Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Batı Medeniyeti Unuttu
 
MEDENİYET KAVGAYI DEĞİL, KONUŞARAK ANLAŞMAYI GEREKTİR...
Fransızlar medeniyeti filan unuttular, ülkelerini yakıp yıkıyorlar. Benzin zammına karşı gelip etraflarını talan ediyorlar. Bu çığırından çıkmanın, Fransa yönetiminin uykularını kaçıran kargaşanın sonu nereye varır, asıl amaç yeni bir ihtilal midir, izleyip göreceğiz. Fransa'nın isyanı diğer Avrupa ülkelerine de sıçramış, bakalım sonu nereye varacak.
 
Yelek sarı sen yelekten sarısın, Fransa asıl derdin neyse söylemelisin.
 
Tüm medeni bilinen ülkelerde olduğu gibi, zengine vergi indirimi fakire kazık, tabiatıyla halka yazık. Adamlar isyan ediyor, "biz çalışıyoruz siz yiyorsunuz gibisine." Fransa'daki de insan, adamın ensesi kalın, cebi şişkin değilse, aldığı verdiğine yetmiyorsa kafatası atıyor, sonra da eyleme kalkışıyor. Aç tavuk buğday ambarını delermiş.
Ben dedim böyledir diye, empati yapmaya çalıştım. Belki bu başkaldırı bir bahanedir, niyetleri başkadır. Lakin sarı yeleklilerin saldırganlığı sona erecek gibi görünmüyor. Vahim vaziyetler masumları korkutuyor.
 
1787 yılı Fransa'sında Napolyon öncesi bir devrim olmuş. Hapishane kaçkınları ihtilal yapmış. Fransa halkı, krala karşı başlattığı ayaklanmadan geri dönmemiş, bu uğurda binlercesi   hayatını kaybetmiş ve neticesinde halkın dediği olmuş. 
 
Adamlar kafa tutup krallığı devirmişler, şimdi de gözleri iktidarı indirmekte olmasın. Nihayetinde geçmişte Fransızlar direnmişler, ne istemişlerse yaptırmışlar. 
 
O zaman da tüm Fransa'ya yayılan bu devrim iki yıl kadar süren bir iç çatışmayı beraberinde getirmiş. Bütün dünyayı etkisi altına alan devrimin açtığı yaraların tedavisi on yılı aşkın süre devam etmiş. 
 
Ecdadımız Osmanlı bu anarşiden çok etkilenmemiş. Şimdi de etkilenmeyiz inşallah. Komşuda pişen bize düşen olmasın, aman Allah korusun.
 
Eski devrin torunlarının torunları benzin zammı bahanesiyle sırtlarına sarı yelekleri geçirdiler, eylem başlattılar. Nasıl örgütlendilerse, kalabalıklar halinde sokağa akın ettiler. Adeta tüm Paris'i işgal edip her gördüklerin kamu malına zarar vermeye başladılar. 
 
Ekranlardan gördüğümüz kadarıyla benzin zammından  kat kat fazlası ülkelerine zarar açtılar. Vahşi kapitalizm bunun acısını fazlasıyla onlardan çıkarır gibi. İnşallah Fransa'da yaşayan Türkler bu işlere karışan olmazlar.
Devamını oku...
Şu anda 3976 konuk çevrimiçi

İstanbul'un İtleri
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 11 Ocak 2019 13:22
 GÜNDÜZ ZARARSIZLAR,  GECE AYARSIZLAR.
 
