Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Çok geçmiş yıllarda Ispartalı çocuklar halı tezgâhlarından çıkan kirkit sesleriyle büyüdüler. Oğullar analarının, bacılarının el emeği olan halılardan kazanılan paralarla okudular, askere gittiler, evlendiler. Kızlar çeyizlerini halı dokumaktan kazandıklarıyla düzdüler. Ispartalı aileler sofralarına yine halıcılık sayesinde elde ettikleri gelirle ekmek, etli yemek koydular. Halıcılık vesilesiyle Ispartalının cepleri hiçbir zaman parasız kalmadı. Hiçbir Ispartalı darda kalıp valilik kapısında sosyal yardım almak için ağlamadı. Siyasilerden yakacak yardımı ummadı. Kimse hiç kimseye muhtaç değildi. Çünkü hemen her evde halı dokunuyordu. Yahut halının bir dalıyla meşgul olunuyordu. Zira iplik fabrikaları, halı satış mağazaları, halı pazarları işsiz insan bırakmıyordu.

Isparta halısı kalitesiyle dünyaca ünlüydü. Isparta (Halılar ve Güller Diyarı) olarak tüm dünyaca bilinirdi. Evin reisi konumundaki erkeklerden memuriyet gibi başka işler de yapanlar vardı, ama halıcılık yapanlar (Halı atölyesi işletenler ve halı alıp satanlar) daha zengin, daha itibarlı insanlardı.

Devamını oku...
Şu anda 4434 konuk çevrimiçi

Asabiyet ile ilgili şiirler (1)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Salı, 03 Ekim 2017 21:31

 

Sözlükte “eklemleri birbirine bağlayan sinirler” mânâsındaki “asab” kökünden gelen asabe; kadim Arapça’da babası ve erkek çocuğu olmayan kişiye (kelâle) vâris olanlar ile dînen belirlenmiş bir payı olmayıp da belirlenmiş payı olanlar paylarını aldıktan sonra geri kalan mirası alan baba tarafından olan akrabalara deniliyordu.

Asabeyi birbirine bağlayıp herhangi bir hârici tehlikeye karşı koymak ve taarruzda bulunmak için harekete geçmelerini sağlayan birlik ve dayanışma ruhuna ise asabiyet adı veriliyor. Bir başka deyişle asabiyet, “akraba, soy sop, kavim, vatan, millet gayreti gütme, milliyetçilik, ırkçılık” anlamlarına geliyor.

Devamını oku...
 
Oğlanlar Şeyhi İbrâhîm Efendi'nin Tasavvufa Dâir Manzumesi
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Eylül 2017 18:58
Eğridere doğumlu olan ve genç yaşlarında İstanbul'a giderek Eğrikapı zâviyesi şeyhi Hakîkîzâde Osman Efendiye intisab eden Oğlanlar Şeyhi İbrâhîm Efendi'nin (1591-1655) Tasavvuf Manzûmesi hakîkaten okumaya değer.
 
İbrâhîm Efendi zaman sonra İstanbul Aksaray'daki Gavsî Tekkesine halife oldu. Sonradan Oğlanlar Tekkesi adını alan bu dergâhta ölünceye kadar şeyhlik etti. 
 
Aziz Mahmûd Hüdâyî, Abdulehâd Nûrî ve Hüseyin Lâmekânî'den feyz aldı.
 
Kendisinin halifesi olan Kütahyalı Sun'ullah-ı Gaybî, onun szlerini Sohbetnâme isimli bir eserde toplamıştır. 
Devamını oku...
 
DOKTOR NOWZARADAN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 24 Eylül 2017 21:26

KİLOLARIYLA DÜNYAYI DEVİREBİLECEK İNSANLARI ZAYIFLATIYOR 

İYİ KALPLİ, SEVİMLİ ATOM KARINCA ÇEVİKLİĞİNDEKİ ÜNLÜ DOKTOR

altONLARIN DOKTORLARI VE BİZİMKİLER

Beş yıla yakın zamandır özel bir hastanenin kardiyoloji uzmanına sürekli kontrole gidiyorum. Neredeyse, hasta doktor buluşmalarımız kronikleşti. Bu kadar zaman sürecinde kim, kimle tanışsa aralarında bir dostluk oluşur, sohbetlerinde artış olur. Bir kere sizin kalbinizi yakından biliyor adam. Ritmini ölçüyor, ultrosonda şeklini şemalini görüyor. Sonra ne mi yapıyor, beş yıldır aynı ilacı yazıp gönderiyor. Muayene etmesi sonrası teşekkür ediyorum. İlgili bir tepki yok, tebessüm yok. Öneride bulunmak yok, dikkate yönelik talimat yok.

