Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Kuran'ı Kerim de bazı ayetlere besmelesiz başlanır...
Kur'an'ı Kerim de neden bazı ayetlerde besmele'i şerif yazmaz ? 
 
 
Besmele-i şerif azabı cehennem ayetlerinde yazmaz .Tövbe ayetinde yazmaz. Çünkü zalimlere inkarcılara Allah cc ün rahmeti olmadığını gazabi ile azab edeceğini bildiren Ayetlerdir.
 
Bunun için cehennemle anılan ayetlerde besmele olmaz...
 
"İbrahim suresi'nde iki defa besmele cekilmis ..Besmele ve sure sayıları eşit olunsun diye," diyerek açıklama yapan hocalar da var. İsimlerini. hatirlamiyorum. ama böyle bir açıklamayı bir yerde  okumuştum. Doğrusunu şüphesiz Rabbim bilir.
Devamını oku...
Şu anda 4429 konuk çevrimiçi

Ucuz Etin Vardır Bir İlleti
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Kasım 2017 00:52
Ucuz Etin Yahnisi Yavan Olur 
 
 
alt
Kim, yada kimler sipariş etmişse, kıllı  vücutlarına et sarıp ülkemize giren insanları Allah"a havale ediyorum. Sayelerinde etten tiksindim, bir daha ağzıma kırmızı et koymayacağım.
Devletin resmi yolla dışardan getirttiği etleri de hiç almayacağım. Çünkü ne kadar sağlıklıdır, hangi ortamlarda beslenir, nasıl kesimi yapılır bilemem. Murdar olma olasılığı yüksektir diye düşünüyorum. Daha pek çok nedenden  dışardan gelen ete asla güvenemem. Fakir milleti ucuz etle buluşturduklarını söyleyenlere sormak gerekmez mi, bu millet niye fakir, diye. Neden benim ülkemin insanı doyasıya et yiyemiyor diye... 
Niye et yiyemiyordu, çünkü ülkemde hayvancılığı bitirdiler. "Besicilik azaldı, et pahalandı" diye, elin kartlaşmış etlerine yumulacağız öyle mi? Bir ara da millete ölü angusları yedirmişlerdi. Bence et yemezsek ölmeyiz. Boş verin, bildiğinizi alma gücünüz yoksa, bilmediğinizi bedavadan dağıtılsa almayın. Ucuz etin yahnisi olmaz. Hem kime göre, neye göre ucuz, onu da bilmiyoruz. İlgili ucuz der, tüketici pahalı der, nereden baktığın önemlidir. Hekesin alım gücü, bünyesi, bütçesi farklıdır. 
 
BU KADAR UCUZSA DEĞERİ, BEN ALMAM O ETLERİ. 
YAŞIM İLERİ GİDERKEN SAĞLIĞIMI BIRAKIR  GERİ...
"ET KAÇA, EKMEK KAÇA, DOMUZ ETİNDEN OLMASIN O PAÇA?
ÇOCUKLARIMIZI KENDİ ELİMİZLE PİSLİĞE Mİ BULUYORUZ ACABA?"
Devamını oku...
 
