Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

Zamanın birinde hep köyünde yaşayan yaşlı bir adam varmış. Çok fakirmiş. Onun dillere destan bir beyaz atı varmış, kral at için ona nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış.

"Bu at benim için bir dost... İnsan dostunu satar mı?" demiş hep...

Bir sabah kalkmış ki at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış ve başlamışlar söylenmeye: “Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala sataydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın...”

İhtiyar: “Hüküm vermek için acele etmeyin,” demiş. Sadece "At kayıp" deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir talih mi? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Devamını oku...
Şu anda 2327 konuk çevrimiçi

Vallahi Böyle Olmaz
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 24 Mayıs 2018 10:34

altFakir edebiyatı yapmayacağım, doğru ne ise onu aktaracağım. Ama önce Amasya 15. Piyade Tugayı'nda sinek ve haşerelere karşı yapılan ilaçlamanın ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan, devlete emanet 81 askerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Çok şükür durumları iyiymiş, lakin ilaçlama öyle gelişi güzel olmaz. Alan boşken yapılmalı, yiyeceklerin üzerleri sıkıca kapatılmalı ve ilaçlanan kısım bir süre sonra iyice havalandırılıp, ilaç kokusundan arındırılmalı. Sözün özü, daha dikkatli olunmalı. Vatan evlatları kolay yetişmiyor, anaların emeğine ve özlemine özen gösterilmeli ve saygı duyulmalı...

 

Bakanın biri reytingine bakmış, takipçilerine tivit atmış. “Biz sahurda fakirlere gidiyoruz” diyerekten, aman ne büyük lütufta bulunmuş. Babanızın hayrına gitmiyorsunuzdur her halde, üç maket makarna götürdüğünüz evden beş oy beklentisindesinizdir mutlak...

“Halk niye fakir bırakılıyor? 2001 senesinde ülkemin ekonomisini eleştiyordunuz, fakirliğin artığını söylüyordunuz. Durumu düzelteceğinizi bağırarak duyuruyordunuz. Milletin başına geldiniz de niye daha bir karmaşa oldu her şey? “ diye bir soru yöneltmeyeceğim size. O sorunun cevabını Rabbim bilir ve bunda yönetim olarak vebaliniz varsa karşılığını mutlaka size de verir. Benim size demek istediğim:

Sevaba girme niyetiyle fakir evlerine sahur ziyareti yapıyorsanız, böyle iyilikler ifşa edilmez sayın bakan... Tivitlenme uğruna sevaplar heba edilmez... “İyilik yap, denize at. Balık bilmezse, Hâlik (Yaratıcı) bilir. Denilir. Atanızdan hiç böyle bir söz duymadınız mı?

Ya sizin ziyaretleriniz dışında kalan fakir insanımızın çokluğunu, yoksulluklarının boyutunu, boynu bükük yetimlerin varlığını hiç görmediniz mi? Umarım sizi o makamlara yükseltmeye vesile olan millete daha dikkatli davranışlarda bulunursunuz...

Sevgili Peygamberimiz bir hadisinde “Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli” diyerek, fakirlere yardım yapılma konusunda gösterilmesi gereken dikkate yönelik Yüce Allah'ın buyurmasını, bize duyurmuş.

Yoksul ve kimsesizlere yapacağımız yardım gizli yapılmalıdır. Verdiğimiz sadakalar, yaptığımız yardımlar aleni olmamalıdır. Gösterişten uzak ve herkesin gözüne sokulurcasına, kameralar önünde yapılmamalıdır. Zira böyle bir davranış yardım yaptığımız kişileri de rencide edebilir. Yaptığımız yardımın bir hayrı, bereketi olmaz.

Devamını oku...
 
Biraz da İşimize Baksak
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 23 Mayıs 2018 09:16

altGündem yalnız seçim değil, bundan daha önemlisi geçim var. Her geçen gün, büyüdükçe büyüyen geçim sorununu “Kim çözecek, nasıl çözecek,”bilinmez hale geldi.

