İçenler İçmeyenler
 
 ''Allah'tan Başka Galip Yok'' 
Canımız sıkkın, üzüntümüz büyük... Allah'ım,vatanıma ordumuza yardım et ne olur...
 
Bir kaç gündür canım hayli sıkkın, ne yaptığımı bilmez haldeyim. Bu aziz vatanın onlarca yiğit evlatlarını kaybettiğimizi duyduğum andan itibaren yüreğime oturup kalan üzüntüyü atamıyorum üzerimden...  Televizyona bakıyorum, hangi kanalı açsam ekranlarda albayraklı tabutlarda şehitler; gördükçe ağlamaktan göz pınarlarım kurudu. "Rabbim bu kınalı kuzuları doğurup büyüten analarına sabırlar ver" diye dua etmekten dilim, boğazım yoruldu. İmkân bulup her bir şehidimizin yakınlarına ziyarete gitsem, onların acılarını paylaşsam, gözyaşlarını silmeye gayret etsem, diyorum. Yok dayanamam, daha bir dertlenir gelirim deyip geri duruyorum. Fakat yapabilen yapsın, sevaptır yürek yarasına melhem olmaya çalışmak... İnsanın acısını insan alır, iki konuşmakla ne çoklar paylaşılır, paylaşıldıkça acılar azalır...
 
Günü kurtarmak için bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum, yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam; bir boşluk duygusu içindeyim...Sanki içimde derin bir hiçlik var. Son günlerde  ekranlardan izlediklerimden yaşadığım stres, artı üzüntü beni perişan etti. 
 
Keşke filler tepişmese de çimenler ezilmese... Ama bu mümkün değil, savaşlar hep olacak, insanlar hep ölecek... Virüsler türetilecek, insanların ölmelerine sebep olacak... Sonra yeni yeni virüsler yapılacak, yayılacak pek çok canı kırıp geçirecek. Yine ve hep savaşlar olacak, ülkeler karışacak, ceremesini masum canlar ödeyecek...
 
Bunun için kahin olup kehanette bulunmaya gerek yok. 
Devamını oku...
Şu anda 1885 konuk çevrimiçi
İçenler İçmeyenler
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 12 Haziran 2021 05:37
PARASINI EL ALIR, DUMANINI YEL ALIR.
alt
 
İSTER YEMEK YE, İSTER KÖTEK. 
YAK BİR CİGARA, KEDERİ KÖR ET.
 
TEKEL, kelimeyi heceye ayır. Tek el, yani başka yok. Bir el, birinci el. Bu tek el, devletin eli oluyor. Ne yapılmak isteniyorsa, devlet eliyle üretilip halka sunuluyor. Osmanlı devrinde "İnhisar" ismi verilerek kurulmuş bir kurum. (İnhisar da bir şeye tek başına sahip olmak demek) 
 
Tekel değince çoğunlukla bildiniz ne olduğunu, akla ilk geliveren tütün mamulü. Zamanımızda devlet tekelinden çıktı tütün mamulleri, bir Amerikan firması tekel markasını devraldı. Yani devlet tekeli özelleştirdi. Böylece Tek el olan Amerika oldu. Devlette kalan kısmına ne oldu? Tütün işleriyle alakadar olup devlet memuru sıfatından yararlananlar falan, dolu maaş alıp çaka satanlar? Galiba onlarla alkol işlerine bakılır oldu.
 
"Alkolden sonra söz edelim bugün konumuz tütün, konuyu alkolle sulandırmayalım, dağıtmayalım kalsın bütün."
 
Tütün, Allah'ın verdiği nimet bolluğundan bir demet. Ne olduğu pek bilinmezken, para kıtlığında alınamazken ücretsiz verilerek devletçe üretimine ve tüketimine teşvik edilen, yine devlet müsaadesiyle (Özal yönetimi döneminden bu yana) pahalısı - ucuzu, her markası çokça ithal edilen tütün ürünü sigaradan bahsetmek istiyorum biraz.
 
