Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

YEMEK KÜLTÜRÜMÜZ TEHDİT ALTINDA
Herkes her yerli oldu. Kimse doğup büyüdüğü topraklarda değil artık. Büyük şehire göçen köylü, köylülüğünü unutuyor. Dolayısıyla üretmiyor, tüketime dahil oluyor. Şehirli gibi olmaya çabalıyor.
Toprağını bırakıp başka yerlere gidenler, gittiklere yere kendi kültürlerini de götürüyorlar. Toprağın ekilip dikilmesinden bi haber köy kökenli şehirliler var şehirlerimizde. Bilhassa yeni nesil köylüler, giyimde kuşamda çoktan şehirliyi geçmişler. Çarşıda pazarda dolaşırken kim köylü, kim şahirli bilinmez oldu. Pek çok şehirlerimizin sakinleri çoğunlukla köy kökenli. Bağını bahçesini satmış, yıllar öncesi köyünü terk etmiş, şehirlere yerleşmiş niceleri. Etrafımızdaki konu komşulardan pek çokları doğma büyüme şehirli gibi, ama değiller kök köylü... Şehirli olmaya çalışmış, lakin olamamişlarda var. Özünü yitirmemiş bu kesimin kendileri olamasada çocukları şehirlilerle kaynaşmış. Benim şehir yaşantımda çevrem köylü vatandaşlarımızla dolu. Bunun güzel yanı var mıdır, bugün için vardır belki, lakin geleceğimiz için büyük tehlikedir. Ekim, dikim olmayacak, et süt üretilmeyecek demektir. Şehirde yetişen köy kökenli gençler bir daha köyüne gitmeyecek, köy havasını koklamayacak demektir. Sakıncalı durumlar velhasıl; kökünden kopmak, başka yerli olmak, şehirli olmaya çalışmak çok zordur. Farkında değil gibi herkes, ama  Bunun sıkıntılı sonucunu zaman gösterecek. 
Konuyla bağlantılı bir başka sorun, son yıllarda başka il ve bölge yemek kültürünün tehdidi altında bulunuyoruz. Büyük şehirlerimiz dünya mutfağı adı altında ecnebilerin ağız tadı yemeklerini bize lezzet diye sunarlarken, kendi nefis tatlarımızı unutturma gayretindeler. Ülkemizde ne kadar çok yabancı şef bulunuyor biliyor musunuz? Sadece otel mutfaklarında değiller, alenen restaran açarak içimize girmişler. başka ülkelerden gelenler mi dolu buraları? Hayır, daha çok bizim insanlarımız oralara sayıyor paraları... Turistlere kendi kültürümüzü ve yenmek lezzetlerimizi tanıtmamız gerekirken, bizim onların yemeklerini benimsiyor olmamız çok üzücü bana göre..Bugün belki durumun vahameti görülmüyor, ama geleceğimiz yabancı mutfağın istilası altında, önlem alınması gerektiğini düşünüyorum.
Devamını oku...
Şu anda 465 konuk çevrimiçi

MEZARIMIN ÜZERİNİ ÖPMEDEN ÖNCE YANAĞIMI ÖP (MEVLÂNÂ)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Nisan 2012 18:18

   Bu eseri tüm sevenlere, bilhâssa kıymetli annelerimize hediye ediyorum. Bu çilekeş kadınların evlâd u ıyâline de bu vesileyle sitemlerimi bildiriyorum.

 

Gel, birbirimizin kıymetini bilelim

Sonra ansızın birbirimizden ayrılabiliriz

 

Mâdem mezarımın üzerini öpeceksin

Şimdi ikimiz de hayattayken yanağımı öp

 

gazel mevlana

 

 

Devamını oku...
 
Saray Çocuğu Krallar, Savaşçı Pâdişâhlar
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 26 Nisan 2012 17:59

      Son iki üç bin senelik zaman dilimi içinde cereyân eden tüm muhârebeler teker teker incelendiği takdirde ortaya -birazdan sözünü edeceğim- enteresan neticeler çıkıyor.

      İstikbalde nasib u müyesser olursa tüm bu hususları daha tafsilâtlı şekillerde ele alıp kitaplaştıracağım için şimdilik özet ifâdelerle yetinerek vaziyeti beyân eyleyeceğim.

      Anlatacaklarımı iki üç bin yıllık dallı budaklı bir kapsama alanına yayıp konuyu fazla genişletmeksizin, şimdilik “Osmanlı ve diğerleri” mukâyesesi üzerinden tezimi îzâh etmeye başlıyorum.

      Gerek Batı’da gerekse Doğu’da olsun, bir devletin sâdece âtıl bir sembolü olma hüviyetinden öteye geçemeyen; dünyevî keyiflere müptelâ, nefsâni haz ve lezzetlere tutkun hükümdârların (kralların, şâhların, şunların, bunların) tam zıddı olarak, bizzât ordusunun başında harp meydanlarına çıkıp küffardan muazzam topraklar, kâşâneler, beldeler alan savaşçı hükümdârlar (beyler, pâdişâhlar) da var.  Dünyâda son bin yıla bakarsak bunların büyük bir kısmını Selçuklu, Osmanlı ve kimi Arab devletlerinin (Emevî, Abbasî gibi) hükümdârları oluşturuyor.

Devamını oku...
 
Düşünce Gücü Niyete Bağlı
Volkan İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 24 Nisan 2012 03:56

altDünyada her ne oluyorsa, düşünce gücümüzle yapılıyor. O gücü de niyetimiz belirliyor. Niyetimiz ise, tamamen nefsanî arzulara dayalı oluyor. Ağzımızın tadı bile niyetimize göre değişiyor.

Kral, atına binip arazide dolaşırken, sıcaktan hararet basmış ve boğazı kurumuş. Su ihtiyacını giderecek ve kendisine ferahlık verecek bir şeyler yeme, içme ihtiyacı duymuş. Etrafına bakınırken, bir nar bahçesi görmüş. Atını o yana doğru sürüp, bahçede çalışan delikanlıya selam vererek; “Bana bir nar ikram eder misin?” diye sormuş.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki101102103104105106107108109SonrakiSon»

Sayfa 102 / 109
 
Turkish Arabic English