DENGİM OLMAYANDAN DERS ALDIM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 06 Kasım 2017 06:38
YAŞLI KAPLUMBAĞA VE GENÇ KARINCALARDAN İBRETLİK DERSLER EDİNDİM.
altHava kapalı, yağmur yağdı yağacak. Yağarsa, haşin havadan nem kapan vücud ağrılarım, yağmurun toprakla buluşmasıyla rahatlayacak. Güneş ne kadar canımıza can katan enerji ise de, yağışlı havalarda, yağmazdan önce o kadar gerginleştirici. Baharlar genelde böyle geliyor. Gevşemek istiyorum, geç sonbahar... Nöron yüklü hâlimle hâne halkıyla hararetli tartışmalar yaşamaktansa, televizyon karşısında hareketsiz kalmak tercih sebebim.
Türk kanallarını seyretmekten imtina ediyorum, her yayınları hadsiz, rezillik... Belgeseller sonbahar ruh hâlime iyi geliyor. Ürdün çöllerinde yaşayan canlıların hayat mücadelesi konu ediliyordu dün baktığım belgeselde... Sürüngenler sıkıcı geldi, tam kanalı değiştiriyordum ki karınca kolonisine geçildi. Hayranlıkla seyre koyuldum.alt
Binlerce karınca işbirliği içindeler, olanca gayretleriyle yuvalarına rızık taşıyorlar. Erzak deposu yapıyor olmalılar. Hangisi ne ara geliyor, hangisi ne kadar götürüyor, göz izlemekte takatsiz kalıyor. Rabbimiz yarattıklarının rızkına kefil olduğunu buyurmuş: "Allahu teâlânın rızık vermediği hiçbir canlı yoktur." [Hud, 6] Kefilse niye rızık için çalışıyor bu minik canlılar? Sualsiz seyredemiyorum. Öyle ya, önlerine gelmemiş nasipleri, çölün kuru otları arasında dane arayışı içindeler. İncecik bacaklarıyla dallar üzerine tırmanıyorlar, makas gibi kullandıkları dişleriyle saman çöpü gibi bir şeyler buluyorlar, kırıyorlar, kesiyorlar, onu ağızlarına alarak, bir nizam hâlinde geldikleri yoldan yuvalarına taşıyorlar. O anda başka bir âyet geliyor akla. (53/NECM-39: İnsan için ancak çalıştığı vardır.) Ve bu yaratıklar insanlığa çalışmada ibretlikti. Güzel Mevlam hiçbir şeyi sebepsiz yaratmamış, hamdolsun. Ancak doğru olana bakmasını bilmek gerek.
"Ne mükemmel eğitilmiş bir ordu böyle" diyerek, çalışkanlıklarına ve disiplinlerine gıpta ediyorum.
Karıncalar tek sıra hâlinde hızla seferberlik hâllerine devam ederken, birden içlerinde bir kargaşa oluyor. Yönleri saf değiştiriyor, yanlara kayıyor.
Devamını oku...
 
