Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

1977 yılının yerel seçimleri yapılıyor. O günlerde aktif gazeteciyim. Ve seçimleri yakından takip ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin bir kahvehane toplantısına katılayım dedim. 
O vakitler CHP’liler bu günden daha iddialılar. Ben bu iddialarına Isparta halkı ne kadar katkı da bulunacak, seçim öncesi CHP’ye karşı coşkuları nasıl, onu yakından öğrenmek maksadıyla CHP’lilerin yanında kahvehaneleri dolaşıyorum. 
Akşamın bir vaktinde bizim şehrin Karaağaç Mahallesi’nde meydanlıktaki kahvede konuşulacak. Toplantı saatinde kahvehanedeyiz. İçerisi tıklım tıklım dolu; kahveci çay yetiştiremiyor. Kadınlar ve çocukların kalabalığı dışarılara taşmış, ama onlara da çay ikramında bulunuluyor. 
Ortalık sessiz. Toplantıyı düzenleyen Cumhuriyet Halk Partisi Isparta teşkilatının konuşmacıları, oldukça hararetliler. 
Yerlerini aldılar ve mikrofonu da ellerinden ağızlarına götürdüler. Tam konuşmaya başlayacaklar ki, o da ne?
Kahvehanenin tamamı Adalet Partililerle dolu; başlarında da o zamanın Esnaf Odaları Başkanı Tevfik usta var. Namıdiğer Çingen Tevfik. 
Konuşmanın başlama anında Tevfik usta, koro şefi gibi ellerini havaya kaldırıyor. Salonu dolduranlar ise hep bir ağızdan, Tevfik usta ne derse, söylediğini tekrarlıyorlar. Fakat denilenler asla karşı tarafa hakaret değil, kötüleme değil. Süleyman Demirel kastedilerek "Buralar babanın, burda size ekmek yok, kalemizi size teslim etmeyiz." Gibi sözler, yüksek sesle ve hep bir ağızdan söyleniyor. Kahvehane "Baba!" nidalarıyla inliyor, Chp'lilerde sakince denilenleri dinliyor...
Devamını oku...
Şu anda 307 konuk çevrimiçi

Helal Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 17 Nisan 2019 17:45
Ekrem İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı...
alt
SEVGİ, SAMİMİYET KAZANDI.
İmamoğlu içtenlikle herkesi seviyorum dedi
Seçmen bu sıcak yaklaşıma duyarsız kalamadı.
İstanbul'un genç belediye başkanı mazbatasını aldı. Böylece seçim maratonundaki bayrak yarışını resmen kazanmış oldu. Devir teslim yapıldıktan sonra makamı devralacak, Hakk'ın izni ile başkanlık görevine başlayacak. Önyargılı olmayalım. Kendimize yakışanı yapalım. Nasip böyleymiş, diyelim. Hakkını aldı, helal edelim.Yeni başkana başarılar dileyelim.
Türkiye'mizin güzidesi, dünyamızın en güzel şehri İstanbul'umuzun yeni başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul'a ve vatana millete hayırlı mübarek olsun. (İnşallah hırsa kapılanlar hazımsızlık yaşayıp sonradan bir fitne çıkarmazlar.)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ayrıca tebrik ediyorum. Yılmadı, uyumadı, hiç yerinde durmadı, hakkın aradı ve efendice aldı. Halkın çoğunluğunun da dediği gibi ülkemde demokrasi kazandı. Yüksek Seçim Kurulu adil olanı yaptı.Bugün ekranlarda demokrasinin bayramı vardı. Şimdiden sonrası halktan yana, haktan yana taraflı olup İstanbul'a ve İstanbullulara en güzel hizmeti vermektir. 
Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu her konuşmasında çok sözler verdi; sevgi sözcükleriyle, herkesi kucaklayacağını söyledi. Umarım sözünü tutan olur. Zira 16 milyon insanı memnun etmek çok zordur. 
Belediyeler şüphesiz halkın yerleridir. Belediye başkanları halkın, yönetme adına kendi seçtiklerine emanet ettikleri yerlerdir. Belediyeler genellikle halkın hakkıyla idare edildiğinden her bir alanında bölgesindeki her vatandaşın hakkı hukuku vardır. Bu sebepledir ki kimselere sittin sene yar ve mülk olmamıştır. Olmazda! Başkanlıklar, sorumluluğu ağır makamlardır. Bu sorumluluğun üstesinden haktan ayrılmayarak gelinir.
AKP, CHP ve diğer öteki partiler, partililer. Hepiniz, hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Genç beyinlerin bir yerlere gelmesi gururumuz olmalı, çalışmalarına destekle yardımcı olmamız gerekir. Ülkemiz güzel günlere birliktelikle erişir. Bu birlikteliğe "Herkesi kucaklayacağım." diyerek Ekrem İmamoğlu ilk adımı attı. İnşallah tüm gençlere örnek olur, kendilerine ve birlikte çalışacağı mesai arkadaşlarına başarılar diliyorum. 
Devamını oku...
 
Üç Aylar Yardımlaşma Vesilesidir
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Nisan 2019 16:16

Sosyal Dayanışmayla Zorlukları Aşarız

 

altİçinde bulunduğumuz günler mübarek üç aylar. Recep ayı geçti, Şaban yarıyı aştı, Ramazan ayı yakınlaştı. Allah nasip ederse 6 Mayıs günü oruç zamanı başlıyor. 

