Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

HASTANELERDE EL İZİ TARAMASIYLA ŞAHSİYETİMİZ SAPTANIYOR.

Hastahânelere muâyeneye gelen şahısların, kendileri olduğuna dâir doğru bilgi edinmek için, açıkcası; kendinizi ispat etmek için, marketlerdekilerin bir benzeri pos sistemine tâbi tutuluyorsunuz. Başına gelen biliyordur, başıma geldi de öğrendim. Geçen sene Devlet Hastahânesine bir müracaatımda şarjlı bir cihazla alnıma ışık tutmuşlardı; anlıktı, karşı çıkamadım. Sebebini bana bu işlemi tatbik eden hastahâne görevlisine sordum, o da bana “Devlet istiyor, git devlete sor” demişti.

Devlette kime uzanıp cevabını alamayacağım soruyu sormaya uğraşacağım ki… ”Amerikan uzayüssüne mi gönderilecek” diyerek espri yapıp öfkemi yatıştırdım. Ama o günden sonra devlet hastahânesine gitmemeye özen gösterdim.

Bir süre sonra bu uygulamanın kalktığını öğrendim. Bu defa özel hastahâneye gidişimde bunun yerine pos cihazı benzeri bir şey getirildiğini gördüm. “Nedir, niye, neden” sorularıma elimin izini alan görevli yine aynı cevabı verdi “Devlete sor” diye.

Demek ki devlet bizi bu şekil sorguluyordu. Vatandaşına güven duymayan devlet, seçimlerde aynı vatandaştan güven oyu bekliyordu. Ne garip değil mi? Oy istenirken siyasetçilerce çok iyi tanınan vatandaş, koltuğa gömülünce tanınmazdan geliniyor. Verilen hizmetlerde vatandaşına güven eksikliği duyun hükümet yönetimi, yöntemini iyi kurmuş. Her bireyin şahsiyetini vakumluyor. Kişinin iciğini ciciğini özelini, güzelini öğrenmek için çok basit bir yola başvurmuş. Vatandaşını avcunun içine almak için avuçlarının içini okutur olmuş. Bu yöntemle sözde istismarcıları, yağmacıları önleyeceklermiş. Nerden bileceğim doğruluğunu? Benim şahsi bilgilerimi başkalarına bildirilmeyeceğini; biz de bu devlete, böyle yönetilmeye güvenmiyoruz dersek ne yapacaksınız, siz de bize avuç içinizi açacak mısınız? 

Devamını oku...
Şu anda 2016 konuk çevrimiçi

Beşi Bir Yerde Ama Kilerde
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 21 Haziran 2018 19:47

KURU SOGANA BAK , DOLARLA EUROYI BILE SOLLADI !
Dalga geçiyorlar sanıyordum markete gittim gerçekmiş beya...

altDÜĞÜNLERE EN DEĞERLİ TAKI, BEŞİ BİR YERDEDİR.

PATATES, SOĞAN TAKININ; ALTIN DEĞERİNDEDİR.

Düğünlerde bundan böyle patates, soğan takılır.
Patates soğan ve diğer gıdaların fiyatının artması için satmayıp stok yapanları Allah'a havale ediyoruz ! Yoksa bu iki önemli gıdanında dışarıdan ithali için bu pahalılık bir bahane midir, bilemiyoruz. Almayalım, ellerinde kalsın. Ne olacaksa, olsun bitsin diyoruz. Patetes, soğan yememekle ölünmeyeceğini biliyoruz.
 
Ma’mer b. Fadle (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle işittim: “Günaha batıp gidenlerden başkası stokçuluk yapmaz.”
Peygamber uyararak günahtan korumaya çalışmış ümmetini, günahtan korkmayana ne desek uymaz. Kafasına fırsatçılığı koyan, yaptığından caymaz.

Patates, soğan dünyada var olduklarından bu yana yurdumuzda en yüksek fiyatlarını görmüşlerdir. Neden, stokçuluk yapıp  daha da pahalıya satış yapmak için. alt

Günahtır, fakir fukaranın patetesi haşlayıp, yanında soğan kırarak ekmeğine katık ettiği azığını kazıklamak müslümanlıkla bağdaşmaz. Biliyoruz ki hayat kavgası herkes için zor. Ancak bu zorluk Allah'ın bolca verdiğini saklamakla, dışarıdan takviyeler getirmekle aşılmaz. Yardımlaşmayla, dayanışmayla, makul olanla yetinerek, şükürle bereketlendirerek bir neticeye getirilir.

Allah'ın nimeti, toprağı eşele göm. Bire bin verir mübarek nimetler. Ben saksıya süymüş soğan gömüyorum, yeşilini koparıp yiyorum, kalanı toprak altında palazlanıyor, kışlık kocaman, bir kazan yemeğe doğranacak soğan oluyor. Keza patates de öyle, yarım kesilmişini bile toprağa gömseniz, üç hafta sonra bir torba patetes çıkarırsınız.

Demek istiyorum ki, illa patates, soğan yemek istiyorsanız, güneşte kalıp yeşillenmiş bir tek patates bile toprakla buluşması halinde, size üç öğün yemek verecek kadar çoğalır. Böylesine bolluk veren bir nimet.

Devamını oku...
 
