Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

KENDİ BABANDAN GAYRISINA BABA DENİLMEZ, NOEL BABA NE ALAKA?

MÜSLÜMANLIK NASIL OLMALI DOĞRUSUNU BİR BİLELİM ARTIK

MEVLAM BİLGİYİ KUCAĞIMIZA KADAR GETİRDİ.

Miladi yılbaşına alternatif kutlama yapayım derken, miladi yıla göre hesaplanan yıl dönümünü kutlamak abes hal, ama bilmediğimizden denileni yapmaktayız. Biz pek çok şeyi biliyoruz sanıyoruz kendimizi de aslında bilmediğimiz o kadar çok incelik ve detay var ki; Rabbimiz teknolojiyi icad ettirdi insanoğluna.. Bilgisayardı, internetti, laptoptu (dizüstü bilgisayar) derken bilgiye erişim kolaylığı kucağımıza kadar geldi Allah’ın izniyle…”Yok kütüphaneye gideceğim, ansiklopedileri tarayacağım. Devlet arşivine ulaşabilsem, şu bilgiyi öğreneceğim” devri bitti şükür. Fakat bizler yine de doğru bilgi araştırmıyoruz. Bunun iki nedeni var, birincisi üşengeciz, araştırmaya vakit ayıramıyoruz. İkincisi bilgisayar ortamında da bizi yanıltan çok alternatif sunum var. İnternette herkes hoca, herkes âlim neredeyse, diyanetçilerse, devlet memuru derine dalmıyorlar, yüzeysel miladi takvimsel iletişim sağlıyorlar. Mesela geçtiğimiz sene yılbaşı akşamı miladi takvime göre sevgili peygamberimizin torunu Hazreti Hasan’ın şahadet şerbetini tatma sene-i devriyesi denk geldi denildi, 2 Ocak tarihi için şehirlerin anası Mekke’nin fetih kutlamaları günü ilan edildi. Bunlar hep miladi takvime uyarlanma, bu özel günleri bahane edip sizleri yılbaşı kutlamasından uzaklaştırmak isteyen güya âlimler, aslında yanıltarak zalimlik yapmaktalar. Zira bu mübarek günler hicri takvime göre belirlenir ve her sene on gün fark atar. Bizim yılbaşını kutlama nedenimizin bunlarla bir alakası yoktur, olmamalıdır da; kutlamama nedenimiz peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduğu gibi “kim bir kavme benzerse o, ondandır. Müslüman dünyalık zevk ve eğlenceye önem vermemelidir. Müslümanız diyorsak, “Elhamdülillah” çoğumuz öyleyiz de; o halde neden evimize çam ağaçları almalar, satış merkezlerinde Noel baba figürleri,  oyuncakları bulundurmalar, çocuklara, yakınlara hediyeler almalar Müslüman’a göre midir? Kendi öz babasından gayrisine baba demek, çocuklara bunu belletmek ne kadar yanlış ve yersiz bir fitnedir. Kapitalizm atmış ortaya bir fitne Müslüman hemen gavur icadı dememiş kapmış. Marketler ramazan paketi hazırlar gibi yılbaşı paketi hazırlamışlar. Süslü sepetler içerinde içki sunumları, kabuğu boyalı yumurtalar… Milli piyango bileti basmalar, kuyruğa girip kapış kapış almalar. Bunların bizimle ne ilgisi var? Rabbim kulları için yanlış bulduklarını haram kılmış, haram buyurmuş. Biz haşa, “ne var canım, aile arası eğlenip yemek yiyeceğiz” gibi güya masum bahaneler uyduruyoruz. Müslümanım diyorsak iyice bir düşünelim, Müslümanlık nasıl olmalı doğrusunu bir bilelim artık…

Devamını oku...
Şu anda 948 konuk çevrimiçi

GAZETECİ OLMASAYDIM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Mart 2017 16:43

GAZETECİ OLMASAYDIM ÜNLÜ BİR YAZAR OLUR MUYDUM,

TÜRKİYE ŞARTLARINDA OLAMAZDIM. ARKALIKSIZ YÖN BULAMAZDIM.

altVE DE SÖYLEMEK  İSTEDİKLERİMİ YAZARLIKTA YÜREKLİLİKLE DİYEMEZDİM.

