Ayfer Aytaç
GÖRÜLDÜĞÜN KADAR GÜZELSİN BU HAYATTA

CEMRELER DÜŞERKEN YÜREKLERİ DE ISITMALIYIZ...

HAYDİ HAYIRLISI, HAYIR VE BEREKETLE DÜŞSÜN CEMRELER...

Cemre Arapça bir sözcüktür, korlaşmış ateş anlamına gelir. Güneş ışınlarının etkisinin daha fazlalaşacağı günlerin başlangıcıdır. Baharın müjdecisi bilinen cemreler düşünce hava, su ve toprak sırayla ısınmaya başlar ve kış uykusundan uyanan baharın ayak sesleri duyulmaya başlar.

Baharın müjdecisi olarak bilinen ilk cemre havaya dün düştü ya da bugün düşüyor. Kıştan sonra havaların ısınmasını temsil eden cemrenin ilki 19-20 Şubat’ta havaya düşer, ilk cemreden sonra yani 27 Şubat’ta 2.cemre suya düşecek ve suları ısıtacak. Son cemre ise 6 Mart’ta toprağa düşecek ve kır çiçekleriyle baharı müjdeleyecek.

Haydi Hayırlısı

BAHAR GELİYOR, ÇİÇEKLER UYANIYOR ŞÜKÜRLER OLSUN.

PENCERELERİNİZİ AÇIN ÇİÇEKLERİN KOKUSUNU ODANIZA SAÇIN.

Neşe pınarı, renk çümbüşü bahar geliyor. Kuşlar coşkuyla ötüşüyor, arada bir hafif öfkeli fırtına çıkıyor, sanki her biri baharı müjdeliyor. Kışı geçirdik bitti. Baharın eli kulağında, yağmurlu mevsim ilkbaharın adım sesleri duyuluyor. İnşallah yağmur bol yağar, insana, bitkiye ve hiç bir canlıya zarar vermeden yağar. Sonrasında barajlarımız dolar, su sıkıntısı çekmeyiz. Kaçma yağmurdan, zarafet içinde ıslan. Sen yağmura yakalandığında kendini şanslı bil. Yağmur iç hururu verir, ruhumuzu dinlendirir. Toprağı bereketlendirir.

Kiraz çiçekleri sanki açmaya durdu. Yok daha vakit çok var, sanki sözlerim hayalimden döküldü. Kiraz çiçekleri Mayıs gibi açar, etrafa pembe rengini saçar. Kışın çıplak kalmış ağaçlar yeşillendi şimdiden, çağla, erik tomurcuğa durdu. Refüşlerde, kaldırım kenarlarında iğdeler, iğneli çamlar salınıyorlar, adeta  bahar haberleriyle röportaj yapıyorlar.

GÖRÜLDÜĞÜN KADAR GÜZELSİN BU HAYATTA

Hayat her zaman bol güneşli değil, yağmurlu, rüzgarlıda olur, ama şimdiden sonrası yağan kalmaz, doğan donup ölmez.

Sen mutlu, ben mutlu, baksanıza çevrenize çocuklar çok mutlu. Kelebekler sağda solda uçuşuyorlar.  Sinekler, böcekler, viızıldayan arılar, yaprakları öpen çiğ damlaları, güneşle canlanan, tabiata yayılan gül kokuları, zambaklar, nergisler, sümbüller, daha neler neler, hepsi de baharın güzellikleri...her bir canlıda tatlı buluşmalar. Kedilerde, köpeklerde sevinç boğuşmaları, artık evleri olmasa da gam değil, sokaklar olur  yuvaları...

Devamını oku...
Şu anda 2725 konuk çevrimiçi
Temizliğe Biraz Daha Özen
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 24 Mayıs 2021 11:19
MİLLETVEKİLİ İYİ GÜNLER
 
altMüslüman insana temiz bir evde, temiz bir çevrede yaşamak yaraşır. Ama bizim sokaklarımız o kadar bakımsız ve kirli ki, “Biz bu kirlilikle nasıl Müslüman’ız” dedirtiyor insana. Avrupalıların cadde ve sokaklarını filmlerden görüyoruz. Hıristiyan insanlar bizim dinimizde emredileni bizden iyi uyguluyorlar. Çevrelerinde bir çöp kırıntısı bile görülmüyor. Biz çevre temizliği dersinde hep sınıfta kalan oluyoruz. Yaban hayvanlarının barındığı kırlara, ormanlar gidin bakın, etraf tertemiz. İneklerin otladığı meraları görün, imrendirici bir temizlik. çayırda. çimende yatıp yuvarlanası geliyor görenin, o kadar temiz... Ya biz insanların yaşadığı yerler? Sokakların çöpü kiri hiç eksilmediğ gibi, şimdi de maske yığınları gözümüzü karartır oldu. Virüs salgını deniyor, virüs dolu maskeyi etrafa atanlara bir yaptırım uygulanmıyor.
 