altAcaba o kocaman hayvanlar nasıl sakin hale getiriliyor? Her boydan, türlü soydan köpekler, insanların yanına kadar yaklaşıyorlar, dişlerini bile gösterecek mecalleri yok. Uyuşturucu almışlar gibi, gün boyu buldukları yere seriliyorlar. Geceleri de sokakların fedaileri sanki, sinirlerimizi geriyorlar.
Geçtiğimiz haftaların birinde 10 gün gibi kısa bir süre İstanbul Selimpaşa'da misafirlik ettim. Bir yakınım o şirin ilçede öğretmenlik yapıyordu.  Deniz kenarındaki evinde on günlük bir tatil süreci geçirdim. Denizin kış keyfini güzel çıkardım. Dalgaların hırçınlığında stres attım. Selimpaşa'nın sahili çok güzeldi. Martılarla insanlar iç-içeydi. Belediye denize nazır mükemmel bir yürüyüş yolu yapmış; kıyıları hemen büfeler, çay bahçeleri kapmış. Masalar, sandalyeler deniz kenarına kadar taşmış. Büfeler mevsim dolayısıyla kepenkle örtülüydü. Sandalyelerin üzerleri brandayla kapatılmıştı. Fakat yorulup oturduğunuzda laf söyleyen olmuyor, iki soluklanmaya bir çay soran bulunmuyor. Sahipsiz bırakılmış tüm kıyı, parklara köpekler doluşmuş. Sayfiye evleri gelecek yaza kadar kapatılmış, sahipleri sanki köpeklerini kapılarda bırakmış. Tasmasız köpekler, adeta sokağa terkedilmiş. Başı boşlar, çete oluşturmuşlar, önlerinden her geçene havlayıp duruyorlar. Okula giden çocuklar, sürekli korku yaşıyorlar.
Şanslı, sahipli köpeklerde var. Köpeğine kendi giydiğinin aynısından kazak giydiren, süslü tasmasını tutan sahile yürüyüşe koyulmuş. Fiyakaları aman pek hoşmuş. 
Kimileri için hayvanseverlik köpekle yakınlık sanılıyor. Evde köpek beslemekle, köpekle birlikte gezmekle, tasmasından tutup köpek gezdirmekle sanki farklı olunuyor. Hazır mama üreticileri köpek yerine piton sevgisini reklam etselerdi, acaba ne olurdu? 
Bir âlemdir insanoğlu aslından farklı olmayı sever. Neyin reklamını duysa, onu çok över. Ne yaparsınız, kimi için değer, salt dünyalıksa eğer...
Devamını oku...
 
2018 İnsanlığa Kötü Bir Miras
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 31 Aralık 2018 08:14
ESKİ YIL BİTİYOR, BAŞIMIZA GETİRDİĞİ OLUMSUZLUKLARDA BİTER GİDER ARZUSUYLA
2019 DA HERKESİN HER İSTEDİĞİ, GÖNLÜNDEN GEÇTİĞİ ŞEKLİYLE OLSUN DİLEĞİYLE...
 
altBugün yılın son günü. Bir yılı daha bitiriyoruz. Bugün gece yarısı 2018 yılını sonlandırıp, yeni bir yıla 2019 yılına iyi temennilerle gireceğiz inşallah. Yeni sene insanlığa kutlu olsun, herkese sağlık ve mutluluklar getirsin.
İnsanlık 2000 li yıllardan bu yana olduğu gibi, 2018 yılından da hiç de memnun ayrılmıyor. Çünkü dünyada ve ülkemizde olan olaylar bunu gösteriyor. 2018 yılında, geçmiş yıllarda olduğu gibi ezilen yine Türkler ve Müslümanlar oldu. Hak etmedikleri halde, “Medeni insanlar” adını koyduğumuz batılılar, bir bakıma Haçlı Seferleri’ni hortlatıp, Türk ve Müslümanlardanasırlar öncesinin kinlerinin acısını çıkarmaktalar.
2018 yılının son gününden geriye dönüp bir yılı tarayacak olursak, bir yılın içinde, iç açıcı günler bulmak oldukça zor. Dünya üzerinde yangınlar, seller, felaketler birbirini kovaladı. Ülkemdeki acılar yürekleri sızlattı. Terör saldırıları, şehitler, kanlar, gözyaşları yine var oldu. Ülkemde 40 yılı aşkın zamandır tükenmeyen, görünmezden gelinen bir savaş var. Nice vatan evladımız bu savaşta ebediyete göçtü. Niceleri vatanımızı korumak için bu karda kışta sınıra akın etti. Dünya üzerinde hiçbir savaşın 40 yıl süre geldiği görülmemiştir. En korkunç, en kıyımlı dünya savaşları bile 3–5 yıl sürmüştür. 
Bizim ülkemizde olanın savaş olarak bilinmezden gelinişi, dünya ülkelerinin Türkiye’ye duydukları ihtiraslı paylaşım arzularından kaynaklanmadır.
Dünya üzerinde Haçlı ordusunun Müslümanlığa karşı besledikleri kinin kusuculuğudur.  Müslümanlar yaşadıkları her yöre de saldırıya uğramaktalar, masum insanlar gaddarların gaflarından gark olmaktadırlar. Filistin’de, Doğu Türkistan'da, Afganistan'da, Myanmar'da ve daha pek çok yerde ezilenlerde Müslüman kesimdir.
2018 yılı süresince dünya üzerinde israf nirvanaya erişmişken Yemen'de bir insanlık dramı yaşanıyor. Çoluk çocuk açlıktan ölüyor, çoğunluk bunları bilmiyor. Parası çok olan niceleri gaflet içindeler, hiç ölmeyecekmiş gibi gülüp eğleniyorlar. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ama kimseler bunu bilmez gibi Müslüman Müslümanın kuyusunu kazıyor. Bu hantallaşmış hallerimizden kazananlar, dost görünen düşmanlar oluyor. Daha uyuyacak mıyız?
Türkiye’de ekonomik krizde bir çeşit Haçlı saldırısıdır. Ülkemde tecavüz olayları, hırsızlık vakaları, rüşvetler, kandırmacılık, dolandırıcılar, cinayetler almış yürümüştür. Bütün bunlar, içimizde yaşayan dışarıdan gelme haçlı insan mühendislerinin nezaket kuralları çerçevesinde, dost görünümleriyle alenen çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
2018 yılı zamların artığı, emeklilerinin ezildiği, memur kesiminin yaşam şartlarının bozulduğu, geçim derdinin pek çok insanı sarmaladığı bir yıl olarak da tarihteki yerini almış olacaktır. 
Ülkem halkı tüm bu olumsuzluklara rağmen 2018 yılını çok parlak olmasa bile, karamsar da geçirmedi. Hükumetin aldığı ekonomik kararlara uyarak, geleceğin iyi olması dileğiyle, pek sağlıklı olmasa da saygılı bir yaşam sürdü. 
Devamını oku...
 
