Ayfer Aytaç
Çarşı, Pazar, nerede, ne kadar alış veriş merkezi varsa dolu. İnsanlar sanki bayrama hazırlanmıyorlar da, kıtlık gelecekmiş gibi, eve ne bulurlarsa, alıp dolduruyorlar. Parası olanlarla, olmayanların kim oldukları asla bilinemeyecek şekilde... Bazıları bankalardan kredi mi çekmişler ne? Elleri kolları, arabalarının bagajları dolu dolu...Çoğunluk peşin parayla alış veriş ediyor. 
Esnaf her ne kadar “İşler kesat, istediğimiz gibi olmuyor” diye sızlansa da, torbalarla evine dönen insanların görüntüleri esnafı yalanlar nitelikte...
Giyim-kuşam satıcılarının durumları da farklı değil. AVM'ler denilen alış veriş mekanları tıklım tıklım insan dolu; kıyafet ve ayakkabı mağazalarında adım atacak yer yok. Herkes zevkine göre, bütçesinin oranına göre alış veriş yapıyor. Kimileri de var ki, gıda giderinden artırdığı parasına göre, bayramlık giysi almayı ihmal etmiyor. "Ne yediğim görünmez ama ne giydiğim herkesçe görünür" diyenler bayram çeşitliliğinden ve 'sözde'indirimlerinden yararlanmak istiyor. Bunlardan başka daha çok halk pazarlarında bulunan, sosyete pazarı olarak tabir edilen yerler adeta insan seline dönmüş.
Baklavacı, börekçi, hatta çerezciler bile tıklım tıklım tüketime odaklanmış insan kaynıyor. Bu kadar kalabalık insanı alış veriş ederken gördüğünüzde, ülkemizdeki ekonomik kriz söylentilerine gülüp geçiyorsunuz. Yastık altları doluydu da, oralar mı deşildi bilemiyorum. Bildiğim bayram öncesi satış da, alış da önemli hareketlilik olduğu... 
Bir tek girilmeyen yerler olarak kasaplar ve manavlar olarak gözlemledim ben. İştahı artırmak için sanırım sebzeden bir süreliğine uzak durulmaya, mide de ete daha geniş yer ayrılmaya karar verenler çoğunluktalar. Çarşıda pazarda gezerken sizde sağınıza solunuza bakın görürsünüz, sarraflar bile müşteri dolu. Ancak onlar altın bozdurup para alanlarla mı, yoksa para verip altın alımı yapanlarla mı meşguldüler, şahsım tarafından yakından görülemediğinden bilinemedi.
Bunlardan gayri; hamamlar, kuaförler, berberler. Her birinin müşterisinin patladığı bir haftaya girildi. Esnaf hala “Veresiye alan parasını ödemiyor artık. Alacağımızı istediğimizde de azarlanıyoruz” diye sızlanan olsa da, bayram alış verişi yapanlar arasında bulunan veresiyeci müşterilerin sayısı çok olunca, küçük esnaflar yine de ‘hayır’ diyemediler. Veresiye defterini gözler önüne serdiler. 
Kuru kahvecilerin bile kahve tartmaktan kolları yoruldu. “Etin yanına iyi gider” diyen vatandaşlar, 
Devamını oku...
Şu anda 2722 konuk çevrimiçi
Yandık Yanacak Kadar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 03 Ağustos 2021 06:25
altHER TARAFI YAKIYORLAR, DÜNYAMIZI KARARTIYORLAR.
YARIN BİR GÜN  İÇTİĞİN, YIKANDIĞIN SU DA ZEHİRLİ AKACAK.
DÜĞMEYE BASILMIŞ  BU ÇOK NET  ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN İNŞALLAH.
 
Yakıyorlar, dünyayı yakıyorlar. Hem ormanları, hem nice canları yakıyorlar. Bu dünya böyle nereye gidiyor? Şüphesiz doğrusunu Allah bilir, bizler bu olup bitenleri kıyamet âlâmeti olarak değerlendiriyoruz. Söyleyecek başka bir şey bulamıyoruz artık. Cennet vatanımızın en güzel köşeleri cayır cayır yanıyor. Bir haftadır güzel yurdumda ormanlarımız yanıyor. İçinde barınan canlar kavruluyor. Bir haftadır yüreğimiz kanıyor, içimiz daralıyor. Yananlar sadece ağaç değildi. Nefesimizi temizleyen oksijendi. Gözümüzü dinlendiren, gönlümüze huzur veren manzaraydı. Bedenimizi dinlendiren, piknik yaptığımız yerdi, kurda kuşa evdi. Bu yangında insanlar da öldü. Yapraklar kavruldu, börtü böcekler, kurtlar, kuşlar bile öldü. Nice canlılar yok oldu. Nice değerler küle döndü.
 
