Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Zamanın birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış. Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış 'bu gençliğin sırrı nedir' diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya.. Ama Sorular sık , soranlar çoğalınca cevap vermek vacip olmuş sanki. ... Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine. "Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne zaman açılacak diye merek ederken Adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş:

Devamını oku...
Şu anda 2275 konuk çevrimiçi

Su Ve Toprak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 14 Aralık 2020 08:31
ÜRETİCİ YAĞMURA SEVİNDİ 
“SİZ YİNE DE TEDBİRLİ OLUN” 
 
alt"Yağdır Mevla’m Su” yun arazide yaşanan hikâyesi 
 
Önce hafiften havada bulutlar yer değiştirmeye başladı. Sonra yelle beraber bir uğultu duyuldu. Ardından fırtına koptu. Gök gürledi, şimşekler çaktı... Geceden bu yana yağmur yeryüzünü kapladı... Ağaçların yapraklarının sonda kalanları yerlere serpildi... Ardından evlerin camları zangırdamaya başladı. Fırtına artmıştı. Pencerelerden görülen tek tük ağaçların üzerine tünemiş kuşlar, yuvalarına uçamıyorlardı. Yaprakları dökülmüş, çıplacık kalmış insan misali sessiz ağaçlar, dallarına tutunmuş kuşları sert rüzgardan korunmaya gayret ediyorlardı. 
 
Sonrasında boran girdi devreye, sağanak halinde indi gökten sular. İnsanlar bulunduğu alandan çıkamaz oldular. Bu insanların bir kısmı bir kaç gün öncesinde yağmur duası ediyorlardı. Dualarının kabul oluşunun sevinci yüzlerinden seziliyordu. Yine de yağmur altında yürümeye çekiniyorlardı. Ne de olsa, mevsim sonbaharın, bitişi, kışın başlangıcı sürecindeydi. Cadde üzerinde taşıtlar seyir halinde. Arabası olanlar dışında sokakta bulunanlar saçak altlarına dizildi... Gideri olmayan yollar sel görüntüsüyle çok rezildi...
 
Hafta başında yağan şiddetli yağmur bizim Akdeniz bölgesi yaşayanlarına mağduriyet yaşatmış olsa da üreticiyi çok fazla sevindirdi. Kuraklıktan yakınan ve ürünlerinin tarlada susuzluktan kuruduğunu dile getiren köylüler gökten gelen suyun bolluğu nedeniyle, neredeyse Bayram coşkusuyla sevindiler. Ama bu yağmur bol yağdı, arkası da gelir, düşüncesiyle siz yine de savurganlık yapmayın. Suyu tarlayı çürütecek kadar bol değil, idareli kullanın. Tedbiri elden bırakmayın… SU ve TOPRAK birbirine hasret kalmasın… 
 
 
Bilindiği gibi göllerimizin, barajlarımızın, göletlerimizin, akarsularımızın kaynağı pınarlarımızın ve yer altındaki sularımızın anası yağmur ve kar. Yağmur ve kar çok yağdığında göller, göletler kadar yer altı kaynakları beslenir, meyve ve sebze bahçelerini oluşturan araziler sulanır. Elektrik üretilir, gereksinim duyulan yerleşme bölgelerine su verilir. Böylece su iyi kullanılmış, insanlar rahat etmiş, kazançları artmış, bolluk, bereketten yararlanmış olur. Su, ülkeyi de, insanları da refaha götürmüş olur. 
 
Akdeniz illerinde ve yörelerinde geçtiğimiz yaz mevsimine kurak girilmesi ve yaz boyunca yağmur yağmaması nedeniyle, pek çok yerleşim yerinde yer altına matkap salarak sondajla su çıkarılmasına çalışılmıştı. Suyu bu şekilde bulabilenlerde, daha sonra elektrikle çalışan dinamolarla yeryüzüne çıkardığı suyu arazisine yönlendirerek, bahçesinin susuzluğuna çare oluyordu. Köylü zor şartlarda ürettiğini pazarda tüketiciye pahalı satma durumunda kalıyordu. 
 