Hesap Tutmuyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 27 Aralık 2018 08:39
Yeni Asgari Ücret Evdeki Hesaba yetmiyor.
 
altBen patron olsam, fabrikamda 200 işçi çalıştırsam, her ay her birine 2020 Türk lirası maaş versem yolumu şaşırırım. Niye derseniz, sadece işçiye asgari ücret maaş vermekle işim görülmüyor ki, işçinin hakları var. Öğle yemeği var, işçi urbası var, ayakkabı vereni bile var. Her işçinin algısı var, vergisi var. Ürettiğinin girdisi var, çıktısı var, bir dolu vergisi var. Gelirin gideri var, her elimizi attığımızın tuzu var, biberi var, bir dolu vergisi var, fabrikanın girdisi çıktısı var. Ağır vergiler altında iş yürütmek kolay değil, zor. Bu durumda ben ne yaparım, her halde işçi çıkarırım...
İşçiye verilen maaş zammı pek çoğumuzu sevindirdi elbet. Hatta bazı evlerde yüzler güldü, işçiler sahip oldukları işlerine daha bir şevkle sarıldı. Haberlerde dinledikleri Avrupa'nın en ucuz işçisi Türkiye'de, Avrupa ülkeleri işçilerine şu kadar dolar veriyor." Sözlerine bile kulak tıkayanlar oldu. Bazıları da başka ülkelerin işçilerinin aldığı maaşı bizim işçilerin hiç bir zaman alamayacak olmasını üzüntü verici buldu. Ama hiç kimse küçük işletmelerin patronlarının halini düşünmedi. 
Kodamanların halleri bilinmez, ama küçük işletmelerin patronları gelirlerinin giderlerini karşılamayacağını düşünerek işçi çıkarmaya, hatta bazıları iş yerlerini kapatmaya hazırlanıyor. 
Allah muhafaza o vakit küçük işletmelerde çalışan işçilerin halleri nice olur? İnşallah herkes için bir kolaylık bulunur. Bizim ülkemizde her nedense hiç bir şey tam kıvamında olmuyor. Lakin her şartta yolunu bulan buluyor.
İşçiye verilen zam bir şeylere zam yapılıp mutlaka gerisin geriye alınır bakın, demedi demeyin sakın...
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 81
 
Turkish Arabic English