Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

Eskiden camilerde zeytinyağlı kandiller yakılırdı.

İşte böyle bir camide adamın biri her yatsı namazından sonra bir yere saklanıp zeytinyağını gizlice içer, içerken de şöyle dermiş:

“Beytü beytullah." (Ev Allah’ın evi)

"Zeytü zeytullah." (Zeytin Allah’ın zeytini)

"Abdü Abdullah." (Ben de Allah’ın kulu)”

İmam bakmış, her gün zeytinyağı anormal şekilde eksiliyor. Bir gece yatsı namazından sonra elinde kalın sopayla bir yere sinmiş. Adam yine her zamanki gibi zeytinyağını alıp başlamış:

“Beytü beytullah. Zeytü zeytullah. Abdü Abdullah.” demeye.

O sırada hoca da elindeki sopayı adamın kafasına vurarak:

“Min tarafillah.” yani “Bu da Allah tarafından!” demiş. 

Doğrunun ve haklı olanların ortaya çıkması yapılacak tek şey!

Mülâane ve Mübâhele

Devamını oku...
Şu anda 2069 konuk çevrimiçi

Emekliler Emekliyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 24 Eylül 2018 16:24
altDolar arttı bahanesiyle, fırsatçılar insanın yaşaması için ne gerekliyse hepsine zam yaptılar. Elektriğe, suya, gaza, mazota, ekmeğe,yumurtaya özetle iğneden ipliğe aklınıza gelebilecek ne varsa üzerine zam yağdırdılar. Tuvalet ücreti bile yüzde yüz artmış. Yani ülkemde %40 ila %100 arası her şeye zam yapılmış.
Madem doların yükselmesine bazı nedenlerden engel olunamıyor, o zaman emekli maaşlarımıza da zam yapsınlar. Dar gelirliye verilen aylık fakirlik zammını da artırsınlar. Yanlış mıyım?
Zenginin tuzu kuru, fakir ne yiyip içiyor, Allah'tan gayri kimse bilmiyor. Gece her şeyin iki katıdır bilir misiniz? Fakirlik insanın sırtında kambur olduğunda, gecenin karanlığına gözyaşı döker fakir insanlar. Allah daim yardımcıları olsun.
Biz emekli maaşıyla geçinenler içinde hem hayat çok pahalı, hem alım gücü düşük; arada çok dengesizlik var.
Emeklide beyniyle, bedeniyle bu ülkeye yıllarını vermiş, emekliliğini bir şekil hak etmiş.
Maşallah ülkemizde emeklinin adı var, kendileri yok. 
Sanki emekliler, emekliyen bebek konumundalar. Aylık maaşlarını emzik gibi alıyorlar, susup duruyorlar. 
Türkiye'de 11 milyon emekli var bildiğim kadarıyla. Bunların kaçı ne şekil emekli oldu bilmem, ama ben çok zor şartlarda SSK'dan emekli olabildim.
Çalıştığım yıllarda patronlar gün boyu koşuşturdukları halde sigortamı doğru dürüst ödememişler. Üç ay bir göstermişler, bir yıl hiç göstermemişler gibi; sürekli (işe yeni girdi, bir ay çalıştı çıktı) yapmışlar yani.
Resmen hakkımı yemişler. 
Arkalıklı olanlarla uğraşılmıyor, haksızlığa uğradığınızla kalıyorsunuz. Bu yüzden "Ne yapalım," dedim. Emekli olabildiğime şükrettim.
Her neyse; demem o ki, emekliler emeklemekten öte sıkıntılar içinde inliyorlar. Maaşların bir kısmı sağlıksız yaşam sebebiyle hastanelere, dolayısıyla ilaç sektörüne gidiyor. Bir kısmınıda güya bizim sorunlarımızı dile getirmek için kurulmuş olan dernekler götürüyor. Elimizde kalanıyla "Yürüme, emekle. Ölmede sürün," denir gibi, sıkıntılarla dolu bir yaşam savaşı.
Tabi ki halimize bin şükür, ama kırk yıllık çalışmanın karşılığı biraz huzurlu hayat hak ettiğimizi düşünüyorum. 
Sözün özü: Demek istediğim 2019 bütçelerinin hazırlanmakta olduğu bu günlerde kamuoyu oluşturalım, tüm emekliler olarak sesimizi gür çıkaralım. Dolar arttı bahanesiyle, fırsatçılar insanın yaşaması için ne gerekliyse hepsine zam yaptılar. Elektriğe, suya, gaza, mazota, ekmeğe,yumurtaya özetle iğneden ipliğe aklınıza gelebilecek ne varsa üzerine zam yağdırdılar. Tuvalet ücreti bile yüzde yüz artmış. Yani ülkemde %40 ila %100 arası her şeye zam yapılmış.
Madem doların yükselmesine bazı nedenlerden engel olunamıyor, o zaman emekli maaşlarımıza da zam yapsınlar. Dar gelirliye verilen aylık fakirlik zammını da artırsınlar. Yanlış mıyım?
Zenginin tuzu kuru, fakir ne yiyip içiyor, Allah'tan gayri kimse bilmiyor. Gece her şeyin iki katıdır bilir misiniz? Fakirlik insanın sırtında kambur olduğunda, gecenin karanlığına gözyaşı döker fakir insanlar. Allah daim yardımcıları olsun.
Biz emekli maaşıyla geçinenler içinde hem hayat çok pahalı, hem alım gücü düşük; arada çok dengesizlik var.
Emeklide beyniyle, bedeniyle bu ülkeye yıllarını vermiş, emekliliğini bir şekil hak etmiş.
Maşallah ülkemizde emeklinin adı var, kendileri yok. 
Sanki emekliler, emekliyen bebek konumundalar. Aylık maaşlarını emzik gibi alıyorlar, susup duruyorlar. 
Devamını oku...
 