İnanın beş yılda o kadar sorular sormama rağmen doktorumdan beş düzgün cevap alamadım. Konuşmayı mı sevmez, soru sorulmasını mı, bilemedim. O kadar ketüm, bir o kadar da aceleci. Alışmış hızlı muayeneye; yat,kalk parayı kap sistemi.

Sanki doktorun hasta umurunda değil, o aldığı paraya bakıyor. Hastası için muhtemelen "biri giderse, diğeri gelir" diye düşünüyor. Öyle ya, hastaneler her gün hasta kaynıyor. Her doktor aynı mı acaba, benim doktorum sessiz hekim. Adamın ağzından laf gramla çıkıyor, o da sorarsanız tek kelime söylemek kaydıyla. Tebessümse, nafile...

Böyle bir doktorla ne işin var, diyebilirsiniz. İlk rahatsızlandığımda özel hastane doktorları daha özen gösterirler düşüncesiyle o çok özel hastaneye gçtmiştim. Sonra baktım, kalbimi muayene edecek doktor eskinin SSK Hastanesinde uzun yıllar çalışmış bir kalp mütehassısı... Tecrübesine güvenmiş olmalıyım. Bir de verdiği ilaçlar ilk etapta iyi gelmişti. Nefes alışım düzene girmişti. Lakin kendisini tanıyışım, SSK Hastanesi doktorlarından biri oluşuydu. Yakından görüşmüşlüğüm veya hastası olmuşluğum öncesinden hiç olmadı. Hastane ne kadar havadar, ferah olsa da ben ortamını hiç sevmem. Dolayısıyla doktorlarıyla da çok lüzum gerekmedikçe tanışma gereği duymam. Yaşım ilerledikçe stresim artı. Dolayısıyla kalbim tekler oldu. Bu sebeple ben kalp doktorumla müşerref oldum. Fakat ne bileyim, olumsuz eleştiri de yapmak istemiyorum. Özel hastaneler mukemmel olabilir, ama ben kısa sürede beni muayene edip, aynı ilacı yazarak başından savar gibi öncesinde kalp krizi geçirdiğini bildiği hastasını yanından uzaklaştıran doktorumun bu halinden şikayetçiyim. Kime mi, bizim ülke de kimi kime şikayet edebilirsiniz ki, hem muhatab bulsanız şikayet ettiğinizle kalırsınız. alt

Kimse şeyine, kalıbına takmaz. Her neyse hastasıyla konuşmaktan imtina eden bir tek benim kalp doktorum değil ki, bilhassa eski hekimlerin çoğu öyleler. İki tık tık, bir şık şıkla, paraları alışmışlar adamlar. Devlete bağlı çalışma yaptıkları sürede, sonrasında da bu süreci devam ettiriyorlar. Genç doktorlar biraz bu konu da iyi gibiler, hastaları bir soru yöneltse cevap verebiliyorlar, ama onlar da tecrübe yoksunu oluyorlar. Hangi Tıp fakültesini ne şartlarda bitirdiler, bilmiyoruz ki... "Yine ne varsa eskilerde var, eski eğitim sistemi iyiydi. Ve bu kadar çok tıpçı çıkmıyordu." Görüş ve düşüncesinde olduğumuzdan, eskinin mahirini yeni yetmelere tercih etmekteyiz. Belki benim kuşağım böyle düşünüyor, çoğunluğa yönelik ahkam kesmeyelim burada.

Yabancı ülkelerde durum nasıl derseniz, oraların insanı kıymetli. Hastaya çok detaylı muayene var, sonrasında dikkat gerektiren talimatlar veriliyor. Yurt dışında yakınları bulunanlar buna yönelik çok örnek vermişlerdir. Ülkem insanını ve doktorlarını defalarca değerlendirmişlerdir. Ben bir süredir farklı bir kanalda izlediğim, tiryakisi olduğum sağlık proğramında tanıdığım bir doktordan bahsedeceğim.İran asıllı olduğunu öğrendiğim, Amerika da yaşayan bu doktordan görüpte bahsetmemek olmaz diyorum. Siz de doktoru bir kez olsun izlerseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Younan Nowzaradan, İran asıllıymış, onu da Amerika kapmış. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 10 / 387
 
Turkish Arabic English