Fazilet terzi: 52 yaşında adı gibi fazilet sahibi bir insan. Mesleği terzilik değil. Terzi onun soyadı.

İkamet ettiği mahallesinde bir sokak arasında, küçük bir dükkân kiralamış Fazilet Terzi, mahalleli kadınlara giysi satıyor. Müşterisi çoğunlukla kadınlar. Sattığı ürünler Rus pazarındaki giysiler kalitesinde. Ama daha pahalı; Rus pazarında bir kazak 10 liraysa, Fazilet Hanım da aynı mal 25 lira. Fazilet Hanımın ürünlerindeki fiyat farkı, dükkânındaki malları veresiye vermesinden ve devlete vergi ödemesinden kaynaklanıyor.

Mahalle kadınları toptan alış veriş edip, sonrasında ellerine para geçtikçe, Pazar alışverişlerinden kestikleri üç- beş kuruşu Fazilet Hanımın veresiye defterine ekletiyorlar. Borçları azar azar ödeniyor. O da bu paraları toparlayıp, öncelikle dükkânının kira giderini ödüyor. Diğer giderler üstüste borç olarak birikiyor.

Fazilet Hanım da elinde kalan taksit paralarla evini geçindiriyor, çocuklarını okutuyor. Kocası 12 yıl önce ölmüş. O günden bu güne kendi ayakları üzerinde dikili durmaya çalışıyor. Fakat bugünlerde gidişattan şikâyetçi, iflas etmek üzere olduğunu söylüyor. Onu bu düşünceye iten neden, müşterilerinin bir süredir kendisine ödeme yapmamaları...

Son zamanlarda malı alan borcunu yazdırıp gitmiş, sonrasında dükkâna para vermek için uğramaz olmuş. Telefon numaralarını aldığı müşterilerini arayıp, utana sıkıla, alacağı olan parasını istiyor. Tellerin öbür ucundan aldığı cevap içini acıtıyor. Zira kadın müşterileri mahcup hallerde şu yanıtı veriyorlar.

Devamını oku...
 
SEÇİMLERİ BAY PARA KAZANACAK
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Salı, 22 Mayıs 2018 10:24

altGayri görüldüğüm yerde sorgulanmaktan bıkmıştım. “Yeni cumhurbaşkanımız bazılarının reis bellediği mi olur, yoksa; ince mi, hanım ağa mı, saadet vaad eden mi” sorularından gına gelmişti. Kimse demiyor ki "Memleketimizde parti bolluğu var. Lakin hangisi kimin oyunu böler, kimin desteği, kimlere gider, "diyen yok. Her neyse; benden beklenilen cevabı vereyim de, bu soruların devamı bitsin.

24 Haziran' da yapılacak genel seçimler için çarpışan adayların isimlerini hepimiz biliyoruz. Duyduk, kendilerini gördük. Hiç birinin siması yabancı değil. Şecereleriyle tanıyoruz kendilerini; bir TV reklâmında denildiği gibi “vatandaş vatandaş olalı böyle koltuk meraklılarını, oturdukları yerden kalkmak bilmeyenlerini görmedi.”

Siz vatandaşlar olarak, başka partilerin adaylarından ziyade bu üçlü, dörtlü arasında bir değerlendirme yapmamı bekliyorsunuz benden.

Aslında bu değerlendirmeyi kendiniz yapamadığınızdan değil, bir tevazu örneği sergileyip benimde fikrimi öğrenmek istiyorsunuz.

Bu güne kadar hep yorum yapmaktan kaçındım. Nedeni; ben günümüz siyasetini sevmiyorum, günümüz siyasilerini de ‘gerektiği gibi’ dürüst bulmuyorum.

Fakat o kadar çok ısrar ettiniz, bu konu da o kadar çok üstelediniz ki; söyleyeyim de kendimi baskı altında hissettiğim bu haletiruhiyeden kurtulayım.

Söylüyorummmmmm! Söylüyorummmmm! Az sonra değil, şimdi söylüyorummm!

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 407
 
Turkish Arabic English