Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Aslında bazen içimden hiçbir şey yapmak gelmez. Vakti geçirmekte zorlanırım. Hele ki bugün... Kısacık gün, dünyanın en uzun günü bugünmüş gibi geçmek bilmedi. Ne kitap okumak, ne belgesel izlemek, ne gün ışığına karşı uyumakla dinlenmek...Daha önceden keyifli bulduğum hiçbir şey beni avutamadı. Kimseyle konuşmayı dahi istemedi bedenim. Yorgun olan beynim miydi, yoksa bedenim mi? İç dünyamdaki ben, böyle anlarımda kim olduğunu tanımaz hale dönüşüyordu…

Bugün mühim günlerdenmiş. Muharrem ayının onuncu günü, pek çok olaya şahit olmuş çok önemli bir tarih…Ben bende değilsem, başka şeylerin değerini nasıl kavrarım. Bir Muharrem onunda Hz. Nuh’un fırtınalarla Allah adına mücadelesini, Hz. Musa’nın kavmini Firavun'un elinden kurtarma çabasını, Allah’ın yardımıyla denizin yarılma mucizesini nasıl havsalam da canlandırırım? Ya Hz. Hüseyin’in "kardeşim" bildiklerince katledilişini yüreğim ne şekil kabullensin? Kabullenmeyişini nasıl izah etsin?

Bugün her yer Kerbelâ... Her yerde insanlar aç, açık isyanlar içinde... İnsanlığı içinde kalmış olan insanlar neredeler? Yakınlarına, yoksullara, Allah yolunda yokuşları tırmananlara Allah rızası için yardım edenler var mı?

Duyumlarıma göre bugün dünya insanlarının pek çoğu oruçlu idi. Kimi batıl inanışlarına göre, kimi Peygamberimizin (s.a.v) sünnetine uymak için bu günü oruçlu geçirdi. Müslümanların bazıları dün de oruçluydu. Dün değilse yarın da oruç tutacaklar. Kendilerinden farklı olanlara benzememek için… Kimileride aşure yapıp yedi bugün. Tatlı aş... Ne karın ağrıtır, ne baş... Bir anane, yaşatılmasında hikmet ummak niye?

Bazılarıda yasa büründü “Vah İmam Hüseyin”, diye dövündü. Oysa o 'vah', o günlerde çekilmeliydi. Peygamber torununa, gülün goncası muamelesi yapılmalıydı. Bugünse doğru olanı Hüseyin’i anlamak ve Hüseyin gibi olabilmeyi bilmekti.

Devamını oku...
Şu anda 2208 konuk çevrimiçi

Bedavadan Milletvekili Olacaktım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Nisan 2018 14:51

AYFER KALIPLARINI KIRSAYDIN KIYAK VEKİL EMEKLİSİ OLACAKTIN

altAskeri yönetimin “Bülent Ulusu Hükümeti” ilk seçimin tarihini açıklamıştı. 6 Kasım 1983. Bu seçimlere yalnız Turgut Özal’ın “Anavatan Partisi,” emekli orgeneral Turgut Sunalp’ın “Milliyetçi Demokrasi Partisi (Meşhur Horoz Partisi)” ve Necdet Calp’ın “Halkçı Partisi” girmişti. Yıldırım Avcı’nın “Doğruyol Partisi” ile Erdal İnönü’nün “Sosyal Demokrat Halkçı Partisi,” 6 Kasım 1983 seçimlerine sokulmamıştı. Turgut Özal tek başına iktidar oldu.

Bu seçimde bizim ilimizde “Isparta” da ilginç bir durum yaşandı. Demirel’in kalesi bilinen yerde, kaleyi yıkma umudu olmayan Anavatan Partisi maddi manevi namlı kişileri bünyesine kattı. Bu isimlerden “Metin Ataman”ı ilk sırada, “İbrahim Yaman”ı ikinci sırada, “Kemal Togay”ı üçüncü sırada aday göstermişti. Lakin dördüncü sıraya konulacak birini bulamamıştı. “Nasıl olsa Demirel’in memleketinden kazanılmaz” diye, dördüncü sıraya talip olan çıkmamıştı. Sanılıyordu ki “Demirel’in evinden çıkıp, dışardan gelenin konağında konaklayan olmaz.”

Neticede ben gazeteci olarak halkın içinde gezen biriydim ve görüşünü aldığım her insan “Biz asla ANAP’a oy verip de, Demirel’e ihanet etmeyiz. Varsın Ankara’ya Isparta’dan bu defa vekil gitmeyiversin.” Diyorlardı. Bu nedenle dördüncü sıraya kişi tedarik etmek güçleşmişti.

Derken, birkaç gün sonra Anavatan Partisi İl Teşkilatı yöneticilerinden bazıları bana ulaşıp “Ayfer Hanım adınızı dördüncü sıraya yazalım. Sizin bir şey yapmanıza gerek yok, sadece sonucu bekleyeceksiniz ” diyerek, dillerinden ikna edici cümleler döktüler.

