خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست

بسم الله الرحمن الرحيم

 

En yakın dostum Emekli Başsavcı Yılmaz Can'ın 1960'ların başında İstanbul Hukuk'ta okurken birlikte aynı hâneyi paylaştığı Sönmez Neşriyat'ın unutulmaz isimlerinden, pek çok güzel eserler neşreden Hilmi Soykut'un itinayla hazırlamış olduğu "Unutulmaz Mısralar" serimizin ikincisine devâm ediyoruz:

 

آخر مثال تیر دوشر خاك ذلته

غیرك عنایتیله چیقان اوج رفعته

باقماز نگاه رغبت ایله جرعه نوش فیض

مست شراب نخوت اولان اهل دولته

 

Âhir misâl-i tîr düşer hâk-i zillete

Gayrin inâyetiyle çıkan evc-i rif’ate

Bakmaz nigâh-ı rağbet ile cur’a nûş-i feyz

Mest-i şerâb-ı nahvet olan ehl-i devlete

Vâhid Mahtûmî

 

 

سویله مم دردیمی همدردم اولان آهه بیله

بلكه سینەمدەكی شو ناله جانگاھه بیله

كندی بی شبهه بیلور راز درونم یوقسه

اهل دل سویلەیەمز دردینی اللهه بیله

 

Söylemem derdimi hemderdim olan âha bile

Belki sinemdeki şu nâle-i cângâha bile

Kendi bîşüphe bilür râz-ı derûnum yoksa

Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh’a bile

Hızır Ağazâde Said

 

ایتمه بیهوده فلكدن شكوا

خوشچه هضم ایت ییدیكك ضربه لری

اسكیدر ، هیچ دكیشمز بو اصول

اشك اولدكمی وورورلر سمری

 

Etme bîhûde Felek’ten şekvâ

Hoşça hazmet yediğin darbeleri

Eskidir, hiç değişmez bu usûl

Eşek oldun mu vururlar semeri

Ferid Kam

 

عیبدر عاقله شیطان بنی آلداتدی دیمك

كندی نفسمدر ایدن نفسمی القاء فساد

Aybdır âkıle şeytan beni aldattı demek

Kendi nefsimdir eden nefsimi ilkâa-i fesâd

Nâbî

 

جرمم بیلورم معترف معصیتم بن

انكار خطا ایتمه ده بر گونه خطادر

 

Cürmüm bilürüm mu’terif-i ma’sıyetim ben

İnkâr-ı hatâ etme de bir gûne hatâdır

İzzet Molla

 

طرفه دكان حكمدر بو كهن طاق فلك

نه آرارسه ك بولونور درده دوادن غیری

 

Turfa dükkân-ı hikemdir bu kohen tâk-ı felek

Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı

Râgıp Paşa

 

حال عالم ازلی بویله پریشان آنجق

كیمی خندان كیمی گریان كیمی نالان آنجق

 

Hâl-i âlem ezelî böyle perîşân ancak

Kimi handân kimi giryân kimi nâlân ancak

Bâkî

 

فقیرز گرچه اما ایلرز گردونه استغنا

بو استغنالر ای روحی توكل جانبندندر

 

Fakîriz gerçi ammâ eyleriz gerdûna istiğnâ

Bu istiğnâlar ey Rûhî tevekkül cânibindendir

Rûhî-i Bağdâdî

 

tarikileri@gmail.com

Şu anda 1754 konuk çevrimiçi
خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Mart 2012 14:09

يكي بود يكي نبود غير از خدا هيچ كس نبود

Yekî bûd, yekî nebûd, gayr ez Hodâ hîç kes nebûd.

Bir vardı, bir yoktu, Allah'tan başka hiç kimse yoktu. 

Devlet büyüklerinden birinin oğluna çılgınca gönlünü kaptıran genç ve güzel bir kız vardı. Ancak bu vaziyetten oğlanın hiç haberi yoktu. Kızcağızın kederi git gide artıyor, kucağında ümitsizliği emzirerek kendi perişanlığını artırıyordu. 

