Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

                                                   
OLMAZ, OLMAZ DEME. MÜMKÜNDÜR...
 
 
  Kahvehane köşesinde sigara dumanları altında tavla tablasına zar atarken...
  İçki masasında keyften dört köşe olmuş halde, aşka gelip ona, buna küfür ederken...
  Sinemada açık saçık bir filmi gözlerini perdeye dikmiş, içine düşercesine seyrederken...
  Bilgisayar başında oyun oynarken, paylaşım sitelerinde malayani gezinirken...
  Kapı önünde rastladığın komşunla başka bir komşunu çekiştirirken, dedi-koduyu abartırken...
  Televizyonda dizi seyrederken, maç izlerken, müzik dinlerken, dans ederken...
  Rüşvet alırken, haksız kazançla aldığın ekmeği haram saymadan yutarken...
  VS... VS... VS...
  İşte tam o esnadayken ölüm meleği Hz. Azrail Alemlerin Rabbi'nden gelen emir doğrultusunda karşımıza dikiliverirse ne yaparız?

 

  Henüz tövbe kapıları kapanmamış, fırsat var biliyoruz.  O esnada tövbe etmeyi akıl etsek, ama soluğumuzun kesilme aşamasında nefesimiz yetmese, nefsimiz pişmanlığa bürünmeye ramak kala kalbimiz pes etse, atmayı, çarpmayı durdursa, dilimiz duaya sarılacak olsa, beynimiz onu dikkate almasa, dil konuşmaya dönemese ve gözler bir daha hiç açılmamacasına yumulsa, yumulduğunda...

 
ZAMAN YATSI EZANI ESNASI
 
Allahu Ekber ve Muhammeden Resulullah nidalarıyla şenlenir gök kubbe. Yüreği alır bir heyecan; sanki bir doğuş, bir ölüş anları... Gün giyer geceyi... başlar bir elem, bir keder...
 
 YA ZÜLCELAL derse, "Kulum yanlışlarla dolusun. Bu şekil bana gerekli değilsin" derse Mevlam... Son nefeste anamassam ismini. Özrümü dileyemezsem.Kabahatlerimin farkındalığında olamazsam. Eyvahlar olsun, biçareyim... YA RABB EL EMAN... 
 
Lafı uzatanlara ne yapmak lazım diye Farabi'ye sormuşlar. O da şöyle demiş: - "Uzun konuşanı kısa dinlemeli." Umarım ne demek istediğimi nefsime anlatabildim... 
 
Ve zaman usulca fısıldadı; Rabbine bırak.
Allah'ın Rahmeti güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
Araf/56
Devamını oku...
Şu anda 1707 konuk çevrimiçi

Haşhaş Hatırına
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 31 Mayıs 2018 09:35

Haşhaşı bilir misiniz?

alt

Bir adı da afyondur. Afyon ili asıl ismini bu bitkiden almıştır. Karahisar lakabı sonradan, (2005 senesinde TBMM'ce kabul edilen bir kararla) eklenerek “AFYONKARAHİSAR” denilmiştir. Malum Afyon karahisar kalesinin tarihimizdeki büyük zafer de, bölgeyi korumadaki önemi büyüktür. Fakat biz yaş grubundakiler alışkanlığından dolayı Afyon'dan bahsederken “Afyon” der. Misal: “Afyonkarahisara gideceğim” demez. “Afyon'a gideceğim. Afyon'da yaşayan ablamı göresim geldi” gibi...

 

Haşhaş bitkisi Afyon ve ilçelerinde neredeyse Hititler zamanından beri ekilip dikilmiştir. Buralarda yaşamış gelmiş geçmiş nice insanlar, haşhaş bitkisi sayesinde yurdunu yuvasını kurmuş, kalkındırmıştır.

Yakın geçmişe kadar “Afyon” denilince, haşhaş akla gelirdi. 1974 yılı öncesi ve daha sonrası Afyon ili; kaymağıyla,sucuğuyla, kaplıcalarıyla ve mermeriyle anılır oldu. Ankara güzergahı olduğundan da ünü hayli duyuldu. Büyüdü, gelişti.

Çocukluğumda Afyonu görmüşlüğümde kasaba görünümü vardı. Halkı da hayli çalışkandı. “Gayretliye Allah yürü ya kulum deyiveriyor, şükürler olsun.” Afyon'da bunun örneği çok görülüyor.

Konumuza dönersek; haşhaş bitkisi Afyonla özdeşmişti. Günümüzde neredeyse Afyonlular dışında kimsece bilinmez duruma geldi.

Devamını oku...
 
Okumayan Öğrenmez İnanır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 22:16

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Isparta'da Düzenlediği Mitingde

Isparta'da Üniversiteyi Biz Kurduk Dedi. Kendini İzlemeye Gelenleri İnandırdı.

