Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

DÜNYAYI CİĞERİMİZE KADAR ÇEKTİK. NEFES DARLIĞINDAN ÖLECEĞİZ.

ÂYETLERİN KALBİNE, ÂLEMLERİN RABB'İNE SIĞINMAK GEREK .

MÜBAREK RAMAZAN AYINA YAKLAŞTIK, YAKINLAŞTIK. İNŞAALLAH ÜLKEME YAKIŞAN GÜZELLİKLER İÇİNDE HUZURLU BİR RAMAZAN DÖNEMİ GEÇİRİRİZ. ALLAH O GÜNLERE HEPİMİZİ SAĞLICAKLA ERİŞTİRSİN, ŞİMDİDEN İSLÂM ÂLEMİ'NİN MÜBAREK RAMAZAN AYI KUTLU OLSUN, MÜMİNLERİN İBADETLERİ HAKK KATINDA MÜKAFÂT BULSUN.  RABB'İM BİR İNŞİRAH FERAHLIĞI VER ÖMRÜMÜZE VE YÜREĞİMİZE. SIKINTILARIMIZI SELAMETE ERDİR VE KATINDAN HAYIRLAR GUZELLİKLER VE İYİLİKLER GÖNDER BİZE. HAK BİLDİĞİMİZ DOĞRU YOLUNDAN AYIRMA RABB'İM BİZİ, ŞAŞIRTMA VE AYAKLARIMIZI KAYDIRMA. SIRAT-I MÜSTAKİM, ÜZERE SABİT KIL YÜREĞİMİZİ VE AYAKLARIMIZI. SEYTANDAN VE SEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN ŞERRİNDEN FİTNE VE FESADLARİNDAN KORU İNŞAALLAH SEN BİZLERİ YA RABB'İ. ÂMİN.

MÜBAREK RAMAZAN AYINA SAYILI GÜNLER KALDI, SAĞLICAKLA KAVUŞMAK UMUDUYLA...VE NEFİSLERE DİKKAT! RAMAZAN SÜRESİNCE OLSUN NEFSİMİZE GÖRE HÂL ALMAYALIM. ŞEYTAN MÜBAREK VAKİTLER HÜRMETİNE DİZGİNLENMİŞ OLSA BİLE, BİZ BEŞERLER, NEFİSLERİMİZE UYUP ŞAŞABİLİYORUZ. BU DÜNYA YARIN ÂHİRETTE, YAPILACAK BİR YARIŞ İÇİN HAZIRLANMA YERİDİR. BU BAKIMDAN NEFSİMİZE TALİMAT VERİP, MALUM SONU HER AN HATIRLATMALIYIZ. HAYAT BİZE BİTMEYECEK GİBİ GELİYOR. OYSA Kİ, EN UZUN ÖMÜR İLE EN KISA ÖMÜR ARASINDA  PEK BİR FARK OLMADIĞINI SİZİ ÇEVRELEYEN SONSUZLUĞU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZDE ANLAYACAKSINIZ…

Devamını oku...
Şu anda 2015 konuk çevrimiçi

Haberi Okutan Gazetecidir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 02 Eylül 2018 16:11
Ben şehrimim belediyesine Basın ve Halkla ilişkiler müdüresi olurken 
 
torpile dayalı değil, tecrümeme göre tercih edildim. 
 
altGazetecilik bir yetenek mesleği olduğu kadar, bir aksiyon ve önsezi mesleğidir de. Gazetecinin önsezi sahibi olabilmesi için, illa altıncı hissi veya atom karınca gibi antenleri olması gerekmez. Yalnızca her an her şeyin olabileceğini, aklından çıkarmaması gerekir. Gazetecide at gözlüğü bulunmamalıdır. 
Gazeteci daima objektif olmalıdır. Bunu sağlamak için işleyeceği konuyu dört bir açıdan irdelemesi gerekir.
Gazeteci mesai saatleri dışında dahi, yürürken her gördüğüne "haber olabilir" diye bakmalıdır.
Gerçekten de her duyulan veya görülen, değerlendirmesini beceren gazeteci için haber niteliği taşır. 
Basın Yayın Fakültelerinde öğrencilere gazetecilik mesleği kitapların yazdığına göre öğretilirken, hocalarca şu meşhur söz öncelikle söylenir: "Köpek insanı değil, insan köpeği ısırırsa manşet olur." 
Bu örneği bilmeyen gazeteci neredeyse yoktur. (Gazeteci dedim, zira gazeteci geçinenlerin bu sözden haberleri bile yoktur.)
Evet bu sözün doğruluğuna katılıyorum. Ancak benim mesleki deneyimlerimle savunduğum kendi tezim vardır. 
Bana göre iki kişinin konuştuğu her şey haberdir. Gazetecilik becerilerine göre bunu manşete de taşırsın, gazetenin orta sayfalarında yayınlanacak küçük bir haber olarak da değerlendirirsin. 
Bence haber alımındaki püf nokta, insanda gizlidir. Ve haberin manşete taşınması da gazetecinin marifetine yöneliktir.
 
Bu arada heberin çeşitlerine de değinmek isterim. Üç çeşit haber vardır: Rutin haber, ihbar haber ve kendi bulduğun haber...
(İsterseniz bu gün gözlerinizi daha fazla yormayayım, bu üç çeşit haberin içeriğini haftaya bırakalım. Nasip olursa mesleğime yönelik doğru bildikllerimi devam ettirmek isterim.)
Benim gazetecilik mesleğimdeki dürüstlüğüme ve mesleğimdeki pratik bilgilerime bu mesleğe gönüllü gençler varsa, yazılarıma güvenerek öğrenim sağlayabilirler. 
Devamını oku...
 
