Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

CAMDA BİR NİNE EKSİKTİ...

Kuru bir canı kalmış, onu da ekrana salmış. Fitne yaş-baş dinlemiyor, her gün bir yenisi türüyor. Zehirli mantar gibi, müsait ortam görünce çıkıyor...

Yapacak bir işim olmadığı anlarımdı... Dinlenirken vaktimi boşa harcamayayım istedim. İnternet üzerinde oraya buraya göz atarken, bir ninenin ekranlara çıkıp: “Çam süslemesi Türklerin geleneğidir." dediğini duydum. İnanmadım. Niçin mi? Çünkü benim atalarım at üzerinde ve göçebe hayatı bir ömür sürmüştür. Çam ağacı buldularsa, onu, çadır önünde ateş yakıp geleceğin Türk neslini, bebelerini ısıtmak için kullanmışlardır. Avcılıklarından elde ettikleri etleri sofraya getirmek için, çam ağacından yararlanmışlardır.

Ne tür zehri hangi akrepten kaptınsa, akıttıracak yeri de tam bulmuşsun. Hacıdan hocadan reyting+para uğruna yararlanan, her yerlerinden riyâ dökülen ekran cambazları, nihâyet seni de keşfetmişler. Bundan böyle ara sıra çıkar, ömrünün kalanında ekran gülü olarak kokarsın. Seni koklayanlarına da bir güzel fitneni sokarsın. Vah ülkeme! Daha niceleri var; fesattan beslenirken, ülkemin gücünü küçültmeye çalışan... Âhiret gününde fitnecilerin hepsinden davacıyım. Mâsumları ayarttığınız, yanlış bilgiyle taze beyin donattığınızdan... 

Devamını oku...
Şu anda 4428 konuk çevrimiçi

Naim Süleymanoğlu da Tarih Oldu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Kasım 2017 22:48
 
altEfsane halterci Naim Süleymanoğlu dünyaları kaldırdı, hastalığını kaldıramadı. Hayata veda etti. Allah rahmet eylesin. İyi adamdı, efendi insandı. İnsan için bu dünyadan göçerken arkasından iyi denilmesi ve gittiği ebediyet aleminde iyi bilinerek karşılanması çok önemlidir. Bundan gayrısı, yalandır, dünyalık bir oyalanmadır.
Kendisiyle ilk kez 1995 yılında tanışmıştım. Şehrime gelmişti. Yerel televizyonumuz ve gazeteler adına röportajlar yapmıştım kendisiyle, çok mütavazı bir kişiliği vardı. Sonraki yıllarda da Halter Milli Takımı ile defalarca ilimize gelmiş, Eğirdir ilçemizde kapm yapmıştı. Yanında yakın arkadaşı Halil Mutlu ile göl kenarında dolaşırken " Böyle güzellikleri olmasa dünyamız yaşanacak yer değil," demişti. Sesinin tonu sanki içten içe o yıllarda öldüğünü vurguluyordu. Öyle mahsundu ki, dünyaları yerinden kaldıran adam o değil gibiydi. Biraz durgun ve yorgundu. Daha o yıllarda maddi manevi sorunları var gibiydi. Hiç bir şekilde cüssesinden büyük yüreğinde olup biteni dillendirmedi. Belki de hep yandı, ama tütmedi. Dünyaya geldi, dünyaca tanınarak yaşadı. Lakin iç dünyasını hiç tanıtmadan kondu - göçtü oldu. 
1997 senesinde de ben Isparta belediyesinde basın müşaviriyken belediye imkanlarıyla konuk olarak ağırlamıştık kendilerini. Hiç özel bir talebi, kaprisi olmamıştı. Oysa havalı olur, özgüveni görenleri gölgeler sanılıyordu. Belediye başkanı bile bu hisle kendini endişelendiriyordu. Beyinlerden geçen sorgulamalar anları kötü etkiliyordu. Neyse ki Naim"in duru davranışlarıyla harika zamanlar anı olarak belleklerde kaldı.
Şöhretlilerle fotoğraf çekilmeyi sevmem, ama o başkaydı. Ona cep herkülü deniliyordu. Namını yedi düvel biliyordu, duruiu güven veriyordu. İlerki yıllarda olur da ben birine "Cep herkülüyle yakından tanışmış biriyim" dediğimde, "İspatın var mı" diye sorarlarsa, ispatlık göstermek adına objektife onca poz vermiştim. Anılarda kalan yadiğarlardan biri  oluverdiler bir günde. Ne olacak, hayat budur, bu kadardır  işte...Allah taksiratını affetsin. yakınlarının ve ülkemin başı sağolsun.
Devamını oku...
 
ÖLENE DEK YAŞAYIN
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Kasım 2017 03:28
SİYASETÇİLER, SANATÇILAR, MİLLETİ KANDIRIP SIRTINDAN GEÇİNENLER
DAHA KİMLER, NELER- YALANDAN BESLENENLER, MASUM HAKKI YİYENLER
 
altYA HALKA NE DEMELİ,
ÇOĞUNUN EKMEĞİNE KATIK ALACAK PARASI YOKTUR, SİNEMAYA, KONSERE GİDER, KASET ALIR. 
PARASINI SAÇTIĞI ZENGİN OLUR,
KENDİ FAKİRLİKTE KALIR...
"Küçük şeyIere gereğinden çok önem verenIer, eIinden büyük iş geImeyenIerdir." demiş bir tecrübe sahibi...
Sanki dünyaya gülüp eğlenmeye gelmişiz giöi, bizi eylendirenleri memnun etmek için elden geleni yapıyoruz. Halbuki yaşama gayemizin aslını idrak edebilsek, kendi geleceğimize yönelik tedbirler alır, hayatımızı sıkıntıdan arındırma çabasında bulunurduk.
Siyasiler, siyasi gücü ellerine alana kadar millete ağam, paşam muamelesi yapıyorşar. güce eriştiklerinde kendileri ağa, paşa muamelesi bekliyorlar. şakşakçılarda çıkarları uğruna bunu pekala yapıyorlar.
Sanata, sanatçıya asla karşı değiliz. Ama nasl snatçıya. Halkı ayartan, kışkırtan, isyankar ettirenlere sanatçı denilmemeli. Onlar acıdan, isyandan beslenenlerdir.
 