Cehaletle Cenk Etmeliyiz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 21 Haziran 2018 07:40
altCahil milletiz, bilhassa çocuk yetiştirme konusunda aileden eksik eğitim almışız. Gerçek hayat karşısında cahil bırakılmışız. Kim ne derse desin çocuklarımızın aile eğitiminde ve onlara göstereceğimiz sevgi ve ilgi konusunda yetersiz kalıyoruz. Çünkü kendimizde ailemizden yeterli sevgi, ilgi görmemişiz. Bu eksikliğimizi ilerki yıllarımızda başkalarından  umarak kapatmaya çabalıyoruz. Aradığımızı birebir bulamayınca türlü hallere bürünüyoruz. Kimimiz kindar, kimimiz takıntılı, kimimiz şiddete meyilli hale dönüşüyoruz.
Bu hallerimiz ne yazık ki dış görünüşümüzden sezilmiyor. Giyim kuşamla veya okullardan aldığımız kadar bilgilerle ört bas etmeye gayret ediyoruz. Çoğumuz bu konuda başarılı da oluyoruz. Ne var ki iç dünyamızın eksik yönleri bastırılamaz hale dönüşünce farklı kişiliklerimizi çeşitli şekillerle gizliden ortaya çıkarıp, iç dünyamızı, ruhumuzu tatmin edip rahatlıyoruz. Yahut rahatladığımızı sanıyoruz. 
Devamını oku...
 
İnsana Yatırım Yapacaksın
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 14 Haziran 2018 00:48

 

altDünyaya bir defalık gelme şansına sahip olan insan neslini, dizilerle, şeytanı sevindiren yarışmalarla oyalamayacaksın. İnsana insan olduğundan dolayı değer vereceksin. Hakikatleri öğreteceksin, doğruluğun daniskasını belleteceksin. Dinen, vicdanen hakkında hayırlı olacak konularda koşullandıracaksın. İnsan beynini bilgiyle, kalbini sevgiyle donatacaksın.

Ruhsal gelişmenin yolu, sevgiyi, bilgiyi beyne edinmekten geçer.

 

Televizyon haberlerinde izliyoruz sapıkları, kadına, çocuğa canilik, sarkıntılık yapanları, şiddet uygulayanları, kısaca hasta ruhları...

Sunucular ahkam kesiyorlar, “Bunları tıkacaksın içeri gün yüzü göstermeyeceksin.”

“Böylelerini asacaksın, keseceksin” diyerek halkın gözünde değer bulmaya, sosyal medyada fanlarının sayısını artırmaya çalışıyorlar.

Hiç kimse demiyor ki; “Hastayı, sapığı, caniyi, cezalandırmadan önce terapiyle tedavi ettir.” O da Allah'ın dünyaya cennetten nur gibi gönderdiği bir kulu. Masumken bir şey yokken, sonra neden böyle olmuş? Bir öğrenin bakalım hangi şartlarda, niçin o hale dönüşmüş.

Her önüne gelen evleniyor, ana-baba oluyor da acaba devletçe çocuklarını yetiştirme konularında takibe alınıyorlar mı?

Cahil hata yapmaya açıktır ve işin en kötü yanı cahilliğini bilmez, kendini herkesten bilgili sanır. Böylelerini azaltmanın, azgınlığın önüne geçmenin yolu, öncelikle insana yatırım yapmaktır.

Bence her konudan daha çok gerekli, eğitin insanları...

Bir yandan da yüreklere sevgi aşılayın, kine, nefrete karşı koyun. İyiliğe yönelik, kötülüğe tepkili, temkinli, dirayetli insanlar yetiştirin. Kime ne verirsen, onu alırsın. Tarlaya ne ekersen, onu biçersin. İnsanı yanlışa karşı, doğru olarak aydınlatırsan, hakkaniyetle eğitirseniz, toplumun düzelmesi daha hızlı ve kolay olacaktır.

İnsanımız eğitimsiz, okumuş cahilimiz çok fazla, zira okullarda ezbere dayalı dibloma sahibi olunuyor. Bence buna okumak denmemeli, diploma almış, ama böylelerinin çoğu da torpille iş bulmuş. Emek vererek diplomayı hak edenin hakkı gasp edilmiş. Doğru eğitim olsa, vicdanlar devreye girer, hak yemeye, harama göz dikmeye Müsaade etmez.

Görüyorsunuzdur. Öğrencilerin pek çoğu kafelerde kızlı, erkekli gruplar halinde vakit öldürüyor. Sınav zamanı gelince derslerine yönelik çıkabileceği muhtemel soruların cevaplarını ezberliyor ve diplomayı alan herkes eğitilmiş sanılıyor.

Hayır, benim sözünü ettiğim eğitim şekli bu değil. Üniversitelerin her şehre, yöreye göre açılması, bakkal dükkanı gibi çoğalması gençlerin eğitimine yönelik değil ne yazık ki... O şehrin kalkınmasına katkı sağlasın düşüncesiyle üniversiter çoğalıyor, şehirlerin gelişmesinde öğrenci giderlerinden medet umuluyor.

Turistler bile öğrenciden daha ucuza ülkemizde tatil yaparken, çoğu emekli ailenin çocuğu olan nice gençler okumak için evden ayrılıyor sanılıyor. Oysa pek çoğu baskısından kurtulmak, dolu dolu özgürlük yaşamak için eğitim ayağına, evinden sırra kadem basıyor. Ailesinin geleceğe dair umut tuttuğu öğrenciler, makarnayla beslenerek dişten tırnaktan ayrılarak gönderilen paraları kafelere kazandırıyorlar.

Ülkeler üretimle kalkınır. Makarna yiyerek, ezberden sınıf geçen çocukların dört yıl süresince şehirlerin esnafına bıraktığı üç beş kuruşla değil.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 7 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