Niyâzî-i Mısrî'nin Bir Gazelini Tahmis

Halinden çok fakir olduğu anlaşılan bir adam, oltayla balık tutuyordu. Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona, "Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim" dedi. Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya, "Ne yapalım, kısmetin bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek onu da alıp saraya döndüler.

Devamını oku...
Şu anda 1898 konuk çevrimiçi
Niyâzî-i Mısrî'nin Bir Gazelini Tahmis
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 06 Eylül 2021 11:16
NİYÂZÎ-İ MISRÎ’NİN
BİR GAZELİNİ TAHMİS
 
 
Vezin: Fe’ilâtun / Fe’ilâtun / Fe’ilâtun / Fe’ilun
           (Fâ’ilâtun)                                   (Fa’lun)
 
1
Ârif ol esrâr-ı kalbe Beyt-i Rahmân andadur
Vâkıf ol sînende aşka cân u cânân andadur
Gir harâb-âbâd-ı kalbe kenz-i pinhân andadur
Her neye baksa gözün bil sırr-ı Sübhân andadur
Her ne işitse kulağun mağz-ı Kur’ân andadur
2
Ehl-i dünyâyı tama’ aldattı dünya bir dürür
Ehl-i ukbânın gözü cennetde da’vâ bir dürür
Ehl-i aşkın zâtı yok zâtında Mevlâ bir dürür
Kesret-i emvâca bakma cümle deryâ bir dürür
Her ne mevci kim görürsen bahr-i ummân andadur
3
Her nefes Allah diyen Allah ile mantûk olur
Bunca mahlûk bir gıdâ-yı arz ile merzûk olur
Fâriğ-i arz u semâ yol bulmada mesbûk olur
Her neye mahlûk gözüyle baksan ol mahlûk olur
Hak gözüyle bak ki bî-şek Nûr-i Yezdân andadur
4
Dön cemâlullaha karşı sâbit ol niyyetde hem
Hakk’ı kendinde ara fâni olup himmetde hem
Bul fenâ fillâhı dâim nikmet ü ni’metde hem
Vahdeti kesretde bulmak kesreti vahdetde hem
Bir ilimdür ol ki cümle ilm ü irfân andadur
5
Bir sana bir de esîri olduğun dünyâya bak
Bir de bunca âşıkın rüsvâ eden rüsvâya bak
Bir de mihnet-hânede ni’met saçan Mevlâ’ya bak
İbret ile şeş cihetden görünen eşyaya bak
Cümle bir âyînedür kim vech-i Rahmân andadur
6
Bu binâ-yı âlem içre kurulan o, kuran o
Amr ü Zeyd hep nisbetündür sorulan o, soran o
Çâr-sû-yı âleme baksan alan o, veren o
Söyleyen o, söyleten o, görünen o, gören o
Her ne var a’lâ vü esfel cümle yeksân andadur
7
Açma derdün, yık binâ-yı âlemi, sil kilkini
Tutma nefsin pendini, bul ehl-i aşkun silkini
Ey Kemâlî bahr-i aşka gark kıl can fülkini
Görünen sanma Niyâzî’nin heman sen mülkini
Gönlü bir vîrânedür kim kenz-i pinhân andadur
 
 
Osman Kemâlî Efendi
(1881-1954)
 
 
Şerhi:
1
Kalbin sırlarını bilen arif ol; Rahmân olan Allah’ın evi kalptedir.
Sinendeki aşkı da anla çünkü can da canan da oradadır.
Kalbin viraneliğine gir ki gizli hazine oradadır.
Gözün her neye baksa bil ki, her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ın sırrı oradadır.
Kulağın da her ne işitse Kur’an’ın ruhu oradadır.
2
Dünya ehlini tamah aldattı, dünya birdir.
Ahiret ehlinin gözü cennettedir, dava birdir.
Aşk ehlinin ise zatı yoktur; âşıklar fani ve izafi varlıklarını Allah’ın baki ve mutlak varlığında yok etmişlerdir. Ancak bir olan Allah’ın zatı vardır.
Dalgaların çokuluğuna bakma, bütün deniz birdir.
Her gördüğün dalgada engin bir deniz vardır.
3
Her nefeste Allah diyen kimse Allah ile söyler, her sözü hak olur.
Bunca yaratılanlar yeryüzünün bir gıdasıyla rızıklanır.
Arz ve semayı terk eden yol bulmada arkada bırakılmış olur.
Her neye yaratılmış gözüyle baksan o yaratılmış olur.
Hak gözüyle bak ki şüphesiz Allah’ın nuru ondadır.
4
Allah’ın cemaline karşı dön, hem niyetinde sebat et!
Allah için yardım ve gayrette fani olup Hakk’ı kendinde ara!
Allah’ın baki varlığında fani varlığını yok etmeyi daima hem cezada hem de nimette ara!
Vahdeti yani Allah’ın varlığını ve birliğini, kesrette yani varlıklarda bulmak; yine varlıklarda Allahın varlığını ve birliğini bulmak öyle bir ilimdir ki, bütün ilim ve irfan ondadır.
5
Bir kendine bir de esiri olduğun dünyaya bak!
Bir de bunca âşıklarını rüsva eden fakat aslında kendisi rüsva olana bak!
Bir de şu zahmet ve sıkıntı dünyasında nimet saçan Mevlâ’ya bak!
Altı yönden görünen varlıklara ibretle bak!
Hepsi de bir aynadır ki, Rahmân olan Allah’ın yüzü oradadır.
Burada Bakara suresinin 115. Ayetine işaret edilmektedir:
“Doğu da, batı da (her yer) Allah’ındır; o hâlde nerede (yüzünüzü kıbleye) dönerseniz, artık orada Allah’ın razı olduğu cihet vardır. Şüphesiz ki Allah, Vâsi’ (rahmeti geniş olan)dır, Alîm (olmuş olanı, olmakta olanı ve gelecekte olacak şeyleri ve her şeyin içini dışını, önünü sonunu, altını, üstünü, küçüğünü, büyüğünü, gizlisini açığını çok iyi bilen ve kuşatan; kendisine kâinatta hiçbir şey gizli kalmayan, ezelî ve ebedî ilim sahibi)dir.”
6
Bu âlem binasında kurulan O, kuran O.
Amr ve Zeyd hep senin nisbet ettiklerindir. Sorulan O, soran O.
Dört bir taraftan şu âleme baksan alan O, veren O.
Söyleyen O, söyleten O, görünen O, gören O.
Yukarıda ve aşağıda ne varsa hepsi de aynı seviyede ondadır.
7
Derdini açma, şu âlem binasını yık, kalemini kır!
Nefsin öğüdünü tutma, aşk ehlinin yolunu bul!
Ey Kemâlî, can gemisini aşk denizine daldır!
Sen görüneni Niyazî’nin mülkü sanma!
Gönlü bir viranedir ki, gizli hazine ordadır.
 
 
 
 
 
_____
 
Târık İleri
 
 

 
 
 
Turkish Arabic English