânı
 
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 
 
Turkish Arabic English