Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

من مست و تو ديوانه ما را که برد خانه

من چند تو را گفتم کم خور دو سه پیمانه

Men mest u to dîvâne mâ râ ki bered hâne

Sed bâr to râ goftem kem hôr du se peymâne

Ben mest, sen sarhoş kim götürecek bizi eve

Yüz kere söyledim sana, iki üç kadeh az içiver diye

 

Devamını oku...
Şu anda 465 konuk çevrimiçi

Arefemiz Mübarek Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 10 Ağustos 2019 08:44
altBu sabah namazı itibariyle Kurban Bayramı'nın müjdecisi Arefe günümüz başladı. Cümle Âlem-i İslâm'a mübarek olsun. Arefemiz şerlerin define, hayırların fethine vesile olsun inşallah...
İbrahim aleyhisselam:" Rabb'im bana salihlerden ihsan et."dedi. 
"Biz de ona,hilm sahibi bir oğul müjdeledik."
İbrahim aleyhisselam kendisinin yanısıra yürüyen oğlu İsmail'e dedi ki: 
"Oğulcuğum; doğrusu ben, rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin?"
O da dedi ki: "Babacığım sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun."
Sonra dedi ki:"Doğrusu ben Rabb'ime gidiyorum. O beni hidayete erdirir."
İkisi de teslim olunca, babası oğlunu alnı üzerine yatırdı.
Biz ona şöyle seslendik:"Ey İbrahim!Sen rüyayı gerçekleştirdin. Elbette biz, ihsan edenleri böylece mükafatlandırırız. Muhakkak ki bu, apaçık bir imtihandı. Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik." Sâffât Suresi   99-107)
İşte kurbanın anlamı: Teslim olmak, her türlü imtihan süresinde Hakk'a kendini teslim etmek. Mevlam neylerse güzel eyler.
Arefe Günümüze sağ salim girdik çok şükür; inşallah yarın Kurban Bayramı'na da sağlıcakla erişenlerden oluruz. Güzel, kutlu bir Arefe Günü geçirmemiz dileğiyle...
Devamını oku...
 
Kurban Bayramı’na Geri Sayım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 09 Ağustos 2019 08:34
KURBANLIK ALANLAR ALAMAYANI UNUTMASINLAR
 
altKurban Bayramı Arifesi önümüzdeki Cumartesi günü, (yarın)11 Ağustos Pazar günü de Kurban Bayramı’nın birinci günü başlamış oluyor. 
Devletimizin idarecileri bayram dolayısıyla son anda karar verip dokuz günlük resmi tatil ilan ederlerse, geçen Ramazan bayramında olduğu gibi bu bayramda yine tatile gidebilenler sevinecekler. Gitmek isteyip de, tatile ayıracak paraları olmayanları da, bu tatil yine dokuz günlük yalnızlığa mahkûmiyet cezası verilmiş olacak. 
Düşünün tam dokuz gün kapınızı çalan yok. Kumkuma kuşu gibi, kederlenip oturuyorsunuz. “Konu komşu tatile gitmiş, hısım akraba zaten aramıyordu” diyenlerin sayısı geçen bayram da o kadar çoktu ki. Geride bıraktığımız Ramazan Bayramını uzun tatil nedeniyle, burukluk içinde geçiren ne çok garibanımız vardı. Kapısı tıklanıp da hali-hatırı sorulmamış, bayramı kutlanmamış nice yoksul insanlar, boynu bükük geçirdiler Ramazan Bayramı’nı. Kurban Bayramı da öyle geçirilmesin ne olur.
Garibanlık illa parasızlıkla olmuyor, insandan yana da garip kalmışlarımız var. Çevresinde dost bildikleri dağılmış, akrabaları kendi derdine düşmüş hiç aramamış, o kadar çok insanımız var ki, yüreğinin burukluğu gülüşüne, bakışına yansımış nice içimizden birileri onlar...
Onları görmek lazım, bakarken, görerek bakmamız lazım. Kalp gözümüzle bakıp, vicdanımızın kulağıyla dinlememiz gerek, onları anlamamıza ve yaşadıklarını anlamlandırmamıza...
Önümüzdeki Pazar günü Müslümanların Kurban Bayramı; bunu Müslüman olup da bilmeyen yok. Ama Müslüman olup da Müslümanlığın gerekliliğini, gerektiği şekilde yerine getirmeyenler de pek çok. Hele günümüzün yaşam koşullarında herkes önce kendini düşünür oldu. Kendi hayatı iyi olan, başkasını umursamıyor. 
Dinimiz bize böyle mi buyuruyor? Yüce Allah’ın ahkâmı var, “Fakirleri gözetin, komşunuzun, akrabanızın hatırını sorun. Onları dar günlerinde yalnız bırakmayın,” diye. Biz bunları yapmıyorsak, bizi yaratana asi geliyor olmuyor muyuz? “Sen böyle dedin amma, biz kendi bildiğimizi yaparız” demek olmuyor mu, bu başkaldırı?
Hâşâ yarın Rabbin huzuruna çıktığımızda ‘ki yarın uzak değil’ ne yüzle hangi yalanın ardına sığınacağız? Dünyalık bahanelerin olmadığı bir âlemde, gerçeklerin yansıdığı bir aynanın karşısında diyebilecek ne sözümüz olabilir? 
Yanlışı, fırsat varken düzeltelim. Kendimiz kadar olmasa da başkalarını da görelim, gözetelim. Bir kuru selamı bile karşımıza çıkanlardan esirger olduk. Hoş, selam verenlerden, alanlarda azaldı. Ama “artık bundan sonra böyle” diye, bir dünyalık yönetmelik yok. 
 