Bahar Anne Münir Baba
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 02 Eylül 2018 16:05
 
altGünümüz dünyasında komşuluk ilişkileri geçmişte olduğu kadar sıcak yaşanmasa da, Anadolu illerinde gelenek ve göreneklerine özen gösteren, komşuluğa büyükönem verenler hala mevcut çok şükür.
Apartman dairelerinde üstüste yahut yanyana dairelerde oturanların birbirlerini tanımadıkları, birbirlerini gördüklerinde selam bile vermekten kaçındıkları dönemlerdeyiz. İnsanların yaşamına bilgisayar vasıtasıyla çöreklenen sosyal medya, komşuluk ve akrabalık ilişkilerini zedelese de Anadolu topraklarında yaşayanlar insan kalabilmenin, komşuyla konuşmanın hassasiyetine, gereğince dikkat ediyorlar.
Televizyon denilen icadın dünyalarına girmesi aralarına mesafe koymuş olsa da, komşular her karşılaşmalarında sıcak sohbetler edebiliyorlar. Birbirlerinin sıkıntılarını bu sohbetlerle gidermeye çalışıyorlar.
Özellikle benim gibi komşuluk ilişkilerinin sıcak yaşandığı bir mahallede doğup büyümüş olanlar, bu güzel dostane komşuluğun sürdürülmesi için daha dikkatli oluyorlar. Belki dikkatli olmaya da gerek kalmıyor. Aileden nasıl gördüysen, onu devam ettirmen bu dikkati farkında olmadan üzerinde taşıtıyor.
Ben ilimin Gazikemal Mahallesi'nin çocuğuyum. "Çocuğuyum" diyorum, zira sonralarım başka mahallelerde geçti.
Şehrimin en merkezi yerindeki Gazikemal mahallesinde genellikle dışardan gelenlerce yerli halk denilen, şehrin öz evladı olarak bilinenler ikamet ederdi. Benim dedelerimde  asırlarca neslini aynı yerleşim bölgesinde sürdürenlerdendi. 
Şehrimde halen varlığını koruyan, cephesi hükümet binasına, hatta valinin makam penceresine dönük, bey hamamının yanındaki sokakta bulunan, yüz yıllar öncesi atadan kalma; ahşap, üç katlı, pencereleri ahşap kafes örgülü, geniş sofaları olan evimize bitişik komşu evleri vardı.
Aynı heybetteki evlerde oturan komşularımızın simaları bugün de hafızamdaki yerlerini korur. 
Onlardan bir kaçı vardır ki, anılarımda hiç solmazlar. 
Devamını oku...
 
Mısır Maceram 2
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 01 Eylül 2018 03:40
altKahire'ye gittim, oradaki çoğu Mısırlının Osmanlı düşmanı olduğunu öğrendim kahroldum. Diyorlar ki, "Osmanlı bize 250 senede bir şey öğretmedi, ama İngilizler 30 yılda pek çok şey öğretti." 
İngilizlerin öğretti sandıkları şey de, bizden beter dünyalık yaşam...
Malum Mısır bir Afrika ülkesi. Oralara kadar gideceğimi hiç sanmazdım. Çünkü uçak fobimi hiç aşamazdım. Lakin bir ay içinde defalarca uçağa bindim. Adeta Afrika'yı fethettim.
Gezim süresince konuştuğum Mısırlılara dedim ki: "Osmanlı size şefkatle yaklaşıyordu, merhametli davranıyordu. İyilikten anlamamışsınız. Lakin İngilizlerin silah zoruyla öğrettikleri yanlışları çabuk kavramışsınız."
"La la la" deyip durdular. Yani hayır diyorlar, sömürü altında müslümanlıktan uzaklaşıp, İngilizler gibi olma gayretllerini, onlara çok özendiklerini kabul etmiyorlar."Biz modern müslümanız"diyorlar. Genç kızların çoğu toplum içinde çıplakmış gibi, çok açık saçık giyinip gezmekten arlanmıyorlar. Kahire'de de kafeler, AVM'ler dolu. Gençler buralarda kız erkek sarmaş dolaşlar. Anlamlandıramadığım karmaşık bir yaşam içindeler. Halkın çoğunun çoktan İngiliz gibi oldukları davranışlarından alenen belli. Tek ayırt edilecek yanları, müslüman gençlerin her ortamda sıklıkla nargile içmeleri.Mısır'ın yerli halkı, bilhassa fakir kesim, erkeği kadını uzun entari giyip, başını örtüyor. Ayaklarında sandalet, kimileri de yalın ayak, başı kabak.
Nil nehri kıyısında eski bir gemiyi onarıp lokanta etmişler. Böyle bir kaç tane gördüm. Birinin levhasında "Passa restorant" yazıyordu. Gemiye girişe bir kukla koymuşlar üzerine Osmanlı paşası kıyafeti giydirmişler. Yemek yemeğe gelenlere iki büklüm eğilerek buyur çekiyor. İçeride yemek servisi yapan garsonlarda üzerlerinde sırmalı ceket, başlarında fes, ama dilleri İngilizce şakıyor.Masaya oturmadan mekanı terk ettim.
Kahire çok kalabalık şehir. Kahire'de Nil kıyısı güzel, nehrin çevresi zengin iş merkezleri ve zenginlerin kalabileceği otellerle dolu. Bunlardan birinde de ben kaldım. Lakin otelime gelirken çok şaştım. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 3 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