Hafta başında yağan yağmur ürünleri olduğu kadar, umutları da yeşertmiş oldu. Barajlar nispeten su aldı. Göllerin seviyesi bir nebze olsun yükseldi. Artık üretici yağmurdan dolayı mutlu, bu durumda tüketici de üretileni mevsim değerleri içinde almak ve sebze ve meyveyi doyasıya yemek istiyor… 
Devamını oku...
 
Çerez Ye Gez 2
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 13 Aralık 2020 08:02
FINDIK FISTIK AYÇİÇEĞİ
KIŞ GECELERİNİN EĞLENCESİ
altÇerez, geleneklerimize yerleşmiş, millî yiyecek kültürümüzde yer işgâl eder olmuş. Çerez çeşitleri her ân yenilebildiği gibi, daha çok kış gecelerinde aileler arasında televizyon izleme esnasında tüketiliyor. Misafir ağırlamada da bir çeşit yüz akı. Kahvesini, çayını ikram ettiğiniz misafire, bir müddet sonra çerez hazırlayıp sunuyorsunuz ve bu sizin misafirperverliğinizin derecesini artırıyor. Hepsi bir arada olmasa bile, birkaç çeşidi bir araya geldiğinde hem göze zenginlik veriyor, hem de yiyenlere zevk veriyor.
 
Çerezin bazı çeşitleri içki masalarını da meze olarak süslemektedir. Fındık, fıstık, badem, ceviz. Bunlar sade olarak yenildiği gibi, kavrulmuş ve tuzlu salamura olarak da içki masalarında yerini almaktadır. Kabak ve ayçiçeği çekirdeği ise insanların yürürken bile çıtlattıkları, bir tutku hâline dönüştürdükleri çokça tüketilen çerez türlerinin başında gelmektedir. Üstelik yaz mevsimi, kış mevsimi gibi bir bulunmazlıkları yok. Her aradığınızda elinizin altındaymışçasına ulaşabileceğiniz çerez türleridir kabak ve ayçiçeği çekirdeği. Yazın parklarda ve mesirelik yerlerinde gelişi güzel atılmış kabuklarını sıklıkla görüyorsunuzdur. (Kabukları yere atılmasa; etrafımız temiz kalsa, çevremiz güzel görünse...Tabiatın bağrında yabani hayvanların su içmesi için yapılan çeşmeye konulan kameradan çıkan görüntüleri izledim. Hayvanlar aleminde suyunu içen gidiyor, ne çevreye zarar veriyor ne de çöpünü bırakıyor. Bir de pınar başına pikniğe giden insanları düşünelim...)
 
Çerezdir, deyip geçmemek lâzım. Yani küçümsememek lâzım. Hepsi de ayrı ayrı olarak bin bir emekle yetiştiriliyorlar. Ve biz keyfimizi yetirmek için, onları alabilmek için, bütçemizden önemli miktarlarda para ayırıyoruz. Bu durum ayrıca bizim ülkemizde tarım ürünlerinde ne kadar zengin olduğumuzun da bir kanıtı. Anadolu’muzda yetişen bu ürünlerin her birinin eğlencelik çerez olarak tüketilmediğini artık biliyoruz. Çoğunun yağı çıkartılıyor, geniş alanda tüketime sunuluyor. Bazılarının yağı ilâç sanayinde oldukça değerli, bu yüzdendir ki bu bitkilerin perakende satışları pahalı.
 
Misal: Ceviz, badem, fındık, çam fıstığı en pahalı çerezlerden, çünkü bunlar aynı zamanda ilâç sanayinde kullanılıyor. Öyle her isteyenin pazardan gidip alacağı ve misafirine bolca ikram edeceği çerezlerden değiller yani. Onların içindeki maddeden ve yağlarından yapılan ilâçlar bile çok pahalı olduğundan, çerez olarak tüketilmeleri de biraz lükse kaçıyor.
 