ÖYLEDİR ÖYLE
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Ekim 2017 14:30
ACILAR TOKLUK YAPAR, TATLILAR ACIKTIRIR.
altTatlı yemek hemen her nefsin hoşuna gider, kimisinin yedikçe yiyesi gelir. Acı ve tuzlu olanlarsa, çoğunluğumuzca tercih edilen lezzetler değildirler. Oysa acı ve tuz bedeni pişiren, pekleştiren, tokluk hissettiren ve gücümüzü sağlamlaştırandır. "Tuzlayayım da kokma" deyimi, bozulmadan durma mânâsı verir. Nitekim tutup tuzladığınız bir balığı yıllar sonrasında bile ilk gününden daha leziz kıvamında yiyebilirsiniz. Tatlılar çok çekicidir, yedikçe damak doymaz. Dimağ tatmin olmaz. Bir süre sonra vücud acıkır, dahasını bulamazsa hâlsizleşir. Elden ayaktan kesilir, güçsüzleşir. Acıya ve tuza eyvallah, diyenlerse daha dayanıklı olduklarından, daha çabuk amaçladıklarına ulaşırlar. 
Yaşam sürecimizde karşımıza çıkan güzellikler ve çirkinlikler de; zorluklar yahut kolaylıklar da, tatlı ve acı sunumlar olarak değerlendirilebilir. İyi, mutlu, huzurlu günleri tatlılara; sıkıntılı, zor süreçleri acı ve tuzlu sunumlara benzeterek değerlendirebiliriz. 
DÜNYA SOFRASINDA KİMSENİN DAMAK TADINA UYGUN LEZZETLER BULUNMAZ
HAYAT ASLA PLÂNLADIĞIMIZ ŞEKİLDE GEÇMEZ
Elbette güzel günler hep olsun isteriz, ama bir hatâ ile onları kolayca kaybedebiliriz. Hatâmız hırsımızdan, nefsimizden kaynaklanır. Hani "Tatlıyı bulmuşuz, daha fazlasını isteriz. Hiç bitmesini istemeyiz, hep benim olsun" deriz. Göz doymayınca, gönül yetinmek bilmez.
Rabbimiz ne buyuruyor: "Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah, kusurlarınızın pek çoğunu da affeder" (42/ŞÛRÂ-30) Amennâ...
İnsanız ve nefis sahibiyiz. nefsimize her hoş geleni doğru tat sanıyoruz. Doğru sandığımızı elde edene kadar, ya da elde ettiğimizi kaybetmemek için gerektiğinden aşırı mücadeleler ediyoruz. Obezliğin sonu sıkıntılı ölümdür. Nefsimizin doymak bilmez arzularının sonu hüsran olduğunda hayata küsüyoruz, hatta hayattan kopuyoruz. Çünkü sıkıntıya düştüğümüzde bir daha o çukurdan çıkamayız sanıyoruz. Gerçekten de çabalamazsak çıkmamız çok daha zorlaşır. Ne yazık ki zor günlerin hiç geçmiyormuş gibi ağır süreçleri var. Oysa güzel günler ne çabuk da geçti bitti olurlar. Sanki anılarda bir esinti gibi kalırlar, bazen sanki hiç yaşanmamışa dönerler. Lâkin zaman aynı zaman, saatler, gece ve gündüz döngülerini düzenleyen aynı ritimdeler. Sıkıntılar mı, iğne gibidirler. Acısı o anda bağırtır, ağlatır ama vücudun sıhhati ve selâmeti için gereklidir. Sonraları o acıyı unutuverirsin. Aklına bile gelmez.
altYapmamız gereken önümüze acı çıktığında burun kıvırmadan sabırla yemeğe çalışmaktır. "Her gün bal yiyen baldan usanır" demişler. Çok doğrudur, her gün aynı düzen içindeki hayat sıradanlık olur. Mutsuzların çoğu bu sıradanlıktan yakınır. Zira kimse mutluluktan sürekli uçamaz. Kimse de hayatı boyunca hep zulüm görmez. Rabbimiz bir şeyleri, birilerini vesile ederek hep fırsatlar verir durur. Görene, değerlendirmesini bilene... Bakar kalırsan, kaçanı kovalayamazsın.
Yüce Yaradan'ımız buyurmuş: "Biz her insanın kaderini, kendi çabasına bağlı kıldık." [İsra, 13]. Biz acaba hangi durumda neye nasıl çaba sarfediyoruz, ömür kısadır, lüzumsuz işlerimizse pek çoktur.
İnsan nefsini bir aşabilse Rabbinin yolunda hiç tökezlemez. Bu uğraşı içinde olmamız Allah'ımızın rızâsını kazanmamıza vesile olacaktır şüphesiz. Ne var ki nefsimiz öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez. Bu yüzden pek çok insanın hayatı, nefislerini doyurma yollarını aramakla geçer. Fani başarılar peşinde koşarken, neden yaratıldıklarını  unuturlar.
Ve bu sebeple gerçek hayatın imtihanlarından sınıfta kalmış olurlar, oluyoruz!
Acısıyla, tatlısıyla bütün lezzetleri sevmeye, sindirmeye çabalarsak hayat daha güzel gelecek ve zorlukların üstesinden gelmek kolaylaşacaktır. Hele ki bir de ağzımız dualıysa çok daha kolayca ve sağlamlaşmış olarak aşılmış olacaktır sıkıntılar. Terlemeden sıhhat bulunmaz, kuldan medet umulmaz. Allah âyetlerini doğru anlayan ve yaşayanlardan eylesin inşallah...
Bir âyet var, gelmiş geçmiş, gelecek ve geçecek tüm insanlara ilahi bir ikaz.
"İmtihan olmadan salıverileceğinizi mi sandınız" [Ankebut Suresi, 2]. Mutlak surette bütün canlar imtihandan geçiyor. Biz, bizimkini biliyoruz. Dışarda iyi sandığımız nicelerinin kötü hâllerini sadece Allah bilir. Allah hiçbir kuluna ayırım yapmaz. Fırsatı da her kuluna verir, ezâyı, cefâyı, sefâyı da. Değerlendirme yapmamız bizim aklımıza, fikrimize, irâdemize, kısacası nefsimize dayalı.
Elbet imtihanlarımız kalemle kağıtla olmuyor.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 387
 
Turkish Arabic English