Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Bismillahirrahmanirrahim
 
 
 
Cenab-ı Hak (c.c), Taha suresi 127. ayetinde mealen şöyle buyuruyor:
 
 Haddi aşan ve Rabbi'nin âyetlerine inanmayanları işte bö

yle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.
 
 
Bismillahirrahmanirrahim
 Hz. Selman (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:
 
“Rabbiniz hayydir, kerimdir. Kulu dua ederek kendisine elini kaldırdığı zaman, O, ellerini boş çevirmekten haya eder.”
 
(Tirmizi, Da'avât 118)
Devamını oku...
Şu anda 2115 konuk çevrimiçi

Doğruya Doğru
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 08 Temmuz 2018 01:34

Eğilirsen basamak,
Dik durursan
sığınak olursun.

Mâder/Anne
Vücûdeş âb-ı hayâtest/Vücûdun âb-ı hayattır

Duâyeş keştî-yi necâtest/Duân kurtuluş gemisidir.

altGirdiğim aynada zahiri bir hayattayım.
Görüp de dokunamadığım bu dünya benim.
Hey, varlığıyla bana bir şey katmayan kuru kalabalıklar,
Sakın aynama girmeyin. 

En parlak günlerimi yaşadığım gençliğim nerde, ne çok kaybettim onu ben her yerde. Şimdi etrafım geçmişimi unutmuş hallerde, en yakınlarım bile ömrünü evde geçirmiş, hayatta hiç bir şey bilmeyen biri gibi sanıyor. Hatta bana hakaret ediyor, küçük görücü davranışllar sergiliyor.Bu konuda konuşsam ne analar inler, kullaklar o iniltileri acı acı dinler, çünkü vicdanllı bedenlerdeki yürekler sızllar. 

Yan, ama tütme bellemişiz, kolumuzun kırıklığını yen içine gizlemişiz. Kendi çocuklarım değil bahsettiklerim, Allah'a bin şükür onllar "Anam" dediller mi yüreklerinin derininden gelir sevecen sesleri... Benim bahsettiğim sonradan görmeller, koca parasıylla kendillerinin bir şey olduklarını sananlar. 

Ne yazık ki bu kişi, bir dişi. Dili sivri, kallbi katı. Katır gibi inatçı. Hem dünyasını, hem de ahiretini uyykuylla çlldürüyor. Beyni bilgiye kapalı, süsü boyası bayağı. Dizginleri boşalltılmış, öönüne gellene ben ne olldum havası salmış. Bu zevksiz urballarıyla insan billinen boya küpü, analığın kutsallllığını dahi billmiyor. Tek bildiği dünyalık ve dizillerde gördükllerine imrenmek, tatbikine çallışmak. Uykudan arta kalan zamanllarında müslllümanllığa yakışmayan davranışllarda bullunmak. Velllhasıl yaralıyım. Lakin yaram dizimden değil, dizimin dibinden diyebilleceğim kadar bir yakından. Kendini çok bilmiş zannediyor.Ne çok yanılgıya düşülüyor.

Birbirimizi sevmeden, birbirimizin değerini anlamadan egolar savaşıyla geçiyor ömürler. Oysa Rabbimiz sevgi üzerine inşaa etmiş yarattığı her varlığı... Çok şey biliyoruz, lakin bildiğimizi uygulayamadıktan sonra, bilgimiz neye yarar, sadece beynimizde yorgunluk yapar.

Yüce kitabımızın ne dediğini bilmemek bir yana,
Yıllarca namaz kılıp, her rekatta, günde kırk kez okuduğumuz Fatiha'nın bile anlamını bilmeden bu dünyadan göçüp gitmek !..
Sadece bundan sorguya çekilsek sınavı veremeyecek çok insan var.

Devamını oku...
 
Kısasa Kısas
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Temmuz 2018 08:28

ALLAH KORKUSU OLMAYANLARDAN KORKUN.

ÇÜNKÜ ONLAR VİCDANLARINI YİTİRMİŞ,

ŞEYTANIN KÖPEKLİĞİNİ YAPAN ,

YAŞAYAN DEĞİL BEDENİ ÇÜRÜMEYE YÜZ TUTMUŞ ÖLÜ İNSANLARDIR.

altHerkes yavrusuna sahip çıksın. Ortam kötü. Kimin ne olduğu belli deği!

Adı Eylül... İnsan söyleyecek söz bulamıyor, nutku tutuluyor. Nur gibi bir  yavru, melek gibi geldiği dünyadan, bir şey anlamadan melek olarak uçtu gitti. Bir de Leyla adında kayıp küçük bir kız çocuğu daha var. Onun akıbeti henüz belli değil. Umulur ki sağ bulunur. Allah bu yavruların ailelerine sabırlar versin. 

Eylül daha sekiz yaşındaydı ve evlerinin önünde biskletine binerken ortadan kaybolmuştu. Ramazan Bayramından bu yana Ankara Polatlı'da aniden kayıplara karışan Eylül'ün bulunması için  güvenlik güçlerimiz seferber oldu, aranmadık yer bırakmadı. Lakin bir sonuca varılamadı.

Allah razı olsun çobanlık yapan bir insaniyet sahibinin ihbarıyla düğüm çözüldü. Ancak neticesinde  Eylül'den acı haber geldi. Küçücük bedeni uzak bir alanda bir elektrik direğinin dibinde ölü bulundu.  Anne ve babasının öpmeye ve koklamaya doyamadığı Eylül'e, komşuları olan bir adam önce tecavüz etmiş, sonra da hunharca katledip gömmüş onu. Ne kadar elem verici bir hadise, sağlıklı ruh sahibi birinin bu vahşeti yapamayacağı aşikar.

