Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 تواضع
Tevâdu'
Arabî dilde aşağıya indirmek gibi bir mânâsı da vardır. وضع Vaz' kökünden geliyor, aynı kökten türeyen kelimeleri hemen hemen şöyle sıralayabilirim:
Mevzi, mevzu, mevzuat, mumazaa, mutevâzı, tevâzu, vaziyet...
 
Devamını oku...
Şu anda 229 konuk çevrimiçi

Ne Ararsan Var
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 11 Nisan 2019 04:01
YILAN YAĞI KARINCA YAĞI BULUNUR
altEczanenin birine bol miktarda yılan yağı ve karınca yağı ve buğday özü şurubu ve çimen suyu getirilmiş. Sizin böyle bir yağ çeşitdinden haberiniz var mı? Daha öncesi hiç yılan yağı, karınca yağı diye bir madde duydunuz mu?  Ben ilk defa duyuyorum ve görüyorum. Görür görmez de şok oldum dersem, yalan olmaz.
Daha önce bitkilerden yağ çıkar biliyorduk ve neredeyse her bitkinin yağı çıkarılmaya başladı. İçlerinden de bazılarının çok faydalı olduğu söyleniyor. Aslan pençesi, çalı dikeni gibi bitkilerin bile yağı çıkartılıyormuş, bilmiyordum. Kullananlar nasıl kullanır görmedim. Alternatif tıp diye bir şey söylüyorlar, ben tıpbın alternetifini doğru bulmuyorum. Eskinin kocakarı ilacı dediklerine, günümüzde alternatif tıp diyorlar. Tıp ilimle, bilimle ilgilidir. kocakarı ilaçları kullanılıyorken neden ilim yapıp tıpbı geliştirmişler? İnsan daha sağlıklı yaşasın diye; hoş rant uğruna ilmi de bozar oldular. Doktorlar habire ilaç sektörüne para kazandırıp dururlar. Her neyse, sadede gelecek olursak: Zeytinyağı, ayçiçeği yağından sonra, haşhaş yağı, mısıryağı, fındık yağı ve soya yağı yemek pişirilmede, özellikle öneriliyor. Sağlıkçılarımız bilhassa kolesterol sorunu yaşayanlara “Katı yağ tüketmeyin, zeytin yağını tercih edin. İçeriği vitamin ve mineral dolu ve hafiftir” diyorlar. Sıvı yağ tüketirsek, damarlarımızda yağlanma olmazmış. (Bergamot, Kayısı, Ceviz, badem yağı, pamuk yağı da üretiliyor biliyorsunuz.)
Doktorlar böyle diyor da, herkes bütçesine göre bir yağ tüketiyor işte. Peki, “Yılan yağı ve karınca yağı nereden çıktı,” diyecek olursanız. 
Onlar yemek yapımına yönelik değilmiş. Vücut gelişmesine, saç uzatmasına yönelik yağ türleriymiş. Balık yağından sonra, bilim adamları gelişme çağındaki çocuklar için, yılan yağı ile karınca yağını keşfetmişler, geliştirmişler. Sonra da firmalar patentini almış, kutulayıp tüm eczanelere dağıtmış.
İnanmazsanız, gidin bir eczaneye sorun. Yadırganmazsınız, dahası yakından tanıyıp öğrenmiş olursunuz. Bu yağlar cilde sürüldüğünde, gerginlikte veriyormuş. Botoks yaptırmak isteyip de, para bulup yaptıramayanlar, alsınlar bir şişe karınca yağı, bolcana sürsünler oralarına buralarına, buruşukluktan kurtulsunlar. Buruşuk giysiyi ütü düzeldiği gibi, buruşuk yüzü de bu yağlar dirileştiriyormuş.
Hadi yılanın zehrinin çıkarıldığını biliyorduk. Bu işten para kazanan adamlar bile var. Tutuyorlar zehirli yılanları, ağzından zehrini alıyorlar. Cesaret isteyen bu işi yapabilen insanlar, para kazanmaktan öte, insanlığa yardım ediyorlar. Yılan zehri bilindiği gibi, yılan ısırıklarında panzehir olarak kullanılıyor. Ayrıca başka hastalıklar için yapılan ilaçların içine de konuluyor, şifa niyetine yani. 
Devamını oku...
 
Nereden Nereye
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 10 Nisan 2019 07:33
 
