Ayfer Aytaç
 
 

Kur'an Öğren

Oğlanlar Şeyhi İbrâhîm Efendi'nin Tasavvufa Dâir Manzumesi
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Eylül 2017 18:58
Eğridere doğumlu olan ve genç yaşlarında İstanbul'a giderek Eğrikapı zâviyesi şeyhi Hakîkîzâde Osman Efendiye intisab eden Oğlanlar Şeyhi İbrâhîm Efendi'nin (1591-1655) Tasavvuf Manzûmesi hakîkaten okumaya değer.
 
İbrâhîm Efendi zaman sonra İstanbul Aksaray'daki Gavsî Tekkesine halife oldu. Sonradan Oğlanlar Tekkesi adını alan bu dergâhta ölünceye kadar şeyhlik etti. 
 
Aziz Mahmûd Hüdâyî, Abdulehâd Nûrî ve Hüseyin Lâmekânî'den feyz aldı.
 
Kendisinin halifesi olan Kütahyalı Sun'ullah-ı Gaybî, onun szlerini Sohbetnâme isimli bir eserde toplamıştır. 
Devamını oku...
 
DOKTOR NOWZARADAN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 24 Eylül 2017 21:26

KİLOLARIYLA DÜNYAYI DEVİREBİLECEK İNSANLARI ZAYIFLATIYOR 

İYİ KALPLİ, SEVİMLİ ATOM KARINCA ÇEVİKLİĞİNDEKİ ÜNLÜ DOKTOR

altONLARIN DOKTORLARI VE BİZİMKİLER

Beş yıla yakın zamandır özel bir hastanenin kardiyoloji uzmanına sürekli kontrole gidiyorum. Neredeyse, hasta doktor buluşmalarımız kronikleşti. Bu kadar zaman sürecinde kim, kimle tanışsa aralarında bir dostluk oluşur, sohbetlerinde artış olur. Bir kere sizin kalbinizi yakından biliyor adam. Ritmini ölçüyor, ultrosonda şeklini şemalini görüyor. Sonra ne mi yapıyor, beş yıldır aynı ilacı yazıp gönderiyor. Muayene etmesi sonrası teşekkür ediyorum. İlgili bir tepki yok, tebessüm yok. Öneride bulunmak yok, dikkate yönelik talimat yok.

İnanın beş yılda o kadar sorular sormama rağmen doktorumdan beş düzgün cevap alamadım. Konuşmayı mı sevmez, soru sorulmasını mı, bilemedim. O kadar ketüm, bir o kadar da aceleci. Alışmış hızlı muayeneye; yat,kalk parayı kap sistemi.

Sanki doktorun hasta umurunda değil, o aldığı paraya bakıyor. Hastası için muhtemelen "biri giderse, diğeri gelir" diye düşünüyor. Öyle ya, hastaneler her gün hasta kaynıyor. Her doktor aynı mı acaba, benim doktorum sessiz hekim. Adamın ağzından laf gramla çıkıyor, o da sorarsanız tek kelime söylemek kaydıyla. Tebessümse, nafile...

Böyle bir doktorla ne işin var, diyebilirsiniz. İlk rahatsızlandığımda özel hastane doktorları daha özen gösterirler düşüncesiyle o çok özel hastaneye gçtmiştim. Sonra baktım, kalbimi muayene edecek doktor eskinin SSK Hastanesinde uzun yıllar çalışmış bir kalp mütehassısı... Tecrübesine güvenmiş olmalıyım. Bir de verdiği ilaçlar ilk etapta iyi gelmişti. Nefes alışım düzene girmişti. Lakin kendisini tanıyışım, SSK Hastanesi doktorlarından biri oluşuydu. Yakından görüşmüşlüğüm veya hastası olmuşluğum öncesinden hiç olmadı. Hastane ne kadar havadar, ferah olsa da ben ortamını hiç sevmem. Dolayısıyla doktorlarıyla da çok lüzum gerekmedikçe tanışma gereği duymam. Yaşım ilerledikçe stresim artı. Dolayısıyla kalbim tekler oldu. Bu sebeple ben kalp doktorumla müşerref oldum. Fakat ne bileyim, olumsuz eleştiri de yapmak istemiyorum. Özel hastaneler mukemmel olabilir, ama ben kısa sürede beni muayene edip, aynı ilacı yazarak başından savar gibi öncesinde kalp krizi geçirdiğini bildiği hastasını yanından uzaklaştıran doktorumun bu halinden şikayetçiyim. Kime mi, bizim ülke de kimi kime şikayet edebilirsiniz ki, hem muhatab bulsanız şikayet ettiğinizle kalırsınız. alt

Kimse şeyine, kalıbına takmaz. Her neyse hastasıyla konuşmaktan imtina eden bir tek benim kalp doktorum değil ki, bilhassa eski hekimlerin çoğu öyleler. İki tık tık, bir şık şıkla, paraları alışmışlar adamlar. Devlete bağlı çalışma yaptıkları sürede, sonrasında da bu süreci devam ettiriyorlar. Genç doktorlar biraz bu konu da iyi gibiler, hastaları bir soru yöneltse cevap verebiliyorlar, ama onlar da tecrübe yoksunu oluyorlar. Hangi Tıp fakültesini ne şartlarda bitirdiler, bilmiyoruz ki... "Yine ne varsa eskilerde var, eski eğitim sistemi iyiydi. Ve bu kadar çok tıpçı çıkmıyordu." Görüş ve düşüncesinde olduğumuzdan, eskinin mahirini yeni yetmelere tercih etmekteyiz. Belki benim kuşağım böyle düşünüyor, çoğunluğa yönelik ahkam kesmeyelim burada.

