Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

Timur, Yıldırım’ı Ankara Savaşı’nda mağlub ettikten sonra, Fransa Kralı’na Farsça bir mektup göndermiştir [Archives nationales, J937/II/ No7]. Mektup hem bir zafernâme, hem bir ticarî muahedenâme mahiyetindedir. Yıldırım, Niğbolu’da Fransızları da yenmişti, Timur bu yüzden “sizin ve bizim düşmanlarımız kahr u zebun edildi” demiştir. Silvestre de Sacy mektubu Latince tercümesiyle beraber neşretmiştir [“Mémoire sur une correspondance inédite de Tamerlan avec Charles VI”, Mémoires de l’Académie des inscriptions et belles-lettres, VI (1822), s. 470 – 522]. de Sacy’nin de işaret ettiği üzere mektupta imla hataları ve siliklikler vardır. Nizameddin Şami’ye bakacak olursak Timur mektup yazıldığı sırada Sivrihisar’da olmalıdır. Bu mektup haricinde Timur ve oğlu Miranşah’ın birer mektubunun Latince nüshaları vardır.

 

Devamını oku...
Şu anda 318 konuk çevrimiçi

Ya İyi Konuş Ya Sus
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 08 Nisan 2019 05:24
Hz. Peygamber'in bir hadiste "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin yahut sussun" (Buhari, Kitabu'l-Edeb, ...
"Ya hayır söyleyin ya da susun" Tartışırken ortamın gerildiğini hissederseniz önce kendinizi kontrol edin. Çünkü iç huzurunuz yerinde değilse iletişimin komplike olma ihtimali yüksektir. Bu durumlarda yüzeyel konuşmayı ve doğaçlamayı tercih edin veya konuyu erteleyin.
 
altTicaret de güler yüz esastır hele ki içinde bulunduğumuz mübarek aylarda..
 
Ticarete girişmişsek öncesinden ticaretin müşteriyle ilintili olduğunu ve müşteriyi çekmek içinde güler yüzlü olmamız gerektiğini bilmemiz lazım gelir. Aksi halde ticaret yapmaya kalkışmayacaksın, bulacaksın maaşlı bir iş, somurtarak da olsa işini yapıp ay sonunda paranı alacaksın.
Hele ki içinde bulunduğumuz mübarek üç ayların günlerinde insan ilişkilerinde güler yüzlü olmaya daha bir dikkatli olmamız gerekiyor. Hiç değilse masum bir tebessümü ve ya iyi bir davranışı her insan hak ediyor diye düşünüyorum.
Bir örnek vermek gerekirse, bilindiği gibi zamanımızın getirilerinden biri de modern alış veriş merkezleri. Bakkalların ekmeğiyle oynayan, onları tarih sayfalarına gömmek için uğraş veren bu alış veriş merkezlerinin adları ve kapladıkları alanları gerçekten de bakkallardan çok büyükler ve içlerinde ne arasanız bulabiliyorsunuz. Ama ne de olsa çalışanları insanlardan oluşuyor. İnsanoğlu da maalesef yaradılışları özelliğinden çok, yetişme tarzlarına göre hareket ettiklerinden çoğunluğu somurtkan tipteler. Sanki buradan para kazanan elemanlar değiller de, babalarının hayrına, lütfen orada bulunuyorlarmış gibiler. Babalarının hayrına bile olsa insan da biraz hoşluk olur. Adı üstünde hayırdır neticesinde ve hayır şefkat duygularıyla yapılırsa yerini bulur. Bunların yaptıkları anlamlandırılamaz, başka tür bir şey. Müşteri konumundaki biz insanlar bunlara para kazandıran kişileriz, ama sanki paramızla asık surat seyrine gidiyoruz.
Adını gerekirse vereceğim bizim semtte bir alış veriş merkezinden söz edeceğim şimdi. Adının anlam karşıtı büyüğünde büyüğü oluyor, anladınız sanırım. Burada çalışanları bir görün, hepsi de uykuda gezer gibiler. Müşteri gelmiş, alış verişini yapıyor onların umursadıkları yok. Kendi hallerindeler. Gelsin, alsınlar, paralarını ödeyip gitsinler havasındalar. Oysa geleneklerimizde müşteriyi de bir karşılama, uğurlama adabı vardır. Bu güzellikleri biz ne ara unuttuk. Parayı almayı biliyoruz da karşılığında bir tebessümle teşekkür etmeyi neden bilmiyoruz? Paranın karşılığı mal veriyorsanız, mal her yerde var. Ama insan suretinde mallar, bir yerde hizmet erbabı olarak bulunduruluyorsa, bir daha müşteri çekemezler bilesiniz.
Devamını oku...
 
