Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

 

 
"O HALDE ANIN BENİ, ANAYIM SİZİ VE ŞÜKREDİN DE BANA NANKÖRLÜK ETMEYİN"
 
 BAKARÂ SÛRESİ 152 NCİ AYET
 
 1. Beni taatim ile, yani bana itaat ederek-boyun eğerek zikrediniz, ben de sizi rahmetim ile zikredeyim.
 2. Beni dua ile zikrediniz, ben de duanıza karşılık verip iyilik yaparak zikredeyim.
 3. Beni övgü ve itaat ile zikrediniz, ben de sizi övgü ve nimet ile zikredeyim.
 4. Beni dünyada anınız, ben de sizi âhirette anayım-hatırlayayım.
 5. Beni yalnızken anın, ben de sizi çöllerde hatırlayayım.
 6. Beni rahat zamanınızda anınız, ben de sizi belâ ve musibet zamanınızda anayım.
 7. Beni itaatinizle zikrediniz, ben de sizi yardımımla zikredeyim.
 8. Beni, benim yolumda gayret ederek anınız, be de sizi hidayetimle anayım.
 9. Beni doğruluk ve içtenlikle anınız, ben de sizi kurtuluş ve daha çok özel nimetler vererek anayım.
 10.Beni başlangıçta Rab oluşumla anınız, ben de sizi sonuçta rahmet ve kulum oluşunuzla anayım.
 
 Netice olarak, kulluğun başlangıcı zikir, sonu şükürdür....
 
 "ONLARIN DUALARININ SONU, 'ELHAMDÜLİLLAHİ RABBİL ÂLEMÎN'DİR"
 
 YÛNUS SÛRESİ 10 NCU AYET
Devamını oku...
Şu anda 47 konuk çevrimiçi

Moda Maddiyatçıdır
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Mart 2015 00:48

MODA: ENE YE, EGOYA FİTNE SALAN,

HER AN ADINI VE ŞEKLİNİ DEĞİŞTİREN,

DOYMAK BİLMEZ BENCİL BİR SEKTÖRDÜR.

alt

HER DERDE BİR DEVA BULUNUR, LAKİN AHLAKSIZLIK İLLETİNİ İYİ EDECEK BİR İLAÇ YOKTUR. Hz. Ali (r.a)

Moda’nın gıdası, şehvet tohumlarındandır. Takvanın nuru, göklerin sofrasındandır. Gıdasını ters tutanın ordusu iblisin fermanındadır... Moda; ene ye, egoya fitne salan, her an adını ve şeklini değiştiren, bencil bir sektördür. İnsanların egolarından, beğenilme arzularından beslenerek dev bir sektör haline dönüşmüş olan moda, tam anlamıyla şeytanın hizmet alanına doğru yürür. Şeytanın hizmetkârlarından olan bu ad, ad kavminden geri kalmayacak şekilde bu uğurda yapabileceklerinden, akla hayale getirmemişin zor olacağı projelerden bahseder durur. Hatta yeni fitnecileri teşvik için tasarım yarışmaları, adı altında ödüller hazırlar. Ajaslar, bu alandan beslenen kurum ve kuruluşlar ne yazık ki, doyumsuzdur. Hep daha fazlasını isterler, daha fazlasını elde etmek içinde insanlara ihtiyaçları vardır; insanlar tüketecekler ki onlar fitneden şan ve para kazanabilsinler… Daha çok, daha misliyle nemalansın, daha fazla beslenip egosu şişsin… Nerede yol yol olan göklerin gıdası nerede bu? Moda öyle bir saçmalık ki, misal birisi hastalık dolayısıyla çamur yemeyi sevse; çamuru, kendisine gıda sanır ve çevresindekilere de bu gıdanın yararlarını sayar döker. Kulaktan duyumlardan çok ekranlar bu konuda parayla yalanı bile doğru gibi pazarlarlar ve kikirik bir sunucuyla inancı zayıf çoğunluğu buna inandırırlar. Böylece çamur, baş ve tercih edilen bir gıda olarak önce gündemdeki, sonra raflardaki, daha sonra da tez elden sofralardaki yerini alır. Dahası insanlar birbirlerine “en çok çamuru biz alıyoruz, bizim evde çamurun alası var, çok para verdik, ama en çamurunu aldık” laflarından büyüyen Pazar, sektör haline dönüşür ve daha büyümesi, daha fazla gelir sağlaması için yine insanlara bu uğurda telkinler, reklam denilen yayınlar yapılır durur. Artık insanlar asıl gıdasını unutmuş hastalık dolu bir sapağa doğru yönelmiştir ve alıştığı gıdalara Allah’ın ikramı nice nimetlere yüz çevirmiştir. İşte moda denilen şey kısaca bahisle böyle bir fitne… 

