Ayfer Aytaç

Kur'an Öğren

HEPİMİZ AYNI İSTİKAMETİN YOLCUSUYUZ.
HEPİMİZ YOLCUYUZ BU DÜNYADA.

GELEN GEÇER, KONAN GÖÇER.

22 yıl öncesi bu ülkede ülkücülerin başbuğu diye bilinen asker, siyasetçi sert bakışlı bir adam yaşardı. 70'li yıllar gençliği onun kurdu olmak için can atarlardı. Hayatını benimsediği davasına adayan idealist bir liderdi. Yolundan asla dönmedi. Soyadının anlamına uygun yaşadı, günü doldu, nefesi tükendi hakikat alemine göçtü.

Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu olan Alparslan Türkeş’in ebediyete intikalinin 22. yılıdır bugün.  Kendisini saygıyla anıyor, Allah'tan rahmet diliyorum.

Alparslan Türkeş bizim şehrin damadıydı. Hem bundan dolayı, hem de mertliğinden ötürü şehrimin insanlarınca çok sevilirdi. Asker emeklisi olmasından dolayı biraz otoriterdi. Sert ifadesinin altında nezaketli saygılı bir kişiliği vardı. Yaşamı sürecinde çok çileler çekmiş, asla ideallerinden vazgeçmemiş, doğruluktan döneklik etmemiş biriydi. Eski ülkücülerin lideriydi. Kurtların reisiydi. Başbuğ olmak öyle kolay değildi. Geriden gelenlere her bakımdan örnek olmak gerekirdi.
Kendisiyle gazetecilik mesleğimde yeni olduğum dönemlerde tanışmışlığım, uzunca bir zaman görüşmüşlüğüm oldu. Her defasında onca meraklı sorularıma rağmen verdiği cevaplarda bir kez bile sesinin tonunu değiştirmedi. Beni kendi safına çekmek için dil  dökmedi. Parti tutmayışımı, halk taraflı oluşumu takdir ederdi. Ardından dualarla yad edilecek bir liderdi.
Ben şu, bu partili değilim. MHP'li hiç değilim. Ancak şimdinin MHP'li bilinenlerine Alparslan Türkeş’in iyi öğretilmesini dilerim. Zira kurt oluşuyla övünen bazıları karşıt gördüğüne hakarete varan sert ifadelerle, saldırmaya başlıyorlar.
Böylelerine şunu söylemek isterim. Bir kere MHP’nin açılımı Milliyetçi Hareket partisi demektir. Yani “Milleti kucaklayan, vatanını milletini seven, milletle birlikte hareket eden, millet için var olan” anlamı taşır. Milletin bazı insanı başkasına sevdalanmış, diye dışlamaz. Onu kendine kazandırmak için olumlu yaklaşımlarda bulunur. Sevgi emek sarf edilerek elde edilir. Zorbalık iticiliktir, kazanım istemlerini daha çok zorlaştırır.
Devamını oku...
Şu anda 694 konuk çevrimiçi

Geçmişler Olsun
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 25 Ocak 2020 12:36
BAŞIN SAĞOLSUN GÜZEL ÜLKEM, MİLLETİM.
 
 altElazığ ve Malatya"da 6,8 şiddetinde vuku bulan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet  yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Yüce Allah tekrarından korusun, her türlü afetten her canı muhafaza buyursun. Çok üzgünüz ama gidenleri geri getiremiyoruz. Güzel ülkeme ve milletime geçmişler olsun... Deprem bölgesinde canla başla kurtarma çalışmalarına katılan tüm ekiplerden Allah razı olsun, çabalarına kolaylıklar versin. Dilerim daha fazla can kaybı olmaz. İnsanlar tedirgin olmadan evlerine girerler, huzur bulurlar. Soğuktan, açlıktan korunurlar.
Deprem vesilesiyle dünyadan kopmak çok acı. Taş yığınlarının altında kalmak, inlemek, sesini duyuramamak, soğuktan titremek, kıpırdayamamak çok vahim bir durum. Hayatının molazlar arasında sıkışarak sonlanması kimsenin arzu etmediği bir hal, ne var ki ecelin nerede ne şekil sonlanacağına dair hiç birimizin bir bilgisi yok. Yarını, hatta an sonralarının neler getireceğini hiç bir insan bilemez. Her ne kadar bilim adamları yıllardır deprem değil, çürük binalar öldürüyor, diyerek insanları uyarmaya çabalasalarda; ölüm Allah'ın emridir, vadesi dolan bir bahaneyle bu dünyadan göçecektir. 
Velakin şöyle de bir gerçek vardır, tedbir kuldan, takdir Allah'tandır. Deveni sağlam kazığa bağla, sonra Allah'a tevekkül et denilmiştir. Kulun istidatı (yapabilme gücü), kulun işlediği işle beraberdir. Japon milleti sıklıkla depremle sınanır, lakin sınav sorularına iyi çalışmışlardır. Sıklıkla karşılaştıkları 8- 9 şiddetinde depremler bile Japonya'da kayıplara yol açmaz. (Japonların dinleri binalarımız gibi, binaları dinimiz gibi.) Ne varki  onların ağır hayat soruları da tusunamiyle gelmektedir. Japonlar henüz denizden gelen felakete karşı insan müdehalesinde yetersiz kalmaktadır. 
Bizim ülkemizde çürük yapılar çok fazla, "yapalım çok katlı binaları satalım, inşaattan anlamaz vatandaştan paraları kapalım" zihniyetinde olan adamlar dolu dört bir yanımız... Atımızı sağlam kazığa bağlama alışkanlığımız bulunmuyor ne yazık ki; ülkemiz deprem kuşağında, olabilecek depremlerin vereceği zararları asgariye indirecek projeler üzerinde kafa yormak gerekmez mi? Deprem olunca ah, tuh deriz, bir kaç gün sonra hiç bir şey olmamış gibi bugün olanları unuturuz, hep böyle olmuştur. Fakat böyle olmamalıdır. Beklenmedik olaylara karşı pek çok önlem alınmalıdır. Sonradan hayıflanmanın, dövünmenin bir faydası yoktur. Deprem büyük bir felakettir. Bir anda canlar, mallar yitebiliyor, aileler birbirlerinden kopabiliyor Allah muhafaza etsin.
Allah'ım her türlü âfet ve belâdan, gece ve gündüz gelecek musibetlerden, herkesleri korusun inşallah. Âmin... 
Devamını oku...
 