Tarihin Penceresinden Belediyemiz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 06 Nisan 2019 09:21
altİklimi güzel ilimin belediyesinin tarihine kısaca bir göz atayım dedim. Gül şehrimin belediyesinin kuruluş tarihi ne yazık ki kesin olarak bilinmemektedir. Belediyemizde benim basın müşavirliği yaptığım dönemden önce arşiv sistemi olmadığından,  kuruluş evveliyatına yönelik ne yazık ki hiç bir kaynak bulunmuyor. 
(Ne çabuk geçmiş zaman) 20 sene öncesi belediyemizin basın ve halkla ilişkiler müdürü olmam sıfatıyla tarafımca hazırlanan mevcut arşiv benden sonra yerime gelenlerce korunuyor mu, bilmem. Zira belediyelerde öyle bir anlayış var ki, eski başkan giderken kendi zamanındaki oluşumları yok ediyor. Yahut yeni gelen eskinin yaptıklarını rafa kaldırıyor, kendi düzenini inşa ediyor. Bu zihniyeti hiç anlamamış olsam da, hep yadırgasam da zihniyetler değişmedikçe sistemlerin değişmesi pek etkili olmuyor ne yazık ki...
Şehrimin geçmiş dönem belediyeciliği toplumumuzu ilgilendirmese de, ben geleceğimiz olan gençlerimizi bilgilendirmek amacıyla biraz akılda kaldığınca bildiklerimi anlatmaya gayret edeyim. 
Benim belediyede görev yaptığım süreçte yaşlı vatandaşlarımızla bizzat yüzyüze görüşerek edindiğim bilgilerden yola çıkarak Isparta belediyesinin kısa dokümanını çıkartabiliriz. Araştırmalarıma göre 1886 yılından bu yana Isparta belediyesinde, Belediye Başkanlığı yapanların isimleri bulunuyor. ( Önce Şunu açıkça beyan edeyim. Bu araştırma tarafımdan yapılıp, belediyede görev yaptığım dönemde gün yüzüne çıkarılmıştır. Ve benim açıklamalarım sonucu, belediye başkanlarının isimleri başkalarınca alınıp, kendileri bulmuş gibi kullanılıyor. Benden önce hiç kimse  söz konusu araştırmayı yapmamıştır. İsimleri kendileri bulmuş gibi kullananlar hazıra konmuşlardır. Görevim sırasında belediye başkanının talimatıyla kimlere ne fotoğraf ve dokümanlarımın arşivlerimi verdim, bilgi paylaştıkça güzeldir bildim. Fakat sonrasında sahiplendiler. Isparta sevdamdan sesimi çıkarmıyorum. Dünyalık payelerini sarsmıyorum. Doğrusunu Yüce Allah biliyor. ) 
Evet, pek çok konuda araştırma yapmadan yazmadığım gibi, bu konuda da geçmişte yaptığım araştırmama göre, 1886 ile 1920 yılları arasında, Osmanlı yönetiminde halkın emin kişi bellediklerinden benim ilimde Belediye Başkanlığı yapanlar şunlar: 
Devamını oku...
 
Ah İstanbul
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 05 Nisan 2019 09:02
 
 
alt
SUSUN DA, BİRAZDA HUZUR KONUŞSUN...

ELELE VERİN, MİLLETE HİZMET EDİN. DUA ALIN, HUZURA ERİN.

Elele vermeliyiz, enerjimizi birbirimize değil, düşmana sevk etmeliyiz. Önce Vatan diyebilmeliyiz.
Seçim sonuçlarının suyunu çıkardılar. Bu iş hayli uzadı. Vatandaş olarak belirsizlikten bunaldık artık. Seçimler biteli beş gün oldu. Nihayete ulaşılmadı. Koca Türkiye bir günde sayıldı, İstanbul günlerdir tekrar terar sayılıyor ve bitirilemiyor. Tüm olumsuzluk sandıklarda aranıyor, Nerede yanlış yaptıklarını kaybedenler düşünmek istemiyor. Kimsenin başka derdi yok gibi, sabah akşam İstanbul oylarının  tasası sunuluyor topluma. Zihinler bulandırılıyor, herkes kendi sorununu unutur oluyor. 
Akşam oluyor, sabah oluyor. Oy sayımları İstanbul'da daha sürüyor. Gece gündüz insanlar uykusuz, aç susuz sandık başı bekliyor. Kim kimden ne kaçıracak bilinmiyor. Bu insanlar tedirgin, yürekleri şüphe dolu. Birbirlerine düşman gibi bakıyorlar. Oysa her biri bu vatanın evladı...
Çok nüfuslu koca şehirdeki sandıkların her biri yeniden açılıyor, tek tek tüm oylar başa dönülüp bir daha sayılıyor. Zaman kaybı, üretimden geri kalma kaygısı hiç düşünülmüyor. İstanbul'u kaybetmeyi kimse istemiyor. Çünkü İstanbul bu ülkenin kalbi, nabız atışını kim kontrolünde tutarsa o her bakımdan zinde olur. İstanbul aynı zamanda  bağrında bol bal küpü olan yağlı kapı, o durumda hangimiz olsak o kapıdan mahrum kalmak istemeyiz.
Ah İstanbul, ah benim zümrüt bakışlı güneş saçlı, güzeller güzelim. Dünya şehirleri içinde inci tanem, bir tanem.Var olduğundan beri başına gelmedik kalmamış be gülüm. Bir tek Fatih dedem zamanında mı rahat ettin? Bir tek Fatih dedem mi seni incitmedi, incitilmeni istemedi? Bu kadar güzel olmanı kimse hazmedemedi. Herkes seninle olmak istiyor, seninle olanda vefasızlık gösteriyor. Dışardaki milletlerden sana nazar eden kem gözler neyse de içerideki ağaç kurtları seni bilinçsizce tüketiyorlar. Betona boğdukları yetmiyor gibi her bir yanını, soldurmak istiyorlar mavinin yansıması gül çehreni... 
Kendisi alın teri dökerek kazanıp almayan değer bilmezmiş, hazıra konanlar belli  hatırlamıyorlar geçmişte İstanbul'un neler çektiğini...
Bilmem ki bağrında büyüyen bu vatan evlatlarını ne etmeli, Rabbime havale mi etmeli? Rabbim her şeyi biliyor, görüyor zaten; yüce Allah olup bitene rıza gösteriyorsa vardır bir bildiği, biz vefasız kullarına münasip gördüğü, hak etmişiz ki sıkıntı yaşıyoruz. İsyana düşmemeli, Allah'ın takdirine razı olmayı bilmeliyiz.
Bu ülkede kardeşçe yaşamayı bir türlü beceremiyoruz.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 98
 
Turkish Arabic English