Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

BAL DİLLİ DEĞİL BARUT BAKIŞLIYIZ

HER AN PATLAMAYA HAZIRLIKLIYIZ

Nisan ayının ortalarına ilerlerken kara kış geri geldi, sinirleri bir hayli gerdi. Kar yağışı, tipi, soğuk hepsi elele vermiş, canlıları canlarından bezdirir hale gelmiş. Odunu kömürü bitenler, Pazar fiyatlarına güç yetiremeyenler. Derdi tasası olanlar, soğuğa daha bir öfkeliler. Nerede insana rastlasanız, herkes birbirine çatmaya bahane arar vaziyetlerde… Sabahla öğle arasıydı, otobüs durağında merkez çarşıdan geçen halk otobüsünü bekliyordum. Durakta yanımdaki diğer bekleyen yolcular arasında bir kavga kıyamet koptu. Ne olduysa iki kadın ağız dalaşına dalıp biri diğerinden üstün gelme çabasında, çırpınıp duruyor. Öteki birkaç kişide taraf tutar gibi tartışmaya müdahil oluyor.

Hiç akla gelmeyen, sürpriz çıkmış gibi, bir farklı vakit. Kalbim, beynim yüksek sese tepkili… Rahatsız olmamak için yürümeye koyulsam, yerler karlı ve kaygan… Aralarına girsem, dozu giderek artan kavgada taraflar beni parça pinçik edecekler. Yine de ortamı yatıştırmaya niyetlendim “Susun, durun” diyesiye kalmadı, durağa gelen ilk otobüse atladım. Çazgır kadınları fenalıklarıyla başbaşa bırakıp tekerlerin harekete koyulmasıyla olay yerinden uzaklaştım.  Fakat kalbim olumsuzluktan etkilenmiş olacak, ritmini bozdu. Elim ayağım titremeye durdu. Otobüsün içindekiler ve tepemde dikililer durakta bıraktığımız kavgaya yönelik yorumlarda bulunuyorlardı.  Olayı cam arkasından gören her göz, ağzını açarak kavgacıları kınama yarışına girdiler. Neredeyse “Kim haklı, kim haksız” iddialaşması başlamak üzereydi. Sebebini bilmeyen herkes farklı tahminlerde bulunup kendi yorumuna onay bekliyor gibiydiler. Bir insan hiç mi susmaz, hiç mi virgülü tanımaz, otobüsün içinde de patırtı koptu kopacaktı. Dürüst, temiz, güzel, efendi olabilsek. O günkü, o anki görevimiz ne ise, sağa sola bulaşmadan, kimseyle dalaşmadan işimizi yapabilsek. Sanırım birçok mesele, bizim için kendiliğinden halledilmiş olacak. 

Devamını oku...
Şu anda 77 konuk çevrimiçi

GÜL GİBİ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 12 Ağustos 2016 13:26
alt
Bir gün hakikati arayan bir yolcu, bir yerde, bir mânevi büyüğün dergâhı olduğunu duyar. Gerçeği bulmak aşkıyla içi cayır cayır yanmaktadır. Günlerce yol alır. O dergâhı bulur. Kapısını çalar. O dergâhın bir özelliği vardır. Orada sükût egemendir. Konuşma yoktur, insanlar meramlarını birbirlerine hâl diliyle anlatırlar. Gelen yolcu hâl diliyle dergâha katılmak istediğini, bunu çok arzuladığını anlatır. Biraz sonra kapıyı açan kimse, elinde ağzına kadar su dolu bardakla gelir. Bardağı uzatır. Demek ister ki, burası tamamen dolu. Boşuna ısrar etme. Onun üzerine gelen yolcu cebinden bir gül yaprağı çıkarır. Usulca bardaktaki suyun üzerine koyar. Hâl diliyle der ki, beni kabul ederseniz size ağırlık vermem. Aranızda bir gül yaprağı gibi yaşarım. Durum mânevi büyüğe anlatılır. O zat heyecanlanır, gözleri yaşarır, buyursun, der. Hoş geldi, safalar getirdi.
Devamını oku...
 
OYUNLAR VE KOYUNLAR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 02 Ağustos 2016 10:46

YANLIŞA GİDEN YOL 

                                  

alt

                                                                                           ZEVKLERİNİN DEĞİL, ALLAH'IN KULU OL!

Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, çünkü sizin için çok acıklı bir günün azabından korkuyorum. HÛD/26

İlginçtir, bu kadar iletişim ve teknolojinin zirve de olduğu tarihsel dönem yaşanmasına rağmen bu kadar bilgi ve ilim cahilinin yoğun olduğu bir dönem tarihte yaşanmamıştır... Zihinsel kontrolün hızla arttığı bir süreç yaşıyoruz... Yardan atlayan koyunu takip eden sürü misali, para avcılarına av oluyoruz. Allah sonumuzu hayretsin, ilerleme çağında mıyız, köleleşme mi, belli değil...

Şu dünyaya gelişimizdeki amacı, acaba hiç düşünüyor mu­yuz? Hepimiz, ama hepimiz aslımızı bulmaya, özümüze ulaş­maya gelmedik mi? Hayatta biricik ve aslî görevimiz, bu amaca göre kendimizi yetiştirmek, olgunlaşmak, Allah'ın buyruğunu uygulamak değil midir? Bir çeşit şeytani dayatmalar içinde boğuluyor, hayattaki amacımızı unutuyoruz. Biz bu dünyaya yiyip içmek, giyinip kuşanmak, gezip tozmak, telefonda, bilgisayarda oyun oynamak; televizyonda dizi izlemek, göbek atıp eğlenmek için gelmedik. Biz bu dünyaya yontulmaya geldik, adam olmaya geldik. Hazreti İnsan olmaya geldik. Allah’ın bin bir güzelliklerle yarattığı şu dünyaya bakıp bakıp da hayran olmaya geldik. Bizi bu mukaddes yolculuğumuzdan uzaklaştıracak her ne varsa, onlardan ayrı olup, aslımızı bulmaya geldik.
Devamını oku...
 
HANİ HAK
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 27 Temmuz 2016 20:37
Kendi davalarına sahip çıkmayıp menfaat uğruna satanlar,
satılanlar sizin bizim hakçı davamıza asla sahip çıkmazlar. 
alt-Alo 140, çevrende bildiğin yanlış yöndekini ihbar etme hattı. Bu hattan yararlanmak herkesin hakkı. Çevremizdekilere bakıyoruz, hangisi doğru yöndeki? Maşalar, dönekler, dönmeler, yalakalar, yalamalar, fırsatçılar, menfaatçiler. Makam gücüne biat edenler, güçsüzü ezenler, haram yiyenler, hatır sormayanlar, gözleri doymayanlar, doğru söyleyeni duymayanlar. Hadi bunlar yanlış de ihbara sarıl, bu defa telefonda karşına çıkan muhtemelen ya önceden, ya sonradan akçı, hani hakçı?alt
-Bazı kurum ve kuruluşlardan yanlış yönde oldukları belirlenenler ayıklanmakta, hani şu torpil desteğiyle makam ve itbar kazananlar. Âlâ isterim ki hak yerini bulsun, lakin başka torpil ümidi içinde olanlar kayırılacaksa, yeni yandaşlar yayılacaksa; hani hak, derim yine. Okullarda düşük notla mezun olanlar bile bir yerlere gelme arzusuyla ortalıklarda göze girme amacıyla dolanmalara başladı. Yalakalığından başka hiç bir meziyeti olmayanlar indirilenin yerine binmek için fırsat kollamakta. Hasılı ondan al, buna ver olmamalı; adil olanı bulunmalı, hak yerini bulmalı. Dürüstün hakkını dürüst olmayan yerse, vebali ona o fırsatı tanıyan yetkiliyedir biline...
-Ülkem halkından bir kısmı yaklaşık on beş gündür meydanlarda yaşıyor. Evde sıcak ortamda oturup yaz dizilerinin tekrar bölümlerini seyretmektense, püfür püfür serinlikte ay ışığı altında gecelemek rahatlatıcı olsa gerek. Ulaşım bedava, yemek içmek sınırsız ve parasız. Dahası cep telefonları için şarj imkanları bile oluşturulmuş. Yeni dostlar, yepyeni imkanlar, konserlerler, muhabbetler. Eve gidesi mi olur insanın? On beş gündür gündem aynı, Allah muhafaza kötü şeyler olmasında varsın kim nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşasın. 
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 357
 

Turkish Arabic English