UNUTULMAZ MISRALAR 2 (Sönmez Neşriyat - Hilmi Soykut)
Kurtların, kuşların dilinden anlayan Musa aleyhisselama bir adam gelip yalvarır: 
 
- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Musa aleyhisselam izin vermez: 
 
- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.
 
Ne var ki adam ısrar eder. Musa aleyhisselam da adama ev bekçiliği eden köpekle kümes hayvanlarının dilini öğretir. 
 
Sevinçle evine gelen adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpekten şu sözleri duyar: 
 
- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok aç. 
 
Horoz şu cevabı verir: 
 
- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın bu ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. 
 
Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner: 
 
- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti. 
 
Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza: 
 
- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? 
 
Horoz cevap verir: 
Devamını oku...
Şu anda 2927 konuk çevrimiçi
UNUTULMAZ MISRALAR 2 (Sönmez Neşriyat - Hilmi Soykut)
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale - Ayfer Aytaç
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 08 Kasım 2014 18:43

بسم الله الرحمن الرحيم

 

En yakın dostum Emekli Başsavcı Yılmaz Can'ın 1960'ların başında İstanbul Hukuk'ta okurken birlikte aynı hâneyi paylaştığı Sönmez Neşriyat'ın unutulmaz isimlerinden, pek çok güzel eserler neşreden Hilmi Soykut'un itinayla hazırlamış olduğu "Unutulmaz Mısralar" serimizin ikincisine devâm ediyoruz:

 

آخر مثال تیر دوشر خاك ذلته

غیرك عنایتیله چیقان اوج رفعته

باقماز نگاه رغبت ایله جرعه نوش فیض

مست شراب نخوت اولان اهل دولته

 

tarık ileri Târık İleri Ayfer Aytaç ısparta Isparta Aytaç İleri Volkan Özlem unutulmaz mısralar

Âhir misâl-i tîr düşer hâk-i zillete

Gayrin inâyetiyle çıkan evc-i rif’ate

Bakmaz nigâh-ı rağbet ile cur’a nûş-i feyz

Mest-i şerâb-ı nahvet olan ehl-i devlete

Vâhid Mahtûmî

 

 

سویله مم دردیمی همدردم اولان آهه بیله

بلكه سینەمدەكی شو ناله جانگاھه بیله

كندی بی شبهه بیلور راز درونم یوقسه

اهل دل سویلەیەمز دردینی اللهه بیله

 

Söylemem derdimi hemderdim olan âha bile

Belki sinemdeki şu nâle-i cângâha bile

Kendi bîşüphe bilür râz-ı derûnum yoksa

Ehl-i dil söyleyemez derdini Allâh’a bile

Hızır Ağazâde Said

 

ایتمه بیهوده فلكدن شكوا

خوشچه هضم ایت ییدیكك ضربه لری

اسكیدر ، هیچ دكیشمز بو اصول

اشك اولدكمی وورورلر سمری

 

Etme bîhûde Felek’ten şekvâ

Hoşça hazmet yediğin darbeleri

tarık ileri Târık İleri Ayfer Aytaç ısparta Isparta Aytaç İleri Volkan Özlem unutulmaz mısralar

Eskidir, hiç değişmez bu usûl

Eşek oldun mu vururlar semeri

Ferid Kam

 

عیبدر عاقله شیطان بنی آلداتدی دیمك

كندی نفسمدر ایدن نفسمی القاء فساد

Aybdır âkıle şeytan beni aldattı demek

Kendi nefsimdir eden nefsimi ilkâa-i fesâd

Nâbî

 

جرمم بیلورم معترف معصیتم بن

انكار خطا ایتمه ده بر گونه خطادر

 

Cürmüm bilürüm mu’terif-i ma’sıyetim ben

İnkâr-ı hatâ etme de bir gûne hatâdır

İzzet Molla

 

طرفه دكان حكمدر بو كهن طاق فلك

نه آرارسه ك بولونور درده دوادن غیری

 

Turfa dükkân-ı hikemdir bu kohen tâk-ı felek

Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı

Râgıp Paşa

 

حال عالم ازلی بویله پریشان آنجق

كیمی خندان كیمی گریان كیمی نالان آنجق

 

Hâl-i âlem ezelî böyle perîşân ancak

Kimi handân kimi giryân kimi nâlân ancak

Bâkî

 

فقیرز گرچه اما ایلرز گردونه استغنا

بو استغنالر ای روحی توكل جانبندندر

 

Fakîriz gerçi ammâ eyleriz gerdûna istiğnâ

Bu istiğnâlar ey Rûhî tevekkül cânibindendir

Rûhî-i Bağdâdî

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
 
Turkish Arabic English