Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

ATA'M FATİH SULTAN MEHMET HAN.
560 SENE ÖNCE BUGÜN
İSTANBUL'U EVLATLARINA HEDİYE ETTİ..

"İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur !"
   
İSTANBULUN FETHİ VE AKŞEMSEDDİN HZ...
...SEVGİLİLER SEVGİLİSİ ASIRLAR ÖNCE MÜJDEYİ VERMİŞTİ...
"İstanbul mutlaka fethedilecektir.Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir." buyurmuştu...
...Gönüller sultanı ,öteler alemine göçtükten sonra,insanlar bu müjdeye ermek için her devirde istanbulu feth etmek istediler...
...İstanubulu ilk kuşatmaya gelen islam ordusunda Peygamber efendimizin ashabından EYÜP EL ENSARİ hazretleride var...Gönüller sultanının evinde aylarca kaldığı mübarek sahabi...Peygamberin bayrağını taşıyan insan...ve istabul kuşatmasınada şehit düşecek...Vefat edeceğe yakın "Eğer burada vefat edersem, beni mümkün olduğu kadar düşman beldesinin içine doğru götürüp surlara yakın bir yerde defnedin.
...Zira PEYGAMBERİMİZDEN (SAV) "Konstantiniyye surlarının dibinde salih bir kimse defnedilecetir." dediğini işittim. O salih kişi umarım ki ben olayım.!" bu sözlerden sonra vefat etti....
... Sultan 2.Murat tahttadır...Hacı bayramı veli hazretlerine istanbulu feth etmek istediğini söyler...HACI BAYRAMI VELİ HZ.LERİ Bir müddet manevi alemleri seyredecek,gözlerini açıp "Sultanım, fetih şu bizim köseyle (AKŞEMSEDDİN HZ.), sizin Mehmed'e nasip olur, Ne siz nede biz o günü göremeyecez!..." der...
...FATİH SULTAN MEHMED TAHTTADIR...
Devamını oku...
Şu anda 52 konuk çevrimiçi

MÜLTECİ CANLAR
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 26 Ocak 2015 06:46

İhtiraslar uğruna yiten hayatlar.

altHer canlı bu dünyaya Yaratan’ın izniyle geliyor ve her yaratılan yaşamayı, insani ölçülerde saygı gösterilmeyi hak ediyor. İnsan olarak yaratılanlar arasında bazıları var ki, “bu dünya çok güzelmiş, benim olmalı” havasına, hevesine kapılıyor ve benliğini tatmin içinde bencilce davranıp ele geçirme çareleri arıyor. Kafatasını bu uğurda hilelere yoruyor. Kendi başaramayınca, kendi gibi olanları araştırıp buluyor. Şeytani sıfatlarını birleştirip türlü planlar kuruyor. İşte bu planlar neticesinde kötü fikirler güçleniyor, güçlerin birleşmesi istenileni kolay elde ediyor. Bu güçte duygulara yer olmadığından, tamamen hırsa bürünmüş ve sahiplenmeye odaklı olduğundan, acımasızlık ön safta tutuluyor. Dolayısıyla zalimlik hâkimiyet kuruyor. Dünya yönetiminde söz sahibi olunuyor. Kötülük güçlenince ve yönetimlerin başına geçince; başkalarının yaşam hakları, yerleşke alanları, yemeleri, içmeleri hiçe sayılıyor. Kendi menfaatleri ve gözlerini bürüyen hırs uğruna masum canlara kolayca kıyılıyor. İyi görünümlü nice kötüler bu düzenekte toplumları etkileyici maşa olarak kullanılıyor. İnsanları kandırıyor, insanlığı kaydırıyor. Masum canlar, işte böyle kötüler yüzünden mülteci canlar oluveriyor. Değersiz bir nesne gibi oradan oraya savruluyor. Ölenlere veda, kalanlara ülkelerinden, topraklarından elveda…

Devamını oku...
 
Sanal Sunumlar
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 26 Ocak 2015 06:18

altOnu alma bunu al, kazan kazan çokça harca… Yetmişli yıllardan sonra hayatımıza giren küreselleşen dünya masalı, adına kültürel etkinlik deniyor. Hakikatte sanal sunum, sanal yaşam. Benliğinle hissetmeden, beynine dışarıdan verilenle hislenme rolü yapmak gibi… tüket, kazansınlar. Harca, tüken.