Memiş Doğru Demiş
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Eylül 2018 01:52
Ömrün varsa, gelecekte bir gün gelecek.
Merak etme yarını, güzel yaşa her ânını.
altKaç zamandır televizyonda Türk kanallarını izlemiyordum.Malum haberlerde bir dolu sıkıntı mevcut. Yarışma programları deseniz, reyting uğruna kavga dövüş. Yabancı kanallar tercih sebebim. İzlerken strese girmek yerine keyif alıyorum.
Dün akşam, yayınlarını beğendiğim yabancı bir kanalda beklediğim program başlayana kadar şöyle bir Türk kanallarını turladım. Ülkemde neler olup bitiyor, İnternet gazeteciliğinden ediniyorum. Ve siyaset gündemini yorumlamaktan kesinlikle kaçınıyorum. Stresim azıyor zira.
Yine de merak işte. Bir göz atımlık yerli bildiğim kanallarımızdan birini açıyorum.Hafta sonu haberlerinde sıklıkla gördüğümüz ve bizim masa başı haber dediğimiz türden, eften püften haberler. Baştan savma bulduğum haberleri izlemekten vazgeçmez üzereydim ki, bir konu dikkatimi çekti. Haber sunucusunun dediğine göre medyum olarak ün salmış Memiş, burçlara inanmayın demiş. Toplumu bilgilendirici bir konuydu. Dikkatimi çekti, izledim. 
Kendisini takip etmediğimden nasıl biridir, bilmiyorum. Ekrandan aktarıldığına göre bu zat ünlü bir hocaymış. Ününü ununu bilmem, ama sözlerinin doğruluğuna kalıbımı basarım. Gelecekten bilgi verenlerin yanlış yaptıklarını söylüyordu hoca.
Günlük,haftalık,aylık burç yorumları yapan astrolog bilinenlerin insanları yanılttıklarını vurguluyordu. Doğrusu doğruyu çok net söylüyordu. 
Geleceğin gündemine dair insanlar yorumlarda bulunamazlar. Astrolog dediğiniz kimse dünyalığı için para kazanma kapısı edinmiş burç yorumunu. Günümüzün sosyete falcıları! Atmazyonluk yapanlar bile vardır. İnsanlar ilgi gösterirse, televizyonlar da prim verirse, daha çok burç yorumcusu türer. 
Gelecekten doğru haber almak isteyenler, yanlıştan sakıncası olanlar Kur'an-ı Kerimi okumalılar. 
Kur’ân-ı Kerim istikbalde olacakları hiçbir kimsenin bilemeyeceğini âyetlerle haber vererek kehâneti reddeder:
-Gaybın anahtarı Allah’ın yanındadır. Onları ancak O bilir.( En’âm Sûresi, 59.)
 