Her şey bizde başlıyor, bizle bitiyor. 
Devamını oku...
 
Sabah Beri Sallanıyorduk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 08 Ağustos 2019 14:46
BAŞLADI BİTMEZ SANDIM 
 
altÇOK ŞÜKÜR ALLAH KORUDU
Ege Bölgesi birbirine komşu pek çok yerleşim yeri dolu. Bizim ilimiz öyle bir yerdeki ege de bir yerin karnı ağrısa Isparta hisseder, Akdeniz tarafında bir yer hapşırsa Isparta'nın da hapşırığı tutar. 
Bu sabah  İzmir yakınlarında 4.8 şiddetinde deprem olmuş, bizim yerde de az da olsa sarsıntıyı duyduk. "Hayır olsun inşallah," dualarıyla günlük yaşama koyulmuşken öğle saatlerinin ikindiye geçmeye hazırlandığı sıralarda saat 14.25 te (gündüz 2.25 şi) geçmek üzereyken ve ben koltuğumda oturmuş, öğle yemeği sonrası çay içerek dinlenirken, evimiz birden beşik gibi sallanmaya başladı. Aman Allah'ım nasıl bir sallantı anlatamam, onca yıllık yaşantımda ve de evimizde otururken böylesine şiddette bir sallantıya daha öncesinde hiç rastlamadım. Geçmiş yıllarda Burdur ve Dinar depremini mesleğim gereği yakından takip etmiş biri olarak hayli endişelendim. 
Önce gözümü tavandaki avizeye diktim. Durmadan hızla sallanıyordu. Karşımdaki televizyon ünitesi üzerindeki eşyalar yere düşüyordu. Hemen açık olan ve sendeleyip duran televizyonu kapattım. Bir yandan da oturduğum yerde büzüşerek  sarsıntının durması için dualar ediyordum. O an neler geliyor insanın aklına, ölüm korkusundan öte şeyler. 
Geçmiyordu, bitmeyecek gibiydi. Çok saniyeler sürdü, bana bu anlar dakikalarca gibi geldi. "Aman Allah'ım, sen koru!" Çok şükür Allah korudu. Aksi halde bu şiddete pek çok çürük bina yerle bir olabilirdi. Hamd olsun yüce Rabb'ime...
Elimdeki çay bardağını fırlatıp yakınlarımı aramaya koyuldum. Konu komşu bağır çağır can havliyle sokağa yaydan fırlamış ok gibi hızla çıkıyorlardı. Can tatlı, o anlarda malın değeri akıla gelmiyor olmalıydı. (Kıyamet kopunca bu insanların hali nasıl olurdu? Düşünemiyorum. Bu can korkusu başka türlü bir şey, Allah Allah!)
Saatler 2.49 u gösterirken, insanlar panik halinde nefes alıp verirken, birden yerden bir sarsıntı daha geldi. Bu artçı dedikleri mi neydi? Yoksa bana mı öyle gelmişti...
Ben çıkmadım evimden, oturduğum yerde çakıldım kaldım sanki; avizenin sallantısı azalmaya başlayınca endişem artı. Acaba nerede, ne olmuştu?
Telefondan depremin yerini öğrenmeye çalıştım. Merkez üssü Denizli'nin Bozkurt ilçesi 6 büyüklüğünde, yerden sarsıntıyla falan deniliyordu. 6 büyüklüğünde deprem ürkütücüydü.  Bizim ilden çok güçlü hissedildi. Denizlililer Allah bilir ne haldeydi.
Sonrasında öğrendiğim kadarıyla çok şükür can ve mal kaybı yaşanmamış. Yıkım olmadığı sevindiriciydi elbet, ama insanın yüreğinde "Ya bir daha olursa, ya uykuda bizi bulursa," endişesi yer ediyor. Tedbirli olmakta fayda var, takdir elbet Allah'tan. Allah her türlü afetten hepimizi muhafaza eylesin.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 109
 
Turkish Arabic English