Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

   Hicaz'ın coğrafi hududları hususunda pek çok farklı görüşler olsa da, Arap Yarımadası'nın beş bölgesinden biri olduğu ve Mekke, Medine, Yemâme, Tâif ve Tihâme şehirlerini kapsayan araziye Hicaz ismi verildiği, bu ismin de sözlükte bağlamak, ayırmak ve engellemek mânâlarına geldiği belirtilmektedir.

   Arab bir âlim olan Âlûsî  (ö. 1858) Büluğu’l Ereb isimli eserinde kaleme aldığı toparlayıcı bir tanımlamayla, Hicaz'ın Necid çölleri ile Tihâme arasında bulunduğunu, güneyde Yemen'den, kuzeyde Şam'a (Suriye'ye) kadar uzandığını, Necid ve Tihâme'yi birbirinden ayıran dağlık bir yer olduğu için de Hicaz diye isimlendirildiğini ifâde etmektedir.

Devamını oku...
Şu anda 2302 konuk çevrimiçi

Teşekkürler Rüzgâr
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 24 Ocak 2021 09:12
 
altZOR ŞEYDİR İNSAN OLABİLMEK; DÜRÜSTLÜK, DOĞRULUK İSTER. İYİLİK, GÜZELLİK İSTER. SAMİMİYET VİCDAN İSTER. ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK, TEMİZLİK, YALINLIK, TEVAZU İSTER...
 
Dünya hayatımızın geçici olduğunu, ölmek için yaratıldığımızı ve bu dünyanın tüm canlılar için var edildiğini, birlikte yaşamamız gerektiğini pek çoğumuz biliyoruz elhamdülillah... Bilmediğimiz, eksikliğini hep duyduğumuz ve yaşamımızı zorlaştıran bir şeyler var. Bunlardan başlıcaları birbirimize duymamız gereken sevgi ve saygı... bazı çok bilmişler diyorlar ki: "Birbirimizi sevmek zorunda değiliz." Zorunda değiliz belletmişler elbet ama birbirimizi sevsek, birbirimize saygı duymamız daha kolay olur. İnsan olmanın adabı, erdemi, yolu, yöntemi bu sevmek...birbirimizi riyasız sevmeliyiz. Birbirimizden başka, diğer canlıları da sevmeliyiz. İçinde yaşadığımız dünyayı da sevmeliyiz. Seversek hiç kirletmeyiz.
 
Samimice seversek birbirimizi üzmeyiz, kırmayız, dökmeyiz. Üstaz Hz. Yunus Emre "Yaratılanı severim yaratandan ötürü”diyor. İşte bizlerde böyle düşünüp her yaratılanı sevmeye gayret edeceğiz. O zaman hem kendimizi, hem de çevremizi güzelleştireceğiz eminim buna....
 
Sevmesini bilmeyen sevgili canlar, bu satırları yazmama rüzğar vesile oldu... Şöyle ki: Akşamın karanlığı yeryüzüne çökmek üzereyken, perdelerimi çekmeden evvel, pencereyi açayım da odanın içine bir temiz hava dolsun, istedim. Ve derin bir nefes alımıyla dışarının soğuk havasını içime sindirmeyi arzuladım. "Aman Allah'ım o neydi öyle?"
 
Dışarı da temiz hava şöyle dursun, evin çevresi kirden, çöpten geçilmiyor. Yoldan gelen geçen elinde ne varsa yola saçmış. Kimileri, insanlar güvenli yürüsün diye yapılan kaldırımlara burunlarını sildiği peçeteleri atmış, kimisi yüzünden çıkardığı kirli maskeyi gelişi güzel fırlatmış. Yahu bu insanlar akıllarını mı tırlatmış? Pet şişeleri, naylon poşetlerin yol kenarlarında birikimlerini saymıyorum artık... Belediyenin temizlik işlerinde çalışan işçi kardeşlerimiz haftanın bazı günlerinde yolları, kaldırımları silip süpürüyorlar sağolsunlar. Ama kısa süre sonra yeniden kirleniyor etraf; her geçişimde elin çöpü demem, yoluma çıkan atıkları toplar çöp bidonlarına atarım. Lakin bir iki kişinin dikkatiyle dağılacak gibi değil bu atıklar....
 
Bu ne utançsızlıktır, bu ne duyarsızlıktır. "Pislik benden gitsin de kime yapışırsa yapışsın, Mikrop benden uzaklaşsın da, kime bulaşırsa bulaşsın" mantığında olma durumudur. Bu tip insanların insanlara sevgisi olsa, kıyabilir mi, sevdiğine eza etmeyi, sevdiklerine karşı yanlış düşüncede olmayı? 
Devamını oku...
 
Şimdi Kaz Zamanıdır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 21 Ocak 2021 11:59
Bugün;
21. Yüzyılın,
21. Yılının,
21. Günü...
Hatta 21. Saati, 21. Dakikası, 21.
Saniyesinde 21 satırlık yazı yazabilirim...
 
altEN SEMİRMİŞ KAZLAR, EN LEZZETLİ KAZLAR VE DE EN GÜZEL KIZLAR KARS'DA...
 
