Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Aslına bakarsanız "Müslüman"ım diyen insan hırsızlık yapmaz; başkasının malını kapmaz! Kimin ne olduğunun bilinmez olduğu, her geçen gün suç oranlarının hızla yükseklere tırmandığı ülkemizde, son zamanlarda hırsızlar da değişime uğramış. Kelli felli görünümde insanlar çalar çırpar olmuş. Hayır hayır, makam mevki sahibi çoğu kravatlı hırsızlardan söz etmiyorum. Onların kimlikleri kalplerindeki münafıklıklarıyla Cenâb-ı Allah (c.c.) katında belli zaten. Her ne kadar kullar arasında da çehreleri ardında bu kişilerin hırsızlık alâmeti alenen var ise de, onlar paraları oranında saygınlık gördüklerinden, hiç birimiz kalkıp onların yüzüne: "Siz gerçekte hırsızsınız!" diyemeyiz. 

Oysa pekala biliriz, çoğunun geçmişleri yalınayak, başı kabak; gelecekleri ise ayaklarıyla, başlarıyla pek parlaktırlar. Bunu yıllarca halkın kanını emerek, haklarını gasp ederek edindikleri servetle sağlamışlardır. Lakin şimdi biz bu tür hırsızlardan söz etmiyoruz. Onlara bizim kul olarak yapacağımız bir şey yoktur. Hele ki riyakarlık dolu olan bir ortamda isek, maskelerin bolluğu bulunan bir ülke vatandaşı isek, gerçeğe ağzımız kapalı, kulağımız tıkalı olur. Sahte gülücükten öte yapılacak fazla bir şey yoktur.

Devamını oku...
Şu anda 4442 konuk çevrimiçi

Mevlâna’yı Anlamak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Aralık 2017 12:18

"Bilmek başka, bulmak başka, olmak daha başkadır."

altMevlânâ Kur'ân ilmi yaparak Mevlâ’sını bulmuş ve kendisinin öğrendiklerini başkalarına da öğretme gayretinde olmuş. Şimdi herkes kendince Mevlâna’dan bir deyiş öğreniyor. Kendini âlim sanıyor. Âlim, ümmetin ileri gelen şahsiyetidir. İslam doğrultusunda ilim yapmış bilgindir. Öğrendiklerini ilim ışığında bilmeyenlere öğretendir. Dahası kendisi de yaşantısında bildiklerini uygulayandır, davranışıyla, konuşmasıyla örnek şahsiyettir.

Günümüzde Mevlana’ya gönül vermiş bilinenlerden kaçı onun gibi olmaya gayret ediyor yahut bugünün gençlerine heveslendirici misaller sergiliyor?

Sosyal medya Mevlâna sözleri kaynıyor. Öylesine gafletle yapıyorlar ki bu paylaşımları, başkalarının yazıları bile Mevlâna olarak lanse ediliyor. Bu şekil kul hakkına da giriliyor.

Ülkemde her yılın Aralık ayında Mevlana Haftası düzenlenir. Bir hafta süresince özel programlar gerçekleştirilir ve sema gösterilerinden, Mistik Müzik Festivali'ne, sergilerden konferanslara, panel ve film gösteriminden tiyatro oyununa kadar çeşitli etkinlikler yapılarak Mevlâna anılmaktadır. Sonrası? Bir daha ki yılın anmalarına kadar anlatılanlar muhtemel zihinlerden unutulmaktadır.

Anadolu’mda Mevlâna Üniversitesi kuruldu, Mevlâna endüstrileri açıldı. Mevlâna’yı araştırma merkezleri oluşturuldu. Buralar her gün doldu taştı. Hocalarla, öğrenciler Mevlâna ahlakıyla derslerinde ne çok kaynaştı. Sınıf dışına taşmıyorsa öğretilenler, özel hayatlara yansımıyorsa ne anlamı kalıyor? Aksi olsa ülkemde yaşam böyle mi olur?

Devamını oku...
 
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 08 Aralık 2017 19:17

 Kıymetli Beyinlerimizden Biri

altEmekli Büyükelçi Uluç Özülker; önemli noktalarda, başarılı görevler yapmış. Mesleki kariyerini merak edenler araştırsınlar. Hayatı örnek almaya, öğrenilmeye değer.

Nerede, ne zaman bulunduğu, görevlerinde neler yaptığını belirtmek, mesleğinden ve kişiliğinden övgüyle söz etmek değil benim asıl niyetim. Herkesin hayatı, başarısı, kariyeri kendine aittir...