Ben şahsıma iltifatlar yapılarak gösterilen ilgiyi ve sunulan önemli öneriyi “ Boşluğu doldurmak için ismimi kullandırmam” diyerek, öfkeli bir tavırla teklifi anında reddettim.

“Ah! Hep bu dünyalığımı düşünmemek yüzünden nice fırsatları, ne güzel teklifleri teptim bir bilseniz.” 

Devamını oku...
 
Rahmetli Özal’ı Bir Hatıratla Analım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Nisan 2018 11:30

BİR ZAMANLAR BAŞIMIZDAYDILAR, ŞİMDİ HEPSİ AHRETLİK OLDULAR.

altÖlenin arkasından hep iyi yaptıkları işler, doğru yaşantıları dile getirilir. Benim görüşüme göre de tarihe mâl olmuş kişilerin, tarih sahnesindeki yanlışları da belirtilmelidir ki; bizden sonraki kuşak, bu liderlerin dört dörtlük olduklarını sanmasınlar. Onlarında beşer ve şaşar yönleri olabileceğini öğrenmiş olsunlar.

Rahmetli Turgut Özal’ın iyi yönleri, siyasetteki liderlik ruhu, bugünkü yaşantımıza yön veren pek çok olguda öncü olduğu, ölüm yıldönümleri münasebetiyle ulusal medyada çokça yer alır. Ben ulusal medyanın değindiği ayrıntılara girmeyeceğim. Lakin kısaca şu kadarını söyleyeyim; Turgut Özal öldükten sonra değeri anlaşılan, geniş görüşlüğünü icraata dönüştüren, yoğun kitleler tarafından sevilen bir devlet adamıydı. Bilgi ve iletişim çağına onunla adım atmıştık. Onun sayesinde dışa açılabilmiştik.

Bizim kuşak, Özal’ın yaptıklarını, yapamadıklarını çok iyi biliyor zaten. Arkamızdan gelen kuşağa aktaracaklarımız doğru yönde olursa, insanlar seveceği kişileri bilinçli olarak sevmiş olurlar. Körü körüne, biat eder gibi bağlanmazlar. Ben bu istikameti esas alıp rahmetli Turgut Özal’ın benim şehrimde başına gelen taşlanma vukuatını aktaracağım.

Ulusal basının kalemlerinin yazdığına göre, Özal her zaman Türkiye’nin genelinde çok sevilen bir lider olmuş. Oysa yaşarken, liderken bile ulusal basının içinde Özal’ı sevmeyenler ordusu vardı. Öldükten sonra hep iyi yönlerini ele almak, tarihi yanıltmak olduğu kadar, kalemi de yanıltmaktır ki; bu yanıltmanın ölmüş bir devlet adamına asla faydası yoktur. Geride kalanları mutlandırır mı, o da tartışılır.” İnsana değer verilecekse, hayattayken verilmelidir.” Sözümü buradan bir kez daha yinelemiş olayım ve konuyu ele alayım.

Devamını oku...
 
Dürüst Olmak Gerekirken
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Nisan 2018 12:24

KANDIRMANIN ADINA SERBEST PİYASA DİYORLAR

altAcaba kandıran akıllı, kanan aptal mı, sanılır? Bence kandıran karaktersiz, kanan insan dürüst sayılmalı. Çünkü kandırıldığının farkında olmuyor, herkesi kendi gibi sanıyor. Lakin bu devir, doğruluk devri değil. Herkes uyanık olmalı. Ne kanmalı, ne de kandırılmamalı. Maalesef şeytanın sirkeyi şerbet diye yutturduğu zamanlardayız. Fakat şunu da iyi bilmeli ki kandıran kendini kandırmış oluyor. Uzun vadede yaptığı hilenin hesabı bir yerlerinden misliyle çıkıyor. Yani samimi masumiyeti sebebiyle kandırılmış durumuna düşen kimsenin ahı, kandıranın yanına kâr kalmıyor.

Müslüman ülkemin insanları arasında hangi kesim daha ağır basar dersiniz? Günlük yaşantımızda, neler duyup, görüyoruz. Alış verişlerimizde karşılaştığımız kandırılmaların yanı sıra, haberlerden edindiğimiz kadarıyla; kendilerini kurnaz bilip iyi niyetlileri kandıran kandırana… Kandıranların yüzünde genelde masum bir tavır, tatlı dil ile kendilerini iyimser belletip, sizi- bizi ikna edici ifadelerde bulunuyorlar. Bu devirde kim iyi, kim kötü nasıl anlayıp ayıracağız? Kimse dürüstçe yoğurdum ekşi demiyor ki, bizler de sözlü beyanı esas alıp, karşımızdakilerde art niyet aramıyoruz. Dolayısıyla kolayca aldanan oluyoruz. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 407
 
Turkish Arabic English