Ayfer Aytaç
Poşete Para Vermek İstemeyen Harcını Sırtında Taşır
HADİ GÖZÜMÜZ AYDIN TBMM GENEL KURULUNDA BÜYÜK BİR İŞ BAŞARILDI
POŞET PARASI YASALLAŞTIRILDI.
 
Yeni yasaya göre her poşet için markete 25 kuruş ödeyeceğiz. Market paramızı almazsa zorla vereceğiz. Çünkü alamayana da, vermeyene de ceza varmış. Poşet fiyatlarının ücretini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca oluşturulacak komisyon her yıl güncelleyecekmiş. Bu sene 25 kuruşsa, gelecek yıl 1 lira olabilir, demek istenmiş. parasını ödeyene nur topu gibi poşetler verilecekmiş.
Bütün bunların yapılmasındaki amaç çevre kirliliğinin önlenmesi içinmiş. Marketlere artı kazanç denilmemiş, çevre kirliliği bahane edilmiş. Poşet paralı olunca çevreyi kirletmeyecekmiş. Paşa paşa toprağın bir kenarında yığılacakmış. Güneşin altında kuruyacakmış.
Belki ilerde dağ olur, bağ olur. Üzerlerine gecekondu kondurulur. Müteahhitler mülke talip olur. Belli mi olur?
Meğer 40 yıldan bu yana para ödemediğimiz için zavallı poşet değersiz olduğunu düşünüp etrafı kirletiyormuş. Bundan sonra çöp poşeti alır gibi, aldığımız ürünlerin dışında ayriyeten markete poşet parası ödeyeceğiz, vah daha neler göreceğiz? Kıymete bindireceğiz naylonu, çöpe atmaya kıyamayacağız. İçine kir - pas koymayacağız. Para verdik aldık, deyip geri dönüşümde kullanacağız. Belki eğirir ip yapar, kazak falan öreriz, olmayacak şey mi?
Velhasıl paralı poşete evlerde özel yer falan tahsis etmeli. Kullanırken özen göstermeli, yırtmamaya dikkat etmeli... En güzeli poşet dursun durduğu yerde, markette yahut manavda; herkes kendi pazar çantasını alsın eline, yapsın alış verişini...
Paramız çok gibi, birde 25 kuruş poşet başına para mı vereceğiz? Bu paranın ne kadarını çevre Bakanlığı'na göndereceğiz.On poşet alırsak 2 lira 50 kuruş ödeyeceğiz. Bir ekmek parasını markete rüşvet diye vereceğiz. Ekmek alamazsak, poşet mi yiyeceğiz? El insaf yahu...
Devamını oku...
Şu anda 2787 konuk çevrimiçi
Ne İdik Ne Olduk
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 15 Haziran 2021 18:11
 
alt
NELER OLUYOR BİZE?
Dünkü günlerde aktif, dinamik, makam sahibi, saygı gösterilen nice kişiler bugün pek çoğunlukça hatırlanmıyorlar. İnsanoğlu dediğimiz Adem atamızın torunları "kim, kimdir, dünlerde nedir, necidir,"" bununla pek ilgilenmiyor. Bugün nasıl olduğunla, ne şekil göründüğünle seni, beni değerlendiriyor. Çok hızlı bir şekilde yozlaştık, manen yoksunlaştık. Allah her birimize selamet versin, yanlışımızdan bir an önce doğru yöne döndürsün inşallah...
 
Bir apartman dairesine taşındığımda apartmanın diğer dairelerinde oturanlar hep başka yerlerden gelme, köylü, kentli karı koca çalışanlardı. Beni asansör boşluğunda gördükleri yerde selam vermeye bile eriniyorlardı. Niçin derseniz, onların gördükleri ben orta yaşı geçmek üzere olan; evde oturup duran, arada bir öksürüğü duyulan kimi kimsesi bulunmayan yeni taşınmış teyzeydim. Durup hatır sorma yok, nerelisin, necisin ilgilenme yok. Karşılaştığınızda soğuk bir selam verme ve parfüm kokularını ardında bırakarak geçip gitme... beton yığını apartmanların, gün görmüş geçirmiş ahşap binalarına tepeden bakar gibi... Oysa o ahşap binalarda ne değerler bulunuyordu. Ne güzel aileler, ne iyi insanlar yetiştirmişlerdi. 
 
