Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

AMA BU KADAR DA İHANET OLUR MU?

ŞUNU İYİ BİLİN Kİ PEK SAYINLAR; ÜLKE ÜZERİNDEN, İNSAN ÜZERİNDEN PAZARLIKLAR OLMAZ, OLURSA BUNUN VEBALİNDEN CEHENNEMDE BİLE KURTULUNMAZ... 

İnanılmaz ve tarif edilemez şekilde ızdırap duymaktayım. İnsanlara ve ülkeme karşı sevgi dolu kalbim, gidişatımız karşısında fazlaca endişe ve elem dolu...

Bizim verimli topraklarımız her bir yanda gürül gürül sularımız var. Gidip yurt dışından ithal meyve sebze getirtiyoruz. Aklım fikrim bu saçmalığı almakta zorlanıyor. Bu ülkede yaşayanlar güzelim vatanın ve mübarek İslamiyet’in kıymetini bilmiyorlar. Bilseler, Müslümanlığın nankörlük ve azgınlıktan uzak kalması gerektiğini şükür ve tefekkürle yaşamanın gerekliliğini de bilirlerdi. Ekili alanları yola, bele yahut müteahhide peşkeş çekip, gavurun hormonlu, genetiği değişmiş ürünlerini almazlardı. Üretirken gayretli, tüketirken iktisatlı, savururken insaflı olmayı bilirlerdi. Her bir değerimizi satın da kurtulun bakalım, ahirette bunun hesabını nasıl vereceksiniz. Dönek insanların prim yaptığı, havadan parsa kaptığı ahir zamanlar...

Televizyonda edepten uzak, ahlak bozucu türlü yarışmalar, güya güldürten şovlarla hap yapmalar, para kapmalar. Seviyesiz filmler. Entrikalalı paraya endeksli döndürülen dolaplar, mide bulandırıcı haberler, daha neler neler. Ve evlilik programları, yaşlı başlı insanları toprağa giderayak azdırma tuzakları. Kadın kız etleri üzerine kısacık ve daracık bir urba geçirip gelmişler. Dekolteden taşan yağlarıyla beğenilmeye çalışanlar, en şık olmakta yarışanlar, ülkemi horlarcasına konuşup, Avrupa kentlerinde hayallerini dolandırıyorlar. Bu kadar nankörlük olur, ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin dünya cenneti vatanının kıymetini bilmiyor, özgürlükte sınırsız sandıkları başka ülkelere özeniyorlar. 

Devamını oku...
Şu anda 1708 konuk çevrimiçi

Hızır İle İlyas’ın Buluşma Günü
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 06 Mayıs 2018 19:45

altHızır ile İlyas nasıl oldu da Hıdrelleze dönüştü halk ağzında, araştırmalarıma rağmen doğrusunu anlayabilmiş değilim. Fonetik olarak aslına aykırı bir gerçek, nasıl bu kadar değişime uğramış hayret.

Hakikatte Hızır aleyhisselam için “Peygamberdir” diyenlerde var. Allah’ın emrinde âlim bir zat olduğunu söyleyenlerde… İlyas aleyhisselam için peygamber olduğuna yönelik bilgiler daha bariz.

Bu iki muhterem Allah dostu şüphesiz Yüce Allah’ın izniyle ve buyurmasıyla bir araya gelerek, tabiata bolluk, bereket saçmakla görevlendirilmişler. Toprak ana yeşerdikçe bağrındaki nebatatı yeryüzüne yayıyor. Güzel renkler baharı müjdeliyor. Bu muştu insanın kanını kaynatır oluyor ve coşkusu dışa taşıyor. Halkımız türlü bahanelerle eğlenmeyi seviyor, kutlamaları katmanlaştırıyor. Baharın bu gününü atalardan gelme gelenekle hıdrellez bellemiş, Bu isim ve bugün tamamen insan uydurmasıdır. Hatta Allah dostlarına saygısızlıktır. Lakin insanın çoğunluğunun çoşkusuna yönelik bence bir sorun ve sorum yok. Herkesin kendi hayatıdır, Allah’ın verdiği irade doğrultusunda tercihini kendi yapmalıdır. Benim çözemediğim, Hızır ile İlyas’ı nasıl Hıdrelleze bağlamışlar. Meraklandığım bu ve halen çözemediğim bir muamma…

Hadi insanların atadan görme geleneği başka, erenler, evliyalar başka desek, değil. Vatandaş bugünün Hızır ile İlyas’ın buluşma günü olduğunu gayet iyi biliyor. Çünkü gül ağaçlarının dibini kazıp, dileklerini yazıp koydukları küpleri gömüyorlar. Tarladaki dikili soğanın yeşilliğine kırmızı kurdele bağlıyorlar, sabah baktıklarında kurdele bağladıkları taraf uzadıysa Hızır ve İlyas’ın oradan geçerek ellerini değdirdiklerini sanıp, dileklerinin olacağına inanıyorlar. Söğüt ağacının altına ev, araba, havuz maketi yapıyorlar. Çınar ağacının dibine okunmuş muska gömerek ömürlerinin uzayacağını sanıyorlar. Bilseler, ne çok yanılıyorlar. Ağaçlara çaput takıyor, duvar oyuklarına bozuk para tıkıyorlar. Neymiş. Hızır ile İlyas bugün ki buluşmaları anında, yapılan bu dileklere temas ederlerse, istenilenin kabul edileceği inancı yaygın. Hızır'ın darda olana yetişip bolluk saçacağına yürekten kanıyor. Sonrasında hüsranla yanıyor. Gayretli kuluna Allah zaten çabasının karşılığını veriyor. Velhasıl, yanlışlar doğru bellenmiş. Muratlar Hızır ile İlyas’ın geçiş buluşma anlarında dokunacakları noktalara kalmış. Ah Allah’ım insanoğlu ne çok aldanmış. Bugün için dün geceden itibaren yapılan emekler, o niyetle yenilen yemekler tamamen yanlış, batıl ve saçma gelenekten öte bir şey değildir.