-Hiçbir kimse yarın ne yapacağını bilemez(Lokman Sûresi, 34.)
 
-De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilemez.”(Neml Sûresi, 65)
Devamını oku...
 
Doktorumu Değiştirdim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 22 Eylül 2018 17:05
 
altÖnceki gün, sabahın erken saatlerinde ufak bir kalp spazmı geçirdim ve apar topar özel bir hastanenin acil servisine götürüldüm. Kalbim, kafesinden kaçmak isteyen kuşun, durmaksızın kanat çırpışı gibi hızla çarpıyordu. Nabız atışım ikiyüzlere çıkmıştı.
Acil servis doktorları telaşlandı. Hemen beni yoğun bakıma aldılar ve kalp atışımın düzelmesini sağlayan monütörlere bağladılar.Bir yandan da hemşirelerin biri elimin üzerinden bulduğu bir damara hem bir iğne yaptı, hem de bir tüp kanımı aldı. Öte aleme gidiyor, geliyor gibiydim.
Durumumun düzelmesi için üç saat boyunca oksijen verildi. Kendimi iyi hissetmeye başlayınca, bir tekerlekli sandalye ile kalp doktoruna gösterildim. Hayır, ama. Ben bu hastanedeki kalp doktoruna görünmek istemiyordum. 
Ulaşım kolaylığı için acil durumlarda tercih ettiğim bu hastanenin doktoruna daha önce görünmüştüm. Verdiği ilaçlar bir yanımı onarırken, öte yanımı bozuyordu. Yani ilaçlardaki yan tesirler, bünyeme fazla ağır geliyordu. Doktorda şikayetlerimi giderecek başka ilaçlar ekliyordu listeye. Verdiği ilaçlarında dozunu artırıyordu. Kan sulandırıcı da kullanıyorum. Ne yemem gerekir, neleri yememeliyim. Bunları bile internet ortamından kendim araştırıyordum. Doktor, başka bir  şikayetimde ilacımı değiştiriyor, ağır dozda bir başka ilaçla eski ilacın yerini dolduruyordu.
Biz hastahanelere niye gidiyoruz? Özelleri niçin tercih ediyoruz? "İyi olalım, derdimize deva bulalım. Özellerde güzel hizmet verirler,yiyip içeceğimize bile dikkat ettirirler" diye. Bu doktor, onca yıllık tıp tahsilini ilaç sektörüne hizmet etmek için mi yapmış, anlayamadım. 
Her neyse, mecburiyetten karşısına geldiğim doktor, bana şöyle bir baktı. Daha önce kullandığım ilaçları yine torbamdan kaptı. "Bunlar burda kalsın, sana yeni bir ilaç yazalım" dedi. 
"O ilaçların parası benim cebimden kesiliyor" diyemedim. "Belki bir garibanın sağlığına faydam olur" diye düşündüm.
Doktor ben odadan çıkarken ardımdan,
gülümsediği belli olan ses tonuyla: "Hadi kefeni yırttın" dedi. Bunu iyi niyetle söylediğini düşünüp odasından çıktım. 
Özel hastaneden ayrılmadan önce tekerlekli sandalyemin yürümesine yardımcı olan hastane hizmetlisi, hastane müdürüyle görüşmemi istedi. Ben sandalyeden kalktım. Kendisine teşekkür ederek, hastane müdürünün odasına girdim. İki dirhem, bir çekirdek (çok özenli ve çok şık) giyinmiş orta yaşlı, kır saçlı bey; gayet ciddi bir tavırla elime bin lira civarında bir fatura tutuşturdu. Faturaya şöyle bir göz attım. İstem dışı gözlerim yaşardı. Müdür Efendi, hastanede gösterdikleri ilgiden minnettarlık duyduğumu sandı. "Acildeki doktorlarımız müdehale etmeselermiş, ölecekmişiniz. Tam zamanında hastanemize gelmişsiniz" dedi. 
Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 416
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