Ülkemizde “kuruyemiş” de denilen çerezin tüketimi oldukça fazla ve bu kuruyemişlerin perakende satışını yapanlar da çoklukta. Kuruyemişçiliği asıl iş olarak yapanlar olduğu gibi, ikinci ve üçüncü iş olarak yapanlar da var. Tüketimi hayli geniş ve sınırsız olan bu ürünler, son birkaç yıldır büyük semtlerin meydanlarında el arabalarında, sokak aralarında ve önemli cadde köşelerinde satılır oldu.
 
AVRUPALIYI DA ÇEREZE ALIŞTIRMIŞIZ
Devamını oku...
 
Çerez Ye Gez
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Aralık 2020 11:34
 
İNSANLARIN ÇEREZ ZEVKİ
 
altÇoğumuzun vazgeçilmezi, hayatı boyunca kilolarca yediği, Allah'ın bahşettiği yararlı lezzetler. Neler, neler? Türlü çeşit çerezler... Her biri ayrı nefasetteler... 
 
Bir dönem üç tekerlekli cemakanlar içinde sokak aralarında bile çerezler satılıyordu. Satıcının gazeteden yaptığı külahlar içinde sunduğu kırık leblebiler, beyaz nohutlar, şimdinin kestana satıcıları kadar rağbet görüyorlardı. Külahı eline alanın yüzünü bir tebessüm bürürdü. Sokakta yürürken, parkta otururken, sahilde yürürken ellerinde çoğunun çerez külahı bulunurdu. Kimisi kabukarını yere atmaz, cebine biriktirirken, kimi de kabukların da karıncaların kısmeti olduğunu düşünürdü. 
 
Sonraları ana caddeler üzerine 'Kuruyemişçiler' olarak mekan tuttu yerleşti çerezciler. Vitrinlerinde çerezler kadar, incir- kayısı gibi meyvelerin kurutulmuşu da bulunur oldu. Rağmet arttıkça daha önce bildiğimiz, bilmediğimiz, gördüğümüz görmediğimiz envai tür tatlar doldurdu raflarını... İthali yerlisi aklımız neye yatarsa, nefsimiz onaylar oldu. Külahların yerine önceleri kese kağıtları bulunduruluyordu. Sonrasında naylon poşetler kullanılır oldu. Birer kilo ondan, bundan, şundan da, derken torbalarımız doldu. Alım gücümüz oranında çerez yeme alışkanlığımız azalsa da, vazgeçmemiz imkansız oldu. Televizyon dizileri, çerez tüketiminde etkin oldu. Adeta çerez tüketme alışkanlığımız geleneksel oldu. 
 
Bu olduları sıralayacak olsam, sonu gelmez. Bugün Cumartesi, dolayısıyla hafta sonu, üzüntüden uzaklaşıp fındık fıstık bir konuya değinelim de, biraz stresimiz dağılsın.
 
Malum kış mevsimi de geliyor, kış gecelerininse tatlı ve leziz bir tutkusu oluyor: Çerez. İnsanların yüzyıllardır vazgeçemedikleri atıştırma alışkanlığının malzemesi.
 
İnsanlar sayısız yiyecekle ve içecekle karınlarını doyuruyor, beslenmelerini sağlıyor. Elleri boşa çıkınca veya canları sıkılınca da yenilebilirliği yüzyıllar önce keşfedilmiş pek çok tür yiyeceği eğlencelik yapıyor kendilerine. Buna da “Çerez” diyoruz.
 
Çerez, yani fındık, fıstık, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği doğru beslenmemize yönelik birer gıda türü olmakla birlikte, eğlencelik ve zaman geçirme aracıdırlar hem de...
 
Hangisinin hangi yüzyılda yenilebilirliğinin keşfedildiğini bilmek mümkün değildir. Bilinense, bu gıda maddelerinin çerezliklerinden başka nasıl değerlendirileceğinin içinde bulunduğumuz yüzyılımızın ortalarına kadar bilinmiyor olmasıdır.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 8 / 139
 
Turkish Arabic English