(Aman Ayfer alma kiraz bu yaz, otur böyle yazılar yaz.) Ne alaka şimdi kiraz, esprimi yaptım aklımca? Her şakada bir ciddiyet vardır. Bu yıl kirazlar da bolca ithaldir. Gavurdan gelene pek güvenilmez, hani harmanlanma, hormonlama oranı yüksektir. mizah çerçevesinde hatırlatayım istedim. 
 
Kiraza dönersek, pardon, kirazdan vazgeçip tütün konumuza dönersek, merak ettiğim bir soruyu kıymetli okurlarıma yöneltmek isterim. Acaba diyorum bizim ülkemizin başında yönetici konumunda bulunan muhterem zat, tiryakilik derecesinde sigara içicisi olsaydı ne olurdu?
 
Benim cevabım, kendisine oy vererek makama taşıyan herkes yaşlı genç iyi derecede içici olurdu. Sokakta gördüğümüz insanların üçte ikisi pasif içici bile olsa, ağzında mutlaka sigarası bulunurdu. Sigara içmeyene iyi gözle bakılmazdı. Doktorlar ekranlardan sigaranın sağlığa faydalarını anlatır dururlardı. Diyanet yetkilileri sigaranın helal olduğuna yönelik hutbe verirlerdi. Yani diyeceğim o ki, Allah'ın buyruğuna göre değil, başımızdaki idarecilerin huylarına göre bize nizam intizam öğretiliyor.
 
Ülkemizde bir tarikat var, mensupları sigara içenlerden oluşuyor. Sigara içmeyeni tarikata sokmuyorlar. İstersen alemi cihanda dininle edebinle namlı ol. Seni aralarına almıyorlar, Allah yolundan alıkoyuyorlar. Böylesine dattürü, dütdürü bir dünya burası... Baştakiler ne derse o oluyor. Yani insanı insan azdırıyor veya azgınlığını dizginliyor. Emir komuta zinciri kurulmuş, bu oluşumda birileri birilerine uymuş. Kukla oynatıcıları buldukları kuklaları oynatmış, seyreden halk da bu oyunlara bir şekil dahil olmuş. Kimi beğenisiyle, kimi eleştirisiyle, kimileri de arkasındaki eniştesinin itmesiyle...
 
Sadede gelecek olursak bir vakitler, 2. dünya savaşı sonrası paranın kıt olduğu dönemlerde vatandaşa bedava sigara dağıtımı yapılıyormuş. 
Hatta sıkıntılardan kurtulmak için sığınılacak tek adres olarak sigara dumanının ciğerlere kadar çekilmezi öneriliyormuş. Askerde bulunan vatan evlatlarına okuma yazma öğretildiği kadar sigara kullanımı da öğretilmekteymiş. Terhisini alıp evine döneceklere ailesine hediye götürmesi için iki koli sigara veriliyormuş. Bunu o devirde askerlik yapan herkes bilir, çoluğuna çocuğuna anlatan çok olmuştur. Ben de yaşlıları dinleyip öğrendim. Ayrıca da bu teşvik gazeteciler aracılığıyla da yapılmaktaydı. Televizyonun olmadığı 60 lı yıllarda vatandaşı nasıl özendirecekler, ekran yüzü olmaya meraklı reyting tutkunu doktorlar çıkana kadar bu özendirme işini basın aracılığıyla yaptı devlet bekçileri...
 
Ben kendimden örnekleme yapayım. Mesleğe yeni başladığım dönemde, yani 70 li yıllarda meslektaşlarımın ısrarıyla, sigara içmeye alıştırıldığım yetmemiş gibi, gazeteci kimliğimizle basın toplantısına katıldığımız Tekel İl Müdürünün yaptığı basın toplantısı sonrasında, yanından çıkarken, kolumuzun altına birer karton samsun sigarası sıkıştırılırdı. 
 