alt40 lı yılların ikinci yarısı çok partili dönemin başladığı ilk zamanlar. Babam o devrin azınlıkta üniversite eğitimi görmüş olan ülkenin gençlerinden biri, eğitiminden sonra dört yıl devletin donanmasında bahriyeli olarak askerliğini tamamlamış. 40 lı yılların zorluklarını yaşamış. 1950 li yılların başlangıcında tahsilinden dolayı devlet memuru ediliyor kendisi. Özel İdare müdürlüğünde gelir memuru olarak göreve başlıyor. 
Canla başla devleti için çalışırken bir seçim sonrası müdürleri sürgüne gönderiliyor. Başlarına ilkokul mezunu biri müdür diye veriliyor. 
Babam buna itiraz ediyor. "Üniversite bitirmiş biri olarak ilkokul mezununun emrinde çalışmam." diyor. 
İş arkadaşları "Kibir yapma." deseler de, babam bunun kibirle bir ilgisi olmadığını, haksızlığa karşı geldiğini söylüyor. Ve tepkisini devlet memurluğundan istifa ederek gösteriyor. 
Babam devlet memurluğundan kendi rızasıyla ayrıldıktan sonra uzun yıllar serbest muhasebecilik yaptı. Şehir merkezindeki bir iş hanının dördüncü kartında bürosu vardı. Yanında orta yaşlı, dar gelirli temiz yüzlü bir adam ayak işlerine yardımcı olarak çalışıyordu. Babamdan biraz genç bu adam hem büronun temizlik işlerine bakıyor, hem defterdarlığa gidip geliyor, hem büroya gelen giden mükellefe  çay ikramında bulunuyordu.
O zamanlar 20 li yaşlarımın başlarındaydım. Mart ayı yaklaştı mı babamın yanına gider, gelir gider tablosunun karşılaştırılması işlerine yardım ederdim. Babamın yardımcısı bana da çay ikramında bulunurdu. "Sağ ol amca." diyerek kendisine teşekkür ederdim. Onunda bir oğlu vardı. Ara sıra büroya uğrardı. bıyıkları henüz terlemeye durmuş delikanlı, kırmızıya çalan pembe yanaklı, sarışın, mahcup tavırlı bir lise öğrencisiydi. Babasının yanına geldiğinde çoğu günler annesinin verdiği eve alınacakların listesini babasına verirdi. Babasından para vermesini beklerdi.Babası bize belli etmeden oğlunu kapı arkasına çeker, orada duymayacağımız şekilde bir şeyler söyler, geri gönderirdi. Ardından yüksek sesle "Eve tez git, derslerinin başına otur, akşam ne kadar çalışmışın göreceğim." diye bağırırdı. Sonra yanımıza döner, "Kusura bakmayın, buraya gelmemesini söylüyorum, ama işte anası gönderiyor." derdi. Babam da derdi ki:" Bir sakıncası yok gelebilir. Efendi bir genç, inşallah iyi makamlara gelir." Bu güzel dua hoşuna giderdi amcanın "İnşallah" diyerek duanın kabulü için avuçlarını yüzüne sürerdi.
Devamını oku...
 
Aynı Hamam Aynı Tas
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Nisan 2019 11:32
altEsnaf ve Sanatkâr Odaları da Başkanlarda esnafının sorunları da aynı; hamama girenler değişiyor. Fakat hamamda aynı, tas da aynı kalıyor...  
Vergi, Kredi, Sigorta primi… Mal alamama, elindekini satamama durumları söz konusu...
Ülkemin  esnafları bu sorunların altında eziliyor, kimse kimseye “Halin nedir?” diye sormuyor.
Esnaf Odaları Başkanları yıllardan beri hep aynı kişilerden oluşuyor. Ne hikmetse yasal olan Genel Kurul toplantılarında kendilerini tasvip etmemiş üyelerin bile oyunu alarak yeniden başkanlık koltuğuna oturan bu şahıslar, kendileri de birer esnaf olmalarına rağmen, esnafın sorunlarını dile getirmiyorlar.
Esnaf ve Sanatkârlar Odalarının genel Kurul toplantılarında, esnaf ve sanatkârının ne denli zorluklarla mücadele ettiğini ve sorunlarının çözülmesi, yaralarının sarılması için elden gelenin yapılacağını samimiyetle dile getiren, eski başkanlar. Bu sözleriyle yeniden, yine başkanlığa getiriliyor ve bir daha ki seçimlere kadar esnafın sıkıntıları karşısında çoğu kez konuşmayıp, sessiz kalmayı yeğliyorlar. Ancak, esnafın kendisi konuştu mu tam konuşuyor. İlgili başkanları suskunluklarını koruyor olsalar da, sorduğunuzda esnaf yetkililere sesini duyuracak kadar sorunlarını sıralıyor. 
Peşin vergi, kredi borçları, sigorta primleri, banka kredi borçları, iş yeri giderleri, buna karşın kazançlarının geçim standardının altında olması esnafını çileden çıkaran başlıca sorunlarını oluşturuyor. Bu sorunlarına bağlı oldukları başkanlıklar duyarsız kalınca da sorunlar yumak gibi sarılıyor, esnafın sıkıntısı evine, ailesine yansıyor, çocuklar bu sıkıntılardan hayli etkileniyor; hayatları çekilmez kılıyor. Böylece esnaf ve sanatkârların dert ve dileklerinin sonu gelmiyor.
Ülkemin esnafı, her defasında bir şekilde başlarına geçen, çoğu yerde neredeyse uzun yıllardır hiç değişmeyen oda başkanlarının kendileriyle gerektiği şekilde ilgilenmediklerinden yakınarak, “Hükumette esnaf milletvekillerinin sayısı artmadıkça, ya da hükumette bir esnaf bakanlığı oluşturulmadıkça bize yapılan yanlış uygulamalar önlenemez” diyerek, esnafın sorunlarına bir babayiğit yetkilinin sahip çıkması gerektiğini dile getiriyor. 
Esnaf ve sanatkârlar en çok vergi adaletsizliğinden, esnaf ve sanatkârlara  Kefalet Kooperatifi kredilerinin azlığından, yanında çalıştırdıkları elemanın sigorta borçlarından, ilaç, sağlık ve pirim borçlarının ödenmesinde gördükleri zorlukların önlenememesinden şikâyet ediyorlar. Bir an evvel kendileriyle ilgilenilmesi gerektiğini vurguluyorlar.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 98
 
Turkish Arabic English