Devamını oku...
 
Üzgünüm!
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 04 Mart 2015 00:01

NE VAR, NE YOK?

altNe çok, ne yok? Kalabalıklarımız var, tenhalıklarımız yok. İşlerimiz var, düşlerimiz yok. Şikayetlerimiz var, memnuniyetlerimiz yok. Lisanımız var, meramımız yok. Mantığımız var, irfanımız yok. Sloganlarımız var, fikirlerimiz yok. Hamasetimiz var, ferasetimiz yok. Hesaplarımız var, muhasebemiz yok. Hükümlerimiz var, muhakememiz yok. Kuşkularımız var, tevekkülümüz yok. Acelemiz var, sabrımız yok. Teorilerimiz var, pratiklerimiz yok. İmanımız var, amelimiz yok. Namazımız var, huşumuz yok. Niyazımız var, şükrümüz yok. Acıkmamız var, doymamız yok. Günahımız var, tövbemiz yok. Bilgimiz var, ilmimiz yok. Kelimelerimiz var, hikmetimiz yok. Sedamız var, sükutumuz yok. İlgimiz var, muhabbetimiz yok. İlişkilerimiz var, aşklarımız yok. Heveslerimiz var, sevdamız yok. Hedefimiz var, azmimiz yok. Merakımız var, gayretimiz yok. Paramız var, bereketi yok. Niceliğimiz var, niteliğimiz yok. Alışkanlığımız var, çalışkanlığımız yok. Modalarımız var, geleneğimiz yok. Yolumuz var, menzilimiz yok. Araçlarımız var, amacımız yok. İhmallerimiz var, tedbirimiz yok. Mazeretimiz var, maharetimiz yok. Oyuncaklarımız var, oyunumuz yok. Şehirlerimiz var, medeniyetimiz yok. Binalarımız var, mimarımız yok. Konforumuz var, huzurumuz yok. Teknolojimiz var, rahatlığımız yok. İdeallerimiz var, mecalimiz yok.

Devamını oku...
 
Akıl Sırra Ermiyor
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Mart 2015 16:20

TEKNOLOJİ İLERLEDİKÇE İNSAN GERİLİYOR.

CAHİLİYE DÖNEMİNE HIZLA GERİ GİDİYOR.

BU SIRRA AKIL ERDİRİLEMİYOR.

altDÖVÜLSENİZ, YUMRUKLA MORARTILSANIZ DÖVÜNÜRSÜNÜZ.

Cahiliye devrinde yaparlarmış, insanlar birbirlerini tanımak yahut kaybetmemek için kaşlarına, burunlarına halka takarlar, oaralarına buralarına, şuralarına dövme yaparlarmış. Şimdi moda diye yaptırıyorlar güya, rabbim nur gibi yaratmış, lakin ruhumuza nefs diye bir şey katmış; dolayısıyla nefis var bulduğuyla yetinmiyor, yeniliklerle sözde gönlünü eyliyor. Emin olun bu şekil yaratılmış olsalar, kazıtmak için ömürlerince uğraşırlardı ve var güçleriyle paraları o doğrultuda kazanır ve harcarlardı.

İnsanlar bunalıyor mu? bolluğa eriştikçe ruhunu açlığa mahkûm ediyor. Bu birazda sorunlu yetişen insanların yetişkinliklerindeki aşağılık duygusuyla alakalı bir şey. Kendini yetersiz görenler, sağına soluna dövme yaptırarak belki kendilerinin kaale alınacağını düşünüyorlar. 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 294
 

Turkish Arabic English