Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

KARDEŞLİĞE NE KADAR ÇOK İHTİYACIMIZ VAR. HELE BU ASIR VE ZAMANDA

 Kardeş denildiğinde akla ilk, aynı anne ve babadan olan kimseler gelmektedir. Bu soy sop kardeşliğinin yanı sıra birde aynı din ve dünya görüşüne mensup olmayı ifade eden akide kardeşliği söz konusudur.

İslam’ın kardeşlik tanımı tamamıyla akide temeline dayanmaktadır. Allahu teala kitabımızda şöyle buyurmaktadır; “Ancak müminler kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının umulur ki esirgenesiniz.” (Hücürat 10)

 Kuşkusuz mümin gönülleri en sağlam ve köklü bir biçimde bağlayan bağ iman ve takva esasından kaynaklanan kardeşlik bağıdır.

İslam’da kardeşlik akide temeline oturtulduğu içindir ki, müminlerin arasını bozmak, her türlü suni ayırımlar ve böbürlenmeler haram kabul edilmiştir. Irk, soy, sop, cins, renk v.s bütün bunların akide ye dayalı kardeşliğin yanında bir anlamı yoktur.

Devamını oku...
Şu anda 2008 konuk çevrimiçi

Okumayan Öğrenmez İnanır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 22:16

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Isparta'da Düzenlediği Mitingde

Isparta'da Üniversiteyi Biz Kurduk Dedi. Kendini İzlemeye Gelenleri İnandırdı.

SDÜ 1992 Yılında Açıldığında Sayın Erdoğan Daha Belediye Başkanı Değildi.

altIsparta 27. 05. 2018 Pazar günü (bugün öğle sonrası) siyasi tarihinde bir Cumhurbaşkanını daha ağırlamış oldu. Seçimlere kısa bir vakit kala, 81 ilden her birine uğranması mümkün değildi. Isparta'nın miting için seçilmesindeki amaç “şundan- bundan dolayıdır” yorumuna girmeyeceğim. Benim dikkatimi çeken bir konuyu, hatta iki konuyu buradan irdeleyeceğim.

Birincisi: Bugün Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nin sınavları vardı. Bizim SDÜ fakültelerinde sınava giren öğrenciler, Cumhurbaşkanının mitingi bitip ilden ayrılıncaya kadar kampüs alanında sınav sonrası saatlerce mahsur ve mağdur kaldılar. Çünkü her boş alana tepesi pervaneli demir Türk kuşları (Helikopterler) kondurulmuştu. Onlar Cumhurbaşkanının korumalarına aitti ve bu sebeple tüm yollar tıkalıydı.

İkinci bir önemli konuda: Cumhurbaşkanının kendisini izlemeye gelen vatandaşlara “Isparta'ya Üniversiteyi bile biz kurduk, size beş yıldızlı şehir hastanesi yaptık,” demesiydi.

Herkes duyduklarıyla çoştu, ağızları yerine ellerine ellerini konuşturdu; meydanı alkışla doldurdu. Kimseden soru yok, ama bir ağızdan hatibi memnun edici slogan çok.

Demiryollarımız işlemez oldu. Trenimiz şehrimizden kaldırıldı. İşsizimiz çoğaldı. Sümerbank fabrikası kapatıldı, yıkıldı. Yerine niye başka fabrika açılmadı da şehir hastanesi kuruldu” diye soran olmadı.

Kimse neyin ne olduğunu bilmiyor ki, insanlar kameralara el sallıyor, cep telefonlarıyla çekim yapıyor. Candan geçmişcesine slogan atıyor. Onun dışında adeta dün yediğini unutmuş gibi...

Ben sanıyorum ki, gerçek Ispartalı Isparta'dan çoktan göçmüş. Dışarıdan gelenler Ispartalıları oluşturmuş. Onlarda Isparta'nın dününü nereden bilsinler? Doğru olanı okumadıktan sonra duyduğuna inanacak elbet... Ne yapalım, herkes bizim yurdumuzun insanı. Seviyoruz Yaradan'dan ötürü Yaradılanı...

Devamını oku...
 
Çağımızın Çenebazlığı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 27 Mayıs 2018 12:01

 

ÇAĞIMIZIN EN GÖZ YORAN OYUNCAĞI

VE CEP TELEFONU MUHABBETLERİ

Görgüsüz birisinin cep telefonu olmuş, tutmuş elinde, şarjı bitesiye konuşmuş...

alt“Beni otobüste yakaladın gız ayol, ne iyi ettin de aradın. Ben de seni özlediydim. Azcık bi gonuşalım, hemen gapatma. Gız Zübeyde valla otobüsteyim, herkeste bana bakıyo, inanmazsan yanımda oturana sorabilirsin.”

Halk otobüsü mahalleden şehir merkezine gelirken, belki on kişinin cep telefonu çalıyor ve her çalan telefonu açanda, karşısındaki arayanla ineceği durağa kadar konuşuyor.