Yabancı ülkelerde durum nasıl derseniz, oraların insanı kıymetli. Hastaya çok detaylı muayene var, sonrasında dikkat gerektiren talimatlar veriliyor. Yurt dışında yakınları bulunanlar buna yönelik çok örnek vermişlerdir. Ülkem insanını ve doktorlarını defalarca değerlendirmişlerdir. Ben bir süredir farklı bir kanalda izlediğim, tiryakisi olduğum sağlık proğramında tanıdığım bir doktordan bahsedeceğim.İran asıllı olduğunu öğrendiğim, Amerika da yaşayan bu doktordan görüpte bahsetmemek olmaz diyorum. Siz de doktoru bir kez olsun izlerseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Younan Nowzaradan, İran asıllıymış, onu da Amerika kapmış. 

Devamını oku...
 
SEVDİKLERİM SÖVDÜKLERİM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 24 Eylül 2017 16:52

İNSAN İÇİNE ÇIKMIYORSAM BİR SEBEBİ VAR

TAHAMMÜL EDEMEDİKLERİM VAR ŞU FANİ DÜNYADA

                                                                       KİMİNİ KISKANIYOR KİMİNE KIZIYORUM

altBeni kim sever, kim nefret eder, niye nefret eder veya neden sever bilemiyorum. İnsanlar öyle çok yüzlü gezer hale geldiler ki, bana gösterdikleri suratlarından bunu anlamamda mümkün değil.
Benim suçum ne biliyor musunuz?
Her elimi sıkanı dost, her canımı sıkanı düşman bellemem.
Sosyal paylaşım lafı gibi oldu, ama doğru. Bunca yıllık yaşamımda onca insan tanıdım. Dost sandığım yamulttu, düşman bildiğim yanılttı.
Velhasıl, en büyük kusurum olarak gördüğüm aşırı iyi niyetimi istismar edenler yüzünden, gereksiz yere lüzumsuz zamanlar harcadım...Zaman yolculuğunda yanlış yola döşediğim raylar çokçadır. Nadirende olsa dosta, arkadaşa uğradığıda olur. Ama o da benim elimle ihya olur, sonrasında bir numara hain olur. Sırtıma basarak sırıtan olur, cebi para doldukça, tepelere yükseldikçe ilk beni tepen olur. Burası dünya. Neyse, hüzünlenmeyelim. istek dışı da olsa hüzünleniliyor. Güçlü karaktere sahip insanların daha az acı çektiği doğru değildir bence....Sadece daha iyi gizlerler.
Hep gercekleri savunmaktan, doğruları konuşmaktan, iyilikten, vicdandan, merhametten kaybettim. "Rahatınız bozulmasın diye, hangi doğrudan vazgeçtiyseniz; o fiyata satıldınız demektir." Hep rahatım bozuldu durdu, lakin elhamdülillah dik durduk..."Benim doğru söylemem, bana dost   onları Nitekim benim iki yaş küçüğüm bir kardeşim, bana sorma gereği bile duymadan beni kefil gösteriğ oğlu ile birlikte bir bankadan kredi çekmiş. Sonra ödeyememiş, bankacılar beni arayıp durdu da meseleyi öyle öğrendim. Be kadın, bir sor bana, neden habersiz adımı menfaatine yönelik kullanıyorsun, hem başka kardeşlerimizde var. Ağabeyimiz, ablamız var, onların evine daha çok gelir giriyor. Niçin beni yanlış bulduğum işlerinizde kullanıyorsunuz, üzülmemek elde değil. Samimi, yürekli, dürüst olanı çok severim. Kızdıklarım mı, yaratılanı severim, Yaratan'dan ötürü. Lakin bazılarının hakikatlerini tanıdıkça bir daha görüşmemeyi tercihcih ederim. Fakat kendimi aralarından çekmeden önce ne olduklarına dair bir güzel döküman çıkarırım. Sonasında da bir güzel söverim. Hak edene hakkını veririm açıkcası. Sebepsiz değil kızmam; benim kızdıklarımın bu dünyada işleri iş, içlerinde insanlık mafiş. Ahiretlerini bilemem...
Hakikaten hayatta sevilesi insanlar, sövülesi insanlar ve hatta dövülesi insanlar vardır. Kızdıklarım kadar kıskandıklarımda bulunur. Onların hak ettiği ne mi, hiç merak etmem.Allah büyük yaşattıklarını, yaşarlar bir zaman... Sayelerindeki maddi manevi kayıplarım, cömert sadakam olsun. Dünyalık zenginliklere nazar da etmem, merak etmeyin.
EN ÇOK KIZDIKLARIM:
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 379