Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

BİZ TABİATIN BİR PARÇASIYIZ VE 
DÜNYA ÜZERİNDE BİRER YOLCUYUZ.
YOLUN BİZE TAHAMMÜL ETTİĞİ KADAR YÜRÜRÜZ
 
Önü mezarlık olan bir yola doğru gidiyoruz.
Zaman eksiltir insanı, her geçen gün ömürden çala çala. Biz farkına varmasakda, hikayemizde sona gelinmiş olur. Ve bir bakmışız: "Sac kızdı hamur tükendi, insanlar akıllandı ömür tükendi" durumları konuşulur.
İnsan düşünürse eğer geç kalmadan doğruyu buluyor. Dünyaya gelen ve tabiatta var olan ne varsa, bir gün yok oluyor. Hepimiz dünya diyarında kalıcı değiliz, seyahatteyiz ve hepimiz aynı istikamette yol arkadaşıyız. Her daim yoldayız yolcuyuz. Arkamızdan ecel atlı gibi kovalamıyor, bir an bakışımıza denk geliveriyor. İnsan yolun sonunu düşünerek yolunda yürümeli, yolculuğunu tamamlamalı.
Dünyada her ne varsa biz üzerinde varken “Bizimmiş gibi” sarmaş dolaş bağlanıp sahipleniyoruz. Oysa hiç şüphe yok ki, gerçekte bizim değil Yüce Rabbimizindir her şey… 
Bize ait olmayanlar için, Allah'ın mülkünü ele geçirmek için savaşlar edip, kanlar akıtmaktayız. Rabbimizin hoşgörüsünü istismâr edercesine büyük bir hırsla, Âlemlerin Rabbi Allah'ın var ettiği dünyayı ele geçirme gayretine, dahası gafletine düşmüşüz. 
Dünyada mevcut ne varsa Cenâb-ı Allah'ındır. Allah'ın, emâneten sınav sorusu olarak verdiği makamların, köşklerin, arâzîlerin, zînet eşyaların varsa; onlara benim diye bağlanırsan, kaybetmemek için ne lazımsa yaparsan, zalimliğe bile kalkarsan aldanırsın. 
Biz zavallı, bîçare kulların dünyada sahip olabileceği yegâne şey: Beş metre beyaz kumaş ile iki metrelik toprak çukurudur ki, onlar bile nasipse ediniliyor, değilse olmayabiliyor. Bu nasipten yararlanabilenlerse, o değerleri de geçici bir süreliğine sahiplenmiş görünüyor. Zîrâ birkaç yıl içinde beş metrelik kumaş dediğimiz şey, yani aslında kefenimiz, zaman içinde çürüyüp yok oluyor. İki metrelik toprak çukuru ise bir süre kemiklerimizi barındırıyor, sonrasında, kemiklerimiz de toprağa karışıyor. Bizim toprağımız sandığımız bu dar alanı, ardımızdan gelenler dolduruyor. Biz bu defa un ufak olmuş kemiklerimizle, toprakla birlikte başka mevtalara örtü oluyoruz.  
Şu hâlde bize ait olabilecek gerçek bir şey yok. Bir süreliğine, misafirliğe gelir gibi uğradığımız, bir ağaç gölgeliğinde oyalanıp kalkıyoruz, bu dünyadan ölümle yok oluyoruz.  
Devamını oku...
Şu anda 246 konuk çevrimiçi

Ölüm Ölmez
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Şubat 2020 17:03
BULUNDUĞUMUZ YERİ FAZLA ÖNEMSEMEYELİM, MİSAFİRİZ SONUÇTA. 
BAZILARIMIZ, SANIYORUZ Kİ HEP TANIMADIKLARIMIZ ÖLECEK...
alt

Ölüm hepimiz için vardır ve kaçınılmazdır. Ölüm ölmez, her an diridir, onu biz insanlar hiç bir icatla yok edemeyiz. Gelmesini men edemeyiz. Hep aramızda gezinir lakin görünmezdir. Nerede kimle, bilinmezdir. 
 
Mümkündür, her tehlikeden kaçabiliriz. Önlem alırsak her hastalıktan, her musibetten korunabiliriz. Varsa düşmanımız, onlardan bile saklanırız. Fakat tüm imkânlarımızı seferber etsek de ecelin takibini önleyemeyiz. Nefsimize göre zamansız, zeminsiz alır götürürüverir canımızı, kesinlikle durduramayız. Her canlının tek ortak gerçeği, ölümdür...
 
Ölüm hakikatte bu dünyadan gitmektir. Misafirliğimizin bitmesi, evimize dönülmesi gibidir. Böyle yorumlamak gerekir. Böyle düşünmek gönlümüzü dinlendirir...
ÖLÜMDEN NE KORKARSIN, KORKMA EBEDİ VARSIN.(Yunus Emre'mizin söylediği bu cümleyi  idrak etmek için ölmeden evvel ölmek gerekir.)
 
Önce bir kıssa belirtelim hisse almak anlamında... Vaktin birinde ölümden çok korkan bir adam yaşarmış.Mahallesinde sakinlerden birinin öldüğünü duysa, kırk gün korkusundan kendine gelemezmiş. Penceresinin önünden tabut taşıyanların geçtiğini görse, duvar diplerine siner, dışarıya görünmekten imtina edermiş. 
 