Dünlerde benim aktif çalışma hayatım olduğunu, bugün iyi bir mevkiden emekli olmuş biri olduğumu, çocuklarım büyüdüğü için kendi hayatlarını kurduğunu, kendi yollarında yürüdüklerinden, yanımda bulunmadıklarını bana sormazlarsa nereden bilecekler. Evli miyim, bekar mı, neden yalnız olabilirim? Bu soruları akıllarına bile getirmiyorlar ki, benim yalnızlığımı garipsiyorlar. Belki çocuğum var mı, yok mu onu bile bilmiyorlar. Yaşlılık günlerimde sade giyimimle, yakın çevremde sadece yürüyüş yapmak için sokağa çıktığımı, gözlerime bakmaktan bile imtina ederlerken nasıl anlayacaklar? 
 
Bizim gençliğimizde mahallelilerden biri ya da bir kaçı ayaklı gazete gibiydiler. Herkesle ilgili son havadisleri anında verirdiler. Şimdi kalmadı kapı komşular, duvar diplerinde oturup çekirdek çıtlatanlar. gelene gidene hatır sorup merakını giderenler. O zaman onlardan da şikayet eden olurdu. "Gizli bir yere gidemiyoruz, hemen görünüyoruz" denirdi. Emin olun öylesi daha iyiydi. Şimdi kimsenin kimseden haberi yok. Hasta olsanız bilen yok, hatta ölseniz duyan yok.
 
Kimse kimseyi umursamıyor artık. Sen onları çalışıyor biliyorsun, onlar seni sıradan bir teyze... Dış görünüşe ve son gördükleri hal üzerine karar verme... Nasıl bu şekil olduk biz, önceki yıllarda mahalleye yeni taşınana tencere dolusu yemek hazırlanıp ziyarete gidilirdi. Kimdir, kimlerdendir, bir güzel sorulup öğrenilirdi. Komşum denilerek sıklıkla yoklanır, sıkıntısı varsa giderilirdi. Komşunun akrabadan yakın olduğu bilinirdi. her hangi bir durumda akraba duyup gelene kadar, komşu imdada yetişen olurdu. Geçmiş zamanda kaldı tüm değerlerimiz, değerlilerimiz... Önce aile sıcaklığımızı bozdular, sonra komşuluk bağlarımızı kopardılar. Küresel güçlerce istenilen buydu, nihayet yıllar içinde bunu başardılar. Ellerine ne geçecek, hadi geçti. İstediklerinde zafere ulaştılar, elbet birgün bu düzende değişecek.
 
Her neyse yeni dünya düzeni bizlik değil, iyi ki vakti zamanında gençliğimizi, iş hayatımızı yaşamışız. Güzellikleri kana kana içimize sindirmişiz, çocuklarımıza da çok şükür bildiğimizi öğretmişiz. Saygı da sevgide kusursuzlar, lakin yeni dünya düzenine onlarda uymaktalar. Çark böyle dönüyor artık, önünde oyalananı çark biçer atar, acımasız zamanlardayız. Şimdi için bu kadar şikayet eder olduk, bizden sonraki nesillerin hali hayli zor. Gelecekte insani ilişkiler umutsuz vaka, maneviyat bugünden çökkün, edeb edepsizliğe mahkum, arkadaşlık dostluk değerleri yerle bir, bir çok insanın bu monotonluktan moralleri mahvoldu.
Devamını oku...
 
Yurtlarda Yetişenler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 15 Haziran 2021 05:10

altKİMİNİN BEYNİNE YER ETMİŞ TRAVMALAR VAR, KİMİNİN YÜREĞİNDE ONULMAZ DERİN YARALAR. 