Dünyada görünmeyen, ama varlığı bilinen nice değerlerin, güzelliklerin beden ve ruh yorgunluğuyla farkına nasıl varacaksın? Yaşam çalışma yolunda yoğun geçiyor. Çalışmayla kazandığın harcamaya yetmiyor. Oysa sanal sunumla şartlandırılmışsın, harcaman gerekiyor. Sanal âlem seni zihin altına girerek buna zorluyor. Üreticilerin, ürettiklerini tüketiciye iletmek, ürettiklerini değerince satmak ve sürekli kılmak adına araç için devrelerine aldığı reklam sektörü gelişip büyüdükçe, üreten ve üretileni pazarlayanda iyice hırslandı. Hırs da hız limitini çoktan aştı. Para uğruna önüne ne getirilirse pazarlama adına insanlara kakalıyor. Biz onların bize ne verdikleriyle değil, albenili sunumuyla, gözümüze serdikleri parlaklıkla ilgiliyiz. Ne doğru ne yanlış bilmemekteyiz.

Tüketim kültürümüz arttıkça sağlıklı diye nitelendireceğimiz insan sayısı giderek azalıyor.  Güzele ve iyisine diye gözümüze dayatılan, bilinç altımıza yutturulan, her reklamı yapılana kazandığımızı harcıyoruz. Teknoloji ortamında hazırlanmış, parayla ne istenirse konuşturulmuş ajans elemanlarının capcanlı, bol hareketli, neşeli ve renkli sunumlarıyla yaptıkları reklamlardan etkilenip aldıklarımız iyi şeylerde; o halde ne diye bezginiz, mutsuzuz ve hastayız? Hastaneler, eczaneler niye kalabalık? Çünkü bize sunulan iyi sandığımız her şey kötü… Zira iyisi satılsa iyiyi atmazsın, uzun süre kullanırsın. Kötü iyi diye satılacak ki, kısa sürede onu tüketip, yerine yenisini alasın.

Burada kapitalizmin çarkı dönüyor. İnsanları sanal robotlar gören, sanal hizmete ağırlık veren, reklam sektörüyle çarkını döndüren şeytani bir düzenek… Dişlileri arasına sıkışan, ölene kadar para peşinde koşturmaca halinde olacak. Ve öyleyken çabaları yetmeyecek çoğunlukla borçlanacak. Zira banka sektörüde canlı tutulacak. Şeytanlar faizle şahlanacak. Size ve sevdiklerinize borcunu ödemek için hep didinmece sıkıntılı bir hayat yaşatacak. 

Devamını oku...
 
BİZ BOZULMUŞUZ
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 25 Ocak 2015 18:06

altGüllerden güzel kokulu peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her zaman yardımlaşmamız konusunda örnek olmuşlar ve en büyük iyiliklerden birinin bir yoksulu doyurmak olduğunu buyurmuşlar. Osmanlı ecdadımız döneminde de (şanlı ecdadım türlü hilelerle alt edilene kadar) hadislerin ışığında, peygamberimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetleri yerine getirilerek, Allah’ın buyruğuna uyarak, günlük hayatlarına uygulayarak yaşamaya gayret edilmiş. Ama sonrasında edebimize kadar elimizde ne değer varsa gavur grubu hepsini almışlar. Sahiplenmişler, şimdi iyiliği bize örnek gösterir olmuşlar.

Bir zamanlar bizim diyarımızda kıyıda köşede sadaka taşları mevcutmuş. Varlık sahipleri paylarına düşen nimetten bir kısmını buralara bırakırlarmış. Paradır, giysidir iyi olan ne varsa gönlünden kopuğu kadarını taşların üzerine gizliden koyar giderlermiş.  İhtiyaç sahibi de gider ihtiyacı kadar olan ne ise giysidir, paradır alır, kalanını başka ihtiyaç sahipleri için bırakırmış. Şimdinin gavur ellerinde sadaka taşı olmasa da gavurun kadınları ellerinde ördükleri atkıları bereleri caddenin iki yanında yol boyunca uzanıp giden ağaç dallarına asıyorlar, dışarıda olup soğuktan üşüyen yoksullar bunlardan ihtiyacı kadarını alıp sarınıyor. Diğerlerini başka ihtiyaç sahiplerine bırakıyormuş. Kimden almışlar bu fikri dersiniz, yarın birgün bir kanaldan sunucunun biri sizi yanıltırsa kanmayın diye söylüyorum. Müslümanlığı harfiyen titizlikle yaşayan ceddimizden almışlar. Bizi tüketip bizdekini emmiş başlarına koymuşlar. Şimdi bir düşünelim derim. “Ne idik ne olduk”  üzülmeyelim mi, ağlanacak halimize omuz silkerek gülüp geçelim mi? Bilemedim… Artık kim ne hissederse vicdanı ölçüsünde onu yapsın…

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 289
 

Turkish Arabic English