Birgün ardarda mahallesinde ölümler olduğunu öğrenmiş; sıranın kendisine geleceği korkusuna kapılıp yükte hafif pahada ağır neyi varsa koynuna doldurup ta Fizan'a kaçmış. Daha bir kalacak yer bulup konaklamaya durmadan, karşısına Azrail hazretleri çıkmış... Adamcağız heyecan ve korku karışımıyla kekelemeyle cümleler kurmaya çalışmış. "Beni burda da mı buldunuz?" demeye uğraşmaktaymış. Hz Azrail tüm heybetiyle adamın ümüğüne çökmüş ve demiş ki: "İnsanlar vadeleri dolunca eceline kendileri koşarlar.Senin canını Fizan'da almam emredilmişti, sen kendiliğinden buraya gelmekle vadenin sonuna erişmiş oldun..."
Devamını oku...
 
Doğunun Doğrusu
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Şubat 2020 13:54
altİRAN'IN  KHOY ŞEHRİNDE GERÇEKLEŞEN 5.9, ŞİDDETİNDEKİ DEPREM, FAY HATTI ÜZERİNDE BULUNAN VAN'I DA VURMUŞ...BEŞİK GİBİ SALLANAN VAN VE BİRKAÇ İLÇESİNDE, KÖYLERİNDE KORKU DOLU ANLAR YAŞANMIŞ. DEPREMDE SEKİZ VATANDAŞIMIZ HAYATINI KAYBETMİŞ. ALLAH MUHAFAZA BU KARDA KIŞTA HAYATLAR HEPTEN ZORLAŞMIŞ...
Depremde hayatını kaybeden sekiz vatandaşımıza Allah'tan rahmet diliyorum. İran'a ve ülkeme geçmişler olsun dileklerimle...
Kerpiç evler sıkıntılı, duvarlar taş yığını ama tavanları kalın kalasla kaplı. Neden? Çünkü yoğun kar yağışını tavanın tutması için kalın kalasla kaplanıyor evin kerpiç duvarlarının üzeri... Tavan kar yağışında önemli, çökmemesi gerekir... Karda çökmeyen çatı ne yazık ki depremde yığılıveriyor, kerpiç duvarları iskambil kağıdı gibi dağıtıyor... 
Kerpiç kaplı duvarlarda malum taş yığını, vatandaş imkanı ölçüsünde dört duvarı çevresinden topladığı taşlarla çeviriyor, saman ve balçık karışımı olarak hazırladığı harcı taş yığınlarının arasına birbirini tutması için sürüyor. Güneşte kuruyan harç dışarıdan bakılınca ev görüntüsü veriyor. Ama işte böyle evler o bölge insanının yaşam tarzını oluşturuyor. Kaç metrekarelik olduğu önemli değil evlerin, soğuktan, kurttan korusun yeter deniliyor... 
Doğunun doğrusu böyle malesef... Kaderleri diyebilir miyiz, bireysel olarak bir şey yapamıyorsak konuyu kadere bağlar  geçeriz. İmkanımız çok olsa oralara da sağlam yapılar yapabiliriz. Yüzyıllardır oralarda böyle bu müstakil gibi görünen evler. Çözülmesi kolay gibi görünen zor sorunlar.Gerçekleri kabullenmiş  oralarda yaşam mücadelesi veren sakinler...
 
Allah doğu bölgemizde yaşayan kardeşlerimizin yardımcıları olsun, bu tür evler o alanlarda çoğunlukta ve içersinde aynı anda çok kalabalık nüfus barınabiliyor... Tek katlı yapılar olsa bile bu birbirinin aynı evlerden kolay kaçma buyüzden de mümkün görünmüyor. Zira kocaman kalaslardan yapılma çatı birden insanların üzerine çöküyor, yazık...
Devamını oku...
 
Son Nefes
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 20 Şubat 2020 01:43
Can Ruhtan Ayrılırken 
alt
Can Ruhtan Ayrılırken Nasıl Olunuyor?
Durup dururken gelmedi bu soru aklıma, lginç bir şey oldu dün... Gecenin bir vakti geldi, gözüme bir gram bile uyku girmedi. Yatakta doğrulup dizime bilgisayarı koydum. Açılışını yapar yapmaz sağ alt köşedeki saatine takıldı gözüm. 20.02.2020 02:02... Bilgisayar saatinin göstergesi... Dün bugüne çoktan dönmüş belli ki... İlginç oldu bu; gözümde uyku yok. Fakat uyuma isteğim çok. Neden kaynaklı olabilir? Akşam çay içmedim, kahve tüketmedim. Televizyon seyretmedim. Kimse hakkında kötü şeyler düşünmedim. Uyku vaktimi adeta iple çektim... Uykuya ihtiyacım var, uyumak istiyorum! . 
 
20.02.2020 02:02... Nereden gördüm bu sayıları? İçime sanki bir sıkıntı çöreklendi. Sabaha uyanırmıyım endişesi taşımaktayım...
 
Bu rakamlar günün tarihini ve o anın saatinin kaç olduğunu gösteriyordu. Kendime dedim ki: "Bunda bir şey var, hayrola...Ölüm ânım olabilir mi, bu sıfırlarla ikiler?" 
"Allah'ım bu son demlerim mi, son nefeslerimi mi almaktayım. Bir dahası olmayacak mı zamanımın? Ohh! Ne kadar da değerli her ânlarım...
 
"Eyvahlar olsun. Ölüm neden soğuksun öyle, ürperttin beni böyle..." 
"Henüz erken, hiç bir hazırlığım yokken."
"Neye göre erken, pazarlık şansın var mı ki böyle çaresizken?"
 
Çok şükür zamanın bir dakikası geçti bile 02:03 oldu. Beynim düşüncelerle doldu. Sonra aklıma olmadık konular geldi. 
"Yazıya döksem mi?" 
"Yok, boş ver. Vaktimi saçmalıklarla zayi etmeyeyim."
"Gözlerim yorgun, beynim durgun. Bu halde ne yazabilirim ki?
 
HAKİKATEN ÇOK İLGİNÇ
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 117
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