Müziğin insanı götüreceği yer güzeIIik ve sevgisidir. ne var ki bunun bilincinde bile olmayanlar, halkın fakirliğinden, sorunlarından efkar üreterek, onların masumlarının haklarını sömürmektedirler. Aksini yapmaları halinde para kazanamayacaklarını çok iyi bilmektedirler. 
Şeytan kendisine hizmet edene çok kazandırır. Bunun için isyanı, yalanı kullanır. kendine hizmet edenlerede bu takdiği kullandırır.
Bir insanın dürüst bir mizacı varsa, böyIe kişiIer insanIardaki kötüIükten nefret eder; yanIışIıkIara karşı oIan nefretIeri, onIarı yanIış işIer yapmaktan uzakIaştırır; haksızIıktan kaçınırIar ve namusIu yaşarIar. Ne var ki, tek gayeleri dünyada zengin ve iktidar sahibi olmak isteyen niceleri, böyle dürüst insanları takıntıkları sahte iyimserlik, şirinlik  maskeleriyle yoldan çıkarırlar. Menfaatleri uğruna gözlerini kırpmadan yalan söylerler. Bu günümüz dünyasında çok sık rastladığımız, ama fark edemediğimiz tehlikelerdendir.
Devamını oku...
 
HERKES KUZU O KOYUN BU NASIL BİR OYUN?
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 17 Kasım 2017 02:10

İYİ BİR ŞEY YAPIYORUM SANIYOR, SEYİRCİSİ ONA BAYILIYOR

SANKİ İZLEYENLERİN KOYUN OLDUĞUNU MEŞRULAŞTIRIYOR

altBir yol tutturmuş gidiyor. Her sabah televizyon ekranından yaşlıya, gence, kadına-ekeğe, şişmana- zayıfa "kuzum" diye hitap ediyor. Bilmiyor ki anaç olan, yavrusuna kuzum der. Doğurmamış, dokumamış. Elaleme iki lafının birinde "kuzum"diyor.. Sarı boyalı saçlı gacı. Gülümsemesi bile yavan, samimiyete yabancı, reyting amaçlı. Lakin herkes kuzu hitabından hoşnut ki, itiraz edeni bulunmuyor.

Eskiden ne güzel televizyon, internet yoktu. Reyting uğruna riyakarlıklar yapılmıyordu. Kim ne kadar seyircisi ekrana bağlarsa, Allah"tan uzaklaştırıp şeytanla oyalarsa o kadar çok ekranda kalıcı olabiliyorlar. Reyting kavgaları öyle basit mesele değil, anladığımız kadarıyla.

"Hikmet taşımayan söz gevezelik, tefekkür bulunmayan sükut gaflet ve ibret taşımayan bakış oyalanmaktan ibarettir. "
)Hasan-ı basri Hazretleri bu sözüyle Peygamberimiz Aleyhisselamın "Ya hayır söyle, ya da sus" hadisini bir kez daha bize hatırlatmış. Manayı anlayıp, yaşamında uygulayanlara ne mutlu.)

Radyolu günlerimiz öyle güzeldi ki, keyfimiz bozulmazdı hiç. Sunucuların yüzünü göremezdik, ama seslerindeki samimiyeti alabiliyorduk. Yalın, nezaketli cümlelerle ülkemizde olup biteni aktarırlardı. Türkü, şarkı anonsları yaparlardı. Arkası yarınlarla oyalanmazdı kadınlarımız, oya örerlerdi. Kulakları piyesde, gözleri işlerindeydi. Televizyonun ilk yıllarında da bir adap, edep vardı. Ne zaman ki özel kanallar, yayıldı. ekran gülü olmak isteyenler bu işlere bayıldı. Her gün beleşe "sponsorlardan" şık giyinmenin, süslenip püslenip kameralar önünde salınmaya ve herkesce tanınmaya ve bir de bunların üstüne dolu para almaya alıştılar tabi ki, bu imkanları kaybetmemek için ne mümkünse yapıyorlar.

altBu aslen doğulu ve kimbilir kimlerce arkalıklı sunucu hanım da kimden tiyo aldıysa, yahut nerden diline doladıysa, haftanın beş gününün sabahı magazinsel yayınına katılan yaşlı genç, kadın erkek herkese "Kuzum" diye hitap ediyor. Ben bir yakınım hatırına zorunlu bakıyorum bazen, inanın gına geldi aynı kelimeyi sıklıkla duymaktan. Kabak tadı verdi, desem nimete yanlış olacak. millete yapılan yanlış konusunda uyarıda bulunayım derken, kabak sebzesini koydum araya. kabak demişken; yemek tarifleri olan, arada bir sağlık konusuna değinen, her yılın tekrarı olan sıradan bir yayın. ama işte o kuzumlu sahte gülücükleri yiyor olmalı ki seyirci, o hanım da yayınını aynı şekilde sürdürüyor, sündürdükçe, sündürüyor demek daha doğru olur.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 6 / 387
 
Turkish Arabic English