Biz temizliğimizi maalesef sadece Dünya Çevre Günü’nde etkinlikler yaparak ve bu etkinliklerde nutuklar atarak kutlamasını biliyoruz. Ancak, ertesi gün de dün yaptığımızı, ağzımızdan çıkan nutuklarımızı unutuyoruz. Tıpkı evimize haberli gelecek misafir öncesi, evimizi paklayıp, misafirin ardından normale dönüşümüz gibi, yalnızca çevre gününde çevremize önem veriyoruz. 
 
Sözde dünya insanlarına o gün için ayak uyduruyoruz. Hâlbuki yaşadığımız yer bizim ülkemiz, bizim şehrimiz. Elâleme göstermelik iş yapmayalım. Bu şehrin içinde kendimiz yaşadığımız için çevremizi temiz tutalım. Özellikle içinde bulunduğumuz baharda, sonra yaza ulaşacağımız , ramazan bayramından uzaklaşıp, kurban bayramına yaklaşacağımız günler daha temiz olmamıza vesile olsun. Kurban Bayram’ına tertemiz girelim ve hep temiz olalım. 
 
Belediyenin temizlik işleri özelleştirildi. Ama “özelleşti” diye adamlar gece gündüz bizim atıklarımızı toplayacak değiller ya. Onlar nihayetinde mesaili çalışan işçiler, belli saatlerde gelip çöplerimizi alıyorlar, yolları süpürüyorlar. Hani ev hanımları bilir. Evin dağınıklığını toplar, süpürürsünüz de, ardından çocuklarınız kirletir eviniz hiç temizlenmemişe döner ya. Biz de çevremize karşı aynını yapıyoruz. Temizlik işçilerinin süpürdüğü sokağa elimize geçeni atıyoruz. Çöp bidonlarına yemek artıkları döküyoruz, çevremize pis kokular yayıyoruz. Çevreyi korumakta esas yük insanın üstündedir. İnsanlar benimserse temiz olmayı, sağlıklı çevrede yaşamayı, çevre daha kolay ve daha iyi korunur.
 
Bana göre çevre sorununun en büyük nedeni nüfus artışıdır ve önlenemeyen iç göçtür. Yorganını sırtına vuran geliyor, şehirlere yerleşiyor ve şehirde nasıl yaşanırsa çevreye ayak uydurabilir, bilmiyor. Belediyelerin bu konuda, göç etmiş vatandaşlara seminerler düzenlemesi ve köy göçeri vatandaşlara çevre bilincini aşılaması gerekir. 
 
Şehirlere göçmüş vatandaşlarımız alınmasınlar, onları benimsemişiz, pek çoğunu sokakta görüp selam veriyoruz. İçlerinde komşumuz olanları var. Fakat ne yazık ki, bazıları köylerindeki yaşamlarını burada da aynen sürdürdüklerinden çevreyi kirletmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Mahallemden bir örnek: Köyden gelip şehre yerleşmiş manavlık yapan komşum, çöp bidonunun boşaltıldığını görür görmez, satamadığı çürük domatesleri gelişi güzel bidona boşaltıyor, domateslerin yarısı bidon dışına taşıp caddeye yayılıyor. Temizlik işçileri bir daha gelene kadar caddenin domates görünümlü manzarası hiç değişmiyor. Görüntüden rahatsız olduğumdan bazen komşumu uyarıyorum. Aldığım cevap beni daha fazla rahatsız ediyor. Komşum, “Belediyeye onca temizlik vergisi ödüyoruz, işçiler temizlesinler” diyor, işçilerin de insan olduğu ve belli bir güçleri bulunduğu hiçe sayılırcasına.
 
Sizin mahallelerinizde de vardır. Köydeki ahır uygulamasını şehirde de yaşatan komşularınız. Evinin bahçesinin bir bölümünü briketle çevirmiş besihâne yapmış, içinde inek, koyun besliyor. Besihânenin atıkları çevreye yayılmış, kokusu insanların evlerinin içine kadar girmiş, umurlarında değil. Diğer mahalleliler bu duruma ses çıkartmayınca, her şehre yerleşen köyünde gördüğü gibi yaşıyor, çevreyi kendine özel kullanıyor. Oysa çevre herkesin ortak alanıdır ve herkesin menfaatine yönelik bakımı korunması sağlanmalıdır.
 
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞIMIZ VAR AMA TEMİZ ÇEVREMİZ YOK
Devamını oku...
 