 

Filhakika bu sevdâdan dolayı yataklara düşer oldu. Vücudu taş kesilir oldu, çünkü aşkını çok seviyordu. Oğlan ise bu sevginin tesîrini kavrayabilecek yaşta dahî değildi. İffetine müncer bir hayâ korkusu sebebiyle kız da ona gidip durumunu ibrâz edemiyordu. Ayrıca düşünüyor ve istiyordu ki, oğlanı böyle bir sürprizle karşılaştırmasın, zîrâ bilmiyordu kendisi oğlanın zevkine münasip düşen bir kız mıydı? 

Bu hâl epey müddet böyle berdevâm oldu. Daha fazla bu duruma dayanamayıp kendisine itimât ettiği, yüksek düşünceli, ileri görüşlü eskilerden bir kadına içini döktü. Yakındı, sızlandı, hayıflandı. Derken kadın ona, "Hâlini şiirle dile getir, niyetini ona imâ et" dedi.

Kız da defaâtle bu yola başvurdu. Ammâ oğlan bu şiirlerin hiçbirine dikkat etmedi. Oysa  zekî ve hassas birisiydi ve fakat böyle bir şeyin olabileceğini zannetmiyordu. Bu sebepten kızla konuşma ihtiyacı duymuyordu.

Nihâyeten öyle bir durum oldu, iş o raddeye geldi ki, bir gece bilvesîle ikisi karşı karşıya, rûberû, başbaşa olacak şekilde bir araya geldiler. O esnâda kızın sabrı tükendi, kalbinde bir ihtilâl ve bir zelzele. Yerinden oynayan kalbi ağzında iken kendini tutamayan kız oğlanın kucağına, koynuna girdi ve onun oldu. Yine de Cenâb-ı Allah bilir, inşaallah oğlan temizdi, iffetliydi, günahlardan uzak kalmaya çalışan birisiydi. Her neyse ki kız ayrılmak üzere yataktan doğruldu, oğlanın üzerine eğildi ve dudaklarından öptü. Sonra tek kelime dahî ifade etmeksizin keklik gibi, güvercin gibi uçtu gitti.

Bu duruma oğlan hayli şaşırdı, gücü takatı kesildi, serinkanlılığını kaybetti ve birden parlayıp hışımla, haşyetle gazaba geldi, eli ayağına dolaştı. Kız henüz gözden uzaklaşmadan ölümcül tuzaklara yakalanıverdi. Kalbinde bir ateş harlandı, nefes alıp vermesi sekteye uğradı, korku ve panikleri azdı. Kuşkusu çoğaldı, âsâbı bozuldu, huzursuzluğu büyüdü. O gece hiç uyuyamadı. Uykusuzluğu çoğaldı, çoğaldı ve üzerine boca oldu.

İşte kız ile oğlanın aralarında husûle gelen koca bir aşkın başlangıcı bu hâdise ile gerçekleşti. Ne ki gün geldi, uzaklık ellerini birbirinden kopardı.

"Arzu ederdim bir bıçakla kalbim yarılıp açılsın ve içine tüm mâhiyetinle sen yerleşesin, sonra da göğüs kafesimi tekrar kapatıp üzerinden derimi teğelleyeyim, böylelikle sen kesînkes orada bulunasın, başka yerde değil, sâdece orada yaşayasın"

خواب آن نرگس فتان تو بی چیزی نیست

تاب آن زلف پریشان تو بی چیزی نیست

Hâb-ı ân nergis-i fettân-ı tû bî çîzî nîst 

Tâb-ı ân zulf-i perîşân-i tû bî çîzî nîst

Nergise benzeyen fettân gözlerindeki mahmûrluk boşa değil

Darmadağın zülüflerindeki o bukleler boşuna değil

 

Devâm edecek... 

 

Târık İleri

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

https://www.facebook.com/ileritariq

 
 
Turkish Arabic English