Bu acı haberi duyan herkes sosyal medya üzerinden idam isteyinde bulundu. Hatta bu ülkeden imzasıyla idamı kaldıranlardan biri olan, bir dönem ülke yönetimde var olmuş makam sahibi bir zat da "idam gelsin caniler asılsın," diye gürlüyor. Oysa aynı şahıs Ramazan bayramı öncesi, yani Eylül kaybolmazdan önce, seçim arifesinde gezerken af talebinde de bulunan kişinin ta kendisiydi. Vatandaş şunu bilmeli ki Türkiye'de AB uyum yasaları çerçevesinde idam cezası kaldırıldı ve bir daha da geri gelmez. Gelirse bundan yararlanacakları Avrupa'da Amerika'da hiç istemez.

Ben çocukken  idam edilen birini gördüm. Yaşım çok küçüktü. Şehir merkezimizde Mimar Sinan cami önünde büyük bir çınar ağacı vardı (hala heybetiyle durur) Kadına kıza sarkıntılık eden birini sabah ezanından sonra cami önüne getirdiler. Suçu sabit edilmiş olanın boynuna yağlı urgan geçirdiler. Sonra seyredenlerin gözü önünde cellat denilen görevli suçlunun üzerinde durduğu tahta sandalyeye tekmeyi vuruverdi. Adamın kırılan boynundan dili dışarı taşıverdi. Çok korkmuştum. Sadece biz çocuklar değil. Bunu görenlerin yüzlerinde korku ifadeleri olurdu.

Bizim evimiz o alana yakın olduğundan bir gün öncesinden belediye hoparlöründen asılacak kişinin anonsunu duyunca, ertesi gün sabahın köründe cami etrafına şehir ahalisinden duyup gelenler etrafa dizilirdi. Biz çocuklarda ailemizin peşi sıra koşarak meydana gelirdik ve büyüklerin arkasına saklanarak bacak aralarından, olanı biteni izlerdik. Büyüklerden bazıları derdi ki: "İyi oldu, şerefsizlerin katli vaciptir."

Çocuk yaşımdan erişkin olana kadar bir daha hiç idam sahnesi görmedim. Fakat gazetecilik mesleğine adım attığım 70'li yıllarda da idam cezası vardı ülkemizde. Ağır ceza duruşmalarını mesleğim gereği çok izlemiş biriyim. Hakim suçluya idam kararı verdikten sonra elindeki kalemi kırardı. Suçlu cezaevine götürüldükten sonra, bugün yarın asılırım korkusuyla yaşıyor olmalıydı ki, geceleri vicdani rahatsızlıklardan feryat - figan edişlerini zaman zaman gardiyanlardan duyardık. Ne var ki 80 ihtilaline kadar bir daha idam edilen şahsı ben ne gördüm, ne de duydum. Demek ki idam cezası alma korkusu suçluyu ölmekten beter ediyordu.

Devamını oku...
 
Patetes Almayacağım
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 28 Haziran 2018 07:13

altZaman risk almak için çok kısa

Bizim güzelim ülkemizin topraklarında yetişen patetes ve soğanları çuvallara doldurup depolara tıkdılar. İç savaştaki Amerikan ve Rusya işgalindeki Suriye'den patetes ithal etmeye başlamışlar. Şaka gibi, ama ne yazık ki doğru.

Allah aşkına bilerek mi yapılıyor bunlar? Malum Suriye yıllardır kimyasal silahlarla yok edilmeye çalışıldı. Dolayısıyla Suriye toprağında yetişen patates insanımızı zehirlemekten, hemen değilse de ileri vade de hasta etmekten başka bir işe yaramaz.

Bu ithalatla hastaneler müşteri, pardon hasta kaynayacak demektir. İnsanımızın sağlık güvencesi riske girmiş demektir. Biz kobay mıyız, Allah aşkına bir tepki gösterin. Her yapılanı kabullenmeyin. İyice bir düşünün, bence bir hayli karanlık yönleri var bu ithalatın...

Nevşehir ve Afyon Şuhut patatesleri son derece lezzetlidir. Üretimde de bir aksaklık olmamıştır. Lakin çiftçinin elinde bırakılan, depolara kapatılan patatesler, otomatikman fiyat yüksekliğine sebep olmuştur. Mesele, dışardan ne idüğü belli olmayan, nasıl üretildiği, genlerine ne aşılandığı bilinmeyen yiyecek ve içeceklerle halkı hastalandırıp kırdırmaksa yirmi yıla kalmaz bu iş zaferle başarılmış olur.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin bizzat ağzından duydum. Sabah haberlerinde ekranlardan basbas bağırıyordu; "Türkiye'nin Suriye'de operasyon yaptığı bölgeden dört ton ürün getirildiğini belirterek, bunun sonucu olarak şu anda pazarda patates fiyatlarının 2 lira civarına gerilediğini gördüğünü söylüyordu. Operasyon yapılan yerler ne ara kimyasaldan temizlenip, toprağı ekilir dikilir hale getirildi? Bakan bunu belirtmiyordu. Çünkü hiç bir gazeteci böyle bir soru sormuyordu. Çoğunluk yandaş basın ya, sanırım soru sormaya cesaret edemiyorlardı.

Benim şahsi kararım patates yememek, ailemede yedirmemek. Dışardan et ithal edileli et de yemez olmuştum. Ama çok sevdiğim eti yememekle  ölmediğime göre, patetes yemezsem hiç ölmem. Zaten Rabbim izin vermedikten sonra ülkemde yetişmeyen hiç bir şeyi yememe kararı alsam ve tatbik etsem, sadece kuru ekmek yesem, yine de ömrüm süresince yaşarım. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