Selmân-ı Sâcevî Rubâî'si
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 22 Mayıs 2021 23:14

 

https://www.instagram.com/p/CPLv020DLKL

 

 

alt

 

وزن: مفعول مفاعیل مفاعیل فعل

 
 
آمد سحری ندا ز میخانه ما
کای رند خراباتی دیوانه ما
 
 
برخیز که پر کنیم پیمانه ز می
زآن پیش که پر کنند پیمانه ما
 
 
از رباعیات سلمان ساوجی
 
 
Vezni: Mef'ûlu - Mefâîlu - Mefâîlu - Fa'l
 
Âmed seheri nidâ zi meyhâne-i mâ
Key rind-i harâbâtî-i dîvâne-i mâ
 
Ber hîz ki por konîm peymâne zi mey
Z'ân pîş ki por konend peymâne-i mâ
 
 
Tercüme:
Devamını oku...
 
Kıyamete Koşuyoruz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 18 Mayıs 2021 07:16
ALLAH'IN VAADİ HAKTIR, DEĞİŞMEZ ŞÜPHESİZ.
  altBindik bir alamete gidiyoruz kıyamete 
Bugünler, 'Kur'an-ı Kerimi defalarca hatmetmiş büyüklerimizden öğrendiğimize göre' kıyamet alametlerinin büyüklerinin geldiği, görüldüğü günler. Bu günlerde ne kadar çok Allah'ı zikredersek, tövbe istiğfar edersek o kadar kıyametin geciktirilmesine katkıda bulunmuş oluruz. Zira bir hadise göre yer yüzünde Allah diyenler tükenmedikçe kıyamet kopmayacak.
 
Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kıyamet Allah Allah diyen bir kimsenin üzerine kopmayacaktır." (Müslim, İman 234, Tirmizî, Fiten 35)
 
Hadisin bir başka veçhinde: "Yeryüzünde Allah Allah diyen kaldıkça kıyamet kopmaz." buyrulmuştur.
 
Hadisi şerife göre kıyamete 90 yıl hatta daha az bir zaman kalmış olabilir. Dünyalıkların hesabına kitabına göre de dünyadaki doğal kaynakların miktarları bu süreye göre gibi. Yani 90, 100 yıl kadar.
 
Misal; petrolün 40,50 yıl, kömürün 70,85 yıl ömrü olduğu hesaplanmış. Suyun seviyesi ise iniş çıkışlarla hepten korkutuyor. Kuraklık olursa, buzullar erirse, yokluk - kıtlık büyürse ne yapacaksınız, önce kendi canınızı düşüneceksiniz. Dolayısıyla yediğinizi, içtiğinizi paylaşan nüfusu azaltma yoluna gideceksiniz.
 
Örnek verelim:
 
Farz edelim dünya bir ev, evde yaşayanların sayısı ana-baba, dede, nine, çoluk -çocuk, torun torba derken 20-25 kişi... Eee, hadi diyelim paranız var ama çarşı pazarda satın alacağınız ürün miktarı azalmış. Eken yok, diken yok. Herkes hanım oluş, bey olmuş. Evdeki kalabalığa ne yedireceksiniz? Alabildiğiniz az ürünle ancak 5 kişi doyar ve sağlıklı yaşar. İşte o zaman o 5 kişinin kimler olduğuna karar vereceksiniz. Diğer 15 kişiyi, yani yaşlıyı, uyuşuğu bir şekil haneden yok edeceksiniz. 
 
Bunu yapmanın yolu da virüsler üretmek, hastalıklar icat etmek, yiyeceğe- içeceğe hormon aşılamak vs. şeklinde olacak, makinalı tüfekle durduk yerde tarayacak değilsiniz insanları ki, bir yandan dünya genelinde Müslüman alemine yönelik o da yapılmıyor değil. 
 
Velhasıl önce can felsefesi; canını düşünen cananı acımasızca harcayabiliyor. Sanırım bilim adamlarının yaptığı bu... Onlar biz gibi yattığı yerde telefonda sosyal ağlarda gezinip vakit öldürmüyor ki, okuyorlar, çalışıyorlar, durmadan bir şeyler üretip duruyorlar. Dünyanın sonunun geldiğini yıllar öncesinden biliyorlar. Kıyamet yaklaşıyor yaygarasıyla devlet yöneticileri de tedbir alma yoluna giriştiler. Hedeflerinde insan sayısını azaltarak, daha az doğal kaynak kullanımı sağlamak ve güya akılları sıra kıyametin süresini daha ileri bir tarihe atmaya çalışıyorlar.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 161
 
Turkish Arabic English
Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