Bizim milletimizin büyük bir kısmı doğuştan şairdir, edebiyatçıdır ve de tiyatrocudur. Hele ki iletişim neknolojisinin her haneye tel ağı attığı günümüzde, her tuş kullanımı öğrenen yazar, gazeteci, hatta düşünür. Sosyal ortamda görüldüğü üzere herkes biraz Mevlana, biras Yunus Emre, biraz karacaoğlan, hatta daha ne kadar edebiyatcı, yahut filozof varsa hepsinden bir tutam karılmalar...

Ben de doğuştan Allah vergisi, yetenekli bir yazarım, ama yazarlığımı çok gündeme taşımıyorum. Gazeteciliğe bulaştığım günden bu güne, yazarlığımı geri plana attım. Oysa ilk tanıştığım yerel gazetenin kadrosuna baş yazar olarak dahil olmuştum. Roman ve hikaye yazıyordum. Arada bir şiirlerimde yayınlanıyordu. Edebiyat yaparken gerçekleri fazla dile getiremiyorsunuz, söyleme gereği duyduklarınızı kaleme ifade ettiremiyorsunuz. Okurlar edebi yazılarda entrikalardan ve hayal güçlerine hitaplardan etkileniyordu genelde... Dürüst gazetecilikte ise yanlışa yanlış denilebiliyordu. İşte ben gazetecilikte bunu sevdim ve bir de halkla içiçe olmayı, onların sorunlarını dobraca dile getirmeyi. 

Vatandaş da çalıştığım gazetelerde ve televizyonlarda onların sıkıntılarını, arzuladıkları şekilde konu etmemi sevdi. Ben bu şekil gazetecilik mesleğini çok benimsedim ve böyle kabul gördüm, kabullendim. Yazarlığımı da köşe yazarlığı olarak devam ettirdim yıllar yılı profesyonelce...

Gazeteciliği bu kadar çok sevmesem ve mesleğim olarak kabullenmeseydim, kitapları sık yayınlanan ve çok satan, sıklıkla okunan bir yazar olabilir miydim?

Bir güce dayanmadan, onun buyruğuna uyarlanmadan olamazdım. Olamadım da. İlk kitabım yayınlandığında pek çok yayıncıyla tanışma imkanım oldu. Onlarda aynı vurguyu yaptılar bana. "En kalite kalem de olsan, bir gücün fikirleri doğrultusunda kalemini oynatmazsan seni kabullenmezler." diyenlerin yanı sıra, "yazılarını kendi keyiflerine göre değiştiren güçlere de rıza göstermen gerek, ancak bu şekil ünlenirsin. Ünlenince de ne yazsan çok satarsın" diyenlerde oldu. Ve "bu alanda bir derneğe, bir birliğe üye olman, aidat ödemende gerekiyor" diye sektörün şeytani şeklini dile getirenlerde bulundu.

Devamını oku...
 
BEŞ BİLGİSAYAR YEDİM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 18 Mart 2017 23:54

altBeş senede beş bilgisayar tükettim. Hem de her parçası çok kapasiteli, kaliteli, en pahalılarından, en markalılarından ve en verimli olanlarından... Masa üsttü, diz üstü, çifter çifter kullanmadığım kalmadı. Şimdi de aya üstünü deniyorum. Avuç içinde taşına bilenle ne kadar ne yapabilirim bilmiyorum. İdareten, yapabildiğimce, bilgisayarımın altıncısı en kısa sürede alınana kadar.

Mesela mecburen kullanmak zorunda kaldığım, çantamda bile taşınabilir ufak olan ekranda bu yazıyı yazabiliyorum, Lakin gözlerimi yorduğundan, facebook arkadaşlarının yorumlarına cevap yazamıyorum. Allah korusun dert değil elbet, alışkanlık. Ne kolay alışmışız, nice değerlerin yerine onu koymuşuz değil mi?

