Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZ VAR, AMA BİZLER MİLLETÇE EĞİTİMLİ DEĞİLİZ.

ÇOĞU İNSANIMIZ ESASLI EĞİTİME AÇ VE MUHTAÇ HÂLDE.

KADINI EĞİTİLEN TOPLUM ZATEN EĞİTİLMİŞ OLUR.

  Eğitim sistemimizin kalitesi tartışılır. Eğitimli gençlerin dâhi büyüğüne saygısı, küçüğüne sevgisi bulunmamakta, çoğunlukta edebin yerini şiddet ve öfke almış durumda; ahlâk dersek adeta yitik eşya, aranıyor, arandıkça kaybı artıyor. Geldiğimiz nokta çözümsüzlükle tıkalıysa, tam tersini düşünmeliyiz. Demek ki bir şeyler yanlış, kasıtlı olarak bu yanlışlar bize enjekte edilmiyorsa, yanlıştan dönüp doğru olanı yapmalıyız. Rabbimiz insanlığın yetiştirilmesini kadına vermiş, kadını analık mertebesine ulaştırmış. Demek ki dünya ve ahiret saadeti için kadın bu kadar önemli… İnsanın temelinde ilk harç, ilk örnek, ilk öğretici… Bu bakımdan ben derim ki:

  “Bir toplumu eğitimli ve kaliteli tutmak istiyorsak kadınlardan başlamak lazım… Böylece nüfusun yarısı eğitimli olur. O yarısı da diğer yarısını eğitir.”

 Yıllarca hep kadını hor gördük.

 Okuyup da ne yapacak, dedik.

 Dizini kırsın evinde otursun dedik.

 Şunu hiç düşünmedik.

 Toplumlar ne sistemlerden ne siyasetten ne de eğitim kurumlarından eğitilirler.

 Kadını eğitilen toplum zaten eğitilmiş olur.

Devamını oku...
Şu anda 2200 konuk çevrimiçi

Satılan Satılana
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 10 Nisan 2018 11:12

Bedevi'nin Hindisi Antalya’nın İncisi…

Ne âlâka diyene bir kıssayla, his ve hisse vermek istedim.

altGeride bıraktığımız yakın bir vakitte günü birlik Antalya’nın Kemer ilçesine gitmiştim. Çarşılarını gezerken, kendimin turistlik bir yerde olduğumu hemen anlamıştım. Hediyelik eşya satan dükkân sahipleri, önlerinden her geçeni yabancı belleyip İngilizce seslenerek dükkânlarına davet ediyorlardı. Ben bunu tuhaf bulmadım da, beni endişelendiren başka bir konu oldu. Kemerin denize nazır sokaklarında portakal bahçeleri içinde herkesin imrenebileceği güzellikte villalar var. Bu villaların birinde balkon sefası eden bir aile görüp selam verdim. Karşılık olarak aldığım cevap “Hello” oldu. Meğer bu aile İngiliz’miş. Kendileriyle yaptığım kısa sohbette, kırık Türkçe’lerinden öğrendiğim kadarıyla oturdukları bina kendilerine aitmiş. Kemer’de böyle güzel yerlerin mal sahipliğini edinmiş daha pek çok yabancı aile mevcutmuş. Hatta Antalya’nın en güzel, denizin ve güneşin en nadide yerlerini onlar sahiplenmiş. Paralarıyla almış olsalar da, ülkemin toprağının bir şekil çalındığı hissine kapıldım. Fabrikalar, bahçeler, daha nice değerler de satılırsa diye acı duydum, hüzünlendim. Ve aklıma şu kıssa geldi, hisse alabilene yararlanır umuduyla paylaşmak istedim…

Bedevinin Hindisi:

Devamını oku...
 
Gasteci Amca
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Nisan 2018 19:23

Çocukluğumun saflığıyla onu gazeteci bilmiştim.

altÇocukluğumda şehrimin yerel gazetelerini ve gazetecilerini görmüşlüğüm olmadığından ben gazeteci olarak ilk onu tanımışımdır. O ki bizim şehrin çocuklarının “Gasteci Amca”sıydı. Asıl ismi Niyazi Selçuk’tu. Çocukluğumun saflığıyla onu gazeteci bilmiş, cam kenarında oturup haftanın üç günü bize gelişini sabırsızlıkla beklemişimdir. Çünkü Niyazi Selçuk bir gazete dağıtıcısıydı. Koltuğunun altındaki gazeteleri evlere servis edendi.

