Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على أشرف الأنبياء والمرسلين سيدنا محمد مصطفی وعلى آله وصحبه أجمعين.
 
Fe’ilâtun/Fe’ilâtun/Fe’ilun
(Fâ’ilâtun)            (Fa’lun)
 
 
Âdeti vechile bir gün Behlûl
Eylemiş meclis-i Hârûn’a duhûl
 
Gülerek geçmiş oturmuş sadre
Çok mu ya sadr o âlî kadre
 
Tatlı tatlı açarak bir sohbet
Saçmış ol bezme safa bir müddet
Devamını oku...
Şu anda 458 konuk çevrimiçi

Dişçi Fobimi Yendim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 17 Eylül 2019 10:19
NİHAYET DİŞTEN YANA RAHATA ERDİM
 
altDiş ağrısı çekenler bilirler ne meret şey olduğunu, gece uyutmaz, gündüz durultmaz. İnsanın canından can koparır gibi acı ıstırap verir.. “Kabir azabı” olarak nitelendirilir diş ağrısı. Aslında kabir azabının ne olduğunu öteki tarafa gidenlerden geri gelip, yerine oturup anlatan olmadığından 'kabir azabı' nasıldır, bilemiyoruz. 
Kabir azabı dedikleri böyle diş ağrısı gibi, beyin zonklatıcı, bütün bedene ıstırap verici bir acıysa dayanılmaz şüphesiz. Ya birde diş ağrısı çekmek, kabir azabının yanında sıradan bir acı olarak kalıyorsa; vay halimize.Aman Allah'ım medet! 
Hayatta henüz yaşama şansımız varken, kabirdeki acıyı tatmamak adına ne mümkünse yapmamız gerekiyor. Öyle “yatın- kalkın, başınızı secdeden kaldırmadan günahlarınızı affettirin,” demeyeceğim ben kimseye. O kendimizi ilgilendiren bir durum. İsteyen öyle de yapar, dilerseniz gönlünüzün çektiğince yaşarsınız. Bu sözlerimi fasarya olarak algılamayın. Her ne şekilde olursa olsun, dürüst ve iyi insan olalım yeter. En azından öte âleme gittiğimizde de, arkamızdan iyi olduğumuzu söyleyenler olsun. İnşallah...
Dünyada çevremizdeki bazı insanlar tarafından çektirilen azaplar, dilerim kabir azabımızı hafifletir, burada çektiğimiz diş ağrısı kadar bile, orada acı çekmeyiz. Bu dileğim, iyi insan olan ve olmaya çabalayan herkes için geçerlidir. Kendim için istediğim her güzel şeyi herkese, daha iyisi olarak isteyen biriyimdir. Ama geçtiğimiz günlerde saatlerce çektiğim diş ağrısını hiç kimseye dilemem. Yazıktır, kimseler diş ağrısı çekmesinler. 
Devamını oku...
 
Girey Bağları
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Eylül 2019 07:57
SONBAHAR GELDİ ÜZÜMLER ERDİ
 
alt
 
EN SEVDİĞİM MEYVELERDENDİR İNCİR VE ÜZÜM. MEVSİMLERİ GELİNCE ÇOK ŞÜKÜR NASİP OLUR DOYASIYA ÜZÜM, İNCİR YERİM.
Eylül ayı gireli beri üzüm yetişen bölgelerimizde, bağlara girildi. Üzümler derildi. Kuru üzümün taban fiyatı 10 lira olarak belirlendi. Ürün toplayanlara kolay gelsin. Yüce Rabb'im tüm üretenlerin kazançlarına bereket versin...
Çocukluğumda gülüyle namlı şehrimde her pazar günü değişik etkinlikler düzenlenirdi. Mayıs ayının ilk haftasında Hıdırellez kutlamalarıyla başlayan bu etkinlikler, gül bahçelerinde gül toplamayla devam ederdi. Toplamanın sona erdiği günün ertesi; hem üretici, hem gül toplayıcıları birlikte bahçelerde gül kokuları arasında şenlikler düzenlerlerdi. Bu şenliklere katılan genç kızlardan en güzeline gül goncalarından örülmüş taç takılırdı.
Haziran ayına girildiğinde kiraz toplama faaliyetleri başlardı. Hafta arası kirazlar toplanır, hafta sonuna gelindiğinde, yani pazar gününe erişildiğinde tüm şehir halkı kiraz bahçelerine davet edilir. Herkeslere ücretsiz kiraz ikramı yapılırdı. Bahçe aralarında topluca piknikler olurdu. Başı göğe erişmeye durmuş koca gövdeli ağaçlara salıncaklar kurulur. Bu yüksek salıncaklara binen genç kızlara "Yavuklun kim?" diye sorulur. İsim öğreninceye kadar bir urganla kızın dizlerine vurulurdu. Bir yandan da salıncak hızla sallanırdı. Kızlar uçup düşmek korkusundan bir isim söylemek zorunda kalırdı. Kalabalıkların topluca eğlendiği, dostlukların pekiştiği bu günlere kiraz bayramı günleri denirdi. Şehrimin merkezine uzak semtleri olan, Yenice ve Dere mahalleleri arasında olurdu güzelim kirazların bayramı şenlikleri...
Devamını oku...
 
Profesörü Beğenmedim
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cuma, 13 Eylül 2019 09:55
 
136 LİRA VERDİM PROFESÖRÜN MARİFETİ NEYMİŞ GÖRDÜM
altBizden biri dediler, alanında uzman diye bildirdiler. Günlerdir kendisine ulaşmaya çalışıyordum. Nihayet başardım. Ama bana maddi manevi çok zahmet verdi.
Bazı günler buralarda da bahsediyorum. Kalp rahatsızlıklarım var ve hipertansiyon hastasıyım, diye. Bir süredir sabit bir kalp doktoru bulamamıştım. Özelde tüzelde kime göründüysem farklı tansiyon ilaçları veriyorlardı. Dengemi tutturamamıştım. Durumumu bilen herkeslerin çoğu önerdi."Bir de tıp fakültesi hastanesinin kardiyoloji bölümüne git. Orada bir kalp damar profesörü var. Hımm. Alanında üzerine yokmuş, yüksek tansiyonun düşmanıymış, profesörün bir bakışıyla bile tansiyon denilen illet bir daha çıkmamak üzere iniyormuş." Böyle dediler hep niceleri.
Düşündüm gündüz ve geceleri, metiyeler çevremde çoğalınca prefesöre ulaşmayı günlük yaşantımın tek gayesi edindim. Aracı olarak telefonu hedef seçtim, bir gün süresince durmadan tıp fakültesi hastanesine ulaşmaya kilitlendim. Mümkün olmadı. Santraldeki kızlar randevu vermekten kaçınıyordu. "Buraya gelip asistanıyla görüşmeniz gerekiyor" diyorlardı. Ee, ne de olsa koskoca profesör. O mertebeye kolay ulaşmadığına göre, bizlerinde kendisine ulaşmamız kolay olmamalı tabiki de... Bizde her iş böyle yani ki de...
Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 109
 
Turkish Arabic English