NE KADAR İYİ YETİŞTİRİLSELERDE  SEVGİDEN, İLGİDEN UZAKTA O KADAR MUTSUZ VE SIKINTILILAR.
NİYETLER SALİH OLDUKTAN SONRA AKIBETİ HAYIR OLUR ELBET. OKUYAN DEVLET MEMURU OLUYOR.
Yetiştirme yurtları ve çocuk yuvalarında yetişen çocukların ruh halleri nasıldır? Bu sorunun cevabını vermeden evvel, ilk önce yurt ve yuvaların niçin açılmış olduğuna değinelim. Bu kurumlar, öncelikle savaşlar esnasında öksüz ve yetim kalmış çocukların devlet korumasında bakımına yönelik kurulmuşlardır. Savaşlar sonrasında, fakirlik döneminin aşılması esnasında da dar gelirli ailenin çocuklarına kucak açmıştır bu yurt ve yuvalar. Günümüzde de gayri meşru ilişki sonrası dünyaya gelen çocuklar koruma altına alındığı gibi, ailesi tarafından geçiminin sağlanamadığı gerekçesiyle yurtlara bırakılan, "bakamayız" denilerek terk edilen çocukların sayıları hiç de küçümsenmeyecek sayıdadır.
 
İnsanoğlu bakamayacağı çocuğu dünyaya getirmemelidir. Devlete güvenerek çocuk yapmak doğru değildir. Çocuğun yediğinden, giydiğinden ne olacak? Sen ne versen onu tüketecek, Allah ömür vermişse bir şekil yaşayacak. Fakat iş bu kadar kolay değil, çocuk yaşıyor yaşamasına da sevgisiz, ilgisiz yaşantıyla dünyası mutsuz oluyor. Her günü kahır doluyor. Aile ortamından uzak kalmak, hak ettiği sevgiden, ilgiden mahrum kalmak kendilerine çok koyuyor. Çoğu yarınlara güvensiz oluyor, beyinlerine travmalar doluyor. Belki az birazı hayat şartlarına zorunlu uyuyor, kaderini aşmak için çabalıyor, okuyup geleceğini iyi yolda yönlendiriyor. 
 
Devlet okuyan çocuğu başından atmıyor, omuzuna boyacı sandığı asıp sokaklarda çalıştırmıyor. Nereye kadar okuyorsa, arkasında duruyor. Okulunu bitirene öncelik hakkı tanıyıp memur kadrosuna alıyor. Bazı aileler ondan sonra ortaya çıkarak "Çocuğumuz devlet de memur" belleyip sanki üzerinde emeği varmış gibi, çocuğun imkanlarından yararlanıyor. Bunların nasılı, niçini tartışmaya açık uzun konular. Burada vurguladığımız; yurtlarda sevgisiz büyüyen çocukların, ne kadar zengin bir hayata kavuşsalar da yüreklerinin hep fakir kaldığı, hep sevgiyle sarmalanmış aile özlemi çekiyor olmaları...Sevgisiz büyüyor yurt çocukları, sevgi insan hayatında çok önemli. Işıksız evler gibidir sevgisiz kalpler. Kendi yarattıkları kopkoyu karanlık içinde kaybolur giderler... Böyle büyüyen çocuklar insanlara karşı güvensizler, dünyaya karşı ümitsizler.
 
Yanlış yaşantılardan, yoksulluk sebebiyle, zorunlu nedenlerden terk edilmiş çocukların arkalarının aranmıyor olması, terk edilmiş olmaktan daha ıstırap vericidir. Zira buralarda büyüyen, yetişen çocukların ruhlarında sevgi eksikliği bulunmaktadır. Çoğu korkunun esiridir, pek çoğu insanlara karşı güven duyma problemleri yaşar. Çünkü neden, bu çocukları kendi anne babası yerine hiç tanımadıkları insanlar yetiştirmeye çalışmaktadır. Nasıl bir yetiştirme tarzı derseniz, askeri disiplin çerçevesinde... Saatinde uyku, saatinde yemek, saatinde ve sınırlı alanda oyun oynamak, verilen komutla kitap okumak, denilen saatte ranzaya yatmak... Uykun var mı, yok mu, bir şey istiyor musun, seninle oyun oynayalım mı, sana masal anlatayım mı, diyenin bulunmadığı odalarda yaşıtlarınla aynı kaderi paylaşmak...
Devamını oku...
 