Havalar soğuduğu ve  kar yağdığı zaman, kışın ayazını kaz yediği zaman, kazın döşü kara değdiği zaman kaz yemenin zamanıdır. En lezzetli kaz etleri de Doğu Anadolu'da bulunan Kars ilinde ve yöresinde olur. Kuşlargiller familyasından olan kaz etinin tadmak ve tadı damağında kalsın isteyenler, Kars taraflarına gidecekler. O bölgede Kars'ın soğuğundan nasiplendirilen çok güzel yerli kazlar yetişiyor. Uzaktan gelme misafirseniz Kars'ın soğuğundan yanakları al al olmuş güzel kadınları, kızları size kendi elleriyle bir kaz ziyafeti çekiyorlar ki, of aman, nefaseti pek yaman...
 
İmkanı olanlar, gidin de bir tadın dünya da ne lezzetler varmış. Ziyafetin alası neymiş, görün anlayın. Kaz yemenin şimdi tam zamanı, bu fırsatı kaçırmayın...
 
Anam anam anam o ne lezzet öyle?.. Hadi isteyenler, "Kars'tan kaz getirtebilirim" diyenler. Evde de yapın, kazdan yapılma yemekleri... Ama Karslıların tarifince...
Kaynamış kaz etinin suyuna bulgur salın pişirin. Demlenmeye, dinlenmeye bıraktığınız bulgur pilavının üzerine kaz etini didin, döşeyin. Sonra yine kaz etinin suyunda ıslatılmış tırnak pidelerin üzerine kaz eti sıralayın, soğutmadan yiyin. Kaz tiridi yapın. Yetmedi, tereyağında un kavrulup yapılan o yörenin meşhur çorbası hörre pişirin,  nohutlu, etli, yoğurtlu ve yarma ile yapılan toyga çorbasına da didilmiş kaz etleri katın, kaynatın. Bu lezzetleri varın sizde tadın... 
 
Çoluk çocuğunuza protein değeri yüksek kaz yumurtası  yedirin her sabah; kanlansın, canlansın, güçlensin. Kaz tüylerinden yastık, yorgan yaptırın boynunuz, beliniz tutulmasın. Kemikleriniz sımsıcaklık içinde mayışsın, ağrı sızı neydi, unutsun... Hayvanları Rabbimiz insanlığa hizmet için yarartmış. Eti yenileni yemek, kürkü giyileni giymek haram değildir.
Devamını oku...
 
Banak Yemeği
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 17 Ocak 2021 16:29
 
altBANAK, BAN BAN YE BAK...
 
Anadolu'ya geziye gelmiş bir kafile, güneşin altında dolanıp durmaktan hayli perişan olmuşlar. Karınları da acıkınca sıcaktan hepten bunalmışlar. Yanlarından geçmekte olan bir köylü vatandaş bu kafilenin hallerine acımış, karınlarının da açlığını anlamış "hadin gelin sizi bizim köye götüreverem. Orda düğün va, düğünde de banak va, banıp banıp yersiniz, hem de gölgelikte serinlesiniz," demiş.
 
Bu iyi niyetli, misafirperver köylünün teklifine hazine bulmuşcasına çok sevinen gezginler, hiç tereddüt etmeden köylünün peşine takılmışlar. Geldikleri yer yeşillikler içinde inanılmaz güzel bir köymüş. köylünün dediği gibi, bu köyde  düğün dernek yapılmaktaymış. Köy meydanına ocaklar yakılmış, üzerlerine kazanlar konulmuş, içinde pişen yemeklerin kokusu 40 kilometre öteden duyulurmuş. Köylü kadınların kimi helva kararmış, kimi et suyuna bulgur salarmış. Taptapze kuzuların kemiklerinden ayrılmış etleri görenlerin iştahını kabartırmış.
 
Köylük yerde yaşayan insanlar gördükleri başka yerden gelme kişilere: "Kimsin, nesin, ne işin var buralarda" demezler. "Karnın aç mı, susadın mı, ayran verem mi" diyerek,yabancı da olsanız önce gönlü hoş etmek isterler. Bir de etrafta düğün dernek gibi toplu yemek ikram edilen yerler varsa, "oturuve sofraya, hadi garnını doyuruve" derler. Böyle sıcak yürekli, güzel bakışlı insanların yerleridir Anadolu köyleri...
 
Gezginlerin yemek yediği yer Isparta'nın Uluborlu ilçesidir. Ve günü unutmayan gezginlerden kimisi tekrardan Uluborlu'ya gelerek "banak va mı, hadi vasa goyver önüme, banak banak yiyek" diyerek o yörenin şivesine uyum sağlarlar.
 
Uluborlu'nun tarihi kadar çok eski bir yemektir banak yemeği... Ecdadımız obalar halinde yaşarlarken kuzu çevirmeleri yaparlarmış, hanımlarının elinden çıkan hamurdan yapılma ekmeği, bakır siniler üzerine lokmalar halinde dizip o ekmeklerin üzerine de parçalara ayırdıkları kuzu etlerini döşerlermiş. Etin suyuyla ıslı ekmekler iştah açıcı olurmuş. Atalarımız parmaklarını bandıra bandıra yemeden cenge gitmezlermiş. Güç kuvvet tazecik kuzunun etinden, kemiğinden gelen yağlarla elde edilirmiş. Güreşçiler de bir gün evvelinden banağı bana bana yer, kuvvetlerini artırır, sonra meydana çıkar, banaktan nasiplenmemiş rakiplerinin sırtını yere sererlermiş. 
 
Günümüzde fırınlarda üretilen sıcak pideler baklava şeklinde kesilip büyük tabakların içine döşeniyor, (Aslında bu yemeğin bir önemli özelliği de bayat ekmekleri yeni lbir ezzetle değerlendirme, nimeti israf etmeme)
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 139
 
Turkish Arabic English