Hayat Anlık
Ayfer AYTAÇ tarafından yazıldı.   
Perşembe, 16 Ocak 2020 06:07

altHAKKANİYET YOLUNDA BİLDİĞİN HAKİKATİ SÖYLEMEK BÜYÜK SEVAPTIR. AHİRETİMİZ İÇİN KÂRLI KAZANÇTIR...

Yaşarken öleceğini bilen tek varlıktır insan; buna rağmen kalp kırar, gönül yıkar, kötülük yapar, arkadan konuşur, kuyu kazar, sinsilik yapar. Üstelik hiç kendisi ölmeyecekmiş gibi, hem de kendisi sınav salonunda değilmiş gibi, yarınlara yönelik mükemmellik garantisi varmış gibi bugünlerini umursamadan yaşar.

Hayatımız hakikatte bir anlık. Hatta iki kirpiğimiz arasında hayat açıldığında varsın, kapandığında yoksun. Zira hiç birimiz bir an sonramızı, gözümüzü kapayıp açtığımızın sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Bir an sonra ölebiliriz, bir an sonra Allah korusun sakat kalabiliriz, bir an sonra suçlu olabiliriz, bir an sonrası bir suçlunun mağduru olabiliriz. Bir an sonra hafızamızı yitirebilir, düne ait her şeyi unutabiliriz. An sonrası zengin yada fukara olabiliriz. Velhasıl bir an sonramızı bile bilmediğimiz bir hayat için ne fesatlıklar yapabiliyoruz. Bizimle dünyaya gelmemiş ve bizimle dünyadan gitmeyecek olan kaygılarımız için ne çok telaşlanıyoruz. O yüzden ilim sahibi büyük alimler "Hayat bir andır, o da şu andır" demişlerdir. Düşününce ne demek istediklerini idrak edebiliyoruz. Önemli olan içinde bulunduğumuz an, nefes aldığımız o an iyiye, güzele dair ne yapabiliyorsak, kaznçlı çıkacağımız kesin.

Yarını bilmiyoruz, yarına çıkarmıyız, yarınımız varsa ne yaşarız, önceden hiç birimiz haberdar değiliz. Bilsek zaten bir an sonramızı ona göre alırız tedbirlerimizi... Bu adil olmazdı zaten, sınav sonuçlarını evvelden almak gibi. Oysa hayatımız sınav üzerine kurulu. Bazen fırtınalara, bazen güneşe maruz kalacağız ki, her iki şartta da alacağımız tavırla sınav sorularını cevaplamaya çalışacağız. Sınav sorularımız ve vereceğimiz cevaplarda anlarda gizli... yanlış cevabın telafisi zor, çünkü maalesef geriye dönüşümüz olmuyor. Günlerimiz süresince bolca gönül alalım; kimseyi kırmayalı, kırılmayalım. Yalan dünya uğruna insanlarla uğraşmayalım, kimselere darılmayalım.

Dünle beraber gitti cancağızım. Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım." Hz.Mevlâna bu sözüyle düne takılmamamız gerektiğini vurgalamıyor mu, içinde bulunduğumuz anın önemine değinmiyor mu?

Devamını oku...
 
Tiryaki Sözleri (4. Kısım)
Târık İLERİ tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 11 Ocak 2020 19:48

Mide için lokma ne ise, dimağ için de fikir odur; hepsi beslemez, bir kısmı sıhhate dokunur ve bazıları da zehirler.

DİMAĞ: (ﺩﻣﺎﻍi. (Ar. dimāġ)
1. Beyin: Bu öyle bir ziyâ ki yakmıyor, gözleri almıyor, dimâğı yormuyor (Refik H. Karay).
2. Şuur, bilinç, akıl: Hal ve târih birbirine karışarak hezeyan hâlinde dimâğına hücum ediyor (Ömer Seyfeddin).

 

Devamını oku...
 
«BaşlangıçÖnceki12345678910SonrakiSon»

Sayfa 1 / 114
 
Turkish Arabic English

Ayfer AYTAÇ
Ayfer AYTAÇ
Târık İLERİ
Târık İLERİ
Aytaç İLERİ
Aytaç İLERİ
Volkan İLERİ
Volkan İLERİ
Furkan İLERİ
Furkan İLERİ