Bir devlet kuruluşu olan Tekel müdürlüğünün bu yaptığı rüşvet değil, basına hediye olarak ikram ediliyordu. Niye, gazeteciler hem kendileri tiryaki olsun, hem iyi birer sigara içicisi olarak vatandaşa örnek olsunlar, her bir gazete okurunu sigara içmeye özendirsinler diye... O günlerde kimsenin sigarayı kötülediği yok ki, keyif verici bulunuyor. Yağlı yavan her yemek sonrası sigara neredeyse ailenin tüm büyükleri cigara tüttürüyor. Keyiflenen sigaraya sarılıyor, kederlenen de sigaradan medet umuyor. Haliyle çocuklara kötü örnek olunuyor. 10 yaşındayken sigaraya başlayan çocuklar oluyor. O vakitler sigara masum biliniyor. Tekel müdürü sigaranın yanı sıra, aynı zamanda likör içmeleri konusunda ev hanımlarını teşvik etmemiz konusunda, biz gazetecilere her yaptığı basın toplantısında ricada bulunuyor.
 
Benim annem babam da iyi birer sigara içicisiydiler. Sabah kalkar kalkmaz sigara içerlerken bir defa kibrit çakarlar, o ateşle yatana kadar birbir ardına sigara yakarlardı. Yani sigarasız nefes almaz hale dönmüşlerdi. Annem babam dahil niceleri sigarasızlıktan ölmüşlerdi. 
 
Ciddi söylüyorum. Artık yaşlandıkları için, bakımları evlat eline kaldıkları günlerde, yanlarında kaldıkları çocukları sigara almadıkları için kederlenip yatağa düştüler, bu düşüş vefatlarına vesile oldu, dumanlı dünyadan göçtüler.
 
Ben 30 yıl aralıksız, günde neredeyse 3 pakete yakın sigara içen biriyken, doktorumun tavsiyesiyle sigaradan nefsimi kurtarmış biriyim. Böyle diyorum zira bırakmam zor oldu. Nefsim öylesine bağımlısı olmuştu ki artık, sigara benim için onun esiri olmuşcasına vazgeçilmezimdi. 30 sene süresince bir ev parasını sigaraya gönüllü heba etmişimdir. Allah affetsin. Bir sigara yakmadığım, dumanını savurmadığım zaman kendimi kötü hissediyordum. Yakıp dumanının seyrine baktığım zamanda, her nefeste bayram ettiğini düşündüğüm ciğerlerim meğer sigaradan çok etkilenir olmuş. Bedenimin içinde adeta fırtınalar kopuyordu. Karaciğerim, akciğerim, neredeyse sağlıklı bildiğim tüm organlarım yerinden sökülürcesine öksürüyordum. Son zamanlarda içtiğim sigaralar neden böyle içimi dışıma kanırtırcasına öksürtüyordu? Acaba sigaralara mı bir şey olmuştu, yoksa bana olan bir şeye sigara mı bahane ediliyordu. Her neyse zorda olsa, nefsimi cezalandırmak gibi de gelse, bir şekil bıraktım işte. Sonrasında sigara içenlerin yanında bile duramaz oldum. Sigara dumanını on metre öteden hissedip öksürüğe tutuluyordum. Neyse ki ülkemin idarecisi sigara içmeyen biri oldu da ben bu sıkıntılara daha az maruz kalır oldum. 
 
Acep ülkemin yöneticileri sigara içmiyor diye mi, sigaranın zararları bugünlerde sıklıkla her yerde anlatılır durur. Dünlerden bu güne ne oldu da şimdilerde camilerde cemaate diyanet görevlileri sigaranın günah olduğuna dair fetvalar verir oldular. Cuma hutbelerinde sigaranın zararlarını anlatıp duruyorlar. Sigara zararlıysa niçin yurt dışından alınmaya devam ediliyor. Neden hepten yasaklanmıyor. Dün faydalı denilenin bugün zararlı oluşunun nedenleri niçin net açıklanmıyor?
 
Tütün malum bir bitki, Allah'ın lütfettiği nimetlerden biri, bunun içine zararlı madde koymazsanız zararı olmaz. Zararlı maddeli şey de Allah korkusu olanlarca alınıp satılmaz. -Ayfer AYTAÇ-
 
 
 
(Konu, anlatımlarımla ve konuya yönelik hatıralarımla ) Devem edecek...
 
 
Turkish Arabic English