Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Fransa’ya Fransız kalmak istiyorum.

Kara kışın buz tutmuş kapkaranlık gecesini cami avlusunda yatarak geçiren bir vatandaşımız donmak üzereyken farkedilip kurtarılmış. Ülkemde onca dram yüklü durumlar varken, bir kuru haberle geçiştirilip Fransa’ nın gündemine kilitlenmemiz ne kadar doğru? Üç gündür televizyon haberlerinden ve ülkemin yöneticilerinin verdiği demeçlerden sıkıldım artık. Cenaze evinde en çok katil ağlarmış. Bizimkilere ne oldu ki Fransa’da olup bitene bu kadar alınganlık gösteriyorlar anlayamadım. Tüm haber kanalları birkaç gündür neredeyse kesintisiz canlı bağlantılarla, ağdalı ağızlı yorumcu başlarıyla "Biz yapmadık, biz de siz kadar üzgünüz" laflarıyla Fransa hadiselerine odaklanmış gündem dolduruyor. Bizim ülkemizde olan bitenlerse kuru bir haber olarak kalıyor. Olayların neden çıkarıldığına da değinilmiyor. Sevgili Peygamberimize (Sallallahu Aleyhi ve sellem) hakeret edilmiş, Müslüman olarak buna ses çıkarmamışız, sonrasında çıkan olayları kınamışız. İslâm'a düşman olan Türk'e dost olamaz, sen Türk'sen niye dostluğunu ispat için yırtınırcasına kükrer durursun?

Batı haklar doğu paklar. Batının insanı değil, dünyalık hırsları ve batıl bildikleri kıymetlidir. Bu uğurda gerekirse kendi bir olay çıkarır, doğudakinin üzerine suçu atıverir. Maksat akıllar karışsın, adları büyüsün; “reklamın iyisi kötüsü olmaz” sözü de onlardan çıkma değil midir?

“Paris'te bir adam öldürülürse bu bir cinayettir, doğuda elli bin insan boğazlanırsa bu sadece bir meseledir” (Victor Hugo) Parisli şair, yani kendi içlerinden biri demiş bu lafı. Bunu bilmeyenlerimiz, batıl ve batı hayranlığı olan çoğunluğumuz adeta “Aman” diler

 gibi, olayları sanki biz çıkartmışız gibi kınamaktan bir haller olduk.

Osmanlı yüreğimize ne oldu, hepsi de toprak oldu. Allah’ın rahmeti üzerlerinden eksik olmasın. Torunları olan bizlerse sinmiş büzüşmüş hallerdeyiz. Ecdadının şanından bir haber olanlar gerçekleri görmezden gelip çıkıp çıkıp gavur illerinde olanı biteni kınıyoruz, üzüldük, büzüldük,  iki duvar arasına dizildik tekerlemesi söylüyorlar adeta...

Devamını oku...
Şu anda 1851 konuk çevrimiçi

Akdeniz Bölgesinin en uzun minareli camisi Halıkent’e yakıştı
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Kasım 2011 21:06

 

En Uzun MinareYaklaşık on bin nüfuslu Halıkent Mahallesi’nin meydanına yapılan Halıkent Camii, üç yıl kadar minareden yoksundu. Cami Yaptırma ve yaşatma Derneğinin üyeleri, on yıl önce Halıkent’e bir cami yaptırmaya kakar verdiler. Öz veriyle çalışmaları sonucu topladıkları paralarla mahalleye yakışır bir camiyi yaptırmayı başardılar. Ne var ki bu caminin minaresini yaptıracak paraları kalmamıştı ve bu parayı toplamaya da güçleri yetmiyordu. “Ne yapmalıyız” diye düşünürlerken, onların bu halini öğrenen Ispartalı bir hayırsever, bu caminin minarelerinin yapımını üstlendi.

Bu hayırsever kişinin adı Kemal Akgün’dü. Yıllarca Almanya’da eşiyle birlikte çalışmış, emekli olmuşlar, 

Devamını oku...
 
Çarıktan, Sandalete Kunduracılık
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Kasım 2011 13:04

altİnsanların en önemli gereksinimlerinden birisi hiç şüphesiz ayakkabıdır… Ya da ayağa giyilen nesnelerdir…

Ayakkabının önemi her zaman her yerde kavranmıştır. Çünkü her insan yürüyecek, dolaşacak, çalışacak, karda kışta soğukta, sıcakta, her türlü zeminde ve şartlarda bulunacaktır. Bunları yaparken de buralarla ilk temas eden ayaklar olacaktır.

Bugün bize kadar ulaşan her gereksinimi ve medeni kullanma araçlarını, teknolojiyi bulan insanlar, geçmiş zaman içinde de günümüzün modern ayakkabıları olmasa da, hayvan derisinden çarık yapıp ayağına geçirmeyi bulmuş ve geliştirmeyi başarmıştır… Çarık ilk insanlardan günümüze kadar gelmiştir. Bu gün, Türkiye’de, hatta Isparta’mızın bazı yörelerinde hala çarık giyenlerin sayısı hiçte az değildir.

Devamını oku...
 
Hırsızın da Onurlusu Vardır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 11 Kasım 2011 20:30

 altGünümüzde, mazlumun hakkını yiyerek cebini doldurup, sonra da onurlu insanlar gibi yaşayan, onursuz o kadar çok adam var ki; oysa her birinin saygınlığı parasının gücü kadardır. Haydan gelen parası, huyu nedeniyle bir gün apansız kaybolunca, bu kişilerinde saygınlığı bitiverir. Hızlı gazetecilik yaptığım dönemlerdeki notlarım arasında, hırsızlık yaptığını apaçık dile getiren ve Allah’ın bildiğini kuldan da saklamayan Hamdi ağa denilen bir zat vardır. Bugünkü hileli hırsızlara, o günkü Hamdi Ağayı örnek olsun diye anlatmak isterim. O hırsızlığını kimseye sezdirmeden başarıyla yapar, bilindiğinde mutlu olur, kendisini kahraman gibi görürdü. Zira Hamdi Ağa, onurlu bir hırsızdı. Hırsız olduğu bilinmezse, günahının gizlenmiş olduğunu düşünürdü. “yapıyorsan, açıkça yapıyorum diyeceksin. Çalıp da, ‘çalmadım. Alın terimle kazandım’ diyorsa insan, o cehennem çerisidir” diyordu. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki401402403404405406407408409SonrakiSon»

Sayfa 409 / 409
 
Turkish Arabic English