Hatta kimileri var ki, otobüsten indikten sonra bile gözden kaybolana kadar eli kulağında, telefonunda oluyor. Onu öteki yanından görenler, eli kulağına yapışık sanabilirler. Çağımızın bu modern oyuncağı, günümüzde küçük büyük, kadın- erkek, köylü- şehirli herkesin elinde ve herkes lüzumlu, lüzumsuz konularda bile cep telefonuyla iletişim sağlıyor.

Cep telefonu hayatımıza gireli çok uzun seneler olmadı. Ama biz onu çabuk benimsedik, eli değmeyen insan kalmadı. Fakat bunca yaygın olmasına rağmen hala havasını atmaktan vazgeçmedik.

Bugün hafta sonu olmasından dolayı halk otobüsü ile şehir merkezine kadar gidip, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluşup sohbet etmek istedim. Geçen hafta arasında, yaptığımız bir telefon görüşmesinde kendisine verilmiş bir sözüm vardı. İşte bu sözümü yerine getireyim, dedim. Koşulları düşünmeden yanlış bir zamanlama yapmışım. Hava parçalı bulutlu, her an gökyüzü ağlamaklı. Yağmura yakalanmamak adına otobüsle gideceğim yere ulaşmayı tercih ediyorum. Fakat bu tercihimden hiç hoşnut kalmadığımı belirteyim. Bunun nedenini buradan sizlerle paylaşmak istedim.

Otobüs tıklım tıklım, ben en son koltuklarda, gençlerin arasında bir yer bulup oturdum. Hemen önümde adının Makbule olduğunu yan koltuktaki bir hanımın seslenmesinden öğrendiğim kadın, çantasından çıkardığı cep telefonuyla bağırarak konuşmaya başladı. Kendisine “Makbule Hanım” diye sesleneni bile duymadı, ya da duymazdan geldi, umursamadı. O telefonunu kulağına yapıştırıp başladı sohbete.

Devamını oku...
 
Vallahi Böyle Olmaz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 24 Mayıs 2018 10:34

altFakir edebiyatı yapmayacağım, doğru ne ise onu aktaracağım. Ama önce Amasya 15. Piyade Tugayı'nda sinek ve haşerelere karşı yapılan ilaçlamanın ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan, devlete emanet 81 askerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Çok şükür durumları iyiymiş, lakin ilaçlama öyle gelişi güzel olmaz. Alan boşken yapılmalı, yiyeceklerin üzerleri sıkıca kapatılmalı ve ilaçlanan kısım bir süre sonra iyice havalandırılıp, ilaç kokusundan arındırılmalı. Sözün özü, daha dikkatli olunmalı. Vatan evlatları kolay yetişmiyor, anaların emeğine ve özlemine özen gösterilmeli ve saygı duyulmalı...

 

Bakanın biri reytingine bakmış, takipçilerine tivit atmış. “Biz sahurda fakirlere gidiyoruz” diyerekten, aman ne büyük lütufta bulunmuş. Babanızın hayrına gitmiyorsunuzdur her halde, üç maket makarna götürdüğünüz evden beş oy beklentisindesinizdir mutlak...

“Halk niye fakir bırakılıyor? 2001 senesinde ülkemin ekonomisini eleştiyordunuz, fakirliğin artığını söylüyordunuz. Durumu düzelteceğinizi bağırarak duyuruyordunuz. Milletin başına geldiniz de niye daha bir karmaşa oldu her şey? “ diye bir soru yöneltmeyeceğim size. O sorunun cevabını Rabbim bilir ve bunda yönetim olarak vebaliniz varsa karşılığını mutlaka size de verir. Benim size demek istediğim:

Sevaba girme niyetiyle fakir evlerine sahur ziyareti yapıyorsanız, böyle iyilikler ifşa edilmez sayın bakan... Tivitlenme uğruna sevaplar heba edilmez... “İyilik yap, denize at. Balık bilmezse, Hâlik (Yaratıcı) bilir. Denilir. Atanızdan hiç böyle bir söz duymadınız mı?

Ya sizin ziyaretleriniz dışında kalan fakir insanımızın çokluğunu, yoksulluklarının boyutunu, boynu bükük yetimlerin varlığını hiç görmediniz mi? Umarım sizi o makamlara yükseltmeye vesile olan millete daha dikkatli davranışlarda bulunursunuz...

Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde “Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli” diyerek, fakirlere yardım yapılma konusunda gösterilmesi gereken dikkate yönelik Yüce Allah'ın buyurmasını, bize duyurmuş.

Yoksul ve kimsesizlere yapacağımız yardım gizli yapılmalıdır. Verdiğimiz sadakalar, yaptığımız yardımlar aleni olmamalıdır. Gösterişten uzak ve herkesin gözüne sokulurcasına, kameralar önünde yapılmamalıdır. Zira böyle bir davranış yardım yaptığımız kişileri de rencide edebilir. Yaptığımız yardımın bir hayrı, bereketi olmaz.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 9 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