Yağdır Mevlâm Su
 
Ne iyi olurdu şimdi gökten şakır şakır bir yağmur yağıverse, insanlara zarar vermeden sadece yangınları söndürse, yürekleri serinletse, ne iyi olurdu Rabbim mazlum kullarını sevindirse... Yeryüzü cenneti yurdumuzun dört bir yanı ateşle işgal altında, insanlar çaresizcesine koşuşturup duruyor. İnsanlar elleriyle yangın söndüreceğiz umuduyla canlarını bile veriyor. İçinde bulunduğumuz felaket film senaryolarını aratmayacak durumda.  Yavaş yavaş kıyamet kopuyor gibi  Allah içimizdeki günahsızlar hürmetine bize merhamet etsin.
 
Ormanlarımızı kimin yaktığı değil, kimin yaktırdığıdır. Birilerince düğmeye basılmış, bu çok net.  İnsanoğlu zarar görsün istenmiş,  Niyesini Allah bilir, ben yaşayayım sen öl mantığı olabilir. beton binalara arsa yeri bulmak için olabilir, maden aramak için olabilir, bilmediğimiz daha neler olabilir. Allah bencillere akıl, fikir, feraset ve basiret versin inşallah.Hem bu sefer hakikaten çok organize ve sofistike bir saldırı altındayız. Allah idarecilerimize de akıl, fikir, feraset ve basiret versin inşallah.
 
Peygamberimiz hazreti Muhammed (sallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş: "Yarın kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikin."
 
Hazreti Adem'in torunları bu sözü duymuş, haşa Allah'a, peygambere muhalif eder gibi sen kalk yetişmiş ağaçları, var olmuş canları katlet. Değer mi hiç demek lâzım, lakin her yapılan da nihayetinde Allah'ın izniyle yapılıyor. Allah bizim irademizi özgür bırakmış. Dünyada insanoğlu dilediğini yapar, sonunda Allah'a döndürüldüğünde yaptığının cezasını çeker. Kurtuluşa erenler, Allah’a ve Resulüne itaat edip Allah’tan korkan ve sakınanlardır.   [Nur 52]
 
Üç kuruşluk değeri olan şu yalan dünyaya 5 kuruşluk değer verip aldananlardan olmayız inşaallah.Fani olan için neler veriyoruz.Yanımızda ne götürüyoruzun muhasebesini yapmak lazım.Her an hesabımız kesilebilir bu dünyadan.Pir Sultan Abdal çok açık ifade etmiş.O tarafa herşeyi kendimiz taşıyoruz. Cehennem dediğinde dal, odun yoktur. Herkes ateşini buradan götürür. Evet, gözünü hırs bürümüşler yakıyorlar, dünyayı yakıyorlar. Hem ormanları, hem nice canları yakıyorlar.Söyleyecek bir şey bulamıyoruz artık. Bugün güzel bir gün olsun, iyi haberler alacağımız.
Devamını oku...
 
Evlilik Oyun Değildir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 02 Ağustos 2021 08:47
alt
Gönül Çingene Çarığı Değildir...
Girerken Ruh...

Çıkarken Ölüm Gerek...

BİR KARAR VERMEDEN EVVEL BİN DÜŞÜNMEK GEREKİR

 
Sevmek güzel bir şeydir, hayatı iki kez yaşamaktır. Bir avuç sevgi her müşgüle şifadır. Ama nasıl bir sevgi, Menfaatsiz, samimi, duyarlı, yürekten sevgi.
 
Bir şiirde der ki: 
Bir Bedeni Değil...
Bir Yüreği Sevmeli İnsan...
Git Dediğinde Kalanı... 
Gidiyorum Dediğinde...
Elini Sımsıkı Tutanı Sevmeli İnsan...
 
İşte böylesine seveni bulunca evlenmeli. 
 
Bir atasözü der ki; tencere kapağını bulunca kaynar. Ben evlilikler için de böyle düşünüyorum. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe. Temiz insanlar, güzel insanlar, asil insanlar kendileri gibi güzel, asil, temiz insanlarla evlenmeli. Herkes haddini bilmeli. İşkembe suyuyla et suyu birleştirilmemeli.
 