İki ülke arasında köprü görevinde bulunmak, olarak değerlendirdiğim büyükelçiliği; ben sanırdım ki köprü arkalığı sağlam oldukça, elçilik süreci o kadar dayanıklı olur. İnanılmaz donanım gerektiriyormuş, bilmiyordum. Bütün elçiler mi böyledir, tartışılır. Yaşı 70 şi aşmış, emekliliğine ulaşmış niceleri için " Artık yoruldu, durulur" değerlendirmesi yapıyoruz. Büyük mevkilerde bulunmuşsa "Oldum sanıp, oturur" yakıştırmasında bulunuyoruz.

Emekli Büyükelçi Uluç Özülker; bilakis bilgi dolu beyni gençleşmiş, ruhu daha da olgunlaşmış. Meğer bu sağlamlığın temelinde kendini sürekli eğitmek yatmaktaymış. 

Kendisinden bahsetmek isteğim; "Bizde de yaşamından gençlere örnek gösterebileceğimiz nice değerler var. Saygı duyduğum bu değerli büyüğümü yakından tanımalı, yeni nesilce örnek olması bakımından tanıtmalıyız" diye düşünmekteyim.

Geçtiğimiz günlerde bir kanalda Emekli Büyükelçi Uluç Özülker’in Kudüs hakkında sohbetini dinledim; detaylara dalmasına, bilgi birikimine hayran kaldım. Her konuda derin fikir sahibi, aktarımları sıkmıyor, ifadeleri bıktırmıyor. Yorumları yormuyor, meraklandırıyor. Donanımlı, ufku berrak, günümüz alimlerinden denilse yeridir. Verdiği bilgiler umarım değerlendirilir.

Devamını oku...
 
Yalanın Tasdikçisi
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 06 Aralık 2017 20:14
DİYANETİN NET DİN CAHİLLERİ
KAFADAN ATTI, TUTTURAMADI
altHangi parti devrinde kayırıldıysa Diyanet kurumunda müftülüklerde vaiz olarak çalışmış. Emekli olunca medyatik hocalar kervanına koyulmuş. Sözünü ettiğim kişi hakkaten azıttı işi. Bu gün akşam üzeri saatlerinde renkli bir kanalın evlilik proğramlarından dönme bir programının, şarkıcı sunucusunu hoşnut etmek için seyircileri yanlış yönlendirdi. Peygamberimizin sünneti olan sakalı, sarıkla cübbeyi cami içine sıkıştırdı. "Sarıkla cübbenin yeri camidir, cami dışında sarıkla cübbeyle gezilmez ki" dedi. 
Gavuristanda batıl dinlerini yaşayan adamlar, alenen papaz kıyafetleriyle geziniyorlar. Yahudi erkeklerin sinagoglarda kullandıkları ve ibadet dışında da başlarına taktıkları, sokaklarda gezerlerken hiç çıkarmadıkları kippa denilen kepi, yani küçük takkeyi de dünyada kimse yadırgamıyor. Peygamberimizin sünneti yadırganırmış. Ey başında kavak yelleri esen hoca bilinen, akla ziyan açıklamanızın günahı boynuna dolansın. 
Konu şu; eski bir erkek manken 13 yıl öncesi güya iç dünyasına dönmüş, kalbinin huzurunu kıyafetleriylede gözler önüne sermiş. Söylediğine göre dinini yakından tanımış, gerekliliğini yerine getirmek için de şalvar giyip, başına sarık sarmış. Sakal bırakıp sünnete uymuş. Sonrasında galiba nefsi dürtüklemiş, duygularının aklına uymuş, 13 yılın ardından üzerinde taşıdığı kıyafetlerini bir kenara fırlatıp, yeniden gençlik yıllarının hallerine bürünmüş. Yeni görünümüyle kabul görüp, dizi-film sektöründen iş bekliyormuş. 
İyi bize ne, Allah bilir öncesi ve şimdisi dönmesi niye? Empati kuralım, yargılamayalım. Beşerdir, şaşar durur. Lakin kendi ekranlara çıkıp eski haline dönüşünden dolayı yadırgandığını yayıp duruyor. Kendisini konuk eden sunucularda yeni şekliyle yeniden onu tanıtmaya gayret ediyorlar. Eski haline dönmüş, yadırgandığını düşünüp yeniliklere adapte olmak için eski tanıdıklarından yardım isteyip ekranlara çıkmış. Ekran tellalı hoca, eski erkek mankene diyordu ki "Sarığınla üç kişiyi, yeni imajınla 300 kişiyi ikna edersin, cami dışında sarık, şalvar giyilmez. Her şeyin yeri vardır" Kisvesine güvenerek, kendince fetva verdi. Sünneti bir kalemde şova heba etti. 
İnanın başka kanalı izliyordum, reklam arası gezinirken duyduğum bu üzücü cümleleri Allah rızası için buğuz ediyor ve adam kıtlığında mertebeler verilmiş hocayı, Allaha havale ediyorum...
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 2 / 387
 
Turkish Arabic English