O bir öğretmen çocuğuydu. Kültürlü bir ailenin içinden gelmiş biriydi. Lakin küçüklüğünde geçirdiği bir rahatsızlık sonucu ayağının biri diğerinden kısa kalmış, yürümesi gecikmiş. Zaman içinde aksayarak yürümesi yüzünden eğitimini istediği şekilde sürdürememiş. Fakat hayata küsüp eve kapanmamış. Gençliğinden itibaren gazete dağıtımı yaparak topluma kültür hizmeti, iletişim hizmeti veren biriydi. Kısacası o, topluma yansımış altın çerçeve içindeki değerli bir insan portresiydi.

O, bu dünyadan ayrılırken ardında unutulmayacak izler bırakan, yaşadığı topluma örnek olan muhterem birisiydi. Beyefendi birisiydi.

Niyazi Selçuk İstanbul’da basılan ve ertesi günü trenle Afyon’a gelen, daha sonra da akşamüzerleri veya gece yarısı otobüslerle Isparta’ya ulaşan Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin Isparta bayisi ve satıcısıydı. Gazeteler kendi adına “ Niyazi Selçuk, Isparta Bayii- Isparta” diye gelirdi. Kendisi bu gazeteleri abone sıralarına göre tasnif eder ve sokak sokak dolaşarak tüm evlere gazeteleri bizzat ulaştırırdı. Karşılaştığı kişilere selam vermeyi, hatır sormayı hiç ihmal etmezdi.

“Gasteci Amca” dediğimiz Niyazi Selçuk’u çocukluğumdan tanırım demiştim ya, bizim evimize babamın abone olduğu Milliyet Gazetesi’ni hiç aksatmadan, yaz kış demeden, hastalığını bahane etmeden hep aynı saatte evimize ulaştırırdı. Tıpkı diğer evlere ulaştırdığı gibi…

Devamını oku...
 
Osmanlı Otlağı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 07 Nisan 2018 11:56

OSMANLI'NIN ÖMRÜ CİHATLA GEÇİYORDU

altTelevizyon ekranlarında bir Osmanlı furyasıdır gidiyor. Neredeyse her kanal bulmuş bir Osmanlı otlağı, yayıldıkça yayılıyor. Bir kere muhteşem beslenme adına Sülüman diye hayali bir şey yaptınız bitti, daha ne nemalanıp duruyorsunuz? Bilip bilmeden Osmanlı hakkında yanlışlar yapıp bir de günaha giriyorsunuz. Osmanlı karşıtı gavur adamını oynayan sanatçılar boyunlarına hac takıyorlar. Hatta papaz olup kilisede ayine katılıyorlar. Ne kadar yanlış yapıyorlar. Sanat için her şey mubah sanıyorlar, asıl para için her şeyi yapabiliyorlar.

Onca sahnenin harcaması, onca figüranın, oyuncunun kostümü, çokça çalışanın geliri gideri nerden karşılanıyor Allah bilir. Senaristler ki çoğu genç kalemler; doğru mu, eğri mi kime göre yazıldığı bilinmeyen tarihten alıntılarla, biraz da kendi beyinlerinden uydurdukları entrikalarla Osmanlıcılık oynuyorlar. Evler dolusu insanlarda karşılarına geçip heyecanla seyrediyorlar.

Hiç kimse demiyor ki “Yahu Osmanlı mı kaldı, ölünün sırtından geçinip durmayın” diye. Osmanlı tarih sahnesinde yerini doldurmuş ve Allah’ın takdiriyle ahrete göçmüştür, tekrar gelmeleri mümkün değildir. Madem Osmanlı’yı bu kadar çok seviyordunuz, onların yadigârı eserleri koruma altına alaydınız. İstanbul’un her bir köşesinde Osmanlı’dan kalma ne değerler var, çevresi çöpe döndürülmüş. Kimlerse onlar, bu dizilere sponsor olacağına, ecdadın eserlerinin korunmasına katkı sağlasın bir zahmet. Ya Rabbi her yerde haddini bilenlerden eyle bizi. Âmin…

Bilir misiniz ki Osmanlı hükümdarları halifelik makamının varisleriydiler. Ve Müslüman coğrafyasını şeriat nizamına göre yönettiler. Hanımların başları kapalı, erkeklerin elleri, gözleri haramdan uzaktılar. Cihat için yaşarlar, avarelik yapmaktan kaçarlardı. Osmanlı dizilerini seyredip para tomarlarını banka hesaplarına yığan oyunculara “şeriatla yönetileceksiniz, ülkeye şeriat gelecek” deseniz, tası tarağı toplayıp ilk onlar Amerika’ya kaçarlar.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 9 / 407
 
Turkish Arabic English