Analar babalar! kızlarınızı her isteyene, kızınızın istediği bir olsa da  kimdir, nedir, necidir, diyerek araştırmadan, soruşturmadan, iyice emin olmadan vermeyin. Geçmiş yıllarda böyle yapılırdı. Mutsuz evlilikler soruşturmalardaki yanılmalar çok az olurdu. Şimdiki zamanda "kızımın birine gönlü kaymış, illa evlensin o da yuva kursun" deniliyor. Çok yanıltıcı bir yaklaşım. Kızınızla birinin evliliğine rıza göstermeden önce bin düşünün, doğru bir karar verin. Önünüze gelen, karşınıza çıkacak her kişiye damat gözüyle bakmayın, kızınızı gelin olarak vermeyin, önündeki hayatına yazık etmeyin.
 
 
 
Gönüle söz geçmez derler, peki gönüle söz geçmezse, son pişmanlığa derman bulunur mu?  Herkes evlenecek diye bir şey yok, ben evde kaldı demesinler diye evlilik fikrine karşıyım. Varsın kim ne diyecekse desin. Yeter ki kızın başı yanmasın, kız yanlış biriyle ömrünü harcamasın. Yanlış bir evlilik yapacağına yalnız kalsın. Bazı zamanlar yalnızlık, mutluluğun tam kendisidir. Oh seni dövecek yok, sana laf sokuşturacak yok, kirini pasını etrafa saçacak yok, azıcık aşın, ağrısız başın, ne güzeldir.
 
Adam hasbelkader devlete memur olmuş, torpille , takviyeyle düzenli maaşa kavuşmuş. Hadi diyelim başını sokacak evi, arabası da olmuş. Bunlara sahip olmak günümüzde zor değil ki zaten. Şimdi banka kredileriyle her memur bir mal edinebiliyor. Lakin adamda ne tatlı dil, ne iltifat, ne bir gönül alma var. Yaban domuzu gibi gelip gidiyor, yiyip içiyor. İyi kötü 2 yıllık falan bir yüksek okul diploması var. Kaldı ki günümüzde o da zor değil, dışardan istediğin okul bitirilebiliyor. Hale ki şimdilerde, pandemi devrinde, uzaktan eğitimde, aç iki bilgisayarı, koy yanyana birinden soru oku, ötekinden cevap yaz. Haybeden al diplomayı, kap terfiyi, artır maaş rakamını. Ama bu şekil diplomalılarda genelde beyin boş oluyor. Böyle kolay bir şey elde etmiş adamın eğitimi zayıf, kültürü kıt oluyor. Okumayı sevmiyor bu kişiler. Bir konuda fikrini söylüyemiyor. Kütük gibi bir kenara devriliyor. Öğleye kadar yatıyor, uyanık olduğu saatlerde de gece yarılarına kadar arkadaşlarıyla dışarda bir yerlerde taş kırıyor. Yedirmesini, giydirmesini bilmiyor, nazdan niyazdan anlamıyor. Tembel, uyuşuk, sifonu çekmez, tuvaletten kalkar el yıkamaz, dişini fırçalamaya bile üşenir. Böylesi mühendis olda neyime denilmeli. Bir şekil büyümüş işte, ama büyüklerine saygısız, edep nedir bilmiyor. Aile eğitimi almamış, insaniyet nasıl olur görmemiş. Fakat yakışıklıymış, kime göre? Gören göze göre. Dışından baktım yeşil türbe, içine girdim estağfurullah tövbe.
 
BEŞER ŞAŞAR, ALLAH HİZAYA GETİRİR!
Devamını oku...
 
Düşündüm
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cuma, 25 Haziran 2021 21:21
 
Mef'ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
 
Bir fikret-i cân-gâha dalıp âh geçende
Son merhale-i ömrü şeh-râhı düşündüm
Titrerken emel-kâr-ı sivâ pîş-i kefende
Âsûdegî-i kalb-i rızâ-hâhı düşündüm
 
Bî-zâr-ı nevâyım o siyeh rûz-i tezekkür
Ümmîdime etmezse de îrâd-ı tağayyür
Bâ-haşyet-i hüsrân edip tefekkür
En son nefesimden çıkacak âhı düşündüm
 
Yâd eyleyerek hevl-i mezârı o mezârı
Ol tîreğî-i müdhîşi ol hufre-i nârı
Tedfînimi ta'kîb edecek leyl u nehârı
Ferdâ-yı memâtı o hafâ-gâhı düşündüm
 
Rûhum açıp enzârı nuhustînin o demde
Bir şu'leye hasretken o târîkî-i gamde
Rahşân olarak ol şeb-i mechûl-i ademde
İlk ufkumu tenvîr edecek mâhı düşündüm
 
Ümmîddir o meh rahmet-i Rahmân u Ra'ûf'u
Tenvîr eder elbet o şebistân-ı mahûfu
Andırsa bile zıll-ı meâsî o husûfu
Bahşendegî-i Hazret-i Allâh'ı düşündüm
 
 
معلم شاكر عیاشی
 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 161
 
Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