Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Senelerce evveldi. Annemin küçük erkek kardeşi dayım yeni evlenmişti.Eşini Merzifon'daki ağabeyine (Büyük dayımn yanına) ziyarete götürmek istedi. Bu gezi için dayım beni de yanlarına almayı teklif etti. "Sen yollardaki molalarda ben otobüsten indiğim vakitler yengenin yanında yoldaş olursun," dedi.
Çocuk yaştaydım o vakitler, annem dayımın ısrarıyla izin verince ilk şehirler arası yolculuğum başlamış oldu. Merzifon'daki dayımın yanına gitmemiz için önce Ankara'ya ulaşmamız gerekiyordu. 
Gündüzden bindiğimiz gece vaktide sürdürdüğümüz  yolculuğumuzda bindiğimiz otobüs kağnı gibi ilerliyordu. Tabi o vakit bu durum bizce süratli olarak değerlendiriliyordu. Şimdiki deyişle dört teker üzerinde seyahat teknolojik imkan olarak biliniyordu. 
Anadolu bölgesinde her şehirde bulunması mümkün olmayan, bir kaç otobüse sahip illerin varlıklı sayıldığı 1970 öncesi zamanlardı. Külüstür sayılabilecek bir otobüse binmiştik, üzerinde Ankara yolcu otobüsü yazılıydı. 
Kendimi diğer kardeşlerimden ayrıcalıklı hissetmiştim. Lakin otobüs yola koyulunca evde kalan kardeşlerimin üstene çıktığını sandığım havam aniden sönmüştü. Çünkü asfalt bildiğimiz yollarda otobüs ara sıra çukurlara giriyor zıplayıp duruyordu. Her zıplayışta kafamız tavanına vuruyordu. 
Yol boyunca otobüsün içinde sigara içilmişti. Öksürenler, siyah torba içine istifra ederek içini dışına çıkaranlar, horlayanlar, osuranlar beni çok ürkütmüştü. Arada bir otobüsümüz yollarda duruyordu, bu şekil yolcular temiz havadan yararlandırılıyordu.
Yollar oldukça dardı. Yolun iki tarafında alabildiğince geniş tarlalar ve etrafta otlayan inekler vardı. Yanımızdan tek tük kamyonlar korkutucu sesle korna çalarak geçmekteydi. 
Gece boyunca süren yolculuğumuzu heyecandan uykusuz geçirmiştim. Nihayet Ankara'ya geldiğimizi şoförümüzün anonsuyla öğrenmiştim. "Sayın yolcularımız selametle Ankara'ya gelmiş bulunmaktayız. Otobüsümüz 13 nolu perona girmek üzere, değerli eşyalarınızı yanınıza almayı unutmayınız."
Ortalık birden bire hareketleniyor, yolcular iniş hazırlığına girişiyordu.Ben şaşkın şaşkın çevreme bakınıyordum. Sabahın ilk ışıklarıyla kalabalık, kargaşalı bir alana indirildik. Etrafımız insan kaynıyordu. Bu insanların bir kısmı, otogarda bulunan derme çatma büfelere, çoğunlukla çorba servisi yapılan sıradan tek katlı lokantalara doluşuyorlardı. Dayım dedi ki: "Bu lokantalar hem pis, hem kazıkçılar. Gelin ben size Ulus'ta bir işkembe çorbası içireyim."
Biz başka bir otobüsle Merzifon'a gidecektik, yeni otobüsümüz için biletlerimizi almıştık. Kalkış saatimizin 1.5 saat sonrası olduğunu öğrenmiştik. Otobüsümüzün peron numarasını ezberimize almıştık. "Bu süreç 2 saati bulur, 20 dakika evvelinden garaja geliriz" diyordu dayım. 
Devamını oku...
Şu anda 1541 konuk çevrimiçi

Fırtına gecelerinde nakış işlenmez - Tiryâki Sözleri
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 07 Nisan 2012 01:43

Kıymetli dostlar, Cenâb Şahâbeddîn'in (1870-1934) kütüphânemde bulunan 1978 İstanbul baskısı Tiryâki Sözleri eserinde yer alan 1800 küsur vecizeden seçtiklerimi bölümler hâlinde yayımlayacağım.

Servet-i Fünûn'culardan biri olan Şahâbeddîn Arabca, Farsça, Fransızca ve Türkçe'ye hâkim bir zâttı.

Vaktin kıymetini bilmek husûsunda kendisinin şu sözünü bir ibret vesîkası olarak nakletmek istiyorum:

"Vakti geçirmek için bana "briç-plafon" ya da "majör" (gibi oyunlar) teklif ediyorsunuz. Bense vaktin geçtiğinden müştekiyim. Aradığım vakti geçirecek değil, geçmekten men edebilecek bir vâsıtadır."

"Vakit geçmiyor ya!" diyen bugünkü gençliğe güzel bir sitemimiz olsun onun bu sözleri.

Şimdi geçelim meşhûr Tiryâki Sözleri'ne:

Devamını oku...
 
Bir Selçuklu Alpereni Şeyyat Hamza'dan
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Nisan 2012 04:56

14. Asır’da âhirete irtihâl eden Selçuklu alperenlerinden Şeyyat Hamza’nın ilâhî tarzındaki manzûmesinde yer alan ince mânâları kıymetli okurlarımızla paylaşmaktan berhordâr ve bahtiyâr olacağımı bilmenizi isterim. Hakîkat nâmına hatırlanmasına vesîle olacağım şeylerden dolayı da duâlarınızı ümîd ederim.

Evvelâ şiiri yazayım, ardından da izâhına geçelim: 
 
Devamını oku...
 
Hayyâm'ın Rubâilerinden - از رباعیات خیام
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 02 Nisan 2012 19:48

alt

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki101102103104105106SonrakiSon»

Sayfa 101 / 106
 
Turkish Arabic English