Bugün bahar coşkusunu yaşayın, piknikler yapın; sevdiklerinizle, komşularınızla birlikte güzel bir gün geçirin. Lakin lütfen batıl olana değer vermeyin. İstekler dualarla Allah’tan dilenir. Yüce Allah kuluyla arasına aracı isteseydi, bunu zaten bize bir şekil buyururdu. Dualarımızda şöyle diyebiliriz: “Allah’ım erenlerin, evliyaların yüzü suyu hürmetine bana muradımı nasip et.”

Bunun dışında yapılanlar yanlıştır. Yanlış olanın bize bir getirisi olmaz, aksine iyiliklerimizden götürüsü olur. Cahil adetlerini, gelenek belleyip sürdürüp gitmenin, eğitimli nesle yanlışı aşılamanız hoş olmuyor doğrusu. Bolluk dolu iyi baharlar temennisiyle…

Devamını oku...
 
Ankara’nın Afeti
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Mayıs 2018 15:36

Geçmiş olsun Ankara’ya ve tüm Ankaralılara…

alt

Geçmiş olsun Ankara’ya ve tüm Ankaralılara…

Ankara’da, başkentte 10 dakikalık yağış, onlarca insanı, yüzlerce aracı önüne katıp sürükleyiverdi. İnsanoğlunun acizliğinin bariz resmi diye de bakılabilir olaya. Oysa asıl önemli olan Ankara’nın alt yapısının yetersizliği, mazgalların tıkanıklığı ve derinliğinin yetersizliği sebebiyle su baskınlarının sürpriz olmamasıdır…

Mamak tarafı güzel yerleşim bölgesi aslında, şehitlik yakınında uzun süreli kalmışlıklarım var. Ama ana caddeden yukarılara doğru çıkıldığında dağ, tepe ev dolmuş.  Çoğunlukla Çorumlular genelde kendi şehirlerini bırakıp, buralara mesken kurmuş. Güzelim Ankara’ya gelişigüzel yerleşim yakışmamış, yazık olmuş.

Ankara’da zaten bir trafik seli akıp duruyor her an; caddeler dar, araçlar haddinden fazla, insanlar yollarda cambaz gibi oradan oraya sekiyor. Bu haller hayli can sıkıyor. Doğa bize kâinatın sırrını veriyor aslın da çok basit bir sır. Haddini aşma, doğruluktan şaşma. Doğup büyüdüğün yeri bırakıp büyük şehirlere koşma. İnsanlar, evler çoğaldıkça, Allah muhafaza tedbirlerde alınmadıkça felaketler sürpriz olmamalı… Gördüklerime çok üzüldüm gerçekten, caddelerde can pazarı yaşanıyor, sel önüne kattığını acımasızca götürüyor.

Arabanız olsa ne olacak, sanki denizin içinde sürükleniyor araçlar. Felaketin boyutu küçümsenemez. Dükkânlarda mallar telef olmuş, Evlerin alt katları mahvolmuş. Yetkililer her zaman olan şey değil, hazırlıksız yakalandık diyorlar. Ama felaket geliyorum, diye haber vermez.  Siz yetkiliyseniz, her konuda tedbirli davranacaksınız, “ya olursa,” diye düşüneceksiniz; alt yapıya önem vereceksiniz ve buralarda işten anlamayan kayırma adamınızı değil, ehil işçiyi can güvenliğini sağlayarak çalıştıracaksınız. Vatandaşın can güvenliğine tedbir alacaksınız, sonra takdiri Allah’a bırakacaksınız. Elimizden geleni yaptık demeniz için, vicdanınız rahat olmalıdır. Gayri olmuşla, ölmüşe çare yoktur, dilerim yaralar çabuk sarılır, tehlike tekrar etmez inşallah.

Devamını oku...
 
Koreliler Kavuştu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Nisan 2018 19:37

BARIŞ GÜVERCİNLERİ NİHAYET KALPLERİ ISITTI.

altKuzey Kore ve Güney Kore barıştı. Küs koreliler koştu, birbirine kavuştu. Kucaklaştı, barış çoşkusuyla mutlandılar. Bu barışa sevinenlerde, üzülenler de oldu. Savaşla ikiye ayrılmış bu ülkenin barışının devamını dileyerek, eski günleri dillerdirdiğimiz bizim Ispartalı Koreliler diyorlar ki: "10.000 lerce kilometre ötelerde bizim ne işimiz vardı?

BİZİM KURTARDIĞIMIZ KORE PALAZLANDI BİZ CİVCİV KALDIK

Kore bizim ülkemize çok uzak olan bir toprak parçası. Bugünkü teknolojik şartlarda bile Kore’ye ulaşmanız için 13- 14 saatlik bir hava yolculuğu yapmanız gerekiyor. Ama o toprak parçasına konma şansına ulaştığınızda gördükleriniz karşısında dilleriniz lal oluyor. Orasının sadece kara parçası olmadığını görüyorsunuz. Kalkınmış dev bir ülke size kucağını açıyor. Geniş caddelerinde gezmeye, yerin yedi kat altında, pek çok yöne ayrılmış örümcek ağı misali (Metrosunu) yeraltı treni uygulamasını gösteriyor size. Gökdelenlerini, dev alış- veriş merkezlerini, sanayisini,  üreticiliğini, kalkınmasını sergiliyor gören gözlere. Dün bizim kurtardığımız Kore, bugün gerek turizm açısından, gerekse ihracat açısından bizi solda sıfır bırakmış hallerde.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 9 / 358
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