İçenler İçmeyenler
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Haziran 2021 05:37
PARASINI EL ALIR, DUMANINI YEL ALIR.
alt
 
İSTER YEMEK YE, İSTER KÖTEK. 
YAK BİR CİGARA, KEDERİ KÖR ET.
 
TEKEL, kelimeyi heceye ayır. Tek el, yani başka yok. Bir el, birinci el. Bu tek el, devletin eli oluyor. Ne yapılmak isteniyorsa, devlet eliyle üretilip halka sunuluyor. Osmanlı devrinde "İnhisar" ismi verilerek kurulmuş bir kurum. (İnhisar da bir şeye tek başına sahip olmak demek) 
 
Tekel değince çoğunlukla bildiniz ne olduğunu, akla ilk geliveren tütün mamulü. Zamanımızda devlet tekelinden çıktı tütün mamulleri, bir Amerikan firması tekel markasını devraldı. Yani devlet tekeli özelleştirdi. Böylece Tek el olan Amerika oldu. Devlette kalan kısmına ne oldu? Tütün işleriyle alakadar olup devlet memuru sıfatından yararlananlar falan, dolu maaş alıp çaka satanlar? Galiba onlarla alkol işlerine bakılır oldu.
 
"Alkolden sonra söz edelim bugün konumuz tütün, konuyu alkolle sulandırmayalım, dağıtmayalım kalsın bütün."
 
Tütün, Allah'ın verdiği nimet bolluğundan bir demet. Ne olduğu pek bilinmezken, para kıtlığında alınamazken ücretsiz verilerek devletçe üretimine ve tüketimine teşvik edilen, yine devlet müsaadesiyle (Özal yönetimi döneminden bu yana) pahalısı - ucuzu, her markası çokça ithal edilen tütün ürünü sigaradan bahsetmek istiyorum biraz.
 
(Aman Ayfer alma kiraz bu yaz, otur böyle yazılar yaz.) Ne alaka şimdi kiraz, esprimi yaptım aklımca? Her şakada bir ciddiyet vardır. Bu yıl kirazlar da bolca ithaldir. Gavurdan gelene pek güvenilmez, hani harmanlanma, hormonlama oranı yüksektir. mizah çerçevesinde hatırlatayım istedim. 
 
Kiraza dönersek, pardon, kirazdan vazgeçip tütün konumuza dönersek, merak ettiğim bir soruyu kıymetli okurlarıma yöneltmek isterim. Acaba diyorum bizim ülkemizin başında yönetici konumunda bulunan muhterem zat, tiryakilik derecesinde sigara içicisi olsaydı ne olurdu?
 
Benim cevabım, kendisine oy vererek makama taşıyan herkes yaşlı genç iyi derecede içici olurdu. Sokakta gördüğümüz insanların üçte ikisi pasif içici bile olsa, ağzında mutlaka sigarası bulunurdu. Sigara içmeyene iyi gözle bakılmazdı. Doktorlar ekranlardan sigaranın sağlığa faydalarını anlatır dururlardı. Diyanet yetkilileri sigaranın helal olduğuna yönelik hutbe verirlerdi. Yani diyeceğim o ki, Allah'ın buyruğuna göre değil, başımızdaki idarecilerin huylarına göre bize nizam intizam öğretiliyor.
 
Ülkemizde bir tarikat var, mensupları sigara içenlerden oluşuyor. Sigara içmeyeni tarikata sokmuyorlar. İstersen alemi cihanda dininle edebinle namlı ol. Seni aralarına almıyorlar, Allah yolundan alıkoyuyorlar. Böylesine dattürü, dütdürü bir dünya burası... Baştakiler ne derse o oluyor. Yani insanı insan azdırıyor veya azgınlığını dizginliyor. Emir komuta zinciri kurulmuş, bu oluşumda birileri birilerine uymuş. Kukla oynatıcıları buldukları kuklaları oynatmış, seyreden halk da bu oyunlara bir şekil dahil olmuş. Kimi beğenisiyle, kimi eleştirisiyle, kimileri de arkasındaki eniştesinin itmesiyle...
 
Sadede gelecek olursak bir vakitler, 2. dünya savaşı sonrası paranın kıt olduğu dönemlerde vatandaşa bedava sigara dağıtımı yapılıyormuş. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 4 / 161
 
Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