SDÜ 1992 Yılında Açıldığında Sayın Erdoğan Daha Belediye Başkanı Değildi.

altIsparta 27. 05. 2018 Pazar günü (bugün öğle sonrası) siyasi tarihinde bir Cumhurbaşkanını daha ağırlamış oldu. Seçimlere kısa bir vakit kala, 81 ilden her birine uğranması mümkün değildi. Isparta'nın miting için seçilmesindeki amaç “şundan- bundan dolayıdır” yorumuna girmeyeceğim. Benim dikkatimi çeken bir konuyu, hatta iki konuyu buradan irdeleyeceğim.

Birincisi: Bugün Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin sınavları vardı. Bizim SDÜ fakültelerinde sınava giren öğrenciler, Cumhurbaşkanının mitingi bitip ilden ayrılıncaya kadar kampüs alanında sınav sonrası saatlerce mahsur ve mağdur kaldılar. Çünkü her boş alana tepesi pervaneli demir Türk kuşları (Helikopterler) kondurulmuştu. Onlar Cumhurbaşkanının korumalarına aitti ve bu sebeple tüm yollar tıkalıydı.

İkinci bir önemli konuda: Cumhurbaşkanının kendisini izlemeye gelen vatandaşlara “Isparta'ya Üniversiteyi bile biz kurduk, size beş yıldızlı şehir hastanesi yaptık,” demesiydi.

Herkes duyduklarıyla çoştu, ağızları yerine ellerine ellerini konuşturdu; meydanı alkışla doldurdu. Kimseden soru yok, ama bir ağızdan hatibi memnun edici slogan çok.

Demiryollarımız işlemez oldu. Trenimiz şehrimizden kaldırıldı. İşsizimiz çoğaldı. Sümerbank fabrikası kapatıldı, yıkıldı. Yerine niye başka fabrika açılmadı da şehir hastanesi kuruldu” diye soran olmadı.

Kimse neyin ne olduğunu bilmiyor ki, insanlar kameralara el sallıyor, cep telefonlarıyla çekim yapıyor. Candan geçmişcesine slogan atıyor. Onun dışında adeta dün yediğini unutmuş gibi...

Ben sanıyorum ki, gerçek Ispartalı Isparta'dan çoktan göçmüş. Dışarıdan gelenler Ispartalıları oluşturmuş. Onlarda Isparta'nın dününü nereden bilsinler? Doğru olanı okumadıktan sonra duyduğuna inanacak elbet... Ne yapalım, herkes bizim yurdumuzun insanı. Seviyoruz Yaradan'dan ötürü Yaradılanı...

Devamını oku...
 
Çağımızın Çenebazlığı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 12:01

 

ÇAĞIMIZIN EN GÖZ YORAN OYUNCAĞI

VE CEP TELEFONU MUHABBETLERİ

Görgüsüz birisinin cep telefonu olmuş, tutmuş elinde, şarjı bitesiye konuşmuş...

alt“Beni otobüste yakaladın gız ayol, ne iyi ettin de aradın. Ben de seni özlediydim. Azcık bi gonuşalım, hemen gapatma. Gız Zübeyde valla otobüsteyim, herkeste bana bakıyo, inanmazsan yanımda oturana sorabilirsin.”

Halk otobüsü mahalleden şehir merkezine gelirken, belki on kişinin cep telefonu çalıyor ve her çalan telefonu açanda, karşısındaki arayanla ineceği durağa kadar konuşuyor.

Hatta kimileri var ki, otobüsten indikten sonra bile gözden kaybolana kadar eli kulağında, telefonunda oluyor. Onu öteki yanından görenler, eli kulağına yapışık sanabilirler. Çağımızın bu modern oyuncağı, günümüzde küçük büyük, kadın- erkek, köylü- şehirli herkesin elinde ve herkes lüzumlu, lüzumsuz konularda bile cep telefonuyla iletişim sağlıyor.

Cep telefonu hayatımıza gireli çok uzun seneler olmadı. Ama biz onu çabuk benimsedik, eli değmeyen insan kalmadı. Fakat bunca yaygın olmasına rağmen hala havasını atmaktan vazgeçmedik.

Bugün hafta sonu olmasından dolayı halk otobüsü ile şehir merkezine kadar gidip, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluşup sohbet etmek istedim. Geçen hafta arasında, yaptığımız bir telefon görüşmesinde kendisine verilmiş bir sözüm vardı. İşte bu sözümü yerine getireyim, dedim. Koşulları düşünmeden yanlış bir zamanlama yapmışım. Hava parçalı bulutlu, her an gökyüzü ağlamaklı. Yağmura yakalanmamak adına otobüsle gideceğim yere ulaşmayı tercih ediyorum. Fakat bu tercihimden hiç hoşnut kalmadığımı belirteyim. Bunun nedenini buradan sizlerle paylaşmak istedim.

Otobüs tıklım tıklım, ben en son koltuklarda, gençlerin arasında bir yer bulup oturdum. Hemen önümde adının Makbule olduğunu yan koltuktaki bir hanımın seslenmesinden öğrendiğim kadın, çantasından çıkardığı cep telefonuyla bağırarak konuşmaya başladı. Kendisine “Makbule Hanım” diye sesleneni bile duymadı, ya da duymazdan geldi, umursamadı. O telefonunu kulağına yapıştırıp başladı sohbete.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 358
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