Bu aylar zengin, fakir ayırımsız tüm Müslümanların çokça ibadet edecekleri ve yapacakları iyiliklerle ibadetlerini destekleyecekleri aylar… Yani iyi insan olmanın, yanlışlardan dönülmesine fırsat aylar, bu aylar…

Bilenler biliyor, ben Isparta belediyesinden emekli oldum. Belediye de basın müşaviri olarak çalıştığım dönemde, belediye başkanımızla birlikte, onun yakınında olarak halk gününe katılıyordum. Dolayısıyla o halk günlerine yardım ummak adına gelen pek çok gariban beni yakından tanıyordu. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen onca kişiler beni hala unutmadılar. Ne zaman yolda görseler, bir şekilde bana ulaşsalar, benden yardım talebinde bulunuyorlar. Kimi iş istiyor, kimi aş, kimileride çocuklarına eğitim imkanı. Benim emekliliğimden bu yana geçen süreçte de ben onları hiç görmezlikten gelemedim. Bu güne kadar belediye başkanlarının haricinde pek çok sorunlarında elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Yüce dinimiz yardım yapan kadar, yardıma vesile olanında sevap kazanacağını belirtir. Benim gücüm ne yazık ki maddi yardım yapmaya çok elverişli değil. Keşke fazladan gücüm olsaydı da ekmeğimi ve paramı garibanlarla paylaşsaydım.

Kapalı kapılar ardında öyle acı dramlar yaşayan garibanlar var ki. "Bu gariban vatandaşlara nasıl yardımcı olabilirim?" diye düşünürken geçtiğimiz yılların birinde bir dernek kurmayı amaçladım. Zor durumda olan vatandaşlar yardım alma gayesiyle henüz yasallaşmamış derneğimize, daha kuruluş safhasında akın ederlerken; dernek yönetiminde ve üyelikte adını ön saflarda var etmek isteyen hanımların kimi yardım etmekte duyarsız kaldı. Kimi makam için sen- ben kavgasına tutuşup koptu. Tabi ki derneğimizde olumlu çalışmalarına başlamadan kapandı. Yani yedi hanım zorda olana yardım için dayanışmayı beceremedik… 

Devamını oku...
 
Hepimiz Hastayız
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 16 Nisan 2019 13:40
altSanki öyle gibi, hastaneler insan kaynıyor. Nerede, ne zaman bir hastaneye gitsem hasta gördüklerim beni ürkütüyor. Allah'ım ne oluyor bize? Ülkemde kimse iyi değil mi ,herkes mi hasta yahu? Koridorlar insan seli, hasta kayıt kabul gişe önleri uzun kuyruk,her bir alan tıklım tıklım. Ahlayanlar, oflayanlar, inim inim inleyenler. Sedyeler dolu, tekerlekli sandalyeler dolu, aciller kakılı. Doktorların kapı önleri hasta yığılı. İçeri giren az sonra çıkıyor, ama doktor odalarının kapı önlerinde hiç eksilmi olmuyor, daha artıyor. 
Mesai saatleri sırasında hep böyle dedi sağlık görevlileri. Tansiyonumu ölçüp, çıkan sonuca göre dil altıma iki hap koyup beni evime gönderdiler. Bu kadarlık bir bakım için üç saat bekledim. Günlerdir ense ağrılarımdan sıkıntı çekmekteydim. Hastaneye gitmemekte direnmekteydim. Sanki mıknatıs gibi çekiyorlar işte. Nasıl kodlamışlarsa belli yaştan sonra hastanelerin aboneleri oluyorsunuz. Doktorunuzun verdiği ilaçları kullanıyorsunuz, ama asla iyileşmiyorsunuz. 
Kendimden biliyorum, doktora gitmeye başladığımdan beri,bu güne kadar kullandığım ilaçların faydasını görmüş olsaydım, dünyanın en sağlıklı insanı olmuş olurdum. 6 yıldır sürekli günde üç posta kalp ve hipertansiyon ilaçları kullanıyorum. Ölene kadar da kullanmam gerekiyormuş. Nasıl iş anlamadım. Doktora hiç gitmeseymişim bugün daha mı iyi olurdum acaba?
Bir diş ağrısı sebebiyle ve sigaradan kurtulmak adına doktora gitmiştim. Kalp ve yüksek tansiyon teşhisi kondu o gün bugün ilaç sayım katlandı durdu. İlaçsız yaşayamaz hale döndürüldüm. Sigarayı da kendi irademle bıraktım çok şükür, ama ölüm korkusuna olmalı. Can tatlı ya, korkuyor apansız ölmekten. 
İlk gittiğim doktor demişti, "Sen onu bırakmazsan o seni bırakacak.", diye. Doğru çıktı dediği, dumanı keyifle tüttürdüğüm bir gün nefes alamaz hale büründüm. Sonrasında kesinlikle sigarayı bıraktım, o gün bugün yakınında bile durmuyorum. Fakat anlamıyorum neden, kalp ve tansiyon hastalığı ilaçlarının bağımlısı oldum resmen. Bir ben değil, neredeyse herkes öyle ki benim gittiğim servis tıklım tıklım. Ne zaman gitseniz hastaneler her gün kalabalık oluyor. Hatta mevcut hastanelerin kapasiteleri yetmiyor ki her yere yenileri, daha da büyütülerek yapılıyor. Allah yardımcımız olsun, bilmiyorum artık bize neler oluyor. 
 
SUÇUMUZ TÜRK OLMAK MI?
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 5 / 98
 
Turkish Arabic English