Aman bir süre de beni iznim olmdan durmadan paylaşımlarına etiketleyen, gruplarına ekleyen arkadaşlar cevapsız kalsınlar ne yapayım, angarya gibi geliyordu zaten. Sokakta görsem tanımayacağım insanların paylaşımlarına, tıklamalarına cevap vermekte zorunluymuşum gibi hisseder olmuştum kendimi. Karşılıksız, paylaşımlarını tıklamasız yapsınlar da göreyim... Facebook da falan işim olmazdı benim, yıllarca direndim o alana dalmamak için. Sosyal ağlara takılma nedenim, farkındasız bende gelişen fotoğraf biriktirme tutkumdan vazgeçerim amacıydı. Fakat hepten artı, ne yapacağım, şimdilik hiç bir fikrim yok. Düşünme evresindeyim...

Gerçekten hiç abartmıyorum. Çocukların kullandıkları bilgisayarlar hariç, çünkü onlarınkiyle alakam yok. Bu beş bilgisayar kendi şahsıma aitti, çürüye çıkardım.

Beşini aynı anda almış, kullanmış değilim canım. Biri bozulunca yaptırdım, olmadı, diğerini aldım. O bozulunca ötekini, derken beş yılda beş bilgisayarı sudan sebeple harcadım. En sonuncusu ortanca oğlumun hediyesiydi. İyilerin en iyisiydi. dedim "oğlum buna gözüm gibi bakarım, ne oyun oynar, ne de çok yükleme yaparım." Bu konuda sözümü tutamamış olmak, beni bu defa fazlasıyla üzdü. Oğlum "canın sağolsun anne" diyor, ama ben mahcubum işte. Sokaktan savrulmuş gelmiş gibi acımasızca yedim. Yazık, bunun başka izah tarzı yok.

Nasıl mı yedim, çatır çutur öyle çayın yanında yemedim tabi ki de... ilim yolunda da sarfiyat yapmış değilim. Keşke öyle olsaydı, tamamen hırsımın neticesinde nihayetlendirdim... Söylemesi ayıp olmasın biraz fazlaca bağımlıyım bilgisayara... Şehrimin sınırları dahilinde piyasaya ilk çıktığı gün alanlardanım. Şimdi girmediği ev yok, ama ben daha kimselerde yokken gerekli görüp almıştım. Komşularım henüz bilmezken, ne olduğuna anlam veremezken, 1997 baharındayken... Yirmi yılı geri de bırakıvermişiz, dile kolay. Servis getirip masamın üzerine kurulum yaptığında, ilk kolay öğrendiğim adam as oyunuydu. Belediye de yoğun işlerim arasında bile fırsat buldukça bu oyunu oynardım. Harflerin bilinmesiyle oynanıyordu, tıkladığında çıkan hafleri bilemedin mi çizgi adam asılıyordu ve oyunda yanılıyordu. Ne günlerdi?

Devamını oku...
 
TEŞEKKÜR EDİYORUM
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 14 Mart 2017 10:56

alt

Doğum günümü kutlayan ve iyi dileklerde bulunan tüm dost,akrabam ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Seviyorum sizi.

Üstteki resim, hayatımda sevdiğim ve benimsediğim nadir insanlardan biri olan Asiye kızımın özel bir çalışması. Şahsıma, doğum günüm namına yoğun dersleri arasında vakit ayırıp özenle hazırlamış. Bu güzel insana yürekten teşekkür ediyorum. Emeğine, göznuruna sağlıklar diliyorum. İyi ki hayat yolculuğumda karşıma çıkan güzelliklerden biri oldu. Onu kalpten seviyorum ve içtenlikle hayatı boyunca mutluluklar, başarılar temenni ediyorum. Dualarımla yanındayım can kız, gönlünden geçenlerin yaşamına yansımasını, tüm güzelliklerin çevrende toplanıp sağlıklı bir hayat sürmeni, senin için Mevla"mdan diliyorum. Selam ve sevgilerimle.

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 